بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 59 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 44
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ حم

Ha mim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ha, Mim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ha, mim.

Süleyman Ateş

Ha mim.

2 Ayet

وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ

Vel kitabil mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem kitabı mübin hakk için

Süleyman Ateş

Apaçık Kitaba andolsun ki,

3 Ayet

إِنَّا أَنْزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ ۚ إِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ

İnna enzelnahu fi leyletin mubareketin inna kunna munzirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Elhak biz onu bir mübarek gecede indirdik, çünkü biz nezir gönderiyorduk

Süleyman Ateş

Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız.

4 Ayet

فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

Fiha yufreku kullu emrin hakim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir gece ki her hikmetli emir onda ayırd edilir

Süleyman Ateş

Her hikmetli emir, o gecede ayırdedilir;

5 Ayet

أَمْرًا مِنْ عِنْدِنَا ۚ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

Emren min indina inna kunna mursilin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tarafımızdan emir, çünkü biz Resul gönderiyorduk

Süleyman Ateş

Katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz.

6 Ayet

رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ ۚ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

Rahmeten min rabbik, innehu huves semiul alim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbından bir rahmet olarak, hakikat o, öyle semi' öyle alimdir

Süleyman Ateş

Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.

7 Ayet

رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ إِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ

Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehuma, in kuntum mukinin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbıdır ehli yakin olsanız

Süleyman Ateş

Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

8 Ayet

لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ ۖ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ

La ilahe illa huve yuhyi ve yumit, rabbukumve rabbu abaikumul evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ondan başka Tanrı yoktur, hem diriltir hem öldürür, hem sizin rabbınız hem de evvelki atalarınızın rabbı

Süleyman Ateş

O'ndan başka tanrı yoktur, yaşatır, öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

9 Ayet

بَلْ هُمْ فِي شَكٍّ يَلْعَبُونَ

Bel hum fi şekkin yel'abun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat onlar şekk içinde oynuyorlar

Süleyman Ateş

Ama onlar, şüphe içinde oynuyorlar.

10 Ayet

فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ

Fertekib yevme te'tis semau bi duhanin mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde gözet o Semanın açık bir duman ile geleceği günü

Süleyman Ateş

Göğün, açık bir duman getireceği günü gözetle.

11 Ayet

يَغْشَى النَّاسَ ۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

Yagşan nas, haza azabun elim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki nası saracaktır, bu bir elim azabdır

Süleyman Ateş

(Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azabdır.

12 Ayet

رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

Rabbenekşif annel azabe inna mu'minun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbena! bizden bu azabı aç, çünkü biz mü'minleriz diyecekler

Süleyman Ateş

Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz derler.

13 Ayet

أَنَّىٰ لَهُمُ الذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَاءَهُمْ رَسُولٌ مُبِينٌ

Enna lehumuz zikra ve kad caehum resulun mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de

Süleyman Ateş

Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.

14 Ayet

ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌ

Summe tevellev anhu ve kalu muallemun mecnun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra ondan döndüler, öğretilmiş dediler, bir mecnun dediler

Süleyman Ateş

Ondan yüz çevirdiler: "Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir" dediler.

15 Ayet

إِنَّا كَاشِفُو الْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَائِدُونَ

İnna kaşiful azabi kalilen innekum aidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o azabı biraz biraz açacağız, fakat siz yine döneceksiniz

Süleyman Ateş

Biz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) dönersiniz.

16 Ayet

يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَىٰ إِنَّا مُنْتَقِمُونَ

Yevme nebtışul batşetel kubra inna muntekimun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma o büyük satvetle sıkıvereceğimiz gün her halde biz intikam alacağız

Süleyman Ateş

O gün büyük vuruşla vururuz; zira biz öc alıcıyız!

17 Ayet

۞ وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَاءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ

Ve lekad fetenna kablehum kavme fir'avne ve caehum resulun kerim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki:

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalım hakkı için onlardan evvel Fir'avnin kavmını fitneye düşürdük, onlara da kerim bir Resul gelmişti

Süleyman Ateş

Andolsun, onlardan önce Fir'avn toplumunu da (imkanlar vererek) sınadık. Onlara değerli bir elçi geldi, (şöyle diyerek):

18 Ayet

أَنْ أَدُّوا إِلَيَّ عِبَادَ اللَّهِ ۖ إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

En eddu ileyye ibadallah, inni lekum resulun emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

Elmalılı Hamdi Yazır

Şöyle diye: Allahın kullarını bana teslim edin, çünkü ben size emin bir Resulüm

Süleyman Ateş

Allah'ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben sizin için güvenilir bir elçiyim.

19 Ayet

وَأَنْ لَا تَعْلُوا عَلَى اللَّهِ ۖ إِنِّي آتِيكُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ

Ve en la ta'lu alallah, inniatikum bi sultanin mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'a karşı üstün gelmeye kalkışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Allaha karşı baş kaldırmayın, çünkü ben size açık bir bürhan ile geliyorum

Süleyman Ateş

Allah'a karşı ululanmayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.

20 Ayet

وَإِنِّي عُذْتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمْ أَنْ تَرْجُمُونِ

Ve inni uztu bi rabbi ve rabbikumen tercumuni.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Beni taşlamanızdan ötürü, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve haberiniz olsun ki ben sizin beni recminizden rabbım ve rabbınıza sığınmışımdır

Süleyman Ateş

Ben, beni taşla(yıp öldür)menizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan(Allah)a sığındım.

21 Ayet

وَإِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا لِي فَاعْتَزِلُونِ

Ve in lem tu'minu li fa'teziluni.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Bana inanmazsanız, başımdan çekilin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun için eğer bana iyman etmezseniz bari benden çekilin

Süleyman Ateş

Eğer bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan çekilin.

22 Ayet

فَدَعَا رَبَّهُ أَنَّ هَٰؤُلَاءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ

Fe dea rabbehu enne haulai kavmun mucrimun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar, suçlu bir millet olduğu için, Rabbine yardım etmesi için yalvardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra rabbına dua etti: bak bunlar mücrim bir kavim dedi

Süleyman Ateş

Sonra (Musa): "Bunlar, suç işleyen bir toplumdur!" diye Rabbine du'a etti.

23 Ayet

فَأَسْرِ بِعِبَادِي لَيْلًا إِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ

Fe esri bi ibadi leylen innekum muttebeun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah da şöyle buyurdu: "Kullarımı geceleyin yola çıkar; şüphesiz takip olunacaksınız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Hemen buyurdu; kullarımı geceleyin yürüt, çünkü siz ta'kıyb olunacaksınız

Süleyman Ateş

(Allah): "O halde kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü takibedileceksiniz" (dedi).

24 Ayet

وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ

Vetrukil bahre rehva, innehum cundun mugrekun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve denizi açık bırak, çünkü onlar ordu halinde gelip gark olunacaklar

Süleyman Ateş

Denizi (yarıp toplumunu geçirdikten sonra olduğu gibi) açık bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.

25 Ayet

كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

Kem tereku min cennatin ve uyun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Neler terketmişlerdi: ne Cennetler, ne kaynaklar,

Süleyman Ateş

Onlar geride nice şeyler bıraktılar: Bahçeler, çeşmeler.

26 Ayet

وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

Ve zuruin ve makamin kerim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

ne çiftlikler, ne kerim makam

Süleyman Ateş

Ekinler, güzel makamlar!

27 Ayet

وَنَعْمَةٍ كَانُوا فِيهَا فَاكِهِينَ

Ve na'metin kanu fiha fakihin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, eğlenip durdukları nimetler bırakmışlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve içinde zevk sürdükleri ne ni'met ve refah

Süleyman Ateş

Ve zevkü sefa sürdükleri nice ni'metler!

28 Ayet

كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا آخَرِينَ

Kezalik, ve evresnaha kavmen aharin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu böyledir; onları başka bir millete miras bıraktık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet öyle ve hep onları başka bir kavma miras kıldık

Süleyman Ateş

İşte böyle oldu ve biz onları başka bir topluma miras verdik.

29 Ayet

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاءُ وَالْأَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَرِينَ

Fe ma beket aleyhimus semau vel ardu ve ma kanu munzarin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Binnetice ne Gök ağladı üzerlerine ne Yer ne de imhal olundular

Süleyman Ateş

Onlara gök ve yer ağlamadı. Ve kendilerine fırsat da verilmedi.

30 Ayet

وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهِينِ

Ve lekad necceyna beni israile minel azabil muhin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalım hakkı için, Beni İsraili kurtarmıştık o ihanetli azabdan

Süleyman Ateş

Andolsun biz, İsrail oğullarını o küçültücü azabdan kurtardık:

31 Ayet

مِنْ فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَالِيًا مِنَ الْمُسْرِفِينَ

Min fir'avn, innehu kane aliyen minel musrifin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun'un alçaltıcı azabından kurtardık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fir'avinden, çünkü o üstün müsriflerden idi

Süleyman Ateş

Fir'avn'dan. Çünkü o, (insanları ezip) ululanan, sınırı aşanlardan biri idi.

32 Ayet

وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى الْعَالَمِينَ

Ve lekadihternahum ala ilmin alel alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şanım hakkı için; biz onları bir ılim üzere alemine karşı ıhtıyar eylemiştik

Süleyman Ateş

Andolsun biz, onları bir bilgiye göre alemlere üstün kıldık.

33 Ayet

وَآتَيْنَاهُمْ مِنَ الْآيَاتِ مَا فِيهِ بَلَاءٌ مُبِينٌ

Ve ateynahum minel ayati ma fihi belaun mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlara ayetlerden öylesini vermiştik ki onda açık bir ni'met ile imtihan vardı

Süleyman Ateş

Onlara, içinde açık bir sınav bulunan ayetler verdik.

34 Ayet

إِنَّ هَٰؤُلَاءِ لَيَقُولُونَ

İnne haulai le yekulun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat şu berikiler diyorlar ki:

Süleyman Ateş

Şunlar (Kureyş kafirleri) de diyorlar ki:

35 Ayet

إِنْ هِيَ إِلَّا مَوْتَتُنَا الْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَرِينَ

İn hiye illa mevtetunel ulave ma nahnu bi munşerin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

ilk ölümümüzden ilerisi yok ve biz yeniden neşrolunacak değiliz

Süleyman Ateş

İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz.

36 Ayet

فَأْتُوا بِآبَائِنَا إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

Fe'tu bi abaina in kuntum sadikin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar, "Ölum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi getirin babalarımızı doğru iseniz

Süleyman Ateş

Doğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin.

37 Ayet

أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَاهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمِينَ

E hum hayrun em kavmu tubbein vellezine min kablihim, ehleknahum innehum kanu mucrimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar mı daha üstün yoksa Tubba milleti ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmişizdir, çünkü onlar suçlu idiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya onlar mı hayırlı? Yoksa Tübbain kavmı ve onlardan evvelkiler mi? Hep onları helak ettik, çünkü mücrim idiler

Süleyman Ateş

Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba' kavmi ve onlardan önce gelen(kavim)ler mi? Suç işledikleri için biz onların hepsini helak ettik.

38 Ayet

وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ

Ve ma halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma laibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biz o Göklerle Yeri ve aralarındakileri oyunculukla yaratmadık

Süleyman Ateş

Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık!

39 Ayet

مَا خَلَقْنَاهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Ma halaknahuma illa bil hakkı ve lakinne ekserehum la ya'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lakin pek çokları bilmezler

Süleyman Ateş

Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

40 Ayet

إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ مِيقَاتُهُمْ أَجْمَعِينَ

İnne yevmel faslı mikatuhum ecmain.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki o fasıl günü hepinizin mikatıdır

Süleyman Ateş

(Hakkın batıldan ayrılacağı) Hüküm günü, hepsinin varacağı gündür.

41 Ayet

يَوْمَ لَا يُغْنِي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْئًا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

Yevme la yugni mevlen an mevlen şey'en ve la hum yunsarun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki yar yardan bir şey def'edemez ve bir taraftan yardım da olunmazlar

Süleyman Ateş

O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez.

42 Ayet

إِلَّا مَنْ رَحِمَ اللَّهُ ۚ إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ

İlla men rahimallah, innehu huvel azizur rahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak Allahın rahmetiyle yarlıgadığı başka, çünkü o öyle aziz öyle rahimdir

Süleyman Ateş

Ancak Allah'ın acıdığı kimseler (kurtulur). Şüphesiz O, üstündür esirgeyendir.

43 Ayet

إِنَّ شَجَرَتَ الزَّقُّومِ

İnne şeceretez zakkum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz o zakkum ağacı

Süleyman Ateş

Zakkum ağacı,

44 Ayet

طَعَامُ الْأَثِيمِ

Taamul esim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

çok vebal yüklenenin yemeğidir.

Süleyman Ateş

Günahkarların yemeğidir.

45 Ayet

كَالْمُهْلِ يَغْلِي فِي الْبُطُونِ

Kel muhl, yagli fil butun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Pota gibi karınlarında kaynar,

Süleyman Ateş

Pota gibi karınlarda kaynar.

46 Ayet

كَغَلْيِ الْحَمِيمِ

Ke galyil hamim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hamim kaynar gibi.

Süleyman Ateş

Sıcak suyun kaynaması gibi.

47 Ayet

خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَاءِ الْجَحِيمِ

Huzuhu fa'tiluhu ila sevail cahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tutun onu da yaka paça doğru Cehennemin ortasına sürükleyin.

Süleyman Ateş

(Allah, zebanilere emreder): "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin."

48 Ayet

ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ

Summe subbu fevka re'sihi min azabil hamim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da başının üstüne hamim azabından dökün

Süleyman Ateş

Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün!

49 Ayet

ذُقْ إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ

Zuk, inneke entel azizul kerim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tat bakalım deyin: çünkü sen azizdin, kerimdin.

Süleyman Ateş

Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin.

50 Ayet

إِنَّ هَٰذَا مَا كُنْتُمْ بِهِ تَمْتَرُونَ

İnne haza ma kuntum bihi temterun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu

Süleyman Ateş

İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"

51 Ayet

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينٍ

İnnel muttekine fi makamin emin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Elbette müttekiler emin bir makamda

Süleyman Ateş

Korunanlar ise güvenli bir makamdadır.

52 Ayet

فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ

Fi cennatin ve uyun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cennetlerde pınar başlarında

Süleyman Ateş

Bahçelerde ve çeşme başlarında.

53 Ayet

يَلْبَسُونَ مِنْ سُنْدُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُتَقَابِلِينَ

Yelbesune min sundusin ve istebrakın mutekabilin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sündüs ve istebraktan elbiseler giyerek karşı karşıya

Süleyman Ateş

İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.

54 Ayet

كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ

Kezalik, ve zevvecnahum bi hurin in.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet böyle, hem onları iri gözlü hurilerle tezvic de etmişizdir

Süleyman Ateş

Ayrıca onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir.

55 Ayet

يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ آمِنِينَ

Yed'une fiha bi kulli fakihetin aminin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada emniyyetler içinde her türlü yemişi çağırır getirdirler

Süleyman Ateş

Orada, güven içinde, her meyveyi isterler.

56 Ayet

لَا يَذُوقُونَ فِيهَا الْمَوْتَ إِلَّا الْمَوْتَةَ الْأُولَىٰ ۖ وَوَقَاهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ

La yezukune fihel mevte illel mevtetel ula, ve vekahum azabel cahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

İlk ölümden başka ölüm datmazlar. Korumuştur da onları o Cahim azabından

Süleyman Ateş

Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur.

57 Ayet

فَضْلًا مِنْ رَبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ

Fadlen min rabbik, zalike huvel fevzul azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hepsi rabbından bir fadl olarak, işte budur ancak fevzi azim

Süleyman Ateş

Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur.

58 Ayet

فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Fe innema yessernahu bi lisanike leallehum yetezekkerun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onu sade senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler

Süleyman Ateş

Biz o(Kur'a)nı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

59 Ayet

فَارْتَقِبْ إِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ

Fertekib innehum murtekıbun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde gözet çünkü onlar gözetiyorlar

Süleyman Ateş

Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).