بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 99 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 15
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الر ۚ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُبِينٍ

Elif lam ra tilke ayatul kitabi ve kur'anin mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Elif, Lam, Ra, bu işte kitabın ve bir Kur'anı mübinin ayetleri.

Süleyman Ateş

Elif lam ra. Şunlar Kitabın ve apaçık Kur'an'ın ayetleridir.

2 Ayet

رُبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِمِينَ

Rubema yeveddullezine keferu lev kanu muslimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir zeman olur küfredenler arzu çekerler ki müsliman olsa idiler

Süleyman Ateş

Bir zaman gelir ki nankörlük edenler, "Keşke müslüman olsaydılar" diye arzu ederler.

3 Ayet

ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Zerhum ye'kulu ve yetemetteu ve yulhihimul emelu fe sevfe ya'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bırak onları yesinler içsinler, zevketsinler, emel, kendilerini eğliye dursun, sonra bilecekler

Süleyman Ateş

Bırak onlar yesinler, eğlensinler; arzu onları oyalasın. Yakında (yaptıklarının kötü sonucunu) bileceklerdir.

4 Ayet

وَمَا أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَعْلُومٌ

Ve ma ehlekna min karyetin illa ve leha kitabun ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz hiç bir memleketi her halde ma'lum bir yazısı olmaksızın helak etmedik

Süleyman Ateş

Biz hiçbir kenti yok etmedik ki, onun mutlaka bilinen bir yazısı olmasın (helak ettiğimiz her ülkenin yazılmış, tesbit edilmiş bir süresi vardır. O süre dolunca onları yok etmişizdir).

5 Ayet

مَا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ

Ma tesbiku min ummetin eceleha ve ma yeste'hırun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç bir ümmet ecelini ne sebkeder ne de geriletebilirler

Süleyman Ateş

Hiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helak olur).

6 Ayet

وَقَالُوا يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ

Ve kalu ya eyyuhellezi nuzzile aleyhiz zikru inneke le mecnun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de ey o kendisine zikr indirilmiş olan, dediler: mutlaka sen mecnunsun!

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilmiş olan, sen mutlaka cinlenmişsin!"

7 Ayet

لَوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلَائِكَةِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

Lev ma te'tina bil melaiketi in kunte minas sadıkin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Getirsena o Melaikeyi sadıklardan isen!

Süleyman Ateş

Eğer doğrulardansan, bize melekleri getirsene!

8 Ayet

مَا نُنَزِّلُ الْمَلَائِكَةَ إِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُوا إِذًا مُنْظَرِينَ

Ma nunezzilul melaikete illa bil hakkı ve ma kanu izen munzarin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o Melaikeyi ancak hakkile indiririz ve o vakıt onlara göz açtırılmaz

Süleyman Ateş

Biz, melekleri ancak hak ile (hikmet gereğince) indiririz, o zaman da kendilerine asla göz açtırılmaz, (derhal işleri bitirilir, mahvolup giderler).

9 Ayet

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ

İnna nahnu nezzelnez zikre ve inna lehu le hafizun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şüphe yok o zikri biz indirdik biz, her halde biz onu muhafaza da edeceğiz

Süleyman Ateş

O Zikri (Kitap)ı biz indirdik biz; ve O'nun koruyucusu da elbette biziz!

10 Ayet

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الْأَوَّلِينَ

Ve le kad erselna min kablike fi şiyaıl evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için senden önce evvelkilerin şiaları içinde de Resuller gönderdik

Süleyman Ateş

Andolsun, senden önceki milletlerin kolları içine de elçiler gönderdik.

11 Ayet

وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ

Ve ma ye'tihim min resulin illa kanu bihi yestehziun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar

Süleyman Ateş

Onlara hiçbir elçi gelmezdi ki, onunla alay etmesinler.

12 Ayet

كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ

Kezalike neslukuhu fi kulubil mucrimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ona mücrimlerin kalblerinde böyle bir süluk veririz

Süleyman Ateş

İşte biz o(Tanrı Zikri)ni suçluların kalblerine böyle sokarız.

13 Ayet

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْأَوَّلِينَ

La yu'minune bihi ve kad halet sunnetul evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ona iyman etmezler, halbuki önlerinde evvelkilerin sünneti geçmiştir

Süleyman Ateş

Kendilerinden öncekilerin sünneti (inkarcıların mahvedileceği yasası) geçtiği halde yine de ona inanmazlar.

14 Ayet

وَلَوْ فَتَحْنَا عَلَيْهِمْ بَابًا مِنَ السَّمَاءِ فَظَلُّوا فِيهِ يَعْرُجُونَ

Ve lev fetahna aleyhim baben mines semai fe zallu fihi ya'rucun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

(14-15) Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada uruc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz.

Süleyman Ateş

Onlara gökten bir kapı açsak da oraya çıkacak olsalardı:

15 Ayet

لَقَالُوا إِنَّمَا سُكِّرَتْ أَبْصَارُنَا بَلْ نَحْنُ قَوْمٌ مَسْحُورُونَ

Le kalu innema sukkiret ebsaruna bel nahnu kavmun meshurun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

(14-15) Üzerlerine Semadan bir kapı açsak da orada uruc ediyor olsalar, diyeceklerdi ki her halde gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyüye tutulmuş bir kavmiz.

Süleyman Ateş

Herhalde gözlerimiz döndürüldü, biz büyülenmiş bir topluluğuz, derlerdi.

16 Ayet

وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِي السَّمَاءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ

Ve le kad cealna fis semai burucen ve zeyyennaha lin nazırin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için biz Semada burclar yaptık ve onu ehli nazar için tezyin eyledik

Süleyman Ateş

Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik.

17 Ayet

وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ

Ve hafıznaha min kulli şeytanin recim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem onu her "şeytanirracim" den hıfz ettik.

Süleyman Ateş

Ve onu, her recim (taşlanmış, kovulmuş uydurma sözler atan) şeytandan koruduk.

18 Ayet

إِلَّا مَنِ اسْتَرَقَ السَّمْعَ فَأَتْبَعَهُ شِهَابٌ مُبِينٌ

İlla menisterakas sem'a fe etbeahu şihabun mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak kulak hırsızlığı eden olur, onu da parlak bir şihab ta'kıb etmektedir

Süleyman Ateş

Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ışın kovalar.

19 Ayet

وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ شَيْءٍ مَوْزُونٍ

Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli şey'in mevzun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arzı meddettik ve ona ağır baskılar bıraktık ve onda mevzun her şeyden bitirdik,

Süleyman Ateş

Arzı da yaydık, oraya sağlam dağlar attık ve orada ölçülü mütenasib şeyler bitirdik.

20 Ayet

وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَايِشَ وَمَنْ لَسْتُمْ لَهُ بِرَازِقِينَ

Ve cealna lekum fiha meayişe ve men lestum lehu bi razıkin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

hem sizin için, hem sizin razikı olmadığınız kimseler için onda geçimlikler husule getirdik

Süleyman Ateş

Orada sizin için ve (beslediğinizi sandığınız, fakat aslında) sizin beslemediğiniz kimseler için geçimlikler var ettik.

21 Ayet

وَإِنْ مِنْ شَيْءٍ إِلَّا عِنْدَنَا خَزَائِنُهُ وَمَا نُنَزِّلُهُ إِلَّا بِقَدَرٍ مَعْلُومٍ

Ve in min şey'in illa indena hazainuhu ve ma nunezziluhu illa bi kaderin ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiç bir şey yoktur ki bizim yanımızda hazineleri olmasın, fakat biz, onu ancak ma'lüm bir mıkdar ile indiririz

Süleyman Ateş

Hiçbir şey yoktur ki onun hazineleri, bizim yanımızda olmasın, ama biz onu, bilinen bir miktar ile indiririz.

22 Ayet

وَأَرْسَلْنَا الرِّيَاحَ لَوَاقِحَ فَأَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَا أَنْتُمْ لَهُ بِخَازِنِينَ

Ve erselner riyaha levakıha fe enzelna mines semai maen fe eskaynakumuh, ve ma entum lehu bi hazinin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de aşılayıcı rüzgarlar gönderdik de Semadan bir kadrile bir su indirip sizi onunla suvardık, onu hazinelerde tutan siz değilsiniz

Süleyman Ateş

Rüzgarları, aşılayıcı olarak gönderdik de gökten su indirdik, böylece sizi suladık. Onu depolayan siz değilsiniz.

23 Ayet

وَإِنَّا لَنَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَنَحْنُ الْوَارِثُونَ

Ve inna le nahnu nuhyi ve numitu ve nahnul varisun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde biz, mutlak hem bir hayat veririz hem öldürürüz, hepsine varis de biziz

Süleyman Ateş

Biziz, elbette biz ki, yaşatır, öldürürüz; gerçek varis olan da biziz (her faninin mülkü bize geçer. Ölmeyen, daima kalan yalnız biziz).

24 Ayet

وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَقْدِمِينَ مِنْكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا الْمُسْتَأْخِرِينَ

Ve le kad alimnel mustakdimine minkum ve le kad alimnel muste'hırin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun ki içinizden öne geçmek istiyenler de ma'lumumuz, geri kalmak istiyenler de ma'lumumuz

Süleyman Ateş

Andolsun, sizden önce geçenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik.

25 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحْشُرُهُمْ ۚ إِنَّهُ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

Ve inne rabbeke huve yahşuruhum, innehu hakimun alim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hakıkat rabbın o, onları hep haşredecek, hakıkat o, hakimdir, alimdir

Süleyman Ateş

Gerçekten onları toplayacak olan, Rabbindir. O hükümdardır bilendir.

26 Ayet

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ

Ve le kad halaknel insane min salsalin min hamein mesnun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakika biz insanı bir "salsal" den, mesnun bir balçıktan yarattık

Süleyman Ateş

Andolsun biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.

27 Ayet

وَالْجَانَّ خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ مِنْ نَارِ السَّمُومِ

Vel canne halaknahu min kablu min naris semum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cann, onu da bundan evvel "narissemum"dan yaratmıştık

Süleyman Ateş

Cinne gelince onu da (insandan) daha önce, (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık.

28 Ayet

وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلَائِكَةِ إِنِّي خَالِقٌ بَشَرًا مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ

Ve iz kale rabbuke lil melaiketi inni halikun beşeren min salsalin min hamein mesnun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve düşün o vaktı ki Rabbın Melaikeye: ben, demişti: salsalden, mesnun bir balçıktan bir beşer halkedeceğim.

Süleyman Ateş

Bir zaman Rabbin meleklere demişti ki: "Ben kupkuru çamurdan, değişken balçıktan bir insan yaratacağım!"

29 Ayet

فَإِذَا سَوَّيْتُهُ وَنَفَخْتُ فِيهِ مِنْ رُوحِي فَقَعُوا لَهُ سَاجِدِينَ

Fe iza sevveytuhu ve nefahtu fihi min ruhi fekau lehu sacidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Binaenaleyh onu tesviye ettiğim ve içine ruhumdan nefheylediğim vakıt derhal onun için secdeye kapanın

Süleyman Ateş

Onu düzenle(yip insan şekline koydu)ğum ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!

30 Ayet

فَسَجَدَ الْمَلَائِكَةُ كُلُّهُمْ أَجْمَعُونَ

Fe secedel melaiketu kulluhum ecmaun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun üzerine Melaike, hepsi toptan secde ettiler

Süleyman Ateş

Meleklerin hepsi topluca secde ettiler.

31 Ayet

إِلَّا إِبْلِيسَ أَبَىٰ أَنْ يَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

İlla iblis, eba en yekune meas sacidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.

Elmalılı Hamdi Yazır

ancak İblis secde edenlerle beraber olmaktan iba eyledi

Süleyman Ateş

Yalnız İblis, secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi.

32 Ayet

قَالَ يَا إِبْلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ

Kale ya iblisu ma leke ella tekune meas sacidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya İblis, dedi: sen neye secde edenlerle beraber olmadın?

Süleyman Ateş

(Allah): "Ey İblis, nen var ki, sen secde edenlerle beraber olmadın?" dedi.

33 Ayet

قَالَ لَمْ أَكُنْ لِأَسْجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقْتَهُ مِنْ صَلْصَالٍ مِنْ حَمَإٍ مَسْنُونٍ

Kale lem ekun li escude li beşerin halaktehu min salsalin min hamein mesnun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Benim, dedi: bir salsalden, bir mesnun balçıktan yarattığın bir beşere secde etmem kabil değildir

Süleyman Ateş

(İblis): "Ben bir çamurdan, değişken bir balçıktan yarattığın insana secde edemem!" dedi.

34 Ayet

قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ

Kale fahruc minha fe inneke recim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde, dedi: çık oradan çünkü sen racimsin

Süleyman Ateş

(Allah): "Öyleyse çık oradan (meleklerin içinden çık), dedi, çünkü sen kovuldun!"

35 Ayet

وَإِنَّ عَلَيْكَ اللَّعْنَةَ إِلَىٰ يَوْمِ الدِّينِ

Ve inne aleykel la'nete ila yevmid din.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bu la'net ceza gününe kadar üzerindedir

Süleyman Ateş

Ta ceza gününe kadar üzerine la'net edilecektir!

36 Ayet

قَالَ رَبِّ فَأَنْظِرْنِي إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Kale rabbi fe enzırni ila yevmi yub'asun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbım! dedi, öyle ise bana onların ba's olunacakları güne kadar mühlet ver

Süleyman Ateş

(İblis): "Rabbim, dedi bari tekrar dirilecekleri güne kadar beni(m canımı almayı) ertele!"

37 Ayet

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ

Kale fe inneke minel munzarin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

(37-38) Haydi dedi: sen vakti ma'lum gününe kadar mühlet verilenlerdensin

Süleyman Ateş

(Allah): "Haydi, dedi, sen ertelenmişlerdensin!"

38 Ayet

إِلَىٰ يَوْمِ الْوَقْتِ الْمَعْلُومِ

İla yevmil vaktil ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

(37-38) Haydi dedi: sen vakti ma'lum gününe kadar mühlet verilenlerdensin

Süleyman Ateş

O bilinen vaktin gününe kadar!

39 Ayet

قَالَ رَبِّ بِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي الْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

Kale rabbi bi ma agveyteni le uzeyyinenne lehum fil ardı ve le ugviyennehum ecmein.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbım, dedi: beni azdırmana kasem ederim ki her halde ben onlar için Arzda tezyinat yapacağım ve hepsini iğva edeceğim

Süleyman Ateş

(İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.

40 Ayet

إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصِينَ

İlla ıbadeke minhumul muhlasin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak içlerinden ıhlas verilen kulların müstesna

Süleyman Ateş

Ancak içlerinden kendilerine ihlas verilen kulların hariç. (Benim azdırmam, onları etkilemez.)

41 Ayet

قَالَ هَٰذَا صِرَاطٌ عَلَيَّ مُسْتَقِيمٌ

Kale haza sıratun aleyye mustekim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu, dedi: bir cadde "teahhüd ederim" dosdoğru

Süleyman Ateş

(Allah) buyurdu ki: "İşte bana varan doğru yol budur."

42 Ayet

إِنَّ عِبَادِي لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ إِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوِينَ

İnne ıbadi leyse leke aleyhim sultanun illa menittebeake minel gavin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkat o kullarım, senin onlar üzerine bir sultan yoktur, ancak azgınlardan sana uyanlar başka

Süleyman Ateş

Benim halis kullarıma karşı senin bir gücün yoktur. Ancak sana uyan azgınlar(ı azdırabilirsin).

43 Ayet

وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوْعِدُهُمْ أَجْمَعِينَ

Ve inne cehenneme le mev'ıduhum ecmain.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Elbet bunların da hepsinin mevıdleri şüphesiz Cehennem

Süleyman Ateş

Cehennem o (şeytana uya)nların hepsinin buluşma yeridir.

44 Ayet

لَهَا سَبْعَةُ أَبْوَابٍ لِكُلِّ بَابٍ مِنْهُمْ جُزْءٌ مَقْسُومٌ

Leha seb'atu ebvab, likulli babin minhum cuz'un maksum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun yedi kapısı vardır, her kapıya onlardan bir cüz'i maksum

Süleyman Ateş

Onun yedi kapısı vardır. Her kapıya, onlardan bir bölüm ayrılmıştır.

45 Ayet

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

İnnel muttekine fi cennatin ve uyun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Elbette müttekıyler, Cennetler, pınarlar içinde

Süleyman Ateş

(Şeytana uymaktan, küfür ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde, pınar başlarındadırlar.

46 Ayet

ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ آمِنِينَ

Udhuluha bi selamin aminin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Oraya güven içinde, esenlikle girin" denilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Girin onlara selametle emin emin

Süleyman Ateş

(Onlara): "Oraya esenlikle, güven içinde girin!" (denilir).

47 Ayet

وَنَزَعْنَا مَا فِي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ إِخْوَانًا عَلَىٰ سُرُرٍ مُتَقَابِلِينَ

Ve neza'na ma fi sudurihim min gıllin ıhvanen ala sururin mutekabilin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sinelerindeki kinleri soymuşuzdur da ıhvan olarak köşkler üzere karşı karşıya otururlar

Süleyman Ateş

Onların göğüslerindeki kini çıkarıp atmışızdır; (hepsi) kardeşler olarak divanlar üzerinde karşı karşıya oturur (sohbet eder)ler.

48 Ayet

لَا يَمَسُّهُمْ فِيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجِينَ

La yemessuhum fiha nasabun ve ma hum minha bi muhrecin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değildirler

Süleyman Ateş

Orada onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.

49 Ayet

۞ نَبِّئْ عِبَادِي أَنِّي أَنَا الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

Nebbi' ibadi enni enel gafurur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haber ver kullarıma ki hakıkat ben, benim öyle gafur, öyle rahim

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed), kullarıma haber ver: İşte ben öyle bağışlayan, öyle esirgeyenim.

50 Ayet

وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ الْعَذَابُ الْأَلِيمُ

Ve enne azabi huvel azabul elim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber azabım da azabı elim

Süleyman Ateş

Fakat benim azabım da çok acı bir azabdır.

51 Ayet

وَنَبِّئْهُمْ عَنْ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ

Ve nebbi'hum an dayfi ibrahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara İbrahim'in konuklarını da anlat:

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem onlara İbrahimin müsafirlerinden bahs et

Süleyman Ateş

Onlara İbrahim'in konuklarından haber ver;

52 Ayet

إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا قَالَ إِنَّا مِنْكُمْ وَجِلُونَ

İz dehalu aleyhi fe kalu selama, kale inna minkum vecilun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki yanına girdiler de, selam dediler, biz dedi: sizden cidden korkuyoruz

Süleyman Ateş

Onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. O da: "Biz sizden korkuyoruz." dedi.

53 Ayet

قَالُوا لَا تَوْجَلْ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ

Kalu la tevcel inna nubeşşiruke bi gulamin alim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Korkma, dediler: biz sana alim bir oğul tebşir ediyoruz

Süleyman Ateş

Korkma dediler, biz sana bilgin bir çocuk(un olacağını) müjdeleriz!

54 Ayet

قَالَ أَبَشَّرْتُمُونِي عَلَىٰ أَنْ مَسَّنِيَ الْكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

Kale e beşşertumuni ala en messeniyel kiberu fe bime tubeşşirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince:

Elmalılı Hamdi Yazır

Beni mi, dedi: tebşir ettiniz? Bana ihtiyarlık gelib çatmışken, artık beni ne suretle tebşir edersiniz?

Süleyman Ateş

Bana ihtiyarlık dokunduktan sonra mı beni müjdelediniz? Ne tuhaf bir şey ile müjdeliyorsunuz beni? dedi.

55 Ayet

قَالُوا بَشَّرْنَاكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُنْ مِنَ الْقَانِطِينَ

Kalu beşşernake bil hakkı fe la tekun minel kanıtin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Seni dediler: emri hakkile tebşir ettik, onun için ümidi kesenlerden olma

Süleyman Ateş

Sana gerçeği müjdeledik, umut kesenlerden olma! dediler. They said: We bring thee good tidings in truth. So be not thou of the despairing.

56 Ayet

قَالَ وَمَنْ يَقْنَطُ مِنْ رَحْمَةِ رَبِّهِ إِلَّا الضَّالُّونَ

Kale ve men yaknetu min rahmeti rabbihi illad dallun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbının rahmetinden, dedi: sapkınlardan başka kim ümidi keser?

Süleyman Ateş

Sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umut keser? dedi.

57 Ayet

قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ

Kale fe ma hatbukum eyyuhel murselun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey mürseller, dedi: bunu müteakıb me'muriyyetiniz nedir?

Süleyman Ateş

(İbrahim gelenlerin Hak elçileri melekler olduklarını anlayınca): "Ey elçiler, dedi, işiniz nedir?"

58 Ayet

قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَىٰ قَوْمٍ مُجْرِمِينَ

Kalu inna ursilna ila kavmin mucrimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberin olsun dediler: biz mücrim bir kavme gönderildik

Süleyman Ateş

Biz suç işleyen bir kavme gönderildik, dediler.

59 Ayet

إِلَّا آلَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمْ أَجْمَعِينَ

İlla ale lut, inna le muneccuhum ecma'in.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak ali Lut müstesna biz onların hepsini behemehal kurtaracağız

Süleyman Ateş

Yalnız Lut ailesi suçlu değildir. Biz onların hepsini kurtaracağız."

60 Ayet

إِلَّا امْرَأَتَهُ قَدَّرْنَا ۙ إِنَّهَا لَمِنَ الْغَابِرِينَ

İllemre'etehu kadderna inneha le minel gabirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak karısını takdir ettik o muhakkak kalacaklardandır

Süleyman Ateş

Ancak karısı hariç. Onun da (suçlularla beraber) kalanlardan olmasını uygun gördük.

61 Ayet

فَلَمَّا جَاءَ آلَ لُوطٍ الْمُرْسَلُونَ

Fe lemma cae ale lutınil murselun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine vakta ki ali Luta mürseller geldiler

Süleyman Ateş

Elçiler Lut ailesine geldiklerinde:

62 Ayet

قَالَ إِنَّكُمْ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ

Kale innekum kavmun munkerun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz, dedi: cidden ürkülecek bir kavmsiniz

Süleyman Ateş

(Lut): "Siz hiç tanınmamış kimselersiniz!" dedi.

63 Ayet

قَالُوا بَلْ جِئْنَاكَ بِمَا كَانُوا فِيهِ يَمْتَرُونَ

Kalu bel ci'nake bi ma kanu fihi yemterun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok dediler biz sana onların şekkedip durduklarını getirdik

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Doğrusu, biz onların, hakkında şüphe ettikleri((tanrı azabı)nı sana getirdik,"

64 Ayet

وَأَتَيْنَاكَ بِالْحَقِّ وَإِنَّا لَصَادِقُونَ

Ve eteynake bil hakkı ve inna le sadikun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sana emri hakkile geldik, emin ol biz sadıklarız

Süleyman Ateş

Sana gerçeği getirdik, biz elbette doğru söyleyenleriz!

65 Ayet

فَأَسْرِ بِأَهْلِكَ بِقِطْعٍ مِنَ اللَّيْلِ وَاتَّبِعْ أَدْبَارَهُمْ وَلَا يَلْتَفِتْ مِنْكُمْ أَحَدٌ وَامْضُوا حَيْثُ تُؤْمَرُونَ

Fe esri bi ehlike bi kıt'ın minel leyli vettebı' edbarehum ve la yeltefit minkum ehadun vamdu haysu tu'merun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hemen gecenin bir kısmında ehlini yürüt ve sen arkalarından git ve içinizden hiç bir kimse ardına bakmasın, emrolunduğunuz yere geçin gidin

Süleyman Ateş

Hemen gecenin bir parçasında aileni yürüt, sen de arkalarından git, içinizden hiç kimse ardına dönüp bakmasın. Emredildiğiniz yere gidin!

66 Ayet

وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَٰلِكَ الْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰؤُلَاءِ مَقْطُوعٌ مُصْبِحِينَ

Ve kadayna ileyhi zalikel emre enne dabire haulai maktuun musbihin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Böylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ona kat'i olarak şu emri vahyettik: sabaha çıkarlarken şunların arkaları kat'iyyen kesilecek

Süleyman Ateş

Ona: "Şunlar sabaha girerlerken arkaları kesilecektir!" buyruğunu bildirdik.

67 Ayet

وَجَاءَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ

Ve cae ehlul medineti yestebşirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şehir halkı, sevinerek geldiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şehir ahalisi de haber alıb keyf içinde gelmişlerdi

Süleyman Ateş

(Lut kavminin oturduğu Sodom) Kent(inin) halkı, (Lut'un genç konuklarını duyup) sevinerek geldiler.

68 Ayet

قَالَ إِنَّ هَٰؤُلَاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ

Kale inne haulai dayfi fe la tefdahun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amanın dedi onlar benim müsafirlerim, artık beni rüsvay etmeyin

Süleyman Ateş

(Lut onlara): "Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcubetmeyin!"

69 Ayet

وَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ

Vettekullahe ve la tuhzun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahtan korkun, beni utandırmayın

Süleyman Ateş

(Ne olur), Allah'tan korkun, beni rezil etmeyin!

70 Ayet

قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ

Kalu e ve lem nenheke anil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Seni dediler, alemden nehyetmedikmi?

Süleyman Ateş

Seni alemlerden (başkalarının işine karışmaktan) menetmemiş miydik? dediler.

71 Ayet

قَالَ هَٰؤُلَاءِ بَنَاتِي إِنْ كُنْتُمْ فَاعِلِينَ

Kale haulai benati in kuntum failin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta şunlar kızlarım, eğer yapacaksanız dedi

Süleyman Ateş

Eğer yapacaksanız, işte kızlarım. dedi.

72 Ayet

لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ

Le amruke innehum le fi sekretihim ya'mehun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Resulüm! ömrüne kasem olsun ki hakikaten onlar serhoşlukları içinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı

Süleyman Ateş

Senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.

73 Ayet

فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

Fe ehazethumus sayhatu muşrikin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi

Süleyman Ateş

Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.

74 Ayet

فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ

Fe cealna aliyeha safileha ve emterna aleyhim hıcareten min siccil.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derhal şehirlerinin üstünü altına getiriverdik ve üzerlerine siccilden taşlar yağdırdık

Süleyman Ateş

O kentin üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık.

75 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِلْمُتَوَسِّمِينَ

İnne fi zalike le ayatin lil mutevessimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

elbette bunda fikr-u firaseti olanlara ayetler var

Süleyman Ateş

Şüphesiz bunda işaretten anlayanlara (nice) ibretler vardır.

76 Ayet

وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُقِيمٍ

Ve inneha le bi sebilin mukim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem o harabe yol üstünde duruyor

Süleyman Ateş

Ve o (kent, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.

77 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِلْمُؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeten lil mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunda inananlar için ibret vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

elbette bunda iymanı olanlar için bir ayet var

Süleyman Ateş

Elbette bunda inananlar için bir ibret vardır.

78 Ayet

وَإِنْ كَانَ أَصْحَابُ الْأَيْكَةِ لَظَالِمِينَ

Ve in kane ashabul eyketi le zalimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakikaten eshabı eyke de zalimler idi

Süleyman Ateş

Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.

79 Ayet

فَانْتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُبِينٍ

Fentekamna minhum, ve innehuma le bi imamin mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan da intikam aldık, ikisi de apaçık önde bulunuyor

Süleyman Ateş

Onlardan da öcümüzü aldık, her ikisi de (Sodom da, Eyke de) hala (yol üzerinde, gözler) ön(ün) de apaçık durmaktadır.

80 Ayet

وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ

Ve le kad kezzebe ashabul hıcril murselin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakikaten eshabı hıcir dahi Peygamberleri tekzib ettiler

Süleyman Ateş

Andolsun Hicr halkı (Semud kavmi) de peygamberleri yalanladılar.

81 Ayet

وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ

Ve ateynahum ayatina fe kanu anha mu'rıdin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biz onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan i'raz ediyorlardı

Süleyman Ateş

Onlara ayetlerimizi verdik, ama onlardan yüz çeviriyorlardı.

82 Ayet

وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ

Ve kanu yanhıtune minel cibali buyuten aminin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı

Süleyman Ateş

Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.

83 Ayet

فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ

Fe ehazethumus sayhatu musbıhin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunları da sabahleyin sayha tutuverdi

Süleyman Ateş

Sabaha girerlerken onları da (o) korkunç ses yakaladı.

84 Ayet

فَمَا أَغْنَىٰ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

Fe ma agna anhum ma kanu yeksibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

de o kesb edegeldikleri şeylerin kendilerine hiç faidesi olmadı.

Süleyman Ateş

Kazandıkları, kendilerinden hiçbir şeyi savamadı.

85 Ayet

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ ۗ وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآتِيَةٌ ۖ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ

Ve ma halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma illa bil hakk, ve innes saate le atiyetun fasfehıs safhal cemil.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.

Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle ya biz Samavat-ü Arzı ve mabeynlerini ancak hakkile halkettik ve elbette saat muhakkak gelecek, şimdi sen safh-ı cemil ile muamele et!

Süleyman Ateş

Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.

86 Ayet

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ

İnne rabbeke huvel hallakul alim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü rabbın o öyle hallak öyle alim

Süleyman Ateş

Yaratan, bilen ancak Rabbindir..

87 Ayet

وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ

Ve le kad ateynake seb'an minel mesani vel kur'anel azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için sana "seb'ul mesani"'yi ve Kur'anı azımi verdik

Süleyman Ateş

Andolsun sana ikililerden yedi ve bu büyük Kur'an'ı verdik.

88 Ayet

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

La temuddenne ayneyke ila ma metta'na bihi ezvacen minhum ve la tahzen aleyhim vahfıd cenahake lil mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sakın o kafirlerden bir takımlarını zevkıyap ettiğimiz şeylere göz atma ve onlara karşı mahzun olma da mü'minlere kanadını indir

Süleyman Ateş

Onlardan bazı çiftlere (sınıflara) verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme ve (sana inanmadıkları için) onlara üzülme. Mü'minlere kanadını indir, (onlara karşı mütevazi, şefkatli davran).

89 Ayet

وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ

Ve kul inni enen nezirul mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve de ki haberiniz olsun; ben o neziri mübin ben

Süleyman Ateş

Ve: "Ben, ancak ben, apaçık bir uyarıcıyım!" de.

90 Ayet

كَمَا أَنْزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ

Ke ma enzelna alel muktesimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tıpkı indirdiğimiz gibi o taksimcilere

Süleyman Ateş

(Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)!

91 Ayet

الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ

Ellezine cealul kur'ane ıdin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

O, Kur'anı kısım kısım tefrık edenlere

Süleyman Ateş

Onlar ki Kur'an'ı bölük bölük ettiler.

92 Ayet

فَوَرَبِّكَ لَنَسْأَلَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ

Fe ve rabbike le nes'elennehum ecmain.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

(92-93) Ki rabbın hakkı için, biz onların hepsine mutlak ve muhakkak soracağız

Süleyman Ateş

Senin Rabbin hakkı için biz onların hepsine mutlaka soracağız:

93 Ayet

عَمَّا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Amma kanu ya'melun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

(92-93) Ki rabbın hakkı için, biz onların hepsine mutlak ve muhakkak soracağız

Süleyman Ateş

Yaptıkları şeylerden.

94 Ayet

فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَأَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِكِينَ

Fasda' bi ma tu'meru ve a'rıd anil muşrikin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sen her ne ile emrolunuyorsan kafalarına çatlat ve müşriklere aldırma

Süleyman Ateş

Sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlara aldırma.

95 Ayet

إِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئِينَ

İnna kefeynakel mustehziin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde biz sana o müstehzilerin haklarından geliriz

Süleyman Ateş

O alay edenlere karşı biz sana yeteriz.

96 Ayet

الَّذِينَ يَجْعَلُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Ellezine yec'alune meallahi ilahen ahar, fe sevfe ya'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah ile beraber diğer ilah tutan o heriflerin yarın bilirler

Süleyman Ateş

O, Allah ile beraber başka tanrı tutanlar, yakında (yaptıklarının sonucunu) bileceklerdir!

97 Ayet

وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدْرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

Ve le kad na'lemu enneke yadiku sadruke bi ma yekulun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için biliyoruz ki onların tefevvühatına senin cidden göğsün daralıyor

Süleyman Ateş

Andolsun onların söylediklerine senin göğsünün daraldığını (canının sıkıldığını) biliyoruz.

98 Ayet

فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِدِينَ

Fe sebbih bi hamdi rabbike ve kun mines sacidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde Rabbına hamdile tesbih et ve secdekarlardan ol

Süleyman Ateş

Sen Rabbini hamd ile tesbih et (O'nu övecek sözlerle an, subhanallahi velhamdulillah de) ve secde edenlerden ol.

99 Ayet

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

Va'bud rabbeke hatta ye'tiyekel yakin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Rabbına kulluk yap ta sana o yakin gelene kadar

Süleyman Ateş

Ve Rabbine kulluk et ki sana yakin gelsin (kesin bilgiye eresin)!