Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kasem olsun o Tura
Süleyman Ateş
Andolsun Tur'a (Musa'nın vahiy aldığı Sina Dağı'na).
2Ayet
وَكِتَابٍ مَسْطُورٍ
Ve kitabin mesturin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yazılmış bir kitaba
Süleyman Ateş
Satır satır yazılmış Kitaba;
3Ayet
فِي رَقٍّ مَنْشُورٍ
Fi rakkın menşurin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve yayılmış bir verakta
Süleyman Ateş
Yayılmış ince deri üzerine,
4Ayet
وَالْبَيْتِ الْمَعْمُورِ
Vel beytil ma'muri.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve beyti ma'mura
Süleyman Ateş
Ma'mur (bakımlı, şen) Ev (Ka'be'y)e,
5Ayet
وَالسَّقْفِ الْمَرْفُوعِ
Ves sakfil merfui.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve sakfi merfua
Süleyman Ateş
Yükseltilmiş tavana (göğe),
6Ayet
وَالْبَحْرِ الْمَسْجُورِ
Vel bahril mescuri.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
bahri mescure ki
Süleyman Ateş
Kaynatılmış denize (bunlara andolsun ki),
7Ayet
إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَاقِعٌ
İnne azabe rabbike le vakı'un.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbının azabı olacak muhakkak
Süleyman Ateş
Rabbinin azabı mutlaka vukubulacaktır;
8Ayet
مَا لَهُ مِنْ دَافِعٍ
Ma lehu min dafiin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yoktur onu hiç bir def'edecek
Süleyman Ateş
Ona engel olacak bir şey yoktur.
9Ayet
يَوْمَ تَمُورُ السَّمَاءُ مَوْرًا
Yevme temurus semau mevren.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki Sema bir çalkanış çalkanır
Süleyman Ateş
O gün gök, bir çalkalanış çalkanır,
10Ayet
وَتَسِيرُ الْجِبَالُ سَيْرًا
Ve tesirul cibalu seyra.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Dağlar da bir yürüyüş yürür
Süleyman Ateş
Dağlar bir yürüyüş yürür ki!..
11Ayet
فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ
Fe veylun yevme izin lil mukezzibine.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Vay artık o gün o yalan diyenlere
Süleyman Ateş
Yalanlayanların vay haline o gün!
12Ayet
الَّذِينَ هُمْ فِي خَوْضٍ يَلْعَبُونَ
Ellezine hum fi havdın yel'abun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki onlar daldıkları bir batakta oynayıp duruyorlar
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bu da mı sihir? Yoksa siz görmüyor musunuz?
Süleyman Ateş
(Nasıl) Şimdi bu, büyümüymüş, yoksa siz mi görmüyor muşsunuz?
Islevha fasbiru ev la tasbiru sevaun aleykum, innema tuczevne ma kuntum ta'melun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bu bir büyü müdür, yoksa hala görmez misiniz? Girin oraya, sabretseniz de sabretmeseniz de artık birdir; ancak işlediklerinizin karşılığını görüyorsunuz" denir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yaslanın ona bakalım, ister sabredin, ister etmeyin, artık hepsi bir, hep yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz
Süleyman Ateş
Girin ona, ister dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Ancak yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız.
17Ayet
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَعِيمٍ
İnnel muttekine fi cennatin ve naimin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat korunan müttakıler Cennetler, ni'metler içinde
Fakihine bi ma atahum rabbuhum, ve vekahum rabbuhum azabel cahim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şüphesiz, cennetlerde ve Rablerinin kendilerine verdikleriyle zevk duyarak nimetler içindedirler. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rablarının kendilerine verdiği ile zevkyab olmaktadırlar, rabları korumuştur da onları o Cahim azabından
Süleyman Ateş
Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları, cehennem azabından korumuştur.
Vellezine amenu vettebeathum zurriyyetuhum bi imanin elhakna bihim zurriyyetehum ve ma eletnahum min amelihim min şey'in, kullumriin bi ma kesebe rehinun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve İyman edenleri ki zürriyyetleri de iyman ile arkalarından gelmiş, zürriyyetlerini kendilerine ilhak etmişizdir, bununla beraber kendilerine amellerinden hiçbir şey eksiltmemişizdir, herkes kazancına bağlıdır.
Süleyman Ateş
Kendileri inanmış, zürriyetleri de imanda kendilerine uymuş olan kimselerin zürriyetlerini de kendilerine katmışızdır; kendi ameller(inin sevab)ından da hiçbir şey eksiltmemişizdir. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Demektedirler: Evet biz bundan evvel ehlimizde korkular içinde idik.
Süleyman Ateş
Daha önce biz ailemiz içinde (iken sonumuzdan) korkardık. dediler.
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bakınız Allah bize lutfetti ve bizleri o semum azabından korudu.
Süleyman Ateş
Allah bize lutfetti de bizi o delikçiklere işleyen azabdan korudu.
İnna kunna min kablu ned'uh, innehu huvel berrur rahim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Doğrusu bundan önce ailemizin yanında bile korku içindeydik; Allah lütfedip bizi kavurucu azabdan korudu; doğrusu bundan önce de O'na yalvarıyorduk; şüphesiz O, iyilik yapandır, acıyandır" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Evet biz bundan evvel ona dua ediyor korumasını istiyorduk, hakikat o öyle keremkar öyle rahim
Süleyman Ateş
Biz bundan önce yalnız O'na yalvarır(bizi korumasını O'ndan niyaz eder)dik. Çünkü iyilik eden, esirgeyen O'dur, O.
Em lehum sullemun yestemiune fih, fel ye'ti mustemiuhum bi sultanin mubin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yoksa onlara mahsus bir merdiven var da ondan dinliyorlar mı? Öyle ise dinleyicileri beyan edecek bir bürhan getirsin
Süleyman Ateş
Yoksa onların, (göğe çıkıp meleklerin sözlerini ve onlara vahyedileni) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri, (meleklerin sözlerini dinlediklerine) açık bir delil getirsin.