بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 96 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 56
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ

İza ve kaatil vakıah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Koptu mu o Vakı'a bir

Süleyman Ateş

Olacak vak'a olduğu (kıyamet koptuğu) zaman,

2 Ayet

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Leyse li vak'atiha kazibeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Olmaz vak'asına yalan diyen dil

Süleyman Ateş

Onun oluşunu yalanlayacak yoktur.

3 Ayet

خَافِضَةٌ رَافِعَةٌ

Hafidatun rafiah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İndirir bindirir

Süleyman Ateş

O alçaltıcı, yükselticidir (yerleri alt üst eder),

4 Ayet

إِذَا رُجَّتِ الْأَرْضُ رَجًّا

İza ruccetil ardu recca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yer bir sarsılış sarsıldığı

Süleyman Ateş

Yer şiddetliesarsıldığı,

5 Ayet

وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا

Ve bussetil cibalu bessa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dağlar bir serpiliş serpildiği

Süleyman Ateş

Dağlar serpildikçe serpildiği,

6 Ayet

فَكَانَتْ هَبَاءً مُنْبَثًّا

Fe kanet hebaen mun bessa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hepsi dağılıp berheva bir heba olduğu

Süleyman Ateş

Dağılan toz duman haline geldiği

7 Ayet

وَكُنْتُمْ أَزْوَاجًا ثَلَاثَةً

Ve kuntum ezvacen selaseh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz de üç sınıf olduğunuz zaman

Süleyman Ateş

Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman;

8 Ayet

فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ

Fe ashabul meymeneti ma ashabul meymeneti.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki sağda "Ashab-ı Meymene": Ne "Ashab-ı Meymene!"

Süleyman Ateş

Sağın adamları (amel defterleri sağ tarafından verilenler), ne uğurlulardır onlar!

9 Ayet

وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ

Ve ashabul meş'emeti ma ashabul meş'emeti.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

Elmalılı Hamdi Yazır

Solda "Ashab-ı Meş'eme": Ne "Ashab-ı Meş'eme!"

Süleyman Ateş

Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar!

10 Ayet

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ

Ves sabikunes sabikun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İlerde sabikun, işte o sabikun

Süleyman Ateş

Ve o sabıklar, sabıklar!

11 Ayet

أُولَٰئِكَ الْمُقَرَّبُونَ

Ulaikel mukarrebun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun

Süleyman Ateş

İşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar,

12 Ayet

فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ

Fi cennatin naim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun

Süleyman Ateş

Ni'met cennetlerinde.

13 Ayet

ثُلَّةٌ مِنَ الْأَوَّلِينَ

Sulletun minel evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çok evvelinden

Süleyman Ateş

Çoğu öncekilerden,

14 Ayet

وَقَلِيلٌ مِنَ الْآخِرِينَ

Ve kalilun minel ahirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biraz da ahirinden

Süleyman Ateş

Birazı da sonrakilerden (olan bu insanlar),

15 Ayet

عَلَىٰ سُرُرٍ مَوْضُونَةٍ

Ala sururin mevdunetin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Murassa' tahtlar üstünde

Süleyman Ateş

Altın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

16 Ayet

مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ

Muttekiine aleyha mutekabilin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Karşı karşıya kurulmuşlar

Süleyman Ateş

Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.

17 Ayet

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ

Yetufu aleyhim vildanun muhalledun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Pırlanır etraflarında muhalled evladlar

Süleyman Ateş

Çevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır;

18 Ayet

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَعِينٍ

Bi ekvabin ve ebarika ve ke'sin min main.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kübler ve ibrıklerle me'ıynden bir piyale

Süleyman Ateş

Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.

19 Ayet

لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَ

La yusaddeune anha ve la yunzifun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne başları ağrıtılır ondan ne de irer zevale

Süleyman Ateş

(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

20 Ayet

وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Ve fakihetin mimma yetehayyerun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Meyve beğendiklerinden

Süleyman Ateş

Beğendikleri meyva(lar),

21 Ayet

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Ve lahmi tayrin mimma yeştehun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kuş eti istediklerinden

Süleyman Ateş

Canlarının çektiği kuş et(ler)i,

22 Ayet

وَحُورٌ عِينٌ

Ve hurun inun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Huri ıyn

Süleyman Ateş

İri gözlü huriler,

23 Ayet

كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ

Ke emsalil lu'luil meknun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Saklı inci timsalleri gibi

Süleyman Ateş

Saklı inciler gibi;

24 Ayet

جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Cezaen bi ma kanu ya'melun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşledikleri amellere mükafat için

Süleyman Ateş

Yaptıklarına karşılık olarak.

25 Ayet

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

La yesmeune fiha lagven ve la te'sima.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne bir boş laf işidirler orada ne de bir te'sim

Süleyman Ateş

Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler.

26 Ayet

إِلَّا قِيلًا سَلَامًا سَلَامًا

İlla kilen selamen selama.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak bir kelam: Selamen selam

Süleyman Ateş

Duydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır.

27 Ayet

وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ

Ve ashabul yemini ma ashabul yemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ashabı yemin ise ne Ashab-ı yemin!

Süleyman Ateş

Sağın adamları, nedir o sağın adamları!

28 Ayet

فِي سِدْرٍ مَخْضُودٍ

Fi sidrin mahdud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dal bastı kirazlar

Süleyman Ateş

(Onlar) Dikensiz kirazlar,

29 Ayet

وَطَلْحٍ مَنْضُودٍ

Ve talhın mendud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sıvama muzlar içinde

Süleyman Ateş

(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar,

30 Ayet

وَظِلٍّ مَمْدُودٍ

Ve zıllin memdud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Memdud bir saye

Süleyman Ateş

Uzamış gölge(ler),

31 Ayet

وَمَاءٍ مَسْكُوبٍ

Ve main meskub.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çağlıyan bir su

Süleyman Ateş

Fışkıran sular,

32 Ayet

وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Ve fakihetin kesirah

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çok meyve

Süleyman Ateş

Pek çok mevya arasında;

33 Ayet

لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

La maktuatin ve la memnuah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne eksilir, ne men'edilir

Süleyman Ateş

Tükenmeyen ve yasaklanmayan!

34 Ayet

وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ

Ve furuşin merfuah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yüksek döşekler

Süleyman Ateş

Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.

35 Ayet

إِنَّا أَنْشَأْنَاهُنَّ إِنْشَاءً

İnna enşe'na hunne inşaa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz etmişizdir de onları yeniden inşa

Süleyman Ateş

Biz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz,

36 Ayet

فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا

Fe cealna hunne ebkaran.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

(36-37) Kılmışızdır bir yaşıd ebkar-i şeyda

Süleyman Ateş

Onları bakireler yapmışızdır.

37 Ayet

عُرُبًا أَتْرَابًا

Uruben etraba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

(36-37) Kılmışızdır bir yaşıd ebkar-i şeyda

Süleyman Ateş

Hep yaşıt sevgililer;

38 Ayet

لِأَصْحَابِ الْيَمِينِ

Li ashabil yemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ashabı yemin için

Süleyman Ateş

Sağın adamları için.

39 Ayet

ثُلَّةٌ مِنَ الْأَوَّلِينَ

Sulletun minel evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çok evvelinden

Süleyman Ateş

(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir,

40 Ayet

وَثُلَّةٌ مِنَ الْآخِرِينَ

Ve sulletun minel ahırin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir çok ahirinden

Süleyman Ateş

Bir bölümü de sonrakilerdendir.

41 Ayet

وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ

Ve ashabuş şimali ma ashabuş şimal.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

Elmalılı Hamdi Yazır

Eshab-i Şimal ise ne Eshab-i Şimal!

Süleyman Ateş

Solun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular!

42 Ayet

فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

Fi semumin ve hamim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir semum ve hamim

Süleyman Ateş

(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,

43 Ayet

وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍ

Ve zıllin min yahmum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve zifirden bir zıll-i mağmum içinde

Süleyman Ateş

Kara dumandan bir gölge altında,

44 Ayet

لَا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

La baridin ve la kerim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne serin ne de kerim

Süleyman Ateş

Ki ne serindir, ne faydalı.

45 Ayet

إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

İnnehum kanu kable zalike mutrefin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü onlar bundan evvel mütrefin: Keyflerine düşkün şımarık müsrifin idiler

Süleyman Ateş

Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı.

46 Ayet

وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظِيمِ

Ve kanu yusirrune alel hınsil azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı

Süleyman Ateş

Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

47 Ayet

وَكَانُوا يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَإِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Ve kanu yekulune e iza mitna ve kunna turaben ve iza men e inna le meb'usun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve diyorlardı ki: Öldüğümüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz vakıt mi? Cidden biz mi mutlak ba'solunacakmışız?

Süleyman Ateş

Ve diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"

48 Ayet

أَوَآبَاؤُنَا الْأَوَّلُونَ

E ve abaunel evvelun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya evvelki atalarımız da mı?

Süleyman Ateş

Önceki atalarımız da mı?

49 Ayet

قُلْ إِنَّ الْأَوَّلِينَ وَالْآخِرِينَ

Kul innel evveline vel ahirin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Muhakkak bütün evvelin ve ahirin

Süleyman Ateş

De ki: "Öncekiler de sonrakiler de."

50 Ayet

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ

Le mecmuune ila mikati yevmin ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Labüd cem' olunacaklar mikatına ma'lum bir günün

Süleyman Ateş

Belli bir günün buluşma vakti için mutlaka toplanacaklardır.

51 Ayet

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ

Summe innekum eyyuhed dallunel mukezzibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra siz, ey sapgın münkirler!

Süleyman Ateş

Sonra siz de, ey sapık yalanlayıcılar (o zaman toplanacaksınız).

52 Ayet

لَآكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍ

Le akilune min şecerin min zakkumin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Labüd yersiniz de bir ağaçtan, zakkumdan

Süleyman Ateş

(Suçlular) Mutlaka bir Zakkum ağacından yiyecekler,

53 Ayet

فَمَالِئُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ

Fe ma liune minhel butun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;

Elmalılı Hamdi Yazır

Doldurursunuz da karınlarınızı ondan

Süleyman Ateş

Onunla karınları(nı) dolduracaklar,

54 Ayet

فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ

Fe şaribune aleyhi minel hamim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;

Elmalılı Hamdi Yazır

İçersiniz de üstüne o hamimden

Süleyman Ateş

Üzerine de kaynar su içeceklerdir.

55 Ayet

فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ

Fe şaribune şurbel him.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;

Elmalılı Hamdi Yazır

İçersiniz hüyam ılletine tutulmuş kanmak bilmez develer gibi

Süleyman Ateş

Susuzluk hastalığına tutulmuş develerin içişi gibi içeceklerdir!

56 Ayet

هَٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ

Haza nuzuluhum yevmed din.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bu onların konuklukları o din günü (ceza günü)

Süleyman Ateş

İşte ceza gününde onların ağırlanışı böyledir.

57 Ayet

نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Nahnu halaknakum fe lev la tusaddikun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz, yarattık sizi hala tasdık etmiyecek misiniz?

Süleyman Ateş

Biz sizi yarattık; doğrulamanız gerekmez mi?

58 Ayet

أَفَرَأَيْتُمْ مَا تُمْنُونَ

E fe reeytum ma tumnun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi gördünüz mü o döktüğünüz meniyi?

Süleyman Ateş

Akıttığınız meniyi gördünüz mü?

59 Ayet

أَأَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُ أَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ

E entum tahlukunehu em nahnul halikun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz mi yaratıyorsunuz onu yoksa biz miyiz yaratan?

Süleyman Ateş

Siz mi onu yaratıyorsunuz, yoksa yaratıcılar biz miyiz?

60 Ayet

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Nahnu kadderna beynekumul mevte ve ma nahnu bi mes- bukin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez

Süleyman Ateş

Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz).

61 Ayet

عَلَىٰ أَنْ نُبَدِّلَ أَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ فِي مَا لَا تَعْلَمُونَ

Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fi ma la ta'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz

Süleyman Ateş

(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim.

62 Ayet

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Ve lekad alimtumunneş etel ula fe lev la tezekkerun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde ilk neş'eti biliyorsunuz o halde düşünseniz a

Süleyman Ateş

Andolsun, ilk yaratmayı bildiniz, (bunu) düşünüp ibret almanız gerekmez mi?

63 Ayet

أَفَرَأَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَ

E fe reeytum ma tahrusun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi gördünüz mü o ekdiğiniz tohumu?

Süleyman Ateş

Ektiğinizi gördünüz mü?

64 Ayet

أَأَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ

E entum tezre unehu em nahnuz zariun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz mi bitiriyorsunuz onu? Yoksa biz miyiz bitiren?

Süleyman Ateş

Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?

65 Ayet

لَوْ نَشَاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Lev neşau le cealnahu hutamen fe zaltum tefekkehun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

Elmalılı Hamdi Yazır

Onları elbet bir çöpe çeviriverdik de şöyle geveler dururdunuz:

Süleyman Ateş

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık, sızlanıp dururdunuz:

66 Ayet

إِنَّا لَمُغْرَمُونَ

İnna le mugremun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde biz çok ziyandayız

Süleyman Ateş

Biz borçlandık, (yaptığmız masraflar boşa gitti)!

67 Ayet

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

Bel nahnu mahrumun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".

Elmalılı Hamdi Yazır

Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..

Süleyman Ateş

Doğrusu, biz yoksun bırakıldık! (derdiniz).

68 Ayet

أَفَرَأَيْتُمُ الْمَاءَ الَّذِي تَشْرَبُونَ

E fe reeytumul maellezi teşrebun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi gördünüz mü o içdiğiniz suyu?

Süleyman Ateş

İçtiğiniz suya baktınız mı?

69 Ayet

أَأَنْتُمْ أَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ

E entum enzeltumuhu minel muzni em nahnul munzilun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz mi indiriyorsunuz onu buluttan yoksa biz miyiz indiren?

Süleyman Ateş

Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indirenler biz miyiz?

70 Ayet

لَوْ نَشَاءُ جَعَلْنَاهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Lev neşau cealnahu ucacen fe levla teşkurun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilesek onu acı bir çorak ediverirdik o halde şükretseniz a

Süleyman Ateş

Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şüketmeniz gerekmez mi?

71 Ayet

أَفَرَأَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ

E fe reeytumun narelleti turun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

Elmalılı Hamdi Yazır

bir de gördünüz mü o çakdığınız ateşi?

Süleyman Ateş

(İki dalı birbirine sürterek) Çıkardığınız ateşi gördünüz mü?

72 Ayet

أَأَنْتُمْ أَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا أَمْ نَحْنُ الْمُنْشِئُونَ

E entum enşe'tum şecereteha em nahnul munşiun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz mi inşa ettiniz onun ağacını? Yoksa biz miyiz inşa eden?

Süleyman Ateş

Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratanlar biz miyiz?

73 Ayet

نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْوِينَ

Nahnu cealnaha tezkireten ve metaan lil mukvin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade; alandaki muhtaclar için.

Süleyman Ateş

Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.

74 Ayet

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ

Fe sebbih bismi rabbikel azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde tesbih et rabbine azim ismiyle

Süleyman Ateş

Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.

75 Ayet

۞ فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ

Fe la uksimu bi mevakiin nucum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim

Süleyman Ateş

Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim,

76 Ayet

وَإِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Ve innehu le kasemun lev ta'lemune azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!

Elmalılı Hamdi Yazır

ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir

Süleyman Ateş

Bilirseniz, bu büyük bir yemindir.

77 Ayet

إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ

İnnehu le kur'anun kerim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Elmalılı Hamdi Yazır

ki hakıkaten o bir Kur'an-ı Kerim'dir

Süleyman Ateş

O, elbette değerli bir Kur'an'dır,

78 Ayet

فِي كِتَابٍ مَكْنُونٍ

Fi kitabin meknun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Öyle bir kitabda ki mahfuz tutulur

Süleyman Ateş

Saklı bir Kitaptadır.

79 Ayet

لَا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ

La yemessuhu illel mutahherun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Elmalılı Hamdi Yazır

ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez

Süleyman Ateş

Ki ona temizlerden başkası dokunmaz.

80 Ayet

تَنْزِيلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Tenzilun min rabbil alemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbül'aleminden indirilmedir

Süleyman Ateş

(O), Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.

81 Ayet

أَفَبِهَٰذَا الْحَدِيثِ أَنْتُمْ مُدْهِنُونَ

E fe bi hazel hadisi entum mudhinun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?

Süleyman Ateş

Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?

82 Ayet

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

Ve tec'alune rızkakum ennekum tukezzibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?

Süleyman Ateş

(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)?

83 Ayet

فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ

Fe lev la iza belegatil hulkume.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde haydiseniz a can hulkuma geldiği vakıt

Süleyman Ateş

Ya can boğaza dayandığı zaman?

84 Ayet

وَأَنْتُمْ حِينَئِذٍ تَنْظُرُونَ

Ve entum hine izin tenzurun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

ki siz o vakıt bakar durursunuz

Süleyman Ateş

Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.

85 Ayet

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلَٰكِنْ لَا تُبْصِرُونَ

Ve nahnu akrabu ileyhi minkum ve lakin la tubsirun

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz ise ona sizden yakınızdır ve lakin görmezsiniz

Süleyman Ateş

Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.

86 Ayet

فَلَوْلَا إِنْ كُنْتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

Fe lev la in kuntum gayre medinin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet haydiseniz a dine boyun eğmiyecek, ceza çekmiyecekseniz,

Süleyman Ateş

Eğer (öldükten sonra) cezalandırılmayacaksanız

87 Ayet

تَرْجِعُونَهَا إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ

Terciuneha in kuntum sadikin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!

Elmalılı Hamdi Yazır

onu giri çevirseniz a! da'vanızda doğru iseniz

Süleyman Ateş

(Bu sözünüzde doğru iseniz) o(çıkmakta olan ca)nı geri döndürsenize!

88 Ayet

فَأَمَّا إِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ

Fe emma in kane minel mukarrebine.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma o mukarrebinden ise

Süleyman Ateş

(O can, Allah'a) Yaklaştırılanlardan ise,

89 Ayet

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

Fe revhun ve reyhanun ve cennetu naim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.

Elmalılı Hamdi Yazır

artık bir revh-u reyhan ve bir Cenneti ne'im

Süleyman Ateş

O'na rahatlık, güzel rızık ve ni'met cenneti var.

90 Ayet

وَأَمَّا إِنْ كَانَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ

Ve emma in kane min ashabil yemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve amma Eshab-ı Yemin'den ise

Süleyman Ateş

Eğer sağcılardan (amel defteri sağ tarafından verilenlerden) ise,

91 Ayet

فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ

Fe selamun leke min ashabil yemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

artık selam sana Eshab-ı Yemin'den

Süleyman Ateş

(Ey sağcı) Sana sağcılardan selam var!

92 Ayet

وَأَمَّا إِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ

Ve emma in kane minel mukezzibined dallin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eğer, sapık yalancılardan ise,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve amma o tekzib eden sapgınlardan ise

Süleyman Ateş

Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;

93 Ayet

فَنُزُلٌ مِنْ حَمِيمٍ

Fe nuzulun min hamim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ona kaynar sudan konukluk sunulur.

Elmalılı Hamdi Yazır

her halde konukluğu hamim

Süleyman Ateş

Kaynar sudan bir ziyafet,

94 Ayet

وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ

Ve tasliyetu cahim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cehenneme sokulur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve yaslanacağı Cahimdir

Süleyman Ateş

Ve cehenneme atılma var.

95 Ayet

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ

İnne haza le huve hakkul yakin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu kesin gerçek budur.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte budur hakikat hakkulyakin

Süleyman Ateş

Kesin gerçek budur işte.

96 Ayet

فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ

Fe sebbih bismi rabbikel azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi tesbih et Rabbına azim ismiyle

Süleyman Ateş

Öyleyse büyük Rabbinin adını tesbih et (O'nu, kendisine layık olmayan sıfatlardan tenzih eyle).