بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 227 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 26
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ طسم

Ta, sin, mim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ta, Sin, Mim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta, Sin, Mim.

Süleyman Ateş

Ta sin mim.

2 Ayet

تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْمُبِينِ

Tilke ayatul kitabil mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar apaçık Kitap'ın ayetleridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunlar sana o mübin kitabın ayetleri

Süleyman Ateş

Şunlar o apaçık Kitabın ayetleridir.

3 Ayet

لَعَلَّكَ بَاخِعٌ نَفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا مُؤْمِنِينَ

Lealleke bahıun nefseke ella yekunu mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen adeta kendine kıyacaksın mü'min olmıyacaklar diye

Süleyman Ateş

Herhalde sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin!

4 Ayet

إِنْ نَشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِمْ مِنَ السَّمَاءِ آيَةً فَظَلَّتْ أَعْنَاقُهُمْ لَهَا خَاضِعِينَ

İn neşe' nunezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a'nakuhum leha hadıin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz dilesek onlara gökten bir mucize indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilersek üzerlerine Semadan bir ayet indiriveririz de ona boyunları eğile kalır

Süleyman Ateş

Dilesek onların üzerine gökten bir mu'cize indiririz de boyunları ona eğilir (inanırlar).

5 Ayet

وَمَا يَأْتِيهِمْ مِنْ ذِكْرٍ مِنَ الرَّحْمَٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا عَنْهُ مُعْرِضِينَ

Ve ma ye'tihim min zikrin miner rahmani muhdesin illa kanu anhu mu'ridin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bununla beraber Rahmandan kendilerine yeni bir zikir gelmiyor ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar

Süleyman Ateş

Rahman'dan onlara hiçbir yeni Zikir (uyarı) gelmez ki, mutlaka ondan yüz çevirici olmasınlar.

6 Ayet

فَقَدْ كَذَّبُوا فَسَيَأْتِيهِمْ أَنْبَاءُ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ

Fe kad kezzebu fe seye'tihim enbau ma kanu bihi yestehziun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Evet, yalanladılar; alay edip durdukları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek

Süleyman Ateş

Yalanladılar ama, alay edip durdukları şeyin haberleri, yakında kendilerine gelecektir.

7 Ayet

أَوَلَمْ يَرَوْا إِلَى الْأَرْضِ كَمْ أَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

E ve lem yerev ilel ardı kem enbetna fiha min kulli zevcin kerim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yeryüzüne bakmazlar mı? Orada, bitkilerden nice güzel çiftler yetiştirmişizdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arza bir bakmadılar da mı? biz onda her hoş çiftten ne kadar bitirmişiz.

Süleyman Ateş

Yere bakmadılar mı orada her çeşit güzel çifti bitirmişiz?

8 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz bunlarda Allah'ın kudretine işaret vardır, ama çoğu inanmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki bunda mutlak bir ayet var, hemde ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

Şüphesiz bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanıcı değillerdir.

9 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şübhesiz ki rabbın o öyle aziz, öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur merhamet eden O'dur.

10 Ayet

وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰ أَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ

Ve iz nada rabbuke musa eni'til kavmez zalimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir vakıt da rabbın, Musaya nida buyurdu: git o zalim kavme dedi

Süleyman Ateş

Rabbin Musa'ya seslendi: "O zalim kavme git!"

11 Ayet

قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Kavme fir'avn, e la yettekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin Musa'ya: "Haksızlık eden millete, Firavun'un milletine git" diye nida etmişti. "Haksızlıktan sakınmazlar mı?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Fir'avn kavmine, daha sakınmıyacaklar mı?

Süleyman Ateş

Fir'avn'ın kavmine. Onlar (kötülüklerden) korunmayacaklar mı?

12 Ayet

قَالَ رَبِّ إِنِّي أَخَافُ أَنْ يُكَذِّبُونِ

Kale rabbi inni ehafu en yukezzibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yarab! dedi: doğrusu ben korkarım ki beni tekzib ederler

Süleyman Ateş

(Musa): "Rabbim, dedi, ben, onların beni yalanlayacaklarından korkuyorum."

13 Ayet

وَيَضِيقُ صَدْرِي وَلَا يَنْطَلِقُ لِسَانِي فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَارُونَ

Ve yadiku sadri ve la yentaliku lisani fe ersil ila harun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve Göğsüm daralır, dilim açılmaz, onun için Haruna da risalet ver

Süleyman Ateş

Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor (tutukluk yapıyor), onun için Harun'a da elçilik ver."

14 Ayet

وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنْبٌ فَأَخَافُ أَنْ يَقْتُلُونِ

Ve lehum aleyye zenbun fe ehafu en yaktulun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "Rabbim! Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum; göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor. Onun için Harun'a da elçilik ver. Onların bana isnat ettikleri bir suç da vardır. Beni öldürmelerinden korkuyorum" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem onlara üzerinde bir günah var, ondan dolayı korkarım ki hemen beni öldürürler

Süleyman Ateş

Hem benim üzerimde onlara karşı işlediğim bir günah da var (onlardan bir adam öldürmüştüm); onların beni öldürmelerinden korkuyorum.

15 Ayet

قَالَ كَلَّا ۖ فَاذْهَبَا بِآيَاتِنَا ۖ إِنَّا مَعَكُمْ مُسْتَمِعُونَ

Kale kella, fezheba bi ayatina inna meakum mustemiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, buyurdu: haydi ikiniz bir, ayetlerimizle gidin, her halde biz sizinle beraberiz, dinliyoruzdur

Süleyman Ateş

(Allah): "Hayır, dedi, ikiniz de ayetlerimizle gidin, biz sizinle beraberiz, (aranızda geçecekleri) dinliyoruz."

16 Ayet

فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَا إِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Fe'tiya fir'avne fe kula inna resulu rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydin Fir'avne varın da deyin: inan biz, rabbülaleminin resulüyüz

Süleyman Ateş

Fir'avn'e giderek deyin ki: Biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz."

17 Ayet

أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ

En ersil meana beni israil.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Hayır; ikiniz mucizelerimizle gidiniz. Doğrusu Biz sizinle beraber dinlemekteyiz. Firavun'a varınız: "Biz şüphesiz alemlerin Rabbinin elçisiyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, deyiniz" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Beni İsraili bizimle beraber salıver

Süleyman Ateş

İsrail oğullarını bizimle beraber gönder.

18 Ayet

قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

Kale e lem nurabbike fina veliden ve lebiste fina min umurike sinin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

A, dedi: seni çocukken bizde büyütmedik mi? hem bizde ömründen senelerce kaldın

Süleyman Ateş

(Gittiler, Allah'ın emrini duyurdular. Fir'avn) Dedi ki: "Biz seni, içimizden bir çocuk olarak yetiştirmedik mi? Ömründe nice yıllar aramızda kalmadın mı?"

19 Ayet

وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّتِي فَعَلْتَ وَأَنْتَ مِنَ الْكَافِرِينَ

Ve fealte fa'letekelleti fealte ve ente minel kafirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun Musa'ya: "Biz seni çocukken yanımıza alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi? Sonunda yapacağını da yaptın. Sen nankörün birisin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem de o yaptığın fi'li yaptın, o halde sen o nankör kafirlerdensin

Süleyman Ateş

Ve sonunda o yaptığını da yaptın, sen nankörlerden birisin.

20 Ayet

قَالَ فَعَلْتُهَا إِذًا وَأَنَا مِنَ الضَّالِّينَ

Kale fealtuha izen ve ene mined dallin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt, dedi: o fi'li yaptım şaşkınlardandım

Süleyman Ateş

(Musa): "Onu yaptığım zaman sapıklardan idim" dedi.

21 Ayet

فَفَرَرْتُ مِنْكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكْمًا وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُرْسَلِينَ

Fe ferartu minkum lemma hıftukum fe vehebe li rabbi hukmen ve cealeni minel murselin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun üzerine vaktaki sizden korktum, içinizden kaçtım, derken rabbım bana huküm ihsan buyurdu ve beni mürselinden kıldı

Süleyman Ateş

Sizden korkunca aranızdan kaçtım, sonra Rabbim bana hükümdarlık verdi ve beni elçilerden yaptı

22 Ayet

وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنْ عَبَّدْتَ بَنِي إِسْرَائِيلَ

Ve tilke ni'metun temunnuha aleyye en abbedte beni israil.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden sizden korkunca aranızdan kaçtım. Sonra, Rabbim bana hikmet verip, beni peygamber yaptı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğullarını kendine köle ettiğinden ötürüdür" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O başıma kakdığın bir ni'met de Beni İsraili kul, köle edinmiş olmandır.

Süleyman Ateş

O başıma kaktığın ni'met de İsrail oğullarını köle yapman(yüzünden)dir. (Onları köle diye kullanıp erkek çocuklarını kesmeseydin, senin eline düşmezdim)

23 Ayet

قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَمِينَ

Kale fir'avnu ve ma rabbul alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun: "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fir'avn, rabbülalemin de nedir? dedi

Süleyman Ateş

Fir'avn dedi ki: "(Ey Musa) alemlerin Rabbi nedir?"

24 Ayet

قَالَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ إِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ

Kale rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma, in kuntum mukınin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "Kesin olarak inanacaksanız, bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbı, eğer ehli yakin iseniz dedi

Süleyman Ateş

(Musa): "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanan kimseler iseniz (bunu anlarsınız)," dedi.

25 Ayet

قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

Kale li men havlehu e la testemiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yanında bulunanlara: "İşitmiyor musunuz?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Etrafındakilere dinlemezmisiniz? dedi

Süleyman Ateş

(Fir'avn): Çevresinde bulunanlara: "İşitiyor musunuz?" dedi.

26 Ayet

قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ

Kale rabbukum ve rabbu abaikumul evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"O sizin de Rabbiniz, önce geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbınızın ve evvelki atalarınızın rabbı dedi

Süleyman Ateş

(Musa): "O sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir" dedi.

27 Ayet

قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ الَّذِي أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ

Kale inne resulekumullezi ursile ileykum le mecnun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun, çevresindekilere: "Size gönderilen peygamberiniz şüphesiz delidir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde size gönderilmiş olan resulünüz mutlak mecnun dedi

Süleyman Ateş

(Fir'avn): "Size gönderilen bu elçiniz mutlaka delidir" dedi.

28 Ayet

قَالَ رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ إِنْ كُنْتُمْ تَعْقِلُونَ

Kale rabbul meşrıkı vel magribi ve ma beynehuma, in kuntum ta'kılun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "Eğer akledebilen kimselerseniz bilin ki O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Meşrık ve Mağrıbın ve bütün aralarındakilerin rabbı, eğer siz akıl iseniz dedi

Süleyman Ateş

(Musa): "Eğer düşünürseniz O, doğunun batının ve bunlar arasında bulunanların da Rabbidir" dedi.

29 Ayet

قَالَ لَئِنِ اتَّخَذْتَ إِلَٰهًا غَيْرِي لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ الْمَسْجُونِينَ

Kale leinittehazte ilahen gayri le ec'alenneke minel mescunin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun: "Benden başkasını tanrı edinirsen, and olsun ki seni zindanlık ederim" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yemin ederim ki dedi: eğer benden başka bir ilah tutarsan seni mutlak ve muhakkak zindandakilerden ederim

Süleyman Ateş

(Fir'avn ey Musa): "Andolsun ki benden başka tanrı edinirsen, seni mutlaka zindana atılanlardan yapacağım" dedi.

30 Ayet

قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَيْءٍ مُبِينٍ

Kale e ve lev ci'tuke bi şey'in mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "Sana apaçık bir şey getirmiş isem de mi?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya, dedi: sana apaçık isbat edecek bir şey getirdimse de mi?

Süleyman Ateş

(Musa, peki): "Sana (doğruluğumu) kanıtlayan apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?" dedi.

31 Ayet

قَالَ فَأْتِ بِهِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

Kale fe'ti bihi in kunte mines sadikin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun: "Doğru sözlülerden isen haydi getir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi, dedi: getir onu bakayım sadıklardan isen

Süleyman Ateş

(Fir'avn): "Eğer doğrulardansan onu getir (bakalım)," dedi.

32 Ayet

فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعْبَانٌ مُبِينٌ

Fe elka asahu fe iza hiye su'banun mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine Musa değneğini attı, besbelli bir yılan oluverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine Asasını bırakıverdi, apaçık bir ejderha kesiliverdi

Süleyman Ateş

(Musa), asasını attı, bir de (baktılar ki) o apaçık bir ejderha!

33 Ayet

وَنَزَعَ يَدَهُ فَإِذَا هِيَ بَيْضَاءُ لِلنَّاظِرِينَ

Ve nezea yedehu fe iza hiye beydau lin nazırin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Elini çıkardı, bakanlara bembeyaz göründü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de elini çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi

Süleyman Ateş

Elini (koltuğunun altından) çıkardı; o da, bakanlara parıl parıl parlayan bir şey oluverdi.

34 Ayet

قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُ إِنَّ هَٰذَا لَسَاحِرٌ عَلِيمٌ

Kale lil melei havlehu inne haza le sahırun alim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Etrafındaki cem'ıyyete bu, dedi: her halde bilgiç bir sihirbaz

Süleyman Ateş

(Fir'avn), çevresindeki ileri gelenlere: "Bu dedi, bilgin bir büyücüdür."

35 Ayet

يُرِيدُ أَنْ يُخْرِجَكُمْ مِنْ أَرْضِكُمْ بِسِحْرِهِ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

Yuridu en yuhricekum min ardıkum bi sıhrihi fe maza te'murun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun çevresinde bulunan ileri gelenlere: "Doğrusu bu bilgin bir sihirbaz; sizi sihirle yurdunuzdan çıkarmak istiyor; ne buyurursunuz?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sihrile sizi yerinizden çıkarmak istiyor, binaenaleyh ne emredersiniz?

Süleyman Ateş

Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne buyurursunuz?

36 Ayet

قَالُوا أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَابْعَثْ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِرِينَ

Kalu ercih ve ehahu veb'as fil medaini haşirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunu ve kardeşini dediler; eğle, şehirlere de derleyiciler yolla

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Onu ve kardeşini eğle, kentlere toplayıcılar gönder."

37 Ayet

يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمٍ

Ye'tuke bi kulli sehharin alim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere, sana bütün bilgin sihirbazları getirecek toplayıcılar gönder" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bütün bilgiç sihirbazları getirsinler

Süleyman Ateş

Bütün bilgin büyücüleri sana getirsinler.

38 Ayet

فَجُمِعَ السَّحَرَةُ لِمِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

Fe cumias seharatu li mikati yevmin ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sihirbazlar, belirli bir günün bildirilen vaktinde toplandılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle ma'lum bir gün miykat ta'yin olunarak sihirbazlar cemolundu

Süleyman Ateş

Derken büyücüler belli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.

39 Ayet

وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنْتُمْ مُجْتَمِعُونَ

Ve kile lin nasi hel entum muctemiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlara: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve halka siz toplu musunuz denildi

Süleyman Ateş

Halka da: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

40 Ayet

لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ السَّحَرَةَ إِنْ كَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ

Leallena nettebius seharate in kanu humul galibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sihirbazlar üstün gelirlerse biz de onlara uyarız" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sanırız bizler sihirbazlara tabi' olacağız şayed onlar olursa galibler

Süleyman Ateş

Umarız ki büyücüler üstün gelirse biz de onlara uyarız.

41 Ayet

فَلَمَّا جَاءَ السَّحَرَةُ قَالُوا لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِنْ كُنَّا نَحْنُ الْغَالِبِينَ

Fe lemma caes seharatu kalu li fir'avne e inne lena le ecran in kunna nahnul galibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a; "Biz üstün gelirsek, şüphesiz bize bir ücret vardır değil mi?" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken vakta ki sihirbazlar geldiler Firavne elbette: biz galip gelirsek bize mutlak ecir var ya? dediler

Süleyman Ateş

Büyücüler gelince Fir'avn'e: "Eğer üstün gelenler biz olursak, bize mutlaka bir ücret var değil mi?" dediler.

42 Ayet

قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَمِنَ الْمُقَرَّبِينَ

Kale neam ve innekum izen le minel mukarrabin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun: "Evet; o takdirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet, dedi: hem siz o vakıt muhakkak mukarrebindensiniz

Süleyman Ateş

Evet dedi, hem o takdirde siz (bana) yakınlardan olacaksınız.

43 Ayet

قَالَ لَهُمْ مُوسَىٰ أَلْقُوا مَا أَنْتُمْ مُلْقُونَ

Kale lehum musa elku ma entum mulkun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa onlara: "Ne atacaksanız atın" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musa onlara atın dedi: siz ne atacaksanız

Süleyman Ateş

Musa onlara: "Atacağınızı atın!" dedi.

44 Ayet

فَأَلْقَوْا حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ الْغَالِبُونَ

Fe elkav hıbalehum ve ısıyyehum ve kalu bi izzeti fir'avne inna le nahnul galibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve: "Firavun hakkı için, şüphesiz, biz üstün geleceğiz" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve Firavnin ızzeti hakkı için elbette biz galibiz, şüphesiz, dediler

Süleyman Ateş

İplerini ve değneklerini attılar ve "Fir'avn'ın şerefine biz, elbette biz galib geleceğiz" dediler.

45 Ayet

فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

Fe elka musa asahu fe iza hiye telkafu ma ye'fikun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine Musa değneğini attı; onların uydurduklarını yutmağa başlayıverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musa da Asasını koyuverdi, bir de baktılar ki o, her ne dolap çeviriyorlarsa yutuyor

Süleyman Ateş

Musa da asasını attı. Birden o, onların uydurduklarını yutmağa başladı.

46 Ayet

فَأُلْقِيَ السَّحَرَةُ سَاجِدِينَ

Fe ulkıyes seharatu sacidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar

Süleyman Ateş

Derhal büyücüler secdeye kapandılar:

47 Ayet

قَالُوا آمَنَّا بِرَبِّ الْعَالَمِينَ

Kalu amenna bi rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

"iyman ettik rabbül'alemine

Süleyman Ateş

Dediler: "Alemlerin Rabbine inandık."

48 Ayet

رَبِّ مُوسَىٰ وَهَارُونَ

Rabbi musa ve harun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musa ve Harunun rabbına" dediler

Süleyman Ateş

Musa'nın ve Harun'un Rabbine.

49 Ayet

قَالَ آمَنْتُمْ لَهُ قَبْلَ أَنْ آذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُ لَكَبِيرُكُمُ الَّذِي عَلَّمَكُمُ السِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ مِنْ خِلَافٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

Kale amentum lehu kable en azene lekum, innehu le kebirukumullezi allemekumus sıhr, fe le sevfe ta'lemun, le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılafin ve le usallibennekum ecmain.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun: "Ben size izin vermeden ona iman mı ettiniz? Muhakkak ki o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi bileceksiniz; ellerinizi ayaklarınızı, and olsun, çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ona, dedi: ben size izin vermeden iyman ettiniz, anlaşıldı ki o size sihri ta'lim eden büyüğünüzmüş, o halde mutlak yakında bileceksiniz, çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazına kestireceğim, hem muhakkak hepinizi çarmıha gerdireceğim.

Süleyman Ateş

(Fir'avn) dedi: "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse (size ne yapacağımı) yakında bileceksiniz: Ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve hepinizi asacağım!"

50 Ayet

قَالُوا لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّا إِلَىٰ رَبِّنَا مُنْقَلِبُونَ

Kalu la dayra inna ila rabbina munkalibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dediler: zararı yok, her halde biz rabbımıza döneceğiz

Süleyman Ateş

Zararı yok, dediler, (nasıl olsa) biz Rabbimize döneceğiz.

51 Ayet

إِنَّا نَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَايَانَا أَنْ كُنَّا أَوَّلَ الْمُؤْمِنِينَ

İnna natmeu en yagfira lena rabbuna hatayana en kunna evvelel mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İman eden sihirbazlar: "Zararı yok, biz şüphesiz Rabbimize doneceğiz; inananların ilki olmamızdan ötürü, Rabbimizin kusurlarımızı bize bağışlayacağını umarız" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde biz mü'minlerin evveli olduğumuzdan dolayı rabbımızın bize mağfiret buyuracağını ümid ederiz.

Süleyman Ateş

Biz ilk inananlar olduğumuz için Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umarız.

52 Ayet

۞ وَأَوْحَيْنَا إِلَىٰ مُوسَىٰ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِي إِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ

Ve evhayna ila musa en esri bi ıbadi innekum muttebeun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz Musa'ya: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip edileceksiniz" diye vahyettik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem Musaya şu vahyi yerdik: kullarımı gece yürüt çünkü ta'kıb edileceksiniz

Süleyman Ateş

Musa'ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkar), yürüt; siz takibedileceksiniz." diye vahyettik.

53 Ayet

فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِي الْمَدَائِنِ حَاشِرِينَ

Fe ersele fir'avnu fil medaini haşirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Firavn de şehirlere asker toplayıcılar gönderdi

Süleyman Ateş

Fir'avn, (İsrail oğullarının gittiğini duyunca) kentlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

54 Ayet

إِنَّ هَٰؤُلَاءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ

İnne haulai le şirzimetun kalilun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şunlar şübhe yok ki bir şirzimei kaliledirler

Süleyman Ateş

Şunlar, (şu İsrail oğulları), az bir topluluktur dedi.

55 Ayet

وَإِنَّهُمْ لَنَا لَغَائِظُونَ

Ve innehum lena le gaizun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat hakkımızda çok gayz besliyorlar

Süleyman Ateş

Bizi kızdırmaktadırlar.

56 Ayet

وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَاذِرُونَ

Ve inna le cemiun hazirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu arada Firavun şehirlere, "Doğrusu bunlar bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; hepimiz tedbirli olmalıyız" diyen münadiler gönderdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ise uyanık ihtiyatlı bir cem'ıyyet bulunuyoruz, diyordu

Süleyman Ateş

Biz, ihtiyatlı, koca bir cemaatiz.

57 Ayet

فَأَخْرَجْنَاهُمْ مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

Fe ahracnahum min cennatin ve uyun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle bunları bostanlardan, pınarlardan

Süleyman Ateş

Böylece biz onları çıkardık: bahçeler(in)den, çeşmeler(in)den.

58 Ayet

وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

Ve kunuzin ve makamin kerim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hazinelerden, ve dilruba makamlardan çıkardık

Süleyman Ateş

Hazineler(in)den ve o güzel yer(lerin)den.

59 Ayet

كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَاهَا بَنِي إِسْرَائِيلَ

Kezalik, ve evresnaha beni israil.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama biz Firavun ve adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece oralara İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onları Beni İsraile miras kıldık

Süleyman Ateş

Böylece bunları İsrail oğullarına miras yaptık.

60 Ayet

فَأَتْبَعُوهُمْ مُشْرِقِينَ

Fe etbeuhum muşrikin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun ve adamları güneş üzerlerine doğarken onların ardına düştüler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken arkalarına düştüler Güneş doğmuştu

Süleyman Ateş

(Fir'avn ve adamları), güneş doğarken onların ardına düştüler.

61 Ayet

فَلَمَّا تَرَاءَى الْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَابُ مُوسَىٰ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

Fe lemma terael cem'ani kale ashabu musa inna le mudrakun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları: "İşte yakalandık" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki iki cem'ıyyet biribirine göründü Musanın eshabı yakalandık dediler

Süleyman Ateş

İki topluluk (yaklaşıp) birbirini görünce Musa'nın adamları: "İşte yakalandık!" dediler.

62 Ayet

قَالَ كَلَّا ۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهْدِينِ

Kale kella, inne maiye rabbi seyehdin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa: "Hayır; Rabbim benimle beraberdir, bana elbette yol gösterecektir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır asla, dedi: rabbım muhakkak benimledir, bana yolunu gösterecektir

Süleyman Ateş

(Musa): "Hayır, dedi, Rabbim benimle beraberdir. Bana yol gösterecektir."

63 Ayet

فَأَوْحَيْنَا إِلَىٰ مُوسَىٰ أَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَ ۖ فَانْفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَالطَّوْدِ الْعَظِيمِ

Fe evhayna ila musa enıdrib bi asakel bahr, fenfeleka fe kane kullu firkın ket tavdil azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine Biz Musa'ya: "Değneğinle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrıldı, her parçası yüce bir dağ gibiydi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine Musaya "vur Asan ile denize" diye vahyeyledik, vurunca bir infilak etti her bölük koca bir dağ gibi oluverdi

Süleyman Ateş

Musa'ya: "Değneğinle denize vur!" diye vahyettik. (Vurunca deniz) yarıldı, (on iki yol açıldı). Her bölüm, kocaman bir dağ gibi oldu.

64 Ayet

وَأَزْلَفْنَا ثَمَّ الْآخَرِينَ

Ve ezlefna semmel aharin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ötekileri de buraya yanaştırmıştık

Süleyman Ateş

Ötekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler).

65 Ayet

وَأَنْجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَنْ مَعَهُ أَجْمَعِينَ

Ve enceyna musa ve men meahu ecmain.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Musayı ve maıyyetindekileri tamamen necata çıkardık

Süleyman Ateş

Musa'yı ve beraberinde olanları tamamen kurtardık.

66 Ayet

ثُمَّ أَغْرَقْنَا الْآخَرِينَ

Summe agraknel aharin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öbürlerini suda boğduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da ötekileri gark ettik

Süleyman Ateş

Sonra ötekilerini boğduk (Musa ve adamları karaya çıkınca deniz kapandı, Fir'avn ve adamları boğuldu).

67 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunda şüphesiz ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama çokları inanmazlar.

68 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rabbin, güçlü olandır, merhamet edendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şübhesiz ki rabbın o öyle aziz öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

69 Ayet

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَأَ إِبْرَاهِيمَ

Vetlu aleyhim nebee ibrahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara İbrahim'in kıssasını anlat.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara İbrahimin kıssasını da oku

Süleyman Ateş

Onlara İbrahim'in haberini de oku:

70 Ayet

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَا تَعْبُدُونَ

İz kale li ebihi ve kavmihi ma ta'budun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim, babasına ve milletine: "Nelere tapıyorsunuz?" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

O bir vakıt babasına ve kavmine: siz neye taparsınız? dedi

Süleyman Ateş

Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

71 Ayet

قَالُوا نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَاكِفِينَ

Kalu na'budu asnamen fe nezallu leha akifin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Putlara tapıyoruz, onlara bağlanıp duruyoruz" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir takım putlara taparız da dediler: onlar sayesinde toplanırız

Süleyman Ateş

Putlara tapıyoruz, onların önünde ibadete duruyoruz. dediler.

72 Ayet

قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

Kale hel yesmeunekum iz ted'un.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar, dedi: dua ettiğiniz vakıt işidirler mi?

Süleyman Ateş

Peki, dedi, siz du'a ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı?

73 Ayet

أَوْ يَنْفَعُونَكُمْ أَوْ يَضُرُّونَ

Ev yenfeunekum ev yedurrun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar veya size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Veya size bir menfeat verir yahud bir zarar ederler mi

Süleyman Ateş

Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı?

74 Ayet

قَالُوا بَلْ وَجَدْنَا آبَاءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

Kalu bel vecedna abaena kezalike yef'alun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Hayır ama, babalarımızı da bu şekilde ibadet ederken bulduk" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok dediler: atalarımızı bulduk, böyle yapıyorlardı

Süleyman Ateş

Hayır, ama babalarımızın böyle yaptıklarını gördük, (onun için biz de böyle yapıyoruz). dediler.

75 Ayet

قَالَ أَفَرَأَيْتُمْ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَ

Kale e fe raeytum ma kuntum ta'budun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi, dedi: gördünüz a o sizin ve eski atalarınızın taptıklarınızı

Süleyman Ateş

İşte gördünüz mü neye tapıyorsunuz? dedi.

76 Ayet

أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمُ الْأَقْدَمُونَ

Entum ve abaukumul akdemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

(76-77) Hep onlar benim düşmanım ancak o rabbül'alemin başka

Süleyman Ateş

Siz ve eski atalarınız?

77 Ayet

فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِي إِلَّا رَبَّ الْعَالَمِينَ

Fe innehum aduvvun li illa rabbel alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

(76-77) Hep onlar benim düşmanım ancak o rabbül'alemin başka

Süleyman Ateş

Onlar benim düşmanımdır. Yalnız alemlerin Rabbi (benim dostumdur).

78 Ayet

الَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهْدِينِ

Ellezi halakani fe huve yehdin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

O ki beni yarattı sonra da bana o hidayet eder

Süleyman Ateş

Beni yaratan ve bana yol gösteren O'dur.

79 Ayet

وَالَّذِي هُوَ يُطْعِمُنِي وَيَسْقِينِ

Vellezi huve yut'ımuni ve yeskin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o ki bana o, yedirir, o içirir,

Süleyman Ateş

Bana yediren ve içiren O'dur.

80 Ayet

وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

Ve iza maridtu fe huve yeşfin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hastalandığım vakıt da bana o şifa verir

Süleyman Ateş

Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur.

81 Ayet

وَالَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحْيِينِ

Vellezi yumituni summe yuhyin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o ki beni öldürür, sonra beni yine diriltir

Süleyman Ateş

Beni öldürecek, sonra diriltecek O'dur.

82 Ayet

وَالَّذِي أَطْمَعُ أَنْ يَغْفِرَ لِي خَطِيئَتِي يَوْمَ الدِّينِ

Vellezi atmeu en yagfira li hatieti yevmed din.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o ki ceza günü ben onun günahımı afiv buyurmasını niyaz ederim

Süleyman Ateş

Ceza günü hatamı bağışlayacağını umduğum da O'dur.

83 Ayet

رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

Rabbi heb li hukmen ve elhıkni bis salihin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İbrahim: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum ancak Alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyiler arasına kat.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yarab, bana bir huküm ıhsan et ve beni salihine ilhak buyur

Süleyman Ateş

Rabbim, bana hüküm (hükümdarlık, bilgi) ver ve beni Salihler arasına kat.

84 Ayet

وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ

Vec'al li lisane sıdkın fil ahırin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bana sonrakiler içinde bir "lisanı sıdık" tahsıys eyle

Süleyman Ateş

Sonra gelenler arasında bana, bir doğruluk dili nasib eyle (sonraki nesiller arasında hayır ile anılmamı sağla)!

85 Ayet

وَاجْعَلْنِي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ

Vec'alni min veraseti cennetin naim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve beni naıym cennetinin varislerinden eyle

Süleyman Ateş

Beni ni'met(i bol olan) cennetinin varislerinden kıl.

86 Ayet

وَاغْفِرْ لِأَبِي إِنَّهُ كَانَ مِنَ الضَّالِّينَ

Vagfir li ebi innehu kane mined dallin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Babama da mağfiret buyur, çünkü o yanlış gidenlerden idi

Süleyman Ateş

Babamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father. Lo! he is of those who err.

87 Ayet

وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ

Ve la tuhzini yevme yub'asun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve utandırma beni ba's olunacakları gün

Süleyman Ateş

(Kulların) diriltilecekleri gün, beni utandırma.

88 Ayet

يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ

Yevme la yenfau malun ve la benun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki ne mal faide verir ne oğullar,

Süleyman Ateş

O gün ki, ne mal, ne de oğullar yarar vermez.

89 Ayet

إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

İlla men etallahe bi kalbin selim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak Allaha selim bir kalb ile varan başka

Süleyman Ateş

Ancak Allah'a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür).

90 Ayet

وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

Ve uzlifetil cennetu lil muttekin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem müttekiler için cennet yaklaştırılmış

Süleyman Ateş

(O gün) cennet, korunanlara yaklaştırılır.

91 Ayet

وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

Ve burrizetil cahimu lil gavin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Azgınlar için de Cehennem hortlatılmıştır

Süleyman Ateş

Cehennem de azgınların karşısına çıkarılır.

92 Ayet

وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْبُدُونَ

Ve kile lehum eyne ma kuntum ta'budun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

(92-93) Ve bunlara hani nerede o Allahın gayrıdan taptıklarınız? Nasıl size yardım ediyorlar veya kendilerini kurtarıyorlar mı? denilmekte

Süleyman Ateş

Onlara "Hani taptıklarınız nerede?" denilir.

93 Ayet

مِنْ دُونِ اللَّهِ هَلْ يَنْصُرُونَكُمْ أَوْ يَنْتَصِرُونَ

Min dunillah, hel yensurunekum ev yentesırun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

(92-93) Ve bunlara hani nerede o Allahın gayrıdan taptıklarınız? Nasıl size yardım ediyorlar veya kendilerini kurtarıyorlar mı? denilmekte

Süleyman Ateş

O Allah'tan başka (taptıklarınız) size yardım ediyorlar mı, yahut kendilerine yardımları dokunuyor mu?

94 Ayet

فَكُبْكِبُوا فِيهَا هُمْ وَالْغَاوُونَ

Fe kubkıbu fiha hum vel gavun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve arkasından hep onlar o Cehennemin içine fırlatılmaktadır

Süleyman Ateş

Onlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar.

95 Ayet

وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

Ve cunudu iblise ecmeun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

(95-96) Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler

Süleyman Ateş

İblis'in bütün askerleri de.

96 Ayet

قَالُوا وَهُمْ فِيهَا يَخْتَصِمُونَ

Kalu ve hum fiha yahtesımun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

(95-96) Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken şöyle demektedirler

Süleyman Ateş

Onlar orada (putlarıyle) çekişerek derler ki:

97 Ayet

تَاللَّهِ إِنْ كُنَّا لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

Tallahi in kunna le fi dalalin mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tallahi biz doğrusu açık bir dalal içinde imişiz

Süleyman Ateş

Vallahi biz apaçık bir sapıklık içinde imişiz!

98 Ayet

إِذْ نُسَوِّيكُمْ بِرَبِّ الْعَالَمِينَ

İz nusevvikum bi rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü sizi rabbül'alemin seviyyesinde tutuyorduk

Süleyman Ateş

Çünkü sizi alemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.

99 Ayet

وَمَا أَضَلَّنَا إِلَّا الْمُجْرِمُونَ

Ve ma edallena illel mucrimun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bizi hep o mücrimler şaşırtmıştı

Süleyman Ateş

Ama bizi saptıran o suçlulardır.

100 Ayet

فَمَا لَنَا مِنْ شَافِعِينَ

Fe ma lena min şafiin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bak şimdi bizim için ne şefaatciler var

Süleyman Ateş

Şimdi artık bizim ne şefa'atçilerimiz var,

101 Ayet

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ

Ve la sadikın hamim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne de yakın bir sadik

Süleyman Ateş

Ne de sıcak bir dostumuz.

102 Ayet

فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

Fe lev enne lena kerraten fe nekune minel mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bari bizim için geriye bir dönmek olsa idi de mü'minlerden olsa idik

Süleyman Ateş

Ah keşke bir dönüşümüz daha olsa da inananlardan olsak!

103 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar."

104 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şüphesiz ki rabbın o öyle aziz öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

105 Ayet

كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ الْمُرْسَلِينَ

Kezzebet kavmu nuhınil murselin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh'un milleti peygamberlerini yalanladı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nuh kavmı gönderilen Resulleri tekzib etti

Süleyman Ateş

Nuh kavmi de gönderilen elçileri yalanladı.

106 Ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum nuhun e la tettekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

Süleyman Ateş

Kardeşleri Nuh onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti.

107 Ayet

إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

İnni lekum resulun emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, bir eminim

Süleyman Ateş

Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

108 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin Allahdan korkun, bana itaat edin

Süleyman Ateş

Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

109 Ayet

وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

Süleyman Ateş

Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnız alemlerin Rabbine aittir.

110 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin Allahdan korkun bana itaat edin

Süleyman Ateş

Öyle ise Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

111 Ayet

۞ قَالُوا أَنُؤْمِنُ لَكَ وَاتَّبَعَكَ الْأَرْذَلُونَ

Kalu e nu'minu leke vettebeakel erzelun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sana mı inanacağız? Sana en rezil kimseler uymaktadır" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

A, dediler: hiç biz sana inanır mıyız? Senin ardına hep o erzail düşmüş?

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Sana bayağı kimseler uymuşken biz sana inanır mıyız?"

112 Ayet

قَالَ وَمَا عِلْمِي بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Kale ve ma ilmi bima kanu ya'melun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Benim ne ılmim olabilir? dedi: onlar ne yapıyorlarmış

Süleyman Ateş

Dedi ki: "Ben onların yaptıklarını(n iç yüzünü) bilmem (ben ancak görünüşe göre hüküm veririm)."

113 Ayet

إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّي ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ

İn hısabuhum illa ala rabbi lev teş'urun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sizin şuurunuz olsa onların hısabı ancak rabbıma aiddir

Süleyman Ateş

Anlayışınız olsa, onların hesabının Rabbime aidolduğunu bilirsiniz.

114 Ayet

وَمَا أَنَا بِطَارِدِ الْمُؤْمِنِينَ

Ve ma ene bi taridil mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem ben iyman edenleri koğmaya me'mur değilim

Süleyman Ateş

Ben inananları kovacak değilim.

115 Ayet

إِنْ أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ مُبِينٌ

İn ene illa nezirun mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Onların yaptıkları hakkında bir bilgim yoktur; hesabları Rabbime aittir, düşünsenize! Ben inananları kovacak değilim. Ben sadece açıkça uyarıcıyım" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ben ancak açık, bir nezirim

Süleyman Ateş

Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.

116 Ayet

قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا نُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمَرْجُومِينَ

Kalu le in lem tentehi ya nuhule tekunenne minel mercumin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ey Nuh! Eğer bu işe son vermezsen, şüphesiz taşlanacaklardan olacaksın" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

And ederiz ki dediler; eğer vazgeçmezsen ya Nuh! Mutlak ve muhakkak recm edilenlerden olacaksın

Süleyman Ateş

Dediler: "Ey Nuh, (bu dediğinden) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın."

117 Ayet

قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوْمِي كَذَّبُونِ

Kale rabbi inne kavmi kezzebun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya rab! dedi: anlaşıldı ki kavmim beni tekzib ettiler

Süleyman Ateş

(Nuh): "Rabbim, dedi, kavmim beni yalanladı."

118 Ayet

فَافْتَحْ بَيْنِي وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِي وَمَنْ مَعِيَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

Feftah beyni ve beynehum fethan ve neccini ve men maiye minel mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Rabbim! Milletim beni yalanladı. Benimle onların arasında Sen hüküm ver. Beni ve beraberimdeki inananları kurtar" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık benimle onların arasını nasıl ayırd edeceksen et de bana ve beraberimdeki mü'minlere necat ver

Süleyman Ateş

Benimle onların arasını aç (aramızda hükmet), beni ve benimle beraber bulunan mü'minleri kurtar!

119 Ayet

فَأَنْجَيْنَاهُ وَمَنْ مَعَهُ فِي الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ

Fe enceynahu ve men meahu fil fulkil meşhun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine onu ve beraberinde bulunanları, dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri o dolu gemide necata çıkardık

Süleyman Ateş

Biz de onu ve onunla beraber bulunanları, dolu gemi içinde kurtardık.

120 Ayet

ثُمَّ أَغْرَقْنَا بَعْدُ الْبَاقِينَ

Summe agrakna ba'dul bakin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra de geride kalanları suda boğduk.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da arkasından kalanları garkettik

Süleyman Ateş

Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.

121 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

122 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve şübhesiz ki rabbın, o öyle aziz, öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

123 Ayet

كَذَّبَتْ عَادٌ الْمُرْسَلِينَ

Kezzebet adunil murselin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ad milleti de peygamberleri yalanladı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ad, gönderilen Resulleri tekzib etti

Süleyman Ateş

Ad (kavmi) de, gönderilen elçileri yalanladı.

124 Ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum hudun e la tettekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki kardeşleri Hud onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

Süleyman Ateş

Kardeşleri Hud onlara: "Korunmaz mısınız?" demişti.

125 Ayet

إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

İnni lekum resulun emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

Süleyman Ateş

Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

126 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

Süleyman Ateş

Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

127 Ayet

وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum. benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

Süleyman Ateş

Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.

128 Ayet

أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ آيَةً تَعْبَثُونَ

E tebnune bi kulli riın ayeten ta'besun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz her tepeye bir alamet bina eder eğlenir misiniz?

Süleyman Ateş

Siz her yol üzerine, (gelip geçenleri yanıltmak için) bir işaret yapıp da boş şeyle mi uğraşıyorsunuz?

129 Ayet

وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

Ve tettehızune mesania leallekum tahludun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir takım masnuat da ediniyorsunuz ki sanki muhalled kalacaksınız

Süleyman Ateş

Belki ebedi yaşarsınız diye köşkler (ve müstahkem kaleler) ediniyorsunuz?

130 Ayet

وَإِذَا بَطَشْتُمْ بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

Ve iza betaştum betaştum cebbarin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem tuttuğunuz vakıt merhametsiz, cebbarcasına tutuyorsunuz

Süleyman Ateş

(Bir kavmi) yakaladığınız zaman da zorbalar gibi yakalıyorsunuz.

131 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık Allahdan korkun ve bana itaat edin

Süleyman Ateş

Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

132 Ayet

وَاتَّقُوا الَّذِي أَمَدَّكُمْ بِمَا تَعْلَمُونَ

Vettekullezi emeddekum bima ta'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Allahdan korkun ki size o bildiğiniz şeylere imdad buyurdu

Süleyman Ateş

Size bildiğiniz ni'metleri bol bol veren(Allah)dan korkun. Keep your duty toward Him Who hath aided you with (the good things) that ye know,

133 Ayet

أَمَدَّكُمْ بِأَنْعَامٍ وَبَنِينَ

Emeddekum bi en'amin ve benin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

En'am, oğullar

Süleyman Ateş

O size verdi: davarlar, oğullar,

134 Ayet

وَجَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

Ve cennatin ve uyun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cennet gibi bağlar, bahçeler, menba'lar ile size imdad buyurmakta

Süleyman Ateş

Bahçeler, çeşmeler.

135 Ayet

إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

İnni ehafu aleykum azabe yevmin azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Hud, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Siz her yüksek yere koca bir bina kurup, boş şeyle mi uğraşırsınız? Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı edinirsiniz? Yakaladığınızı zorbaca mı yakalarsınız? Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Bildiğiniz şeyleri size verenden sakının; davarları, oğulları, bahçeleri ve akarsuları size O vermiştir. Doğrusu hakkınızda büyük günün azabından korkuyorum" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cidden ben size büyük bir günün azabından korkuyorum

Süleyman Ateş

Doğrusu ben size büyük bir günün azabı(nın çarpması)ndan korkuyorum.

136 Ayet

قَالُوا سَوَاءٌ عَلَيْنَا أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُنْ مِنَ الْوَاعِظِينَ

Kalu sevaun aleyna e vaazte em lem tekun minel vaızin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"İster öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bizce birdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen, dediler: ha va'zetmişin ha va'zedenlerden olmamışın bizce müsavidir

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Öğüt versen de, öğüt verenlerden olmasan da bizce birdir."

137 Ayet

إِنْ هَٰذَا إِلَّا خُلُقُ الْأَوَّلِينَ

İn haza illa hulukul evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu sırf eskilerin adeti

Süleyman Ateş

Bu (davranışımız), sadece evvelkilerin ahlakı(ve geleneği)dir.

138 Ayet

وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

Ve ma nahnu bi muazzebin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu durumumuz öncekilerin geleneğidir. Biz azaba uğratılacak da değiliz" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ta'zib olunmayız

Süleyman Ateş

Biz azaba uğratılacak değiliz.

139 Ayet

فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَاهُمْ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

Fe kezzebuhu fe ehleknahum, inne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Böylece onu yalanladılar; Biz de kendilerini yok ettik. Bunda şüphesiz ki ders vardır; ama çoğu inanmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Diye onu tekzib ettiler de kendilerini helak ediverdik. Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

(Böylece) onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

140 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şübhesiz ki rabbın o, öyle aziz öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

141 Ayet

كَذَّبَتْ ثَمُودُ الْمُرْسَلِينَ

Kezzebet semudul murselin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Semud milleti de peygamberleri yalanladı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Semud gönderilen Resulleri tekzib etti

Süleyman Ateş

Semud (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı:

142 Ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَالِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum salihun e la tettekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki kardeşleri Salih onlara demişti: Allahdan korkmaz mısınız?

Süleyman Ateş

Kardeşleri Salih, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız?"

143 Ayet

إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

İnni lekum resulun emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

Süleyman Ateş

Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

144 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

Süleyman Ateş

Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

145 Ayet

وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna karşı ben sizden bir ecir istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

Süleyman Ateş

Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.

146 Ayet

أَتُتْرَكُونَ فِي مَا هَاهُنَا آمِنِينَ

E tutrakune fi ma hahuna aminin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz burada emn-ü eman ile bırakılacak mısınız?

Süleyman Ateş

Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?

147 Ayet

فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

Fi cennatin ve uyun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Cennetler, pınarlar

Süleyman Ateş

Böyle bahçelerde, çeşme başlarında?

148 Ayet

وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

Ve zuruın ve nahlin tal'uha hedim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Latıf tal'ı sarkmış hurmalar, ekinler içinde

Süleyman Ateş

Ekinler ve yumuşak tomurcuklu güzel hurmalıklar arasında?

149 Ayet

وَتَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا فَارِهِينَ

Ve tenhıtune minel cibali buyuten farihin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki bir de dağlardan keyfli keyfli evler yontuyorsunuz

Süleyman Ateş

Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.

150 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin Allahdan korkun da bana itaat eyleyin

Süleyman Ateş

Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

151 Ayet

وَلَا تُطِيعُوا أَمْرَ الْمُسْرِفِينَ

Ve la tutiu emral musrifin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

İtaat etmeyin o kimselere ki

Süleyman Ateş

O aşırıların emrine uymayın.

152 Ayet

الَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِي الْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

Ellezine yufsidune fil ardı ve la yuslihun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

yeryüzünü fesada verirler de islah etmezler

Süleyman Ateş

Yeryüzünde bozgunculuk yapan, ıslah etmeyen o kimseler(in sözüyle hareket etmeyin).

153 Ayet

قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ

Kalu innema ente minel musahharin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen dediler: çok büyülenmişlerdensin

Süleyman Ateş

Dediler: Sen, iyice büyülenmişlerdensin."

154 Ayet

مَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا فَأْتِ بِآيَةٍ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

Ma ente illa beşerun misluna, fe'ti bi ayetin in kunte mines sadikin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sen şüphesiz büyülenmişin birisin; bizim gibi bir insandan başka birşey değilsin. Eğer doğru sözlü isen bir belge getir" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin? Haydi bir ayet getir eğer sadıklardan isen

Süleyman Ateş

Sen de bizim gibi bir insansın. Eğer doğrulardansan bize bir mu'cize getir.

155 Ayet

قَالَ هَٰذِهِ نَاقَةٌ لَهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

Kale hazihi nakatun leha şirbun ve lekum şirbu yevmin ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ha, dedi: işte bir naka ona bir şirb hakkı, size de ma'lum bir günün şirb hakkı

Süleyman Ateş

Dedi: "İşte bu dişi deve(mu'cize)dir. (Bir gün) onun su içme hakkı var, belli bir günün su içme hakkı da sizin."

156 Ayet

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Ve la temessuha bi suin fe ye'huzekum azabu yevmin azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Salih: " İşte belge bu devedir. Kuyudan su içmek hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir; sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük günün azabı yakalar" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sakın ona bir kötülükle ilişmeyin ki o yüzden sizi büyük bir günün azabı yakalar

Süleyman Ateş

Sakın, ona bir kötülük dokundurmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.

157 Ayet

فَعَقَرُوهَا فَأَصْبَحُوا نَادِمِينَ

Fe akaruha fe asbahu nadimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar ise deveyi kestiler; ama pişman da oldular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onu vurdular, fakat nadim oldular

Süleyman Ateş

Nihayet onu kestiler, ama pişman oldular.

158 Ayet

فَأَخَذَهُمُ الْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

Fe ehazehumul azab, inne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda bir ders vardır, fakat çoğu inanmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü kendilerini azab yakalayıverdi şüphesiz bunda mutlak bir ayet var öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

Ve azab onları yakaladı. Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

159 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şüphesiz rabbın o, öyle aziz öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

160 Ayet

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ الْمُرْسَلِينَ

Kezzebet kavmu lutınil murselin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut milleti de peygamberleri yalanladı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Lut kavmı gönderilen Resulleri tekzib etti

Süleyman Ateş

Lut (kavmi) de gönderilen elçileri yalanladı.

161 Ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum lutun e la tettekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki kardeşleri Lut onlara demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?

Süleyman Ateş

Kardeşleri Lut, onlara "Korunmaz mısınız?" demişti.

162 Ayet

إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

İnni lekum resulun emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

Süleyman Ateş

Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

163 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin Allahdan korkun da bana itaat edin

Süleyman Ateş

Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

164 Ayet

وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna karşı ben sizden bir ecir de istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

Süleyman Ateş

Ben sizden buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir. And I ask of you no wage therefore; my wage is the concern only of the Lord of the Worlds.

165 Ayet

أَتَأْتُونَ الذُّكْرَانَ مِنَ الْعَالَمِينَ

E te'tunez zukrane minel alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Alemin içinden erkeklere mi gidiyorsunuz?

Süleyman Ateş

Alemlerin içinde erkeklere mi gidiyorsunuz?

166 Ayet

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ مِنْ أَزْوَاجِكُمْ ۚ بَلْ أَنْتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

Ve tezerune ma halaka lekum rabbukum min ezvacikum, bel entum kavmun adun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kardeşleri Lut, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıp da, insanlar arasında, erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz azmış bir milletsiniz" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bırakıyorsunuz da sizin için yarattığı çiftleri? Doğrusu siz insanlıktan çıkmış bir kavimsiniz

Süleyman Ateş

Ve Rabbinizin sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz? Siz sınırı aşan bir kavimsiniz.

167 Ayet

قَالُوا لَئِنْ لَمْ تَنْتَهِ يَا لُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ الْمُخْرَجِينَ

Kalu le in lem tentehi ya lutu le tekunenne minel muhracin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ey Lut! Bu sözlerinden vazgeçmezsen, mutlaka kovulacaksın" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

And ederiz ki dediler vazgeçmezsen ya Lut, mutlak ve muhakkak çıkarılanlardan olacaksın

Süleyman Ateş

Dediler: "Ey Lut, andolsun, eğer (bundan) vazgeçmezsen, mutlaka sürülenlerden olacaksın.

168 Ayet

قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُمْ مِنَ الْقَالِينَ

Kale inni li amelikum minel kalin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ben, dedi: doğrusu sizin amelinize buğz edenlerdenim

Süleyman Ateş

(Lut) dedi: "Ben sizin bu işinize, (kadınları bırakıp erkeklere gidişinize) kızanlardanım."

169 Ayet

رَبِّ نَجِّنِي وَأَهْلِي مِمَّا يَعْمَلُونَ

Rabbi neccini ve ehli mimma ya'melun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut: "Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım. Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapageldiği kötülükten kurtar" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya rabb! Beni ve ehlimi bunların amellerinin şumundan halas et

Süleyman Ateş

Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar!

170 Ayet

فَنَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ

Fe necceynahu ve ehlehu ecmain.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz de onu ve ehlini temamen halas ettik

Süleyman Ateş

Biz de onu ve ailesini tamamen kurtardık.

171 Ayet

إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ

İlla acuzen fil gabirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine geride kalan yaşlı bir kadın dışında, onu ve ailesini, hepsini kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

ancak bir acüze kaldı

Süleyman Ateş

Yalnız geride kalanlar arasında bulunan bir koca karıyı (kurtarmadık).

172 Ayet

ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ

Summe demmernel aharin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Diğerlerini yerle bir ettik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra geridekileri hep tedmir eyledik

Süleyman Ateş

Sonra ötekilerini hep yıktık, helak ettik.

173 Ayet

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ مَطَرًا ۖ فَسَاءَ مَطَرُ الْمُنْذَرِينَ

Ve emtarna aleyhim matara, fe sae matarul munzerin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Üzerlerine de yağmur yağdırdık. Uyarılan fakat yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötü idi!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki ne fena idi o münzerin yağmuru

Süleyman Ateş

Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık, uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu!

174 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çoğu inanmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır, ama yine çokları inanmazlar.

175 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rabbin güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şübhesiz ki rabbın o, öyle aziz öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

176 Ayet

كَذَّبَ أَصْحَابُ الْأَيْكَةِ الْمُرْسَلِينَ

Kezzebe ashabul eyketil murselin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ormanlık yerde oturanlar, Eykeliler de peygamberleri yalanladı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eshabı Eyke gönderilen Resulleri tekzib etti

Süleyman Ateş

Eyke halkı da gönderilen elçileri yalanladı.

177 Ayet

إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum şuaybun e la tettekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Vakit ki Şuayb onlara demişti: Siz Allahdan korkmaz mısınız?

Süleyman Ateş

Şu'ayb, onlara demişti ki: "Korunmaz mısınız?"

178 Ayet

إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

İnni lekum resulun emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ben size gönderilmiş bir Resulüm, eminim

Süleyman Ateş

Ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

179 Ayet

فَاتَّقُوا اللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Fettekullahe ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin Allahdan korkun ve bana itaat edin

Süleyman Ateş

Allah'tan korkun ve bana ita'at edin.

180 Ayet

وَمَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna karşı sizden bir ecir istemiyorum, benim ecrim ancak rabbül'alemine aiddir

Süleyman Ateş

Ben sizden, buna karşı bir ücret istemiyorum. Benim ücretim yalnız alemlerin Rabbine aittir.

181 Ayet

۞ أَوْفُوا الْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُخْسِرِينَ

Evful keyle ve la tekunu minel muhsirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ölçeği tam ölçün de hak yiyenlerden olmayın

Süleyman Ateş

Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın.

182 Ayet

وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقِيمِ

Vezinu bil kıstasil mustekim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğru terazi ile tartın

Süleyman Ateş

Doğru terazi ile tartın.

183 Ayet

وَلَا تَبْخَسُوا النَّاسَ أَشْيَاءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

Ve la tebhasun nase eşyaehum ve la ta'sev fil ardı mufsidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halkın eşyalarını değerinden düşürmeyin ve yeryüzünü ihtilalcılıkla fesada vermeyin

Süleyman Ateş

İnsanların haklarını kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.

184 Ayet

وَاتَّقُوا الَّذِي خَلَقَكُمْ وَالْجِبِلَّةَ الْأَوَّلِينَ

Vettekullezi halakakum vel cibilletel evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum, benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Ölçüyü tam yapın, eksiltenlerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanların hakkını azaltmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Sizi ve daha önceki nesilleri yaratandan korkun" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sizi ve sizden evvelki cibilleti yaratan halıktan korkun

Süleyman Ateş

Sizi ve önceki nesilleri yaratandan korkun. And keep your duty unto Him Who created you and the generations of the men of old.

185 Ayet

قَالُوا إِنَّمَا أَنْتَ مِنَ الْمُسَحَّرِينَ

Kalu innema ente minel musahharin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen, dediler: muhakkak sihirlilerdensin

Süleyman Ateş

Dediler: "Sen iyice büyülenmişlerdensin."

186 Ayet

وَمَا أَنْتَ إِلَّا بَشَرٌ مِثْلُنَا وَإِنْ نَظُنُّكَ لَمِنَ الْكَاذِبِينَ

Ve ma ente illa beşerun misluna ve in nazunnuke le minel kazibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen bizim gibi bir beşerden başka nesin, doğrusu biz seni her halde yalancılardan sanıyoruz

Süleyman Ateş

Sen de bizim gibi bir insansın, biz seni mutlaka yalancılardan sanıyoruz.

187 Ayet

فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِنَ السَّمَاءِ إِنْ كُنْتَ مِنَ الصَّادِقِينَ

Fe eskıt aleyna kisefen mines semai in kunte mines sadıkin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sen ancak büyülenmişin birisin. Bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Doğrusu seni yalancılardan sanıyoruz. Eğer doğru sözlü isen göğün bir parçasını üstümüze düşür" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Üzerimize Semadan bir kıt'ayı düşürüver haydi sadıklardan isen

Süleyman Ateş

Eğer doğrulardansan o halde üzerimize gökten parçalar düşür.

188 Ayet

قَالَ رَبِّي أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

Kale rabbi a'lemu bi ma ta'melun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şuayb: "Rabbim yaptıklarınızı çok iyi bilir" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbım a'lemdir, dedi: yaptıklarınıza

Süleyman Ateş

Rabbim yaptığınızı daha iyi bilir dedi.

189 Ayet

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ الظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Fe kezzebuhu fe ehazehum azabu yevmiz zulleh, innehu kane azabe yevmin azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama onu yalanladılar. Bunun üzerine onları bulutlu bir günün azabı yakaladı. Gerçekten o gün, azabı büyük bir gündü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hasılı onu tekzib ettiler, kendilerini de o zulle gününün azabı alıverdi ki o cidden büyük bir günün azabı idi

Süleyman Ateş

Onu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azabı, kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azabı idi.

190 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bunda bir ders vardır. Fakat çoğu inanmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şüphesiz bunda mutlak bir ayet var, öyle iken ekserisi mü'min olmadı

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda bir ibret vardır ama yine çokları inanmazlar.

191 Ayet

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şüphesiz ki rabbın o, öyle aziz öyle rahim

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbin, işte üstün O'dur, merhamet eden O'dur.

192 Ayet

وَإِنَّهُ لَتَنْزِيلُ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve innehu le tenzilu rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz Kuran Alemlerin Rabbinin indirmesidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hakıkat bu (kur'an) rabbül'aleminin şübhesiz bir tenzilidir

Süleyman Ateş

Muhakkak ki o (Kur'an), alemlerin Rabbinin indirmesidir.

193 Ayet

نَزَلَ بِهِ الرُّوحُ الْأَمِينُ

Nezele bihir ruhul emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu Ruhı emin indirdi

Süleyman Ateş

Onu, er-Ruhu'l-Emin (güvenilir ruh, Cebrail) indirdi:

194 Ayet

عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ الْمُنْذِرِينَ

Ala kalbike li tekune minel munzirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Senin kalbin üzerine ki o münzirlerden olasın

Süleyman Ateş

Senin kalbine; uyarıcılardan olman için,

195 Ayet

بِلِسَانٍ عَرَبِيٍّ مُبِينٍ

Bi lisanin arabiyyin mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Apaçık Arap diliyle, uyaranlardan olman için onu Cebrail senin kalbine indirmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Açık parlak bir Arabi lisan ile

Süleyman Ateş

Apaçık Arapça bir dille.

196 Ayet

وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ

Ve innehu lefi zuburil evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, daha öncekilerin kitabında da zikredilmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem o şübhesiz evvelkilerin kitablarında da var

Süleyman Ateş

O(nun içeriği), evvelkilerin Kitaplarında da vardır.

197 Ayet

أَوَلَمْ يَكُنْ لَهُمْ آيَةً أَنْ يَعْلَمَهُ عُلَمَاءُ بَنِي إِسْرَائِيلَ

E ve lem yekun lehum ayeten en ya'lemehu ulemau beni israil.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İsrailoğulları bilginlerinin bunu bilmeye bir delilleri yok muydu?

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu Beni İsrail ulemasının bilmesi de onlara bir ayet (bir delil) değil mi

Süleyman Ateş

İsrail oğulları bilginlerinin onu bilmesi de onlar için (Kur'an'ın Güvenilir Ruh tarafından vahyedildiğine) yeterli bir delil değil mi?

198 Ayet

وَلَوْ نَزَّلْنَاهُ عَلَىٰ بَعْضِ الْأَعْجَمِينَ

Ve lev nezzelnahu ala ba'dıl a'cemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eğer onu Arabca bilmiyenlerin birine indirseydik de

Süleyman Ateş

Biz onu yabancılardan birine indirseydik de,

199 Ayet

فَقَرَأَهُ عَلَيْهِمْ مَا كَانُوا بِهِ مُؤْمِنِينَ

Fe karaehu aleyhim ma kanu bihi mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz Kuran'ı Arapça bilmeyen kimselerden birine indirseydik de o bunları okusaydı yine de ona inanmazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

o kendilerine kıraet etse idi yine iyman etmiyeceklerdi

Süleyman Ateş

Onu onlara okusaydı, ona inanmazlardı:

200 Ayet

كَذَٰلِكَ سَلَكْنَاهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ

Kezalike seleknahu fi kulubil mucrimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onu mücrimlerin kalblerine öyle sokmuşuzdur.

Süleyman Ateş

Biz onu, suçluların kalblerine öyle soktuk.

201 Ayet

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ حَتَّىٰ يَرَوُا الْعَذَابَ الْأَلِيمَ

La yu'minune bihi hatta yeravul azabel elim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman etmezler ana ta o elim azabı görecekleri deme kadar

Süleyman Ateş

Acı azabı görünceye kadar da ona inanmazlar.

202 Ayet

فَيَأْتِيَهُمْ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Fe ye'tiyehum bagteten ve hum la yeş'urun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Suçluların kalblerine Kuran'ı böylece sokarız da, can yakıcı azabı görmedikçe ona inanmazlar. Bu azap onlara haberleri olmadan geliverecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki geliversin de kendilerine ansızın, hiç farkında değillerken

Süleyman Ateş

Azab onlara öyle ansızın gelir ki, onlar hiç farkında olmazlar.

203 Ayet

فَيَقُولُوا هَلْ نَحْنُ مُنْظَرُونَ

Fe yekulu hel nahnu munzarun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O zaman "Erteye bırakılmaz mıyız?" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Desinler ki acaba bize bir müsaade edilir mi?

Süleyman Ateş

(Birden onu karşılarında bulunca) Acaba bize süre verilir mi?" derler.

204 Ayet

أَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ

E fe bi azabina yesta'cilun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bizim azabımızı mı acele istiyorlardı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya şimdi azabımızı iviyorlar mı?

Süleyman Ateş

Hala bizim azabımızı mı acele istiyorlar (doğru söyleyenlerden isen bizi tehdidettiğin azabı getir mi diyorlar)?

205 Ayet

أَفَرَأَيْتَ إِنْ مَتَّعْنَاهُمْ سِنِينَ

E fe raeyte in metta'nahum sinin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Gördün a artık onlara senelerce zevk ettirsek

Süleyman Ateş

Baksana, biz onları yıllarca yaşatsak,

206 Ayet

ثُمَّ جَاءَهُمْ مَا كَانُوا يُوعَدُونَ

Summe caehum ma kanu yuadun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra kendilerine edilen vaid gelip çatarsa

Süleyman Ateş

Sonra tehdidedildikleri (azab) kendilerine gelse,

207 Ayet

مَا أَغْنَىٰ عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَ

Ma agna anhum ma kanu yumetteun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söylesene, Biz onlara yıllar yılı nimetler vermiş olsak, sonra da tehdit edildikleri şey başlarına gelse, kendilerine verilmiş olan nimetler onlara bir fayda sağlar mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

O yaşatıldıkları zevkın kendilerine hiç faidesi olmıyacaktır

Süleyman Ateş

O yaşatıldıkları (zevk-u sefa sürdükleri) şeyler, kendilerine ne yarar sağlardı?

208 Ayet

وَمَا أَهْلَكْنَا مِنْ قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنْذِرُونَ

Ve ma ehlekna min karyetin illa leha munzirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih biz hangi memleketi helak ettikse her halde onu inzar edenler olmuştur

Süleyman Ateş

Biz, hiçbir kenti helak etmedik ki onun uyarıcıları olmasın (helak etmeden önce mutlaka uyarıcı gönderdik).

209 Ayet

ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَالِمِينَ

Zikra, ve ma kunna zalimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hiçbir kent halkını kendilerine öğüt veren uyarıcılar gelmeden yok etmedik. Biz zalim değiliz.

Elmalılı Hamdi Yazır

İhtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değilizdir

Süleyman Ateş

(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.

210 Ayet

وَمَا تَنَزَّلَتْ بِهِ الشَّيَاطِينُ

Ve ma tenezzelet bihiş şeyatin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'ı şeytanlar indirmemiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bunu Şeytanlar indirmedi

Süleyman Ateş

O(Kur'a)n'ı şeytanlar (cinler) indirmedi.

211 Ayet

وَمَا يَنْبَغِي لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

Ve ma yenbagi lehum ve ma yestetiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu onlara düşmez, zaten güçleri de yetmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez?

Süleyman Ateş

Bu, onlara yaraşmaz ve zaten yapamazlar da.

212 Ayet

إِنَّهُمْ عَنِ السَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ

İnnehum anis sem'i le ma'zulun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu onlar vahyi dinlemekten uzak tutulmuşlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar işitmekten sureti kat'ıyyede azledilmişlerdir

Süleyman Ateş

Çünkü onlar, (meleklerin sözlerini) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.

213 Ayet

فَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ فَتَكُونَ مِنَ الْمُعَذَّبِينَ

Fe la ted'u meallahi ilahen ahara fe tekune minel muazzebin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O halde sakın Allah'ın yanında başka tanrı tutup ona yalvarma, yoksa azap göreceklerden olursun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Binaenaleyh sakın Allah ile beraber diğer bir ilaha çağırma ki o ta'zib edileceklerden olmıyasın

Süleyman Ateş

Allah ile beraber başka bir tanrı çağırma, sonra azabedilenlerden olursun.

214 Ayet

وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ

Ve enzir aşiretekel akrebin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Önce en yakın hısımlarını uyar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem en yakın hısımlarını inzar et

Süleyman Ateş

En yakın akrabanı uyar.

215 Ayet

وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ

Vahfıd cenahake li menittebeake minel mu'minin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sana uyan müminleri kanatların altına al.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sana ittiba' eden mü'minlere kanadını indir

Süleyman Ateş

Ve sana uyan mü'minlere kanadını indir (onlara karşı mütevazi ve şefkatli davran).

216 Ayet

فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّي بَرِيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ

Fe in asavke fe kul inni beriun mimma ta'melun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sana başkaldırırlarsa: "Yaptıklarınızdan uzağım" de.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine sana ısyan ederlerse ben sizin amellerinizden beriyim de!

Süleyman Ateş

Şayet sana (uymaz) karşı gelirlerse: "Ben sizin yaptıklarınızdan uzağım," de.

217 Ayet

وَتَوَكَّلْ عَلَى الْعَزِيزِ الرَّحِيمِ

Ve tevekkel alel azizir rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o, aziz rahime mütevekkil ol

Süleyman Ateş

Galib ve esirgeyen(Allah)a tevekkül et.

218 Ayet

الَّذِي يَرَاكَ حِينَ تَقُومُ

Ellezi yerake hine tekum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O ki görüyor kıyam ettiğin vakıt seni

Süleyman Ateş

O, seni görür: Namaza durduğun zaman,

219 Ayet

وَتَقَلُّبَكَ فِي السَّاجِدِينَ

Ve tekallubeke fis sacidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve secdekarlar içinde dolaşmanı

Süleyman Ateş

Ve secde edenler arasında eğilip doğrulurken.

220 Ayet

إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

İnnehu huves semiul alim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Senin kalkıp namaz kılanlar arasında bulunduğunu gören, güçlü ve merhametli olan Allah'a güven. Doğrusu O işitir ve bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü o öyle semi öyle alimdir

Süleyman Ateş

Çünkü O, işitendir, bilendir.

221 Ayet

هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَنْ تَنَزَّلُ الشَّيَاطِينُ

Hel unebbiukum ala men tenezzeluş şeyatin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?" de.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haber vereyim mi size Şeytanlar kimin üzerine inerler?

Süleyman Ateş

Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

222 Ayet

تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمٍ

Tenezzelu ala kulli effakin esim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, günahkar iftiracıların hepsine iner.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vebal yüklenici her bir sahtekar üzerine inerler

Süleyman Ateş

Onlar, her günahkar yalancıya inerler.

223 Ayet

يُلْقُونَ السَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَاذِبُونَ

Yulkunes sem'a ve ekseruhum kazibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar şeytanlara kulak verirler, çoğu yalancıdırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar kulak verirler ve ekseri yalan söylerler

Süleyman Ateş

O yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.

224 Ayet

وَالشُّعَرَاءُ يَتَّبِعُهُمُ الْغَاوُونَ

Veş şuarau yettebiuhumul gavun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O şairlere gelince; onlara azgınlar uyar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şairler, bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer

Süleyman Ateş

Şa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar.

225 Ayet

أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِي كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ

E lem tera ennehum fi kulli vadin yehimun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin?

Elmalılı Hamdi Yazır

Görmez misin bunlar her vadide hayran olurlar

Süleyman Ateş

Baksana onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar?

226 Ayet

وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

Ve ennehum yekulune ma la yef'alun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin?

Elmalılı Hamdi Yazır

hem de onlar yapmıyacakları şeyleri söylerler

Süleyman Ateş

Ve onlar yapmayacakları şeyleri söylerler.

227 Ayet

إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَذَكَرُوا اللَّهَ كَثِيرًا وَانْتَصَرُوا مِنْ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا ۗ وَسَيَعْلَمُ الَّذِينَ ظَلَمُوا أَيَّ مُنْقَلَبٍ يَنْقَلِبُونَ

İllellezine amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesiran ventesaru min ba'di ma zulimu, ve se ya'lemullezine zalemu eyye munkalebin yenkalibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak inanıp yararlı iş işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında haklarını alanlar bunun dışındadır. Haksızlık eden kimseler nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını anlayacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak iyman edip iyi ameller işliyenler ve Allahı çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra öclerini alanlar müstesna, yarın bilecek o zulmedenler hangi ınkılaba münkalib olacaklar

Süleyman Ateş

Ancak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!