بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
📖 36 Ayet
📍 Mekki
🔢 Sıra: 83
1
Ayet
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَيْلٌ لِلْمُطَفِّفِينَ
Veylun lil mutaffifin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır
Veyl o mutaffifine
Süleyman Ateş
Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline!
2
Ayet
الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ
Ellezine izektalu alen nasi yestevfun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki nas üzerinden kendilerine ölçtükleri zaman tam basarlar
Süleyman Ateş
Onlar insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman ölçüyü tam yaparlar.
3
Ayet
وَإِذَا كَالُوهُمْ أَوْ وَزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ
Ve iza kaluhum ev vezenuhum yuhsirun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara ölçtükleri veya tarttıkları vakıt ise eksiltirler
Süleyman Ateş
Kendileri onlara bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman (ölçü ve tartıyı) eksik yaparlar.
4
Ayet
أَلَا يَظُنُّ أُولَٰئِكَ أَنَّهُمْ مَبْعُوثُونَ
Ela yezunnu ulaike ennehum meb'usun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
(4-5) Zannetmez mi bunlar ki büyük bir gün için ba's olunacaklar?
Süleyman Ateş
Onlar, tekrar diriltileceklerini sanmıyorlar mı?
5
Ayet
Li yevmin azim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
Elmalılı Hamdi Yazır
(4-5) Zannetmez mi bunlar ki büyük bir gün için ba's olunacaklar?
Süleyman Ateş
Büyük bir gün için,
6
Ayet
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ
Yevme yekumun nasu li rabbil alemin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki nas rabbül'alemin için kıyam edecekler
Süleyman Ateş
Ki o gün insanlar, alemlerin Rabbinin divanında dururlar.
7
Ayet
كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْفُجَّارِ لَفِي سِجِّينٍ
Kella inne kitabel fuccari le fi siccin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır. Çünkü facirlerin yazısı siccindedir
Süleyman Ateş
Hayır, (ölçü ve tartıda hile yapılamaz), doğrusu sapanların yazıcısı Siccin(aşağı zindan)dadır.
8
Ayet
وَمَا أَدْرَاكَ مَا سِجِّينٌ
Ve ma edrake ma siccin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
Elmalılı Hamdi Yazır
Bildin mi siccin nedir?
Süleyman Ateş
Siccin'in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
9
Ayet
Kitabun merkum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O, yazılmış bir kitaptır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Terkıym olunmuş bir kitab
Süleyman Ateş
Yazılmış bir Kitaptır.
10
Ayet
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ
Veylun yevmeizin lil mukezzibin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yalanlayanların o gün vay haline!
Elmalılı Hamdi Yazır
Veyl o gün o yalan diyenlere
Süleyman Ateş
Yalanlayanların vay haline o gün!
11
Ayet
الَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ
Ellezine yukezzibune bi yevmiddin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
O din gününü tekzib edenlere
Süleyman Ateş
Onlar ceza gününü yalanlamaktadırlar.
12
Ayet
وَمَا يُكَذِّبُ بِهِ إِلَّا كُلُّ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Ve ma yukezzıbu bihi illa kullu mu'tedin esim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki onu ancak her bir haddini aşgın, günaha düşgün, tekzib eder
Süleyman Ateş
Onu, saldırgan, günahkardan başkası yalanlamaz.
13
Ayet
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karşısında ayetlerimiz okunurken evvelkilerin esatiri dedi
Süleyman Ateş
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Eskilerin masalları" der.
14
Ayet
كَلَّا ۖ بَلْ ۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Kella bel rane ala kulubihim ma kanu yeksibun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır! Fakat onların kazancları kalblerinin üzerine pas bağlamıştır
Süleyman Ateş
Hayır, doğrusu, onların işleyip kazandıkları şeyler, kalblerinin üzerine pas olmuştur.
15
Ayet
كَلَّا إِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَ
Kella innehum an rabbihim yevmeizin le mahcubun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır! Muhakkakki onlar o gün rablarından hicabda kalacaklar
Süleyman Ateş
Hayır, doğrusu onlar, o gün Rablerinden perdelenmişlerdir.
16
Ayet
ثُمَّ إِنَّهُمْ لَصَالُو الْجَحِيمِ
Summe innehum le salul cahim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra onlar muhakkak Cahime yaslanacaklar
Süleyman Ateş
Sonra onlar, elbette cehenneme gireceklerdir.
17
Ayet
ثُمَّ يُقَالُ هَٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ
Summe yukalu hazellezi kuntum bihi tukezzibun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra da denecek: işte bu, sizin o tekzib edip durduğunuz
Süleyman Ateş
Sonra da: "İşte yalanlamakta olduğunuz şey budur!" denilecektir.
18
Ayet
كَلَّا إِنَّ كِتَابَ الْأَبْرَارِ لَفِي عِلِّيِّينَ
Kella inne kitabel ebrari lefi illiyyin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır hayır! Çünkü ebrarın yazısı ılliyyindedir
Süleyman Ateş
Hayır, iyilerin yazısı İlliyyin(yüceler)dedir.
19
Ayet
وَمَا أَدْرَاكَ مَا عِلِّيُّونَ
Ve ma edrake ma ılliyyun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
Elmalılı Hamdi Yazır
Bildin mi ılliyyin nedir?
Süleyman Ateş
İlliyyin(yüceler)in ne olduğunu sen nereden bileceksin?
20
Ayet
Kitabun merkum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Terkıym olunmuş bir kitab
Süleyman Ateş
Yazılmış bir Kitaptır.
21
Ayet
يَشْهَدُهُ الْمُقَرَّبُونَ
Yeşheduhul mukarrebun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki ona mukarrebin şahid olurlar
Süleyman Ateş
(Allah'a) Yaklaştırılmış olanlar, ona tanık olurlar.
22
Ayet
إِنَّ الْأَبْرَارَ لَفِي نَعِيمٍ
İnnel ebrare le fi naim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Haberiniz olsun ki ebrar muhakkak bir naim içindedir
Süleyman Ateş
İyiler elbette ni'met içindedirler.
23
Ayet
عَلَى الْأَرَائِكِ يَنْظُرُونَ
Alel eraiki yenzurun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Erikeler üzerinde nezaret ederler
Süleyman Ateş
Divanlar üzerinde oturup bakarlar.
24
Ayet
تَعْرِفُ فِي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعِيمِ
Ta'rifu fi vucuhihim nadraten naim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yüzlerinde naimin revnakını tanırsın
Süleyman Ateş
Yüzlerinde ni'metin sevinç ve parıltısını sezersin.
25
Ayet
يُسْقَوْنَ مِنْ رَحِيقٍ مَخْتُومٍ
Yuskavne min rahikın mahtum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlara öyle bir rahiktan sunulur ki mahtum
Süleyman Ateş
Onlara, mühürlü, halis bir şaraptan içirilir,
26
Ayet
خِتَامُهُ مِسْكٌ ۚ وَفِي ذَٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ
Hitamuhu misk. ve fi zalike fel yetenafesil mutenafisun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hıtamı misk, işte ona imrensin artık imrenenler
Süleyman Ateş
Ki sonu misktir (içildikten sonra misk gibi kokar). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
27
Ayet
وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْنِيمٍ
Ve mizacuhu min tesnim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem mizacı Tesnimden
Süleyman Ateş
Karışımı tesnimdendir.
28
Ayet
عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَ
Aynen yeşrebu bihel mukarrabun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir çeşme ki mukarrebin onunla içerler
Süleyman Ateş
Bir çeşme ki (Allah'a) yaklaştırılanlar ondan içerler.
29
Ayet
إِنَّ الَّذِينَ أَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا يَضْحَكُونَ
İnnellezine ecremu kanu minellezine amenu yadhakun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet, o cürm işleyenler iyman edenlere gülüyorlardı
Süleyman Ateş
Suç işleyenler, inananların üstüne gülerlerdi.
30
Ayet
وَإِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَ
Ve iza merru bihim yetegamezune.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlara uğradıkları zaman birbirlerine göz kırpıyorlardı
Süleyman Ateş
Onların yanından geçtikleri zaman birbirlerine kaş göz eder(ek onları küçümser)lerdi.
31
Ayet
وَإِذَا انْقَلَبُوا إِلَىٰ أَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِهِينَ
Ve izenkalebu ila ehlihimunkalebu fekihin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve evlerine döndükleri zaman zevklanarak dönüyorlardı
Süleyman Ateş
Ailelerine döndükleri zaman da (yaptıklarıyle övünüp) eğlenmeye başlarlardı.
32
Ayet
وَإِذَا رَأَوْهُمْ قَالُوا إِنَّ هَٰؤُلَاءِ لَضَالُّونَ
Ve iza reevhum kalu inne haulai ledallun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onları gördükleri vakıt ha, işte bunlar sapıklar diyorlardı
Süleyman Ateş
İnananları gördüklerinde: "Şunlar sapık insanlar" derlerdi.
33
Ayet
وَمَا أُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظِينَ
Ve ma ursilu aleyhim hafızin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Halbuki üzerlerine gözcü gönderilmemişlerdi
Süleyman Ateş
Oysa kendileri, onların üzerine bekçi gönderilmemişlerdi.
34
Ayet
فَالْيَوْمَ الَّذِينَ آمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَ
Felyevmellezine amenu minel kuffarı yadhakun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte bugün de iyman edenler kafirlere gülecekler
Süleyman Ateş
İşte bugün de inananlar kafirlerin üstüne gülerler.
35
Ayet
عَلَى الْأَرَائِكِ يَنْظُرُونَ
Alel eraiki yanzurun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Erikeler üzerinde nazar edecekler
Süleyman Ateş
Divanlar üzerinde (oturup) bakarlar:
36
Ayet
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
Hel suvvibel kuffaru ma kanu yef'alun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nasıl kafirler ettiklerinin cezasını buldular mı?
Süleyman Ateş
Kafirler, yaptıklarıyle cezalandılar mı? diye.