بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 28 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 71
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ إِنَّا أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِ أَنْ أَنْذِرْ قَوْمَكَ مِنْ قَبْلِ أَنْ يَأْتِيَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

İnna erselna nuhan ila kavmihi en enzir kavmeke min kabli en ye'tiyehum azabun elim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Milletine can yakıcı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye Nuh'u milletine gönderdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ki biz Nuhu kavmına gönderdik, kavmını inzar et diye, gelmezden evvel onlara bir azabı elim

Süleyman Ateş

Biz Nuh'u kavmine gönderdik: "Onlara acı bir azab gelmezden önce kavmini uyar," diye.

2 Ayet

قَالَ يَا قَوْمِ إِنِّي لَكُمْ نَذِيرٌ مُبِينٌ

Kale ya kavmi inni lekum nezirun mubin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O da şöyle söyledi: "Ey Milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi ki: ey kavmım! Haberiniz olsun ben size açık bir nezirim

Süleyman Ateş

Ey kavmim, dedi, ben sizin için açık bir uyarıcıyım.

3 Ayet

أَنِ اعْبُدُوا اللَّهَ وَاتَّقُوهُ وَأَطِيعُونِ

Eni'budullahe vettekuhu ve etiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Şöyle ki Allaha kulluk edin ve ona korunun ve bana itaat eyleyin

Süleyman Ateş

Allah'a kulluk edin, O'ndan korkun, bana da ita'at edin.

4 Ayet

يَغْفِرْ لَكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ إِلَىٰ أَجَلٍ مُسَمًّى ۚ إِنَّ أَجَلَ اللَّهِ إِذَا جَاءَ لَا يُؤَخَّرُ ۖ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

Yagfir lekum min zunubikum ve yuahhırkum ila ecelin musemma, inne ecelallahi iza cae la yuahhar, lev kuntum ta'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'a kulluk edin; O'ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah'ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Günahlarınızdan size mağfiret buyursun ve sizi müsemma bir ecele kadar te'hir eylesin, muhakkak ki Allahın takdir eylediği ecel gelince te'hir olunmaz eğer bilse idiniz!

Süleyman Ateş

Ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Zira Allah'ın süresi geldiği zaman ertelenmez. Bilir(kişiler) olsaydınız (bunu anlardınız).

5 Ayet

قَالَ رَبِّ إِنِّي دَعَوْتُ قَوْمِي لَيْلًا وَنَهَارًا

Kale rabbi inni deavtu kavmi leylen ve nehara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh dedi ki: "Rabbim! Doğrusu ben, milletimi gece gündüz çağırdım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Dedi ki ya rab! Ben kavmımı gece gündüz da'vet ettim

Süleyman Ateş

(Nuh:) "Rabbim, dedi, ben kavmimi gece gündüz da'vet ettim."

6 Ayet

فَلَمْ يَزِدْهُمْ دُعَائِي إِلَّا فِرَارًا

Fe lem yezidhum duai illa firara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Fakat benim çağırmam, sadece benden uzaklıklarını artırdı."

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat benim çağırmam onlara firardan başka bir şey artırmadı

Süleyman Ateş

Benim da'vetim, onlara kaçışlarını artırmaktan başka bir katkıda bulunmadı.

7 Ayet

وَإِنِّي كُلَّمَا دَعَوْتُهُمْ لِتَغْفِرَ لَهُمْ جَعَلُوا أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِمْ وَاسْتَغْشَوْا ثِيَابَهُمْ وَأَصَرُّوا وَاسْتَكْبَرُوا اسْتِكْبَارًا

Ve inni kullema deavtuhum li tagfire lehum cealu esabiahum fi azanihim vestagşev siyabehum ve esarru vestekberustikbara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu ben Senin onları bağışlaman için kendilerini her çağırışımda, parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, direndiler, büyüklendikçe büyüklendiler."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ben onları mağfiret buyurman için her da'vet ettiğimde onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar ve esvablarına büründüler ve ısrar ettiler ve kibirlendikçe kibirlendiler

Süleyman Ateş

Günahlarını bağışlaman için onları (sana) ne kadar da'vet ettimse parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler, çok böbürlendiler.

8 Ayet

ثُمَّ إِنِّي دَعَوْتُهُمْ جِهَارًا

Summe inni deavtuhum cihara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra, doğrusu ben onları açıkça çağırdım."

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra ben onları yüksek sesle çağırdım

Süleyman Ateş

Sonra ben onları açıkça da'vet ettim.

9 Ayet

ثُمَّ إِنِّي أَعْلَنْتُ لَهُمْ وَأَسْرَرْتُ لَهُمْ إِسْرَارًا

Summe inni a'lentu lehum ve esrartu lehum israra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra onlara açıktan açığa, gizliden gizliye de söyledim."

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra hem i'lam ederek söyledim onlara hem gizli gizli söyledim

Süleyman Ateş

Sonra onlara açıktan söyledim, gizli gizli söyledim: And lo! I have made public proclamation unto them, and I have appealed to them in private.

10 Ayet

فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ إِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا

Fe kul tustagfıru rabbekum innehu kane gaffara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Gelin dedim: rabbınızın mağfiretini isteyin, çünkü, o, mağfireti çok bir gaffardır

Süleyman Ateş

'Rabbinizden mağfiret dileyin, çünkü O çok bağışlayandır' dedim."

11 Ayet

يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا

Yursilis semae aleykum midrara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bol hayır ile üzerinize semayı salsın

Süleyman Ateş

'(O'ndan mağfiret dileyin) Ki üzerinize gökten bol yağmur göndersin'

12 Ayet

وَيُمْدِدْكُمْ بِأَمْوَالٍ وَبَنِينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ أَنْهَارًا

Ve yumdidkum biemvalin ve benine ve yec'al lekum cennatin ve yec'al lekum enhara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve size mallar ve oğullarla imdad eylesin ve sizin için Cennetler yapsın, sizin için ırmaklar yapsın

Süleyman Ateş

'Ve size mallarla, oğullarla yardım etsin, size bahçeler versin, ırmaklar versin'

13 Ayet

مَا لَكُمْ لَا تَرْجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا

Ma lekum la tercune lillahi vekara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Neye siz ummazsınız Allah için bir vakar

Süleyman Ateş

Size ne oluyor ki, Allah için saygı ummuyorsunuz?'

14 Ayet

وَقَدْ خَلَقَكُمْ أَطْوَارًا

Ve kad halakakum etvara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaratmış iken o sizi tavır tavır bu tavra kadar

Süleyman Ateş

'Oysa O, sizi aşama, aşama yarattı.'

15 Ayet

أَلَمْ تَرَوْا كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا

E lem terev keyfe halakallahu seb'a semavatin tıbaka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Görmediniz mi nasıl yaratmış Allah yedi Semayı uygun tabaka tabaka?

Süleyman Ateş

Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı?'

16 Ayet

وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ الشَّمْسَ سِرَاجًا

Ve cealel kamere fihinne nuren ve cealeş şemse siraca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Kameri kılmış içlerinde bir nur, güneşi de kılmış bir lamba

Süleyman Ateş

'Ve Ayı bunların içinde nur yaptı. Güneşi de bir lamba yaptı.'

17 Ayet

وَاللَّهُ أَنْبَتَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ نَبَاتًا

Vallahu enbetekum minel ardı nebata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Allah yetiştirdi sizi Arzdan nebat tarziyle

Süleyman Ateş

Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi.'

18 Ayet

ثُمَّ يُعِيدُكُمْ فِيهَا وَيُخْرِجُكُمْ إِخْرَاجًا

Summe yuidukum fiha ve yuhricukum ihraca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra sizi onda geri çevirecek ve çıkaracak sizi bir çıkarış daha

Süleyman Ateş

'Sonra yine oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.'

19 Ayet

وَاللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ الْأَرْضَ بِسَاطًا

Vallahu ceale lekumul arda bisata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Allah sizin için Arzı bir sergi yapmıştır

Süleyman Ateş

Allah, yeri sizin için bir sergi yaptı.'

20 Ayet

لِتَسْلُكُوا مِنْهَا سُبُلًا فِجَاجًا

Li tesluku minha subulen ficaca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

Elmalılı Hamdi Yazır

Gidesiniz diye ondan geniş geniş yollarda

Süleyman Ateş

'Ki onda açılan geniş geniş yollarda gidesiniz'."

21 Ayet

قَالَ نُوحٌ رَبِّ إِنَّهُمْ عَصَوْنِي وَاتَّبَعُوا مَنْ لَمْ يَزِدْهُ مَالُهُ وَوَلَدُهُ إِلَّا خَسَارًا

Kale nuhun rabbi innehum asavni vettebeu men lem yezidhu maluhu ve veleduhu illa hasara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nuh dedi ki: Yarab! Ma'lumun onlar bana ısyan ettiler ve malı ve veledi kendisine hasardan başka bir şey arttırmıyan kimsenin ardınca gittiler.

Süleyman Ateş

(Bu öğütlerin hiçbirinin fayda vermediğini gören) Nuh, (Rabbine dönerek): "Rabbim, dedi, onlar bana karşı geldiler de malı ve çocuğu kendisinin ziyanını artırmaktan başka işe yaramayan (şımarık, gururlu) bir adama uydular."

22 Ayet

وَمَكَرُوا مَكْرًا كُبَّارًا

Ve mekeru mekren kubbara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve büyük büyük mekre giriştiler

Süleyman Ateş

Büyük büyük tuzaklar kurdular.

23 Ayet

وَقَالُوا لَا تَذَرُنَّ آلِهَتَكُمْ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسْرًا

Ve kalu la tezerunne alihetekum ve la tezerrunne vedden ve la suvaan ve la yeguse ve yeuka ve nesra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sakın ilahlarınızı bırakmayın ve sakın bırakmayın ne Veddi, ne Suvaı, ne de Yeğusü ve Ye'uku ve Nesri dediler

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Tanrılarınızı bırakmayın: Vedd'i, Suva'ı, Yeğus'u, Ye'uk'u ve Nesr'i bırakmayın!"

24 Ayet

وَقَدْ أَضَلُّوا كَثِيرًا ۖ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا ضَلَالًا

Ve kad edallu kesira, ve la tezidiz zalimine illa dalala.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve çoğunu şaşırttılar, sen de zalimleri artırma ancak şaşkınlıkca artır

Süleyman Ateş

(Böylece) Onlar, çok kimseyi yoldan çıkardılar. Sen de o zalimlere şaşkınlıktan başka bir şey artırma.

25 Ayet

مِمَّا خَطِيئَاتِهِمْ أُغْرِقُوا فَأُدْخِلُوا نَارًا فَلَمْ يَجِدُوا لَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ أَنْصَارًا

Mimma hatiatihim ugriku fe udhılu naran fe lem yecıdu lehum min dunillahi ensara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çok hatiatlarından dolayı suya boğuldular da ateşe atıldılar ve kendilerine Allahın dunünden yardımcılar bulamadılar

Süleyman Ateş

Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcılar da bulamadılar.

26 Ayet

وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْأَرْضِ مِنَ الْكَافِرِينَ دَيَّارًا

Ve kale nuhun rabbi la tezer alel ardı minel kafirine deyyara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma."

Elmalılı Hamdi Yazır

Nuh demişti ki: Yarab, bırakma yeryüzünde kafirlerden bir deyyar!

Süleyman Ateş

Nuh dedi ki: "Rabbim, yeryüzünde kafirlerden tek kişi bırakma."

27 Ayet

إِنَّكَ إِنْ تَذَرْهُمْ يُضِلُّوا عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوا إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا

İnneke in tezerhum yudıllu ıbadeke ve la yelidu illa faciren keffara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."

Elmalılı Hamdi Yazır

Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarıyorlar ve nankör, facirden başka da doğurmuyorlar.

Süleyman Ateş

Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlaksız, nankör (insanlar) doğururlar.

28 Ayet

رَبِّ اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِمَنْ دَخَلَ بَيْتِيَ مُؤْمِنًا وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَلَا تَزِدِ الظَّالِمِينَ إِلَّا تَبَارًا

Rabbigfirli ve li valideyye ve li men dehale beytiye mu'minen ve lil mu'minine vel mu'minat ve la tezidiz zalimine illa tebara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yarab! Mağfiret buyur bana, ve babama anama, mü'min olarak evime girene ve bütün mü'minin ve mü'minata, zalimleri ise artırma ancak helakça artır

Süleyman Ateş

Rabbim beni, babamı-anamı, inanarak evime gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de sadece helakini artır (onların köklerini kurut)."