بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
İzes semaunşakkat.
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Sema inşikak ettiği
Gök yarıldığı,
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ إِذَا السَّمَاءُ انْشَقَّتْ
İzes semaunşakkat.
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Sema inşikak ettiği
Gök yarıldığı,
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Ve ezinet li rabbiha ve hukkat.
Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.
Ve rabbını dinleyip haklandığı vakıt
Kendisine yaraştığı üzere Rabbini(n buyruğunu) dinlediği zaman!
وَإِذَا الْأَرْضُ مُدَّتْ
Ve izel ardu muddet.
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Ve Arz meddedildiği
Yer uzatıl(ıp dümdüz yapıl)dığı,
وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
Ve elkat ma fiha ve tehallet.
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
ve içindekini atıp boşaldığı
İçindekileri dışarı atıp boşaldığı,
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Ve ezinet li rabbiha ve hukkat.
Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir
Ve rabbını dinleyip haklandığı vakıt
Ve kendisine yaraştığı üzere Rabbini(n buyruğunu) dinlediği zaman!
يَا أَيُّهَا الْإِنْسَانُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَاقِيهِ
Ya eyyuhel insanu inneke kadihun ila rabbike kedhan fe mulakih.
Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.
Ey o insan! Sen cidden rabbına doğru çabalar da çabalar nihayet ona mülaki olursun
Ey insan, sen, Rabbine varan yolda çabalayıp durmaktasın, nihayet O'na varacaksın.
فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ
Fe emma men utiye kitabehu bi yeminih.
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
O vakıt kitabı sağ eline verilen
(O zaman) Kimin Kitabı sağından verilirse:
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
Fe sevfe yuhasebu hısaben yesira.
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Kolay bir hisab ile muhasebe olunur
O, kolay bir hesaba çekilecek,
وَيَنْقَلِبُ إِلَىٰ أَهْلِهِ مَسْرُورًا
Ve yenkalibu ila ehlihi mesrura.
Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.
Ve mesrur olarak ehline gider
Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
وَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ وَرَاءَ ظَهْرِهِ
Ve emma men utiye kitabehu verae zahrih.
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Ve amma kitabı "arkasından" verilen
Kimin Kitabı arka tarafından verilirse.
فَسَوْفَ يَدْعُو ثُبُورًا
Fe sevfe yed'u subura.
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
helak! diye çağırır
O, ölümü çağıracak,
وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
Ve yasla saira.
Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.
Ve Saıyre yaslanır
Ve alevli ateşe girecektir.
إِنَّهُ كَانَ فِي أَهْلِهِ مَسْرُورًا
İnnehu kane fi ehlihi mesrura.
Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.
Çünkü o ehlinde mesrur idi
Çünkü o, (dünyada) ailesi arasında (şımarık ve) sevinçli idi.
إِنَّهُ ظَنَّ أَنْ لَنْ يَحُورَ
İnnehu zanne en len yahur.
Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.
Çünkü hiç inkılab görmiyecek sanmıştı
O, hiç (Rabbine) dönmeyeceğini sanmıştı.
بَلَىٰ إِنَّ رَبَّهُ كَانَ بِهِ بَصِيرًا
Bela, inne rabbehu kane bihi basira.
Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.
Hayır, çünkü rabbı onu gözetiyordu
Hayır, Rabbi O'nu görmekte idi.
فَلَا أُقْسِمُ بِالشَّفَقِ
Fe la uksimu biş şefak.
Akşamın alaca karanlığına and olsun;
İmdi kasem ederim o şefaka
Yoo, and içerim; akşamın alaca karanlığına,
وَاللَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
Vel leyli ve ma vesak.
Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;
Ve geceye ve derlediğine
Geceye ve (gecenin bağrında) topladığı şeylere,
وَالْقَمَرِ إِذَا اتَّسَقَ
Vel kameri izet tesak.
Dolunay halindeki aya and olsun ki:
Ve derlendiği zaman o Aya
Değirmileşen aya,
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَنْ طَبَقٍ
Le terkebunne tabakan an tabakın.
Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)
Ki sizler binip binip gececeksiniz elbette tabakadan tabakaya
Ki, siz, mutlaka tabakadan tabakaya bineceksiniz!
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Fe ma lehum la yu'minun.
Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?
O halde onlara ne var ki iyman eylemezler?
Onların nesi var ki inanmıyorlar?
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ الْقُرْآنُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
Ve iza kurıe aleyhimul kur'anu la yescudun.
Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?
Ve karşılarında Kur'an okunduğu vakıt secde etmezler?
Kendilerine Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar?
بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا يُكَذِّبُونَ
Belillezine keferu yukezzibun.
Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.
Hatta o küfr edenler tekzib ederler
Tersine o nankörler yalanlıyorlar.
وَاللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
Vallahu a'lemu bima yuun.
Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.
Halbuki Allah içlerindekini biliyor
Allah onların, içlerinde gizledikleri (düşünceleri) biliyor.
فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Fe beşşirhum bi azabin elim.
Onlara can yakıcı azabı müjde et.
Onun için onlara elim bir azab müjdele
Onlara acı bir azabı müjdele.
إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
İllellezine amenu ve amilus salihati lehum ecrun gayru memnun.
Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.
Ancak iyman edip Salih ameller yapanlar başka onlara tükenmez bir ecir var
Ancak inanıp yararlı işler yapan kimseler için kesintisiz bir mükafat vardır.