بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى
Sebbihısme rabbikel a'la.
Yüce Rabbinin adını tesbih et.
Tesbih et rabbının a'la ismine
Rabbinin yüce adını tesbih et (O'nun eksikliklerden uzak olduğunu an).
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ سَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الْأَعْلَى
Sebbihısme rabbikel a'la.
Yüce Rabbinin adını tesbih et.
Tesbih et rabbının a'la ismine
Rabbinin yüce adını tesbih et (O'nun eksikliklerden uzak olduğunu an).
الَّذِي خَلَقَ فَسَوَّىٰ
Ellezi halaka fesevva.
O, yaratıp şekil vermiştir.
O rabbın ki yarattı da düzenine koydu
O ki (her şeyi) yarattı, düzenledi.
وَالَّذِي قَدَّرَ فَهَدَىٰ
Vellezi kaddere fe heda.
O, her şeyi ölçüyle yapıp doğru yolu göstermiştir.
O rabbın ki takdir etti de hidayet buyurdu
Ve O ki herşeyin miktarını, biçimini belirleyip hedefini gösterdi.
وَالَّذِي أَخْرَجَ الْمَرْعَىٰ
Vellezi ahrecel mer'a.
O, yeşillikler bitirmiştir.
O rabbın ki o İbni mer'ayı çıkardı
Ve O ki otlağı çıkardı,
فَجَعَلَهُ غُثَاءً أَحْوَىٰ
Fe cealehu gusaen ahva.
Sonra da onları siyah çerçöpe çevirmiştir.
Sonra da onu karamsı bir sel kusuğuna çevirdi
Sonra da onu kupkuru, siyah bir çöpe çevirdi.
سَنُقْرِئُكَ فَلَا تَنْسَىٰ
Senukriuke fe la tensa.
Sana Kuran'ı Biz okutacağız ve asla unutmayacaksın;
Bundan böyle sana Kur'an okutacağız da unutmayacaksın
Sana (Kur'an'ı), okutacağız, unutmayacaksın.
إِلَّا مَا شَاءَ اللَّهُ ۚ إِنَّهُ يَعْلَمُ الْجَهْرَ وَمَا يَخْفَىٰ
İlla ma şaallah, innehu ya'lemul cehre ve ma yahfa.
Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur.
Yalnız Allahın dilediği başka çünkü o açığı da bilir gizliyi de
Yalnız Allah'ın dilediğini unutursun. O, açığı da bilir, gizli olanı da.
وَنُيَسِّرُكَ لِلْيُسْرَىٰ
Ve nuyessiruke lil yusra.
Kolay olanı yapmayı sana kolaylaştırırız.
Ve seni en kolay yola muvaffak kılacağız
Seni en kolay yola muvaffak edeceğiz.
فَذَكِّرْ إِنْ نَفَعَتِ الذِّكْرَىٰ
Fe zekkir in nefeatiz zikra.
Faydalı olacaksa insanlara öğüt ver.
Onun için öğüd ver, öğüd faide verirse
O halde eğer hatırlatmak yarar verirse hatırlat, öğüt ver.
سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشَىٰ
Seyezzekkeru men yahşa.
Allah'tan korkan öğüt alacaktır.
Saygısı olan öğüd alacaktır
(Allah'a) Saygılı olan hatırlar (öğüt alır).
وَيَتَجَنَّبُهَا الْأَشْقَى
Ve yetecennebuhel eşka.
Bedbaht olan ondan kaçınacaktır.
Pek bedbaht olan da ondan kaçınacaktır
Bahtsız olan da ondan kaçınır.
الَّذِي يَصْلَى النَّارَ الْكُبْرَىٰ
Ellezi yaslen narel kubra.
O, en büyük ateşe yaslanacaktır.
O ki en büyük ateşe yaslanacaktır
O da en büyük ateşe girer.
ثُمَّ لَا يَمُوتُ فِيهَا وَلَا يَحْيَىٰ
Summe la yemutu fiha ve la yahya.
O, orada ne ölecektir ne de dirilecektir.
Sonra ne ölecek onda ne hayat bulacaktır
Sonra orada ne ölür, ne de yaşar.
قَدْ أَفْلَحَ مَنْ تَزَكَّىٰ
Kad efleha men tezekka.
Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir.
Doğrusu felah buldu tezekki eden
Doğrusu, mutluluğa ermiştir zekat veren;
وَذَكَرَ اسْمَ رَبِّهِ فَصَلَّىٰ
Ve zekeresme rabbihi fe salla.
Arınmış olan, Rabbinin adını anıp namaz kılan, saadete erişecektir.
Ve rabbının ismini anıp da namaz kılan
Rabbinin adını anıp namaz kılan.
بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا
Bel tu'sırunel hayated dunya.
Ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz.
Fakat siz Dünya hayatı tercih ediyorsunuz
Ama siz, şu yakın hayatı yeğliyorsunuz.
وَالْآخِرَةُ خَيْرٌ وَأَبْقَىٰ
Vel ahıretu hayrun ve ebka.
Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir.
Halbuki ahıret daha hayırlı ve daha bakalıdır
Oysa ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır.
إِنَّ هَٰذَا لَفِي الصُّحُفِ الْأُولَىٰ
İnne haza le fis suhufil ula.
Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.
Haberiniz olsun ki vardır bu evvelki suhuflarda
Bu (hükümler), elbette ilk sahifelerde de vardı:
صُحُفِ إِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ
Suhufi ibrahime ve musa.
Doğrusu bu hükümler ilk sahifelerde, İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde de vardır.
İbrahim ve Musanın suhuflarında
İbrahim'in ve Musa'nn sayfalarında.