بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 98 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 19
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ كهيعص

Kaf, ha, ya, ayn, sad.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kaf, Ha, Ya, Ayn, Sad.

Süleyman Ateş

Kaf ha ya 'ayn sad.

2 Ayet

ذِكْرُ رَحْمَتِ رَبِّكَ عَبْدَهُ زَكَرِيَّا

Zikru rahmeti rabbike abdehu zekeriyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu, Rabbinin kulu Zekeriya'ya olan rahmetini anmadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbının rahmetini bir anış Zekerriya kuluna

Süleyman Ateş

Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya'ya rahmetini anıştır.

3 Ayet

إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُ نِدَاءً خَفِيًّا

İz nada rabbehu nidaen hafiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O Rabbine içinden yalvarmıştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki rabbına nida etmişti, gizli bir nida

Süleyman Ateş

O, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı:

4 Ayet

قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنِّي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ أَكُنْ بِدُعَائِكَ رَبِّ شَقِيًّا

Kale rabbi inni ve henel azmu minni veştealer re'su şeyben ve lem ekun bi duaike rabbi şakıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Demişti: yarab işte ben artık kemik gevşedi benden, ve baş bembeyaz alev aldı, sana dua ile ise rabbım hiç bir zaman bedbaht olmadım

Süleyman Ateş

Rabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu. Rabbim, sana du'a ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her du'a ettikçe kabul buyurdun, beni istediğimden mahrum etmedin).

5 Ayet

وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَائِي وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا فَهَبْ لِي مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّا

Ve inni hıftul mevaliye min verai ve kanetimreeti akıran feheb li min ledunke veliyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu halimle ben arkamdan yerime kalacak taallukattan endişedeyim, hatunum da akim bulundu, onun için bana bir veliy ihsan eyle

Süleyman Ateş

Doğrusu ben arkamdan, yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeycekler)inden korktum; karım da kısır. (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lutfet.

6 Ayet

يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنْ آلِ يَعْقُوبَ ۖ وَاجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّا

Yerisuni ve yerisu min ali ya'kube vec'alhu rabbi radıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki hem benim mirasımı, hem Ya'kub henadanının mirasını ala, hem de onu rızaya mazhar kıl rabbım!

Süleyman Ateş

Ki, (o), bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap.

7 Ayet

يَا زَكَرِيَّا إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَامٍ اسْمُهُ يَحْيَىٰ لَمْ نَجْعَلْ لَهُ مِنْ قَبْلُ سَمِيًّا

Ya zekeriyya inna nubeşşiruke bi gulaminismuhu yahya lem nec'al lehu min kablu semiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Ey Zekeriya! Sana, Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey Zekeriyya! Haberin olsun biz sana bir oğul tebşir ediyoruz, adı Yahya, bundan evvel hiç bir adaş yapmadık ona

Süleyman Ateş

(Allah buyurdu): Ey Zekeriyya, biz sana bir oğul müjdeleriz, adı Yahya'dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik.)"

8 Ayet

قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَكَانَتِ امْرَأَتِي عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ الْكِبَرِ عِتِيًّا

Kale rabbi enna yekunu li gulamun ve kanetimreeti akıran ve kad belagtu minel kiberi ıtiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Zekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: Yarab! benim için bir oğul nereden olacak: hatunum akim bulunuyor ben de ihtiyarlıktan kağşamak derecesine geldim

Süleyman Ateş

(Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım."

9 Ayet

قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ وَقَدْ خَلَقْتُكَ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ تَكُ شَيْئًا

Kale kezalik, kale rabbuke huve aleyye heyyinun ve kad halaktuke min kablu ve lem teku şey'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Rabbin böyle buyurdu; Çünkü bu bana kolaydır, nitekim sen yokken daha önce seni yaratmıştım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buyurdu: öyle, fakat rabbın buyurdu ki: o bana kolaydır, bundan evvel seni yarattım! Halbuki hiç bir şey değildin

Süleyman Ateş

Dedi: "Öyledir, ama Rabbin: 'O bana kolaydır, daha önce sen de hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi."

10 Ayet

قَالَ رَبِّ اجْعَلْ لِي آيَةً ۚ قَالَ آيَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلَاثَ لَيَالٍ سَوِيًّا

Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selase leyalin seviyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Zekeriya "Rabbim! Öyleyse bana bir alamet ver" dedi. Allah: "Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" buyurdu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: yarab! Bana bir alamet yap, buyurdu ki: alametin, sapsağlam olduğun halde üç gece nasa söz söyleyememendir

Süleyman Ateş

Rabbim, dedi, (öyle ise) bana bir işaret ver. "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi.

11 Ayet

فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِ مِنَ الْمِحْرَابِ فَأَوْحَىٰ إِلَيْهِمْ أَنْ سَبِّحُوا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

Fe harece ala kavmihi minel mihrabi fe evha ileyhim en sebbihu bukreten ve aşiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Zekeriya bunun üzerine mabedden çıkıp milletine: "Sabah akşam Allah'ı tesbih edin" diye işarette bulundu.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken mihrabdan kavmine karşı çıktı da "Sabah ve akşam tesbih edin" diye onlara işaret verdi

Süleyman Ateş

(Zekeriyya), ma'bedden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye işaret etti.

12 Ayet

يَا يَحْيَىٰ خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ ۖ وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا

Ya yahya huzil kitabe bi kuvveh, ve ateynahul hukme sabiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey Yahya! kitabı kuvvetle tut (dedik) ve daha sabiy iken ona hikmet verdik

Süleyman Ateş

Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut (Onun emirlerini uygula). (dedik) ve ona çocuk iken hikmet verdik.

13 Ayet

وَحَنَانًا مِنْ لَدُنَّا وَزَكَاةً ۖ وَكَانَ تَقِيًّا

Ve hananen min ledunna ve zekah, ve kane tekıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem de ledünnümüzden bir rikkat ve bir paklik, ki çok takvaşiar idi

Süleyman Ateş

Katımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o günahlardan) korunan oldu.

14 Ayet

وَبَرًّا بِوَالِدَيْهِ وَلَمْ يَكُنْ جَبَّارًا عَصِيًّا

Ve berren bi valideyhi ve lem yekun cebbaren asıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl" deyip daha çocukken ona hikmet, katımızdan kalp yumuşaklığı ve safiyet verdik. O, Allah'tan sakınan ve anasına babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, baş kaldıran bir zorba değildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve valideynine ihsankar idi, cebbar, isyarkar değil idi

Süleyman Ateş

Ana babasına iyilik ediciydi, baş kaldıran bir zorba değildi.

15 Ayet

وَسَلَامٌ عَلَيْهِ يَوْمَ وُلِدَ وَيَوْمَ يَمُوتُ وَيَوْمَ يُبْعَثُ حَيًّا

Ve selamun aleyhi yevme vulide ve yevme yemutu ve yevme yub'asu hayya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğduğu günde, öleceği günde ve dirileceği günde ona selam olsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Selam ona hem doğduğu gün, hem öleceği gün hem de diri olarak ba'solunacağı gün

Süleyman Ateş

Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun!

16 Ayet

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مَرْيَمَ إِذِ انْتَبَذَتْ مِنْ أَهْلِهَا مَكَانًا شَرْقِيًّا

Vezkur fil kitabı meryem, izintebezet min ehliha mekanen şarkıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kitabda Meryem'i de an. O, ailesinden ayrılarak, doğu yönünde bir yere çekilmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kitabda Meryemi de an, o vakıt ki ailesinden çekildi de şark tarafından bir mekana

Süleyman Ateş

Kitapta Meryem'i de an. Bir zaman o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti.

17 Ayet

فَاتَّخَذَتْ مِنْ دُونِهِمْ حِجَابًا فَأَرْسَلْنَا إِلَيْهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرًا سَوِيًّا

Fettehazet min dunihim hicaben fe erselna ileyha ruhana fe temessele leha beşeren seviyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, insanlardan gizlenmek için bir perde germişti. Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan olarak görünmüştü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan öte bir perde çekti derken kendisine ruhumuzu gönderdik de düzgün bir beşer halinde ona temessül ediverdi

Süleyman Ateş

Onlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu (Cebrail'i) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

18 Ayet

قَالَتْ إِنِّي أَعُوذُ بِالرَّحْمَٰنِ مِنْكَ إِنْ كُنْتَ تَقِيًّا

Kalet inni euzu bir rahmani minke in kunte tekıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Meryem: "Eğer Allah'tan sakınan bir kimse isen, senden Rahman'a sığınırım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

(Meryem) ona ben, dedi: her halde senden rahmana sığınırım, sakınırsın eğer bir teki isen

Süleyman Ateş

(Meryem) dedi ki: "Ben senden, çok esirgeyen(Allah)'a sığınırım. Eğer (Allah'tan) korkuyorsan (bana dokunma)."

19 Ayet

قَالَ إِنَّمَا أَنَا رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَامًا زَكِيًّا

Kale innema ene resulu rabbiki li ehebe leki gulamen zekiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cebrail: "Ben temiz bir oğlan bağışlamak için Rabbinin sana gönderdiği elçiden başkası değilim" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

(Ruh) dedi: haberin olsun ben sana gayet temiz bir oğlan vermek için sırf rabbının resulüyüm.

Süleyman Ateş

(Ruh): "Ben, dedi, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu hediye edeyim diye (geldim)."

20 Ayet

قَالَتْ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَامٌ وَلَمْ يَمْسَسْنِي بَشَرٌ وَلَمْ أَكُ بَغِيًّا

Kalet enna yekunu li gulamun ve lem yemsesni beşerun ve lem eku bagıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Meryem: "Bana bir insan temas etmemişken, ben kötü kadın da olmadığım halde nasıl oğlum olabilir?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: benim için bir oğlan nasıl olur? bana bir beşer dokunmadı, ben bir kahbe de değilim.

Süleyman Ateş

Benim nasıl oğlum olur, dedi, bana bir insan dokunmadı ve ben bir kahpe de değilim.

21 Ayet

قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنٌ ۖ وَلِنَجْعَلَهُ آيَةً لِلنَّاسِ وَرَحْمَةً مِنَّا ۚ وَكَانَ أَمْرًا مَقْضِيًّا

Kale kezalik, kale rabbuki huve aleyye heyyin, ve li nec'alehu ayeten lin nasi ve rahmeten minna, ve kane emren makdıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cebrail: "Bu böyledir, çünkü Rabbin, 'Bu bana kolaydır, onu insanlar için bir mucize ve katımızdan da bir rahmet kılacağız; hem bu önceden kararlaştırılmış bir iştir' diyor" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi öyle, fakat rabbın buyurdu ki o bana göre kolay hem onu nasa kudretimizin bir bürhanı ve tarafımızdan bir rahmet kılacağımız için, hem de o, bir kaza edilmiş emir bulunuyor

Süleyman Ateş

(Ruh): "Öyledir, dedi, Rabbin: 'O bana kolaydır. Onu insanlara bir mu'cize ve bizden bir rahmet kılmak için (bunu yapacağız)' dedi" ve iş olup bitti.

22 Ayet

۞ فَحَمَلَتْهُ فَانْتَبَذَتْ بِهِ مَكَانًا قَصِيًّا

Fe hamelethu fentebezet bihi mekanen kasıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Meryem oğlana gebe kaldı, o haliyle uzak bir yere çekildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle ona hamil oldu, ve bu hamlile uzak bir yere çekildi

Süleyman Ateş

(Meryem), ona gebe kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi.

23 Ayet

فَأَجَاءَهَا الْمَخَاضُ إِلَىٰ جِذْعِ النَّخْلَةِ قَالَتْ يَا لَيْتَنِي مِتُّ قَبْلَ هَٰذَا وَكُنْتُ نَسْيًا مَنْسِيًّا

Fe ecae hel mehadu ila ciz'ın nahleh, kalet ya leyteni mittu kable haza ve kuntu nesyen mensiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeğe mecbur etti. "Keşke ben bundan önce ölmüş olsaydım da unutulup gitseydim" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken ağrı onu bir hurma dalına götürdü, ay dedi: nolaydım bundan evvel öleydim ve unutulmuş gitmiş olaydım

Süleyman Ateş

Doğum sancısı onu, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi. "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!"

24 Ayet

فَنَادَاهَا مِنْ تَحْتِهَا أَلَّا تَحْزَنِي قَدْ جَعَلَ رَبُّكِ تَحْتَكِ سَرِيًّا

Fe nadaha min tahtiha ella tahzeni kad ceale rabbuki tahteki seriyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken ona altından nida etti: sakın mahzun olma, rabbın senin altında bir su arkı vücude getirdi

Süleyman Ateş

Altından (Ruh) ona şöyle seslendi: "Üzülme Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti."

25 Ayet

وَهُزِّي إِلَيْكِ بِجِذْعِ النَّخْلَةِ تُسَاقِطْ عَلَيْكِ رُطَبًا جَنِيًّا

Ve huzzi ileyki bi ciz'ın nahleti tusakıt aleyki rutaben ceniyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onun altından bir ses kendisine şöyle seslendi: "Sakın üzülme, Rabbin içinde bulunanı şerefli kılmıştır. Hurma ağacını kendine doğru silkele, üstüne taze hurma dökülsün.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hurmanın da dalını kendine doğru silkele, üzerine derilmiş taze hurmalar dökülsün

Süleyman Ateş

Hurma dalını sana doğru silkele, üzerine olmuş, taze hurma dökülsün.

26 Ayet

فَكُلِي وَاشْرَبِي وَقَرِّي عَيْنًا ۖ فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ أَحَدًا فَقُولِي إِنِّي نَذَرْتُ لِلرَّحْمَٰنِ صَوْمًا فَلَنْ أُكَلِّمَ الْيَوْمَ إِنْسِيًّا

Fe kuli veşrabi ve karri ayna, fe imma terayinne minel beşeri ehaden fe kuli inni nezertu lir rahmani savmen fe len ukellimel yevme insiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ye iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan 'Ben Rahman için oruç adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım' de."

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık ye, iç, gözün aydın olsun, bunun üzerine şayed beşerden birini görürsen ben, de: rahmana oruç adadım, onun için bu gün hiç bir inse söz söylemiyeceğim

Süleyman Ateş

Ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen: Ben Rahman için (susma) oruc(u) adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım" de."

27 Ayet

فَأَتَتْ بِهِ قَوْمَهَا تَحْمِلُهُ ۖ قَالُوا يَا مَرْيَمُ لَقَدْ جِئْتِ شَيْئًا فَرِيًّا

Fe etet bihi kavmeha tahmiluh, kalu ya meryemu lekad ci'ti şey'en feriyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onu yüklenerek kavmine getirdi, hey Meryem! Dediler: alimallah yumurcak bir şey getirdin

Süleyman Ateş

(Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın."

28 Ayet

يَا أُخْتَ هَارُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ امْرَأَ سَوْءٍ وَمَا كَانَتْ أُمُّكِ بَغِيًّا

Ya uhte harune ma kane ebukimrae sev'in ve ma kanet ummuki begıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çocuğu alıp kavmine getirdi, onlar: "Meryem! Utanılacak bir şey yaptın. Ey Harun'un kızkardeşi! Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey Harunun hemşiresi, baban bir kötülük adamı değil idi, anan da bir kahbe değil idi

Süleyman Ateş

Ey Harun'un kızkardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de fahişe değildi (sen ne yaptın böyle)?

29 Ayet

فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ ۖ قَالُوا كَيْفَ نُكَلِّمُ مَنْ كَانَ فِي الْمَهْدِ صَبِيًّا

Fe eşaret ileyh, kalu keyfe nukellimu men kane fil mehdi sabiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Meryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine ona işaret etti, beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz dediler

Süleyman Ateş

(Meryem), çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?"

30 Ayet

قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ آتَانِيَ الْكِتَابَ وَجَعَلَنِي نَبِيًّا

Kale inni abdullah, ataniyel kitabe ve cealeni nebiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O dedi ki: haberiniz olsun ben Allahın kuluyum, o bana kitab verdi ve beni bir Peygamber yaptı

Süleyman Ateş

(Çocuk): "Ben Allah'ın kuluyum, dedi, (O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı."

31 Ayet

وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيْنَ مَا كُنْتُ وَأَوْصَانِي بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ مَا دُمْتُ حَيًّا

Ve cealeni mubareken eyne ma kuntu ve evsani bis salati vez zekati ma dumtu hayya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve beni her nerede olsam mübarek kıldı ve berhayat olduğum müddetçe bana namaz ve zekat tavsıye buyurdu

Süleyman Ateş

Beni bulunduğum her yerde yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi emretti!

32 Ayet

وَبَرًّا بِوَالِدَتِي وَلَمْ يَجْعَلْنِي جَبَّارًا شَقِيًّا

Ve berren bi valideti ve lem yec'alni cebbaren şakıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve beni valideme hürmetkar kıldı, bir cebbar şekıy kılmadı

Süleyman Ateş

(Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba yapmadı.

33 Ayet

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ أَمُوتُ وَيَوْمَ أُبْعَثُ حَيًّا

Ves selamu aleyye yevme vulidtu ve yevme emutu ve yevme ub'asu hayya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çocuk: "Ben şüphesiz Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı, nerede olursam olayım beni mübarek kıldı. Yaşadığım müddetçe namaz kılmamı, zekat vermemi ve anneme iyi davranmamı emretti. Beni bedbaht bir zorba kılmadı. Doğduğum günde, öleceğim günde, dirileceğim günde bana selam olsun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve selam bana hem doğduğum gün hem öleceğim gün, hem diri olarak ba's olunacağım gün

Süleyman Ateş

Doğduğum gün de, öleceğim gün de ve diri olarak kaldırılacağım gün de bana esenlik verilmiştir. Peace on me the day I was born, and the day I die, and the day I shall be raised alive!

34 Ayet

ذَٰلِكَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ ۚ قَوْلَ الْحَقِّ الَّذِي فِيهِ يَمْتَرُونَ

Zalike isebnu meryem, kavlel hakkıllezi fihi yemterun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte hakkında şüpheye düştükleri Meryem oğlu İsa gerçek söze göre budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte hakkında niza edip durdukları İsa ibn Meryem hak sözü olarak budur

Süleyman Ateş

İşte Meryem oğlu Îsa. Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, "gerçek söz"e göre budur.

35 Ayet

مَا كَانَ لِلَّهِ أَنْ يَتَّخِذَ مِنْ وَلَدٍ ۖ سُبْحَانَهُ ۚ إِذَا قَضَىٰ أَمْرًا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

Ma kane lillahi en yettehıze min veledin subhaneh, iza kada emren fe innema yekulu lehu kun fe yekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah çocuk edinmez, O münezzehtir. Bir işin olmasına hükmederse ona ancak "Ol" der, o da olur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allahın veled ittihaz etmesi hiç bir zaman olur şey değildir, tenzih o sübhana, o bir emri murad edince sade ona 'ol!' der, oluverir

Süleyman Ateş

Çocuk edinmek, Allah'a yakışmaz. O'nun şanı yücedir. Bir işi yapmak istedi mi ona sadece "ol" der, (o da) olur.

36 Ayet

وَإِنَّ اللَّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ ۚ هَٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقِيمٌ

Ve innallahe rabbi ve rabbukum fa'buduh, haza sıratun mustekim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu Allah benim de sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem o haberiniz olsun dedi: Allah benim de rabbım sizin de rabbınızdır, onun için hep ona ibadet ediniz işte yegane doğru yol budur

Süleyman Ateş

Şüphesiz, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O'na kulluk edin. İşte doğru yol budur.

37 Ayet

فَاخْتَلَفَ الْأَحْزَابُ مِنْ بَيْنِهِمْ ۖ فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ مَشْهَدِ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Fahtelefel ahzabu min beynihim, fe veylun lillezine keferu min meşhedi yevmin azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Fırkalar, kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kafirlerin haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra hizibler kendi aralarında ıhtilafa düştüler, artık büyük bir günün görülecek hailesinden veyl o küfredenlere

Süleyman Ateş

Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!

38 Ayet

أَسْمِعْ بِهِمْ وَأَبْصِرْ يَوْمَ يَأْتُونَنَا ۖ لَٰكِنِ الظَّالِمُونَ الْيَوْمَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

Esmi' bihim ve ebsır yevme ye'tunena lakiniz zalimunel yevme fi dalalin mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bize geldikleri gün neler görüp neler işitecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Neler işidecek neler görecekler onlar bize gelecekleri gün, lakin o zalimler bugün açık dalal içindeler

Süleyman Ateş

Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler!

39 Ayet

وَأَنْذِرْهُمْ يَوْمَ الْحَسْرَةِ إِذْ قُضِيَ الْأَمْرُ وَهُمْ فِي غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

Ve enzirhum yevmel hasreti iz kudıyel emr, ve hum fi gafletin ve hum la yu'minun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hala gaflet içinde bulunanları ve hala inanmayanları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar gaflet içinde iken, onlar iyman etmezlerken, o hasret gününün, o iş bitirildiği saatin dehşetini kendilerine haber ver,

Süleyman Ateş

Onları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık).

40 Ayet

إِنَّا نَحْنُ نَرِثُ الْأَرْضَ وَمَنْ عَلَيْهَا وَإِلَيْنَا يُرْجَعُونَ

İnna nahnu nerisul arda ve men aleyha ve ileyna yurceun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz Biz bütün yeryüzüne ve üzerinde bulunanlara varis olacağız. Onlar Bize döneceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

her halde Arza ve bütün üzerindekilere biz varis olacağız biz, ve hep onlar bize irca olunacaklar

Süleyman Ateş

Dünyaya ve üzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize döndürülürler.

41 Ayet

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِبْرَاهِيمَ ۚ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا

Vezkur fil kitabi ibrahim, innehu kane sıddikan nebiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kitap'da İbrahim'e dair anlattıklarımızı da an, o şüphesiz dosdoğru bir peygamberdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kitabda İbrahimi de an, çünki o bir sıddık, bir Peygamber idi

Süleyman Ateş

Kitapta İbrahim'i de an; gerçekten o, çok doğru bir peygamberdi.

42 Ayet

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ يَا أَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنِي عَنْكَ شَيْئًا

İz kale li ebihi, ya ebeti lime ta'budu ma la yesmau ve la yubsıru ve la yugni anke şey'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakıt babasına demişti: a babacığım! o işitmez görmez ve sana hiç faidesi olmaz şeylere niçin taparsın

Süleyman Ateş

Babasına demişti ki: "Babacığım, işitmeyen görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

43 Ayet

يَا أَبَتِ إِنِّي قَدْ جَاءَنِي مِنَ الْعِلْمِ مَا لَمْ يَأْتِكَ فَاتَّبِعْنِي أَهْدِكَ صِرَاطًا سَوِيًّا

Ya ebeti inni kad caeni minel ilmi ma lem ye'tike fettebi'ni ehdike sıratan seviyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Babacığım! Doğrusu sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy, seni doğru yola eriştireyim."

Elmalılı Hamdi Yazır

A babacığım emin ol bana ilimden sana gelmiyen hakikat geldi, gel bana uy da seni bir düz yola çıkarayım

Süleyman Ateş

Babacığım, bana sana, gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni düzgün bir yola ileteyim.

44 Ayet

يَا أَبَتِ لَا تَعْبُدِ الشَّيْطَانَ ۖ إِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ عَصِيًّا

Ya ebeti la ta'budiş şeytan, inneş şeytane kane lir rahmani asıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Babacığım! Şeytana tapma, çünkü şeytan Rahman'a baş kaldırmıştır"

Elmalılı Hamdi Yazır

Babacığım Şeytana tapma, çünki Şeytan rehmana asi oldu

Süleyman Ateş

Babacığım, şeytana tapma, çünkü şeytan, Rahman'a isyan etmiştir.

45 Ayet

يَا أَبَتِ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يَمَسَّكَ عَذَابٌ مِنَ الرَّحْمَٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيْطَانِ وَلِيًّا

Ya ebeti inni ehafu en yemesseke azabun miner rahmani fe tekune liş şeytani veliyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Babacığım! Doğrusu sana Rahman katından bir azabın gelmesinden korkuyorum ki böylece şeytanın dostu olarak kalırsın."

Elmalılı Hamdi Yazır

Babacığım ben cidden korkarım ki sana o rahmandan bir azab dokunur da Şeytana yar olursun.

Süleyman Ateş

Babacığım, ben sana Rahman'dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. O zaman, şeytanın dostu olursun.

46 Ayet

قَالَ أَرَاغِبٌ أَنْتَ عَنْ آلِهَتِي يَا إِبْرَاهِيمُ ۖ لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ لَأَرْجُمَنَّكَ ۖ وَاهْجُرْنِي مَلِيًّا

Kale e ragıbun ente an aliheti ya ibrahim, lein lem tentehi le ercumenneke vehcurni meliyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Babası: "Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz çevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgeçmezsen mutlaka seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş git." dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen dedi: benim mabudlarımdan geçmekmi istiyorsun ya İbrahim? yemin ederim ki eğer vazgeçmezsen seni muhakkak recm ederim, hem beni uzun müddet bırak git

Süleyman Ateş

(Babası): "Ey İbrahim, dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım. Uzun süre benden ayrıl, git!"

47 Ayet

قَالَ سَلَامٌ عَلَيْكَ ۖ سَأَسْتَغْفِرُ لَكَ رَبِّي ۖ إِنَّهُ كَانَ بِي حَفِيًّا

Kale selamun aleyk, se estagfiru leke rabbi, innehu kane bi hafiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim şöyle cevap verdi: "Sana selam olsun. Senin için Rabbim'den mağfiret dileyeceğim, çünkü O, bana karşı çok lütufkardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi: selam sana, senin için rabbıma istiğfar edeceğim, çünkü o bana çok lütufkardır

Süleyman Ateş

(İbrahim): "Selam sana, (esenlik içinde kal), dedi, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkardır."

48 Ayet

وَأَعْتَزِلُكُمْ وَمَا تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَأَدْعُو رَبِّي عَسَىٰ أَلَّا أَكُونَ بِدُعَاءِ رَبِّي شَقِيًّا

Ve a'tezilukum ve ma ted'une min dunillahi ve ed'u rabbi, asa ella ekune bi duai rabbi şakıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sizi Allah'tan başka taptıklarınızla bırakıp çekilir, Rabbime yalvarırım. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı umarım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem sizi Allahdan başka taptıklarınızla bırakıp çekilirim de rabbıma dua ederim, umulur ki rabbıma dua ile bedbaht olmam

Süleyman Ateş

Sizden de, Allah'tan başka yalvardıklarınızdan da ayrılıyor ve yalnız Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam (istediklerimden mahrum bırakılmam).

49 Ayet

فَلَمَّا اعْتَزَلَهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَهَبْنَا لَهُ إِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ ۖ وَكُلًّا جَعَلْنَا نَبِيًّا

Fe lemma'tezelehum ve ma ya'budune min dunillahi vehebna lehu ishaka ve ya'kub ve kullen cealna nebiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim onları Allah'tan başka taptıklarıyla başbaşa bırakıp çekilince ona İshak ve Yakub'u bahşettik ve her birini peygamber yaptık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vaktaki onları ve Allahtan başka taptıklarını bırakıp çekildi, biz de ona İshakı ve Ya'kubu bahşeyledik ve her birini birer Peygamber yaptık

Süleyman Ateş

İşte onlardan ve onların Allah'tan başka taptıklarından ayrılınca biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Ya'kub'u armağan ettik ve hepsini de peygamber yaptık.

50 Ayet

وَوَهَبْنَا لَهُمْ مِنْ رَحْمَتِنَا وَجَعَلْنَا لَهُمْ لِسَانَ صِدْقٍ عَلِيًّا

Ve vehebna lehum min rahmetina ve cealna lehum lisane sıdkın aliyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onların her dilde üstün şekilde anılmalarını sağladık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bunlara rahmetimizden ihsanlar eyledik ve hepsine dillerde yüksek bir yad-ı sıdk verdik

Süleyman Ateş

Onlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.

51 Ayet

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ مُوسَىٰ ۚ إِنَّهُ كَانَ مُخْلَصًا وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّا

Vezkur fil kitabi musa, innehu kane muhlesan ve kane resulen nebiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kitap'da Musa'ya dair anlattıklarımızı da an. O seçkin kılınmış bir insan, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kitabda Musayı da an, çünkü o bir muhlis idi ve bir Resul bir Peygamber idi

Süleyman Ateş

Kitapta Musa'yı da an, çünkü o, içi temiz (bir insan)dı ve elçi bir peygamberdi.

52 Ayet

وَنَادَيْنَاهُ مِنْ جَانِبِ الطُّورِ الْأَيْمَنِ وَقَرَّبْنَاهُ نَجِيًّا

Ve nadeynahu min canibit turil eymeni ve karrebnahu neciyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ona Tur'un sağ yanından seslenmiş ve konuşmak için onu yaklaştırmıştık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem ona Turun canibi eymeninden nida ettik, hem de onu makamı münacatta mertebei kurbe erdirdik

Süleyman Ateş

Ona Tur'un sağ tarafından seslendik ve onu, özel konuşmak için (kendimize) yaklaştırdık.

53 Ayet

وَوَهَبْنَا لَهُ مِنْ رَحْمَتِنَا أَخَاهُ هَارُونَ نَبِيًّا

Ve vehebna lehu min rahmetina ehahu harune nebiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rahmetimizden, kardeşi Harun'u bir peygamber olarak ona bağışladık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve rahmetimizden ona biraderi Harunu da bir Peygamber olarak ihsan eyledik

Süleyman Ateş

Ona, acıdığımızdan dolayı kardeşi Harun'u da peygamber olarak armağan ettik.

54 Ayet

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِسْمَاعِيلَ ۚ إِنَّهُ كَانَ صَادِقَ الْوَعْدِ وَكَانَ رَسُولًا نَبِيًّا

Vezkur fil kitabi ismaile innehu kane sadıkal va'di ve kane resulen nebiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kitap'da İsmail'e dair anlattıklarımızı da an. Çünkü o sözünde doğru bir kimse idi, tarafımızdan gönderilmiş bir peygamberdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kitabda İsmaili de an, çünkü o cidden va'dinde sadık idi, ve bir Resul, bir Peygamber idi

Süleyman Ateş

Kitapta İsma'il'i de an. Çünkü o sözünde duran, elçi bir peygamberdi.

55 Ayet

وَكَانَ يَأْمُرُ أَهْلَهُ بِالصَّلَاةِ وَالزَّكَاةِ وَكَانَ عِنْدَ رَبِّهِ مَرْضِيًّا

Ve kane ye'muru ehlehu bis salati vez zekati ve kane inde rabbihi mardıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hanedanına namaz ve zekat ile emrederdi ve rabbının ındinde merdıyy idi

Süleyman Ateş

Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti.

56 Ayet

وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِدْرِيسَ ۚ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا

Vezkur fil kitabi idrise innehu kane sıddikan nebiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kitap'da İdris'i de zikret, çünkü o dosdoğru bir peygamberdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kitabda İdrisi de an, çünkü o bir sıddık, bir Peygamber idi

Süleyman Ateş

Kitapta İdris'i de an: Çünkü o, çok doğru bir peygamberdi.

57 Ayet

وَرَفَعْنَاهُ مَكَانًا عَلِيًّا

Ve refa'nahu mekanen aliyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz onu yüce bir yere yükselttik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biz onu yüksek bir mekana ref'ettik

Süleyman Ateş

Onu yüce bir yere yükseltmiştik.

58 Ayet

أُولَٰئِكَ الَّذِينَ أَنْعَمَ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيِّينَ مِنْ ذُرِّيَّةِ آدَمَ وَمِمَّنْ حَمَلْنَا مَعَ نُوحٍ وَمِنْ ذُرِّيَّةِ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْرَائِيلَ وَمِمَّنْ هَدَيْنَا وَاجْتَبَيْنَا ۚ إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ آيَاتُ الرَّحْمَٰنِ خَرُّوا سُجَّدًا وَبُكِيًّا ۩

Ulaikellezine en'amallahu aleyhim minen nebiyyine min zurriyyeti ademe ve mimmen hamelna mea nuhin ve min zurriyyeti ibrahime ve israile ve mimmen hedeyna vectebeyna, iza tutla aleyhim ayatur rahmani harru succeden ve bukiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem'in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail'in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bunlar Allahın kendilerine in'am eylediği Peygamberlerden, Adem zürriyyetinden ve Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan ve İbrahim ve İsrail zürriyyetinden ve hidayete erdirdiğimiz ve intihab eylediğimiz kimselerdendir. Kendilerine rahmanın ayetleri tilavet olunduğu zaman ağlıyarak secdelere kapanırlardı

Süleyman Ateş

İşte bunlar; Allah'ın ni'met verdiği peygamberlerden, Adem, neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) neslinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

59 Ayet

۞ فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أَضَاعُوا الصَّلَاةَ وَاتَّبَعُوا الشَّهَوَاتِ ۖ فَسَوْفَ يَلْقَوْنَ غَيًّا

Fe halefe min ba'dihim halfun edaus salate vettebeuş şehevati fe sevfe yelkavne gayya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra arkalarından bozuk bir güruh halef oldu, namazı zayi' ettiler ve şehvetleri ardına düştüler, bunlar da "Gayya" yı boylıyacaklar

Süleyman Ateş

Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır.

60 Ayet

إِلَّا مَنْ تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًا فَأُولَٰئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ شَيْئًا

İlla men tabe ve amene ve amile salihan fe ulaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune şey'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O'nun sözü yerini bulacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak tevbe edip iymana gelen ve salih amel işliyenler müstesna, çünkü bunlar zerre kadar hakları yenmiyerek Cennete gireceklerdir

Süleyman Ateş

Ancak tevbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar, cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğratılmayacaklardır.

61 Ayet

جَنَّاتِ عَدْنٍ الَّتِي وَعَدَ الرَّحْمَٰنُ عِبَادَهُ بِالْغَيْبِ ۚ إِنَّهُ كَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا

Cennati adninilleti vaader rahmanu ibadehu bil gayb, innehu kane va'duhu me'tiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak tevbe eden, inanıp yararlı iş yapanlar bunun dışındadır. Bunlar hiçbir haksızlığa uğratılmadan, Rahman'ın kullarına gaybde vadettiği cennete, Adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz, O'nun sözü yerini bulacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rahmanın kullarına va'd buyurduğu Adn Cennetlerine, şüphe yok ki onun va'di icra olunagelmiştir

Süleyman Ateş

Rahman'ın kullarına gıyaben va'dettiği Adn cennetleri(ne gireceklerdir). Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.

62 Ayet

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا إِلَّا سَلَامًا ۖ وَلَهُمْ رِزْقُهُمْ فِيهَا بُكْرَةً وَعَشِيًّا

La yesmeune fiha lagven illa selama, ve lehum rızkuhum fiha bukreten ve aşiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada boş sözler değil sadece esenlik veren sözler işitirler. Orada rızıklarını sabah akşam hazır bulurlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada hiç boş söz işitmezler, ancak bir selam, rızıkları da vardır orada sabah, akşam

Süleyman Ateş

Orada boş söz değil, yalnız selam işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.

63 Ayet

تِلْكَ الْجَنَّةُ الَّتِي نُورِثُ مِنْ عِبَادِنَا مَنْ كَانَ تَقِيًّا

Tilkel cennetulleti nurisu min ibadina men kane takıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız Cennet işte budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

O o Cennettir ki kullarımızdan her kim korunur takıyy ise ona miras kılarız

Süleyman Ateş

İşte kullarımızdan, korunanlara vereceğimiz cennet budur.

64 Ayet

وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمْرِ رَبِّكَ ۖ لَهُ مَا بَيْنَ أَيْدِينَا وَمَا خَلْفَنَا وَمَا بَيْنَ ذَٰلِكَ ۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيًّا

Ve ma netenezzelu illa bi emri rabbik, lehu ma beyne eydina ve ma halfena ve ma beyne zalik, ve ma kane rabbuke nesiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cebrail: "Biz ancak Rabbinin buyruğu ile ineriz, geçmişimizi geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O'na mahsustur. Rabbin unutkan değildir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de rabbının emri olmayınca biz (rabbının Resulleri) inemeyiz, önümüzdeki ardımızdaki ve bunun arasındaki hep onundur ve rabbın seni unutmuş değildir

Süleyman Ateş

Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan herşey O'na aittir. Rabbin, asla unutkan değildir.

65 Ayet

رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِهِ ۚ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا

Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma fa'budhu vastabir li ibadetih, hel ta'lemu lehu semiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. Öyleyse Ona ibadette sabırlı ol. Hiç O'na benzeyen bir şey bilir misin?

Elmalılı Hamdi Yazır

O bütün Semavat-ü Arzın ve aralarındakilerin rabbı, binaenaleyh ona ıbadet et ve ıbadetine sebatle sabreyle, hiç sen ona bir adaş bilir misin?

Süleyman Ateş

(O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?

66 Ayet

وَيَقُولُ الْإِنْسَانُ أَإِذَا مَا مِتُّ لَسَوْفَ أُخْرَجُ حَيًّا

Ve yekulul insanu e iza ma mittu le sevfe uhracu hayya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsan: "Ben öldüğümde mi diriltileceğim?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Böyle iken insan diyor ki: her ne zaman ölürsem ileride mutlak bir zihayat olarak çıkarılacak mıyım?

Süleyman Ateş

İnsan: "Ben öldükten sonra mı diri olarak çıkarılacağım?" diyor.

67 Ayet

أَوَلَا يَذْكُرُ الْإِنْسَانُ أَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ قَبْلُ وَلَمْ يَكُ شَيْئًا

E ve la yezkurul insanu enna halaknahu min kablu ve lem yeku şey'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu insan kendisi önceden bir şey değilken onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya o insan hiç bir şey değil iken bizim kendisini halketmiş olduğumuzu düşünmez mi?

Süleyman Ateş

İnsan önceden hiçbir şey değilken kendisini nasıl yarattığımızı düşünmüyor mu?

68 Ayet

فَوَرَبِّكَ لَنَحْشُرَنَّهُمْ وَالشَّيَاطِينَ ثُمَّ لَنُحْضِرَنَّهُمْ حَوْلَ جَهَنَّمَ جِثِيًّا

Fe ve rabbike le nahşurennehum veş şeyatine summe le nuhdırannehum havle cehenneme cisiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbine and olsun ki Biz onları mutlaka uydukları şeytanlarla beraber haşredeceğiz. Sonra cehennemin yanında diz çöktürerek hazır bulunduracağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet rabbına kasem ederim ki biz onları ve o Şeytanları muhakkak ve muhakkak mahşere toplıyacağız, sonra onları muhakkak ve muhakkak dizleri üstü Cehennemin etrafına ihzar eyliyeceğiz

Süleyman Ateş

Rabbine andolsun ki, onları ve şeytanları mutlaka toplayacağız, sonra onları diz çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde bulunduracağız.

69 Ayet

ثُمَّ لَنَنْزِعَنَّ مِنْ كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمْ أَشَدُّ عَلَى الرَّحْمَٰنِ عِتِيًّا

Summe le nenzianne min kulli şiatin eyyuhum eşeddu aler rahmani ıtiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra her toplumdan Rahman'a en çok kimin baş kaldırdığını ortaya koyacağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra her zümreden rahmana karşı en ziyade serkeşlik eden hangileri ise muhakkak ve muhakkak nez'edeceğiz

Süleyman Ateş

Sonra her milletten Rahman'a en çok karşı geleni ayıracağız.

70 Ayet

ثُمَّ لَنَحْنُ أَعْلَمُ بِالَّذِينَ هُمْ أَوْلَىٰ بِهَا صِلِيًّا

Summe le nahnu a'lemu billezine hum evla biha sıliyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cehenneme girmeye en layık olanları Biz biliriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra elbette biz o Cehenneme yaslanmıya evla olanların kimler olduğunu daha iyi biliriz:

Süleyman Ateş

Sonra, elbette biz, kimlerin oraya girmeğe uygun olduğunu daha iyi biliriz.

71 Ayet

وَإِنْ مِنْكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا ۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتْمًا مَقْضِيًّا

Ve in minkum illa variduha, kane ala rabbike hatmen makdıyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizden cehenneme uğramayacak yoktur. Bu, Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem içinizden hiç biri yoktur ki mutlak ona varacak olmasın ve bu rabbının uhdesine vacib kıldığı bir kazıyyei mahkeme olmuştur

Süleyman Ateş

İçinizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin borçtur.

72 Ayet

ثُمَّ نُنَجِّي الَّذِينَ اتَّقَوْا وَنَذَرُ الظَّالِمِينَ فِيهَا جِثِيًّا

Summe nuneccillezinettekav ve nezeruz zalimine fiha cisiyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra Biz Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanları kurtarır, zalimleri de orada diz üstü çökmüş olarak bırakırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra müttakı olanlara necat veririz de zalimleri dizleri üstü bırakırız

Süleyman Ateş

Sonra korunanları kurtarırız ve zalimleri öyle diz üstü çökmüş olarak bırakırız.

73 Ayet

وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا أَيُّ الْفَرِيقَيْنِ خَيْرٌ مَقَامًا وَأَحْسَنُ نَدِيًّا

Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine keferu lillezine amenu eyyul ferikayni hayrun makamen ve ahsenu nediyya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkar edenler inananlara: "Bu iki takımın hangisinin makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimiz kendilerine açık açık tecvid üzere okunduğu vakıt da o küfredenler dediler ki iyman edenlere: "bu iki ferikin hangisi makamca daha iyi ve meclis-ü mahfilce daha güzel?"

Süleyman Ateş

Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler.

74 Ayet

وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ أَحْسَنُ أَثَاثًا وَرِئْيًا

Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum ahsenu esasen ve ri'ya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik ki, onlar varlıkça ve gösterişçe bunlardan daha üstündüler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki biz kendilerinden evvel meta' ve manzaraca daha güzel nice karınlar helak etmişiz

Süleyman Ateş

Onlardan önce nice nesiller helak ettik ki onlar eşyaca ve gösterişce daha güzeldi.

75 Ayet

قُلْ مَنْ كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمَٰنُ مَدًّا ۚ حَتَّىٰ إِذَا رَأَوْا مَا يُوعَدُونَ إِمَّا الْعَذَابَ وَإِمَّا السَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَكَانًا وَأَضْعَفُ جُنْدًا

Kul men kane fid dalaleti fel yemdud lehur rahmanu medda, hatta iza raev ma yuadune immel azabe ve immes saah, fe se ya'lemune men huve şerrun mekanen ve ad'afu cunda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Sapıklıkta olanı Rahman ne kadar ertelese bile, sonunda tehdit edildikleri azabı ya da kıyamet gününü gördükleri zaman onlar kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bilecektir."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: kim dalalette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azab veya saat, o zaman bilecekler ki kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?

Süleyman Ateş

De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va'dedildiklerini Ğazabı veya (Duruşma) sa'ati(ni)Ğ gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.

76 Ayet

وَيَزِيدُ اللَّهُ الَّذِينَ اهْتَدَوْا هُدًى ۗ وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ مَرَدًّا

Ve yezidullahullezinehtedev huda, vel bakıyatus salihatu hayrun inde rabbike sevaben ve hayrun meredda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah doğru yolda olanların doğruluğunu artırır. Baki kalacak yararlı işler Rabbinin katında sevap olarak da daha iyidir, sonuç olarak da daha iyidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hidayeti kabul edenlere ise Allah daha ziyade hidayet verir ve baki kalacak olan salih ameller rabbının ındinde sevabca da daha hayırlı akıbetçe de daha hayırlıdır

Süleyman Ateş

Allah, yola gelenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan yararlı işler, Rabbinin yanında hem mükafat bakımından daha iyidir, hem varılacak yer bakımından daha iyidir!

77 Ayet

أَفَرَأَيْتَ الَّذِي كَفَرَ بِآيَاتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالًا وَوَلَدًا

E fe raeytellezi kefere bi ayatina ve kale le uteyenne malen ve veleda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimizi inkar eden ve "bana elbette mal ve çocuk verilecektir" diyeni gördün mu?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi şu küfredip de bana muhakkak mal ve veled verilecek diyen herifi gördün mü?

Süleyman Ateş

Ayetlerimizi inkar edip: "Bana mal ve evlad verilecek" diyen adamı gördün mü?

78 Ayet

أَطَّلَعَ الْغَيْبَ أَمِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَٰنِ عَهْدًا

Ettalaal gaybe emittehaze inder rahmani ahda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır?

Elmalılı Hamdi Yazır

Gaybe muttali' mi olmuş? Yoksa rahmanın huzurunda bir ahid mi almış?

Süleyman Ateş

Gaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahman'ın huzurunda bir söz mü aldı (Allah ile bir andlaşma mı yaptı)?

79 Ayet

كَلَّا ۚ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّا

Kella, se nektubu ma yekulu ve nemuddu lehu minel azabi medda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, söylediğini yazacağız ve onun azabını uzattıkça uzatacağız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır biz onun dediğini yazacağız ve kendisine azabdan bir med çekeceğiz

Süleyman Ateş

Hayır (yanılıyor), biz onun dediğini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız.

80 Ayet

وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا

Ve nerisuhu ma yekulu ve ye'tina ferda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bahsettikleri şeyler Bize kalacaktır, kendisi Bize tek olarak gelecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o söylediği şeyleri hep elinden alacağız da o bize tek başına gelecek

Süleyman Ateş

O dediği(malı ve evladı)na biz varis olacağız (nesi varsa hepsi bize kalacak) ve o, bize tek başına gelecek (yanında ne malı, ne de evladı olmayacak).

81 Ayet

وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لِيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّا

Vettehazu min dunillahi aliheten li yekunu lehum ızza.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah'ı bırakarak tanrılar edindiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tuttular Allahtan başka ma'budlar edindiler ki kendilerine ızzet ve kuvvet olsunlar diye

Süleyman Ateş

Kendilerine destek olsunlar diye Allah'tan başka tanrılar edindiler.

82 Ayet

كَلَّا ۚ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا

Kella, se yekfurune bi ibadetihim ve yekunune aleyhim dıdda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, tanrıları kendilerinin ibadetlerini inkar edecekler ve onlara düşman olacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır yarın ıbadetlerini inkar edecekler de aleyhlerine zıdd olacaklar

Süleyman Ateş

Hayır, (yarın o taptıkları tanrılar), bunların tapmalarını inkar edecekler ve bunlara zıd olacaklardır.

83 Ayet

أَلَمْ تَرَ أَنَّا أَرْسَلْنَا الشَّيَاطِينَ عَلَى الْكَافِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا

E lem tere enna erselneş şeyatine alel kafirine teuzzuhum ezza.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kafirlerin üzerine onları kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun?

Elmalılı Hamdi Yazır

Görmedin mi biz o Şeytanları o kafirlerin üzerine salmışız onları kaynatıp oynatıp kıvrandırıyorlar

Süleyman Ateş

Görmedin mi biz kafirlere şeytanları gönderdik, onları oynatıp duruyorlar.

84 Ayet

فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ ۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا

Fe la ta'cel aleyhim, innema neuddu lehum adda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse onların acele yok olmalarını isteme. Biz onların günlerini saydıkça sayıyoruz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Aleyhlerinde acele etme, biz onlar için ancak bir sayı sayıyoruz

Süleyman Ateş

Onlar hakkında acele etme, biz onlar(ın günlerini ve nefeslerini doldurmaları) için saydıkça sayıyoruz.

85 Ayet

يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقِينَ إِلَى الرَّحْمَٰنِ وَفْدًا

Yevme nahşurul muttekine iler rahmani vefda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

sakınanları o gün Rahman'ın huzurunda O'na gelmiş konuklar olarak toplarız, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Müttekileri vefd halinde (bir mes'us olarak) huzuru rahmana cem'edeceğimiz gün

Süleyman Ateş

Korunanları, binek üzerinde ikram ile Rahman'a götürdüğümüz gün,

86 Ayet

وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرْدًا

Ve nesukul mucrimine ila cehenneme virda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

sakınanları o gün Rahman'ın huzurunda O'na gelmiş konuklar olarak toplarız, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mücrimleri de susuz olarak Cehenneme sevkedeceğiz

Süleyman Ateş

Suçluları da yaya ve susuz olarak cehenneme sürdüğümüz (gün),

87 Ayet

لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمَٰنِ عَهْدًا

La yemlikuneş şefaate illa menittehaze inder rahmani ahda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rahmanın nezdinde bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamıyacaklar

Süleyman Ateş

Yalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler.

88 Ayet

وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَٰنُ وَلَدًا

Ve kaluttehazer rahmanu veleda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bazı kimseler: "Rahman çocuk edindi" dediler

Elmalılı Hamdi Yazır

O rahman veled edindi dediler

Süleyman Ateş

Rahman çocuk edindi dediler.

89 Ayet

لَقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا إِدًّا

Lekad ci'tum şey'en idda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, ortaya pek kötü bir şey attınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun pek ağır pek şeni' bir cür'ette bulundunuz

Süleyman Ateş

Andolsun ki, "Siz pek kötü bir cür'ette bulundunuz!"

90 Ayet

تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنْشَقُّ الْأَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا

Tekadus semavatu yetefattarne minhu ve tenşakkul ardu ve tehırrul cibalu hedda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Az daha ondan Gökler çatlıyacak ve dağlar yıkılıp yerlere geçecek

Süleyman Ateş

Neredeyse o(sözün dehşeti)nden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp dağılacaktır!.

91 Ayet

أَنْ دَعَوْا لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدًا

En deav lir rahmani veleda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rahman'a çocuk isnat etmelerinden ötürü neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar göçecekti.

Elmalılı Hamdi Yazır

O rahmana veled iddia ettiler diye

Süleyman Ateş

Rahman için çocuk iddia ettiklerinden ötürü.

92 Ayet

وَمَا يَنْبَغِي لِلرَّحْمَٰنِ أَنْ يَتَّخِذَ وَلَدًا

Ve ma yenbagi lir rahmani en yettehıze veleda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz, çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki veled edinmek rahmana yaraşmaz

Süleyman Ateş

Çocuk edinmek Rahman'a yakışmaz.

93 Ayet

إِنْ كُلُّ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ إِلَّا آتِي الرَّحْمَٰنِ عَبْدًا

İn kullu men fis semavati vel ardı illa atir rahmani abda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Oysa Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz, çünkü göklerde ve yerde olan her şey Rahman'a baş eğmiş kul olarak gelecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerde ve Yerde hiç bir kimse yoktur ki o rahmana kul olarak gelecek olmasın

Süleyman Ateş

Göklerde ve yerde bulunan herkes Rahman'a kul olarak gelecektir.

94 Ayet

لَقَدْ أَحْصَاهُمْ وَعَدَّهُمْ عَدًّا

Lekad ahsahum ve addehum adda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki onların adedini bilmiş ve teker teker saymıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun ki hepsini ihsa etmiş, hepsini sayı ile ta'dad buyurmuştur

Süleyman Ateş

O, onların hepsini kuşatmış ve onları bir bir saymıştır.

95 Ayet

وَكُلُّهُمْ آتِيهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَرْدًا

Ve kulluhum atihi yevmel kıyameti ferda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kıyamet günü hepsi O'na tek olarak gelecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hepsi Kıyamet günü ona tek olarak gelecektir

Süleyman Ateş

Onların hepsi, kıyamet günü O'na tek başına gelecektir.

96 Ayet

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمَٰنُ وُدًّا

İnnellezine amenu ve amilus salihati se yec'alu lehumur rahmanu vudda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnanıp yararlı iş işleyenleri Rahman sevgili kılacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edip salih işler yapanlar muhakkak, rahman onlar için bir meveddet (bir sevgi) verecek gönüllere sevdirecektir

Süleyman Ateş

İnanıp faydalı işler yapanlar için Rahman, (gönüllerde) bir sevgi yaratacak(onları herkese sevdirecek)tir.

97 Ayet

فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ الْمُتَّقِينَ وَتُنْذِرَ بِهِ قَوْمًا لُدًّا

Fe innema yessernahu bi lisanike li tubeşşire bihil muttekine ve tunzire bihi kavmen ludda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz Kuran'ı Allah'a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve inatçı milleti uyarman için senin dilinde indirerek kolaylaştırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sırf o Kur'anı senin lisanınla şunun için müyesser kıldık ki onunla müttekileri müjdeliyesin ınad edenleri de inzar edesin

Süleyman Ateş

Biz o(Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın.

98 Ayet

وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هَلْ تُحِسُّ مِنْهُمْ مِنْ أَحَدٍ أَوْ تَسْمَعُ لَهُمْ رِكْزًا

Ve kem ehlekna kablehum min karn, hel tuhıssu minhum min ehadin ev tesmeu lehum rikza.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan önce nice nesilleri yok ettik, şimdi onlardan hiçbirini duyuyor veya bir ses işitiyor musun?

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem onlardan evvel nice karn helak ettik, hiç onlardan birini hissediyor musun, yahud gizli bir seslerini işitiyor musun?

Süleyman Ateş

Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Şimdi onlardan hiçbirini duyuyor musun, yahut onların gizli bir sesini işitiyor musun?