بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الرَّحْمَٰنُ
Er rahman.
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
Rahman
Çok merhametli (Allah),
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ الرَّحْمَٰنُ
Er rahman.
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
Rahman
Çok merhametli (Allah),
عَلَّمَ الْقُرْآنَ
Allemel kur'an.
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
Öğretti Kur'anı
Kur'an'ı öğretti.
خَلَقَ الْإِنْسَانَ
Halakal insan.
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
Yarattı insanı
İnsanı yarattı.
عَلَّمَهُ الْبَيَانَ
Allemehul beyan.
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
Belletti ona o güzel beyanı
Ona beyanı (konuşup, düşüncelerini açıklamayı) öğretti.
الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Eş şemsu vel kameru bi husban.
Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.
Güneş ve Ay hisablı
Güneş de, Ay da bir hesap ile(cereyan etmekte)dir.
وَالنَّجْمُ وَالشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Ven necmu veş şeceru yescudan.
Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
Çemen, ağaç secdedan
Necm (bitkiler, yıldızlar) ve ağaçlar (Allah'a) secde etmektedirler.
وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمِيزَانَ
Ves semae refeaha ve vedaal mizan.
O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.
Bak şu güzel semaya verdi ona irtifa' vazeyledip mizanı
Göğü yükseltti ve mizanı koydu.
أَلَّا تَطْغَوْا فِي الْمِيزَانِ
Ella tatgav fil mizan.
Artık tartıda tecavüz etmeyin.
Ki taşmayın mizanda
Tartıda taşkınlık edip dengeyi bozmayın.
وَأَقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ
Ve ekimul vezne bil kıstı ve la tuhsırul mizan.
Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın.
Ve doğru tutun adaletle tartıyı da aksatmayın mizanı
Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.
وَالْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
Vel arda vedaaha lil enam.
Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.
Arza da bir tavazu' verdi berayı enam
(Allah) Yeri halk için koydu.
فِيهَا فَاكِهَةٌ وَالنَّخْلُ ذَاتُ الْأَكْمَامِ
Fiha fakihetun vennahlu zatul ekmam.
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
Onda bir meyva, ve ekmamiyle duran nahli benam
Onda meyva(lar) ve salkımlı hurmalar var.
وَالْحَبُّ ذُو الْعَصْفِ وَالرَّيْحَانُ
Vel habbu zul asfi ver reyhan.
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
Ve o çimli daneler ve o hoşbu' reyhan
Saplı ve yapraklı dane(ler) ve hoş kokulu bitkiler var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
(Ey cinler ve insanlar topluluğu) Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
خَلَقَ الْإِنْسَانَ مِنْ صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ
Halakal insane min salsalin kel fehhar.
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.
Fağfur gibi bir salsalden insanı yarattı
İnsanı kiremit gibi pişmiş çamurdan yarattı.
وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍ
Ve halakal canne min maricin min nar.
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.
Bir maric ateşten de o cannı yarattı
Cin'i de halis ateşten yarattı.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ
Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn.
O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.
Hem iki Meşrikın rabbi hem iki Mağribin rabbi
İki doğunun ve iki batının Rabbidir.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
Merecel bahreyni yeltekıyan.
Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
Salmış iki deryayı demadem çatışırlar
İki denizi salıverdi, birbirine kavuşuyorlar,
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَا يَبْغِيَانِ
Beynehuma berzehun la yebgıyan.
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.
Beyinlerinde bir berzah bagyeylemezler bir an
Aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
يَخْرُجُ مِنْهُمَا اللُّؤْلُؤُ وَالْمَرْجَانُ
Yahrucu min humel luluu vel mercan.
Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar.
Çıkar onlardan inci ile mercan
İkisinden de inci ve mercan çıkar.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
وَلَهُ الْجَوَارِ الْمُنْشَآتُ فِي الْبَحْرِ كَالْأَعْلَامِ
Ve lehul cevaril munşeatu fil bahri kel alam.
Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur.
Hem onun denizde akıp giden o münşeati alemnişan
Denizde koca dağlar gibi akıp giden kocaman gemiler de O'nundur.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
Kullu men aleyha fan.
Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.
Üzerindeki herkes fani
(Yer) Üzerinde bulunan her şey yok olacaktır.
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Ve yebka vechu rabbike zul celali vel ikram.
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.
Baki o Rabbının yüzü o zülcelali vel'ikram
Yalnız Rabbinin celal ve ikram sahibi yüzü baki kalacaktır.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
يَسْأَلُهُ مَنْ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَأْنٍ
Yes' eluhu men fis semavati vel ard, kulle yevmin huve fi şe'nin.
Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir.
Ondan dilenir göklerde hem yerde olan "kulle yevmin huve fi şe'n"
Göklerde ve yerde bulunanlar (her şeyi) O'ndan isterler. O, her gün (her an) yeni bir iştedir.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ الثَّقَلَانِ
Se nefrugu lekum eyyuhes sekalan.
Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
Yarın size kalacağız ey sekalan!
Ey iki sekal, sizin için de boş vaktimiz olacak (sizin de hesabınızı göreceğiz).
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَنْ تَنْفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانْفُذُوا ۚ لَا تَنْفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ
Ya ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzu min aktaris semavati vel ardı fenfuz, la tenfuzune illa bi sultan.
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
Ey cinn-ü insin ma'şeri! Gücünüz yeterse geçin gidin aktarı Arz-u Semadan, geçemezsiniz olmazsa ferman
Ey cinler ve insanlar topluluğu, göklerin ve yerin bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz yeterse geçin gidin. Ancak kudretle geçebilirsiniz.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِنْ نَارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنْتَصِرَانِ
Yurselu aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fe la tentesıran.
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
Salınır üstünüze ateşten bir yalın, bir zehir duman, kurtulamazsınız deseniz de el'aman
İkinizin de üzerine, ateşten yalın alev ve kıpkızıl bir duman (yahut erimiş bakır) gönderilir, başaramazsınız.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فَإِذَا انْشَقَّتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ
Fe izen şakkatis semau fe kanet verdeten keddihan.
Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur?
Gök bir yarılıp oluverdi mi bir gül, yağ gibi eriyen, kızaran yanan
Gök yarılıp da erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman...
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُسْأَلُ عَنْ ذَنْبِهِ إِنْسٌ وَلَا جَانٌّ
Fe yevme izin la yus'elu an zenbihi insun ve la cann.
O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur.
O gün sorulmaz cürmünden artık ne bir insan ne de bir cann
O gün ne insana, ne de cin'e günahından sorulur.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
يُعْرَفُ الْمُجْرِمُونَ بِسِيمَاهُمْ فَيُؤْخَذُ بِالنَّوَاصِي وَالْأَقْدَامِ
Yu'reful mucrımune bi simahum fe yu'hazu bin nevasi vel akdam.
Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
Tanınır da mücrimler simalarından tutulur perçemlerile ayaklarından
Suçlular, simalarından tanınır, alınlar(ın)dan ve ayaklar(ın)dan tutulur.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
هَٰذِهِ جَهَنَّمُ الَّتِي يُكَذِّبُ بِهَا الْمُجْرِمُونَ
Hazihi cehennemulleti yukezzibu bi hel mucrimun.
İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur.
İşte bu, mücrimlerin yalan dedikleri Cehennem
İşte bu, suçluların yalanladığı cehennemdir!
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ آنٍ
Yetufune beyneha ve beyne hamimin an.
Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
Olacaklar bununla bir kızgın hamimin arasında puyan
Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ جَنَّتَانِ
Ve li men hafe makame rabbihi cennetan.
Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.
Rabbının makamından korkan kimseye iki Cennet raygan
Rabbinin divanında dur(up hesap ver)mekten korkan kimseye iki cennet var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
ذَوَاتَا أَفْنَانٍ
Zevata efnan.
Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur.
Var her birinde envaı bostan, envaı eğsan
İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
Fihi ma aynani tecriyan.
Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır.
Onlarda iki kaynak olur revan
İkisinde de akıp giden iki kaynak var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا مِنْ كُلِّ فَاكِهَةٍ زَوْجَانِ
Fihi ma min kulli fatihetin zevcan.
Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır.
Onlarda her meyvadan çifte çifte han
İkisinde de her meyvadan iki çift var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
مُتَّكِئِينَ عَلَىٰ فُرُشٍ بَطَائِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ ۚ وَجَنَى الْجَنَّتَيْنِ دَانٍ
Muttekiine ala furuşin betainuha min istebrak, ve cenel cenneteyni dan.
Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar.
Dayanmışlar öyle mefruşata kim astarları istebraktan. Her iki Cennetin derimi de yakından.
(Orada) Astarları kalın atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِنَّ قَاصِرَاتُ الطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ
Fihinne kasiratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la cann.
Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır.
O Cennetlerde öyle kasıratü't-tarf dilberler, ki dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cann.
Onlarda bakışları kısa (yalnız kocalarına bakan) öyle dilberler de var ki, bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
كَأَنَّهُنَّ الْيَاقُوتُ وَالْمَرْجَانُ
Ke enne hunnel yakutu vel mercan.
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
Sanırsın onları yakut-ü mercan
Sanki onlar yakut ve mercandırlar.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
هَلْ جَزَاءُ الْإِحْسَانِ إِلَّا الْإِحْسَانُ
Hel cezaul ihsani illel ihsan.
İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir?
İhsanın cezası elbette ihsan
İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
وَمِنْ دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
Ve min dunihima cennetan.
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
Ötelerinden de diğer Cennetan
Bu ikisinin ötesinde iki cennet daha var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
مُدْهَامَّتَانِ
Mud hammetan.
Renkleri koyu yeşildir.
Yağız yeşil ne dilsıtan
Yemyeşildirler.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbinizin hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
Fihi ma aynani neddahatan.
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
Bunlarda püsküren çifte şadravan
İkisinde de fışkıran iki kaynak var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا فَاكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
Fihi ma fakihetun ve nahlun ve rumman.
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
Bunlarda bir meyve, bir başka hurma, bir başka rumman
İkisinde de meyva, hurma ve nar var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِنَّ خَيْرَاتٌ حِسَانٌ
Fihinne hayratun hisan.
Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır.
İçlerinde dilber, hayırlı huban
Onlarda da iyi huylu, güzel kadınlar var.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
حُورٌ مَقْصُورَاتٌ فِي الْخِيَامِ
Hurun maksuratun fil hiyam.
Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır.
Cibinliklerde mestur, mahsus huriyan
Çadırlara kapanmış huriler.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ
Lem yatmishunne insun kablehum ve la cann.
Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır.
Dokunmamıştır onlara onlardan evvel İns-ü Cann
Bunlardan önce onları ne insan, ne de cin kanatmamıştır.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
مُتَّكِئِينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِيٍّ حِسَانٍ
Muttekiine ala refrefin hudrin ve abkariyyin hisan.
Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar.
Kurulmuşlar yeşil refref ve güzel abkariler üzere şadan
(Cennettekiler) Yeşil yastıklara ve harikulade güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.
فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
Şimdi rabbınızın hangi eltafına dersiniz yalan?
Şimdi Rabbinizin hangi ni'metlerini yalanlıyorsunuz?
تَبَارَكَ اسْمُ رَبِّكَ ذِي الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ
Tebarekesmu rabbike zil celali vel ikram.
Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir!
Yüce, çok yüce rabbının adı onun o celal, onun o ikram.
Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir!