Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Elmalılı Hamdi Yazır
Solda "Ashab-ı Meş'eme": Ne "Ashab-ı Meş'eme!"
Süleyman Ateş
Solun adamları (amel defterleri sol tarafından verilenler), ne uğursuzlardır onlar!
10Ayet
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ
Ves sabikunes sabikun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
İlerde sabikun, işte o sabikun
Süleyman Ateş
Ve o sabıklar, sabıklar!
11Ayet
أُولَٰئِكَ الْمُقَرَّبُونَ
Ulaikel mukarrebun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
Süleyman Ateş
İşte, onlardır (Allah'a) yaklaştırılanlar,
12Ayet
فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ
Fi cennatin naim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
(11-12) Onlar ne'ıym Cennetlerinde mukarrebun
Süleyman Ateş
Ni'met cennetlerinde.
13Ayet
ثُلَّةٌ مِنَ الْأَوَّلِينَ
Sulletun minel evvelin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir çok evvelinden
Süleyman Ateş
Çoğu öncekilerden,
14Ayet
وَقَلِيلٌ مِنَ الْآخِرِينَ
Ve kalilun minel ahirin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biraz da ahirinden
Süleyman Ateş
Birazı da sonrakilerden (olan bu insanlar),
15Ayet
عَلَىٰ سُرُرٍ مَوْضُونَةٍ
Ala sururin mevdunetin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Murassa' tahtlar üstünde
Süleyman Ateş
Altın ve cevahirle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
16Ayet
مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ
Muttekiine aleyha mutekabilin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Karşı karşıya kurulmuşlar
Süleyman Ateş
Onların üzerinde karşılıklı yaslanırlar.
17Ayet
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ
Yetufu aleyhim vildanun muhalledun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Pırlanır etraflarında muhalled evladlar
Süleyman Ateş
Çevrelerinde, ebedi yaşamağa erdirilmiş gençler dolaşır;
18Ayet
بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَعِينٍ
Bi ekvabin ve ebarika ve ke'sin min main.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kübler ve ibrıklerle me'ıynden bir piyale
Süleyman Ateş
Akıp giden şarap kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
19Ayet
لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَ
La yusaddeune anha ve la yunzifun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne başları ağrıtılır ondan ne de irer zevale
Süleyman Ateş
(Bir şarap ki) Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
20Ayet
وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَ
Ve fakihetin mimma yetehayyerun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Meyve beğendiklerinden
Süleyman Ateş
Beğendikleri meyva(lar),
21Ayet
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ
Ve lahmi tayrin mimma yeştehun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kuş eti istediklerinden
Süleyman Ateş
Canlarının çektiği kuş et(ler)i,
22Ayet
وَحُورٌ عِينٌ
Ve hurun inun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Huri ıyn
Süleyman Ateş
İri gözlü huriler,
23Ayet
كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ
Ke emsalil lu'luil meknun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Saklı inci timsalleri gibi
Süleyman Ateş
Saklı inciler gibi;
24Ayet
جَزَاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Cezaen bi ma kanu ya'melun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşledikleri amellere mükafat için
Süleyman Ateş
Yaptıklarına karşılık olarak.
25Ayet
لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا
La yesmeune fiha lagven ve la te'sima.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne bir boş laf işidirler orada ne de bir te'sim
Süleyman Ateş
Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler.
26Ayet
إِلَّا قِيلًا سَلَامًا سَلَامًا
İlla kilen selamen selama.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Elmalılı Hamdi Yazır
Ancak bir kelam: Selamen selam
Süleyman Ateş
Duydukları söz, yalnız "Selam, selam" dır.
27Ayet
وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ
Ve ashabul yemini ma ashabul yemin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ashabı yemin ise ne Ashab-ı yemin!
Süleyman Ateş
Sağın adamları, nedir o sağın adamları!
28Ayet
فِي سِدْرٍ مَخْضُودٍ
Fi sidrin mahdud.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dal bastı kirazlar
Süleyman Ateş
(Onlar) Dikensiz kirazlar,
29Ayet
وَطَلْحٍ مَنْضُودٍ
Ve talhın mendud.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sıvama muzlar içinde
Süleyman Ateş
(Kökünden tepesine kadar) meyva dizili muzlar,
30Ayet
وَظِلٍّ مَمْدُودٍ
Ve zıllin memdud.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Memdud bir saye
Süleyman Ateş
Uzamış gölge(ler),
31Ayet
وَمَاءٍ مَسْكُوبٍ
Ve main meskub.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çağlıyan bir su
Süleyman Ateş
Fışkıran sular,
32Ayet
وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ
Ve fakihetin kesirah
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir çok meyve
Süleyman Ateş
Pek çok mevya arasında;
33Ayet
لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ
La maktuatin ve la memnuah.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne eksilir, ne men'edilir
Süleyman Ateş
Tükenmeyen ve yasaklanmayan!
34Ayet
وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ
Ve furuşin merfuah.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Yüksek döşekler
Süleyman Ateş
Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
35Ayet
إِنَّا أَنْشَأْنَاهُنَّ إِنْشَاءً
İnna enşe'na hunne inşaa.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz etmişizdir de onları yeniden inşa
Süleyman Ateş
Biz (oradaki) kadınları da yeniden bir güzel inşa' etmişiz,
36Ayet
فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا
Fe cealna hunne ebkaran.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
(36-37) Kılmışızdır bir yaşıd ebkar-i şeyda
Süleyman Ateş
Onları bakireler yapmışızdır.
37Ayet
عُرُبًا أَتْرَابًا
Uruben etraba.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
(36-37) Kılmışızdır bir yaşıd ebkar-i şeyda
Süleyman Ateş
Hep yaşıt sevgililer;
38Ayet
لِأَصْحَابِ الْيَمِينِ
Li ashabil yemin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ashabı yemin için
Süleyman Ateş
Sağın adamları için.
39Ayet
ثُلَّةٌ مِنَ الْأَوَّلِينَ
Sulletun minel evvelin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir çok evvelinden
Süleyman Ateş
(Bu sağcıların) Bir bölümü öncekilerdendir,
40Ayet
وَثُلَّةٌ مِنَ الْآخِرِينَ
Ve sulletun minel ahırin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve bir çok ahirinden
Süleyman Ateş
Bir bölümü de sonrakilerdendir.
41Ayet
وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ
Ve ashabuş şimali ma ashabuş şimal.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Elmalılı Hamdi Yazır
Eshab-i Şimal ise ne Eshab-i Şimal!
Süleyman Ateş
Solun adamları (amel defterleri, sol tarafından verilenler), nedir o solcular!
42Ayet
فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ
Fi semumin ve hamim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir semum ve hamim
Süleyman Ateş
(Onlar) Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,
43Ayet
وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍ
Ve zıllin min yahmum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve zifirden bir zıll-i mağmum içinde
Süleyman Ateş
Kara dumandan bir gölge altında,
44Ayet
لَا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ
La baridin ve la kerim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ne serin ne de kerim
Süleyman Ateş
Ki ne serindir, ne faydalı.
45Ayet
إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ
İnnehum kanu kable zalike mutrefin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü onlar bundan evvel mütrefin: Keyflerine düşkün şımarık müsrifin idiler
Süleyman Ateş
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde şımartılmışlardı.
46Ayet
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظِيمِ
Ve kanu yusirrune alel hınsil azim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Nahnu kadderna beynekumul mevte ve ma nahnu bi mes- bukin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz takdir ettik aranızda o ölümü ve bizim önümüze geçilmez
Süleyman Ateş
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmiş değildir (kimse ölüme engel olamaz).
Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fi ma la ta'lemun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş'ette inşa etmek üzereyiz
Süleyman Ateş
(Size böyle ölümü takdir ettik) Ki sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi, bilmediğiniz bir biçimde yeniden inşa' edelim.
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade; alandaki muhtaclar için.
Süleyman Ateş
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
74Ayet
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ
Fe sebbih bismi rabbikel azim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde tesbih et rabbine azim ismiyle
Süleyman Ateş
Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
75Ayet
۞ فَلَا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ
Fe la uksimu bi mevakiin nucum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
Elmalılı Hamdi Yazır
Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim
Süleyman Ateş
Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim,
76Ayet
وَإِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ
Ve innehu le kasemun lev ta'lemune azim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
Elmalılı Hamdi Yazır
ve filhakika o, bilseniz çok büyük bir kasemdir
Süleyman Ateş
Bilirseniz, bu büyük bir yemindir.
77Ayet
إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ
İnnehu le kur'anun kerim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Elmalılı Hamdi Yazır
ki hakıkaten o bir Kur'an-ı Kerim'dir
Süleyman Ateş
O, elbette değerli bir Kur'an'dır,
78Ayet
فِي كِتَابٍ مَكْنُونٍ
Fi kitabin meknun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Öyle bir kitabda ki mahfuz tutulur
Süleyman Ateş
Saklı bir Kitaptadır.
79Ayet
لَا يَمَسُّهُ إِلَّا الْمُطَهَّرُونَ
La yemessuhu illel mutahherun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Elmalılı Hamdi Yazır
ona tertemiz temizlenmiş olanlardan başkası el süremez
Süleyman Ateş
Ki ona temizlerden başkası dokunmaz.
80Ayet
تَنْزِيلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Tenzilun min rabbil alemin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbül'aleminden indirilmedir
Süleyman Ateş
(O), Alemlerin Rabbinden indirilmiştir.
81Ayet
أَفَبِهَٰذَا الْحَدِيثِ أَنْتُمْ مُدْهِنُونَ
E fe bi hazel hadisi entum mudhinun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi bu kelama siz yağ mı süreceksiniz?
Süleyman Ateş
Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
82Ayet
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Ve tec'alune rızkakum ennekum tukezzibun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve rızkınızı tekzibiniz mi kılacaksınız?
Süleyman Ateş
(Kur'an'dan istifade edeceğiniz yerde) Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasib, sadece onu yalanlamanız mıdır)?
83Ayet
فَلَوْلَا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ
Fe lev la iza belegatil hulkume.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde haydiseniz a can hulkuma geldiği vakıt
Süleyman Ateş
Ya can boğaza dayandığı zaman?
84Ayet
وَأَنْتُمْ حِينَئِذٍ تَنْظُرُونَ
Ve entum hine izin tenzurun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
ki siz o vakıt bakar durursunuz
Süleyman Ateş
Ki siz de o zaman (can çekişen kimseye) bakıp durursunuz.