İnne rabbeke huve a'lemu bi men dalle an sebilihi ve huve a'lemu bil muhtedin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu senin Rabbin, yolundan sapıtanları çok iyi bilir; O, doğru yolda olanları da çok iyi bilir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz rabbındır en bilen yolundan sapanı, yine odur en bilen hidayete irenleri.
Süleyman Ateş
Şüphesiz Rabbin, kim(ler)in kendi yolundan saptığını ve kimlerin yolda olduğunu en iyi bilen O'dur.
8Ayet
فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ
Fe la tutııl mukezzibin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bundan böyle, yalanlayanlara itaat etme;
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde tanıma o yalan diyenleri
Süleyman Ateş
Öyleyse yalanlayanlara ita'at etme.
9Ayet
وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ
Veddu lev tudhinu fe yudhinun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
(Onlar sana indirilen ayetlerden beğenmediklerini bırakman suretiyle senin) kendilerine yumuşak davranmanı isterler; böyle yapsan, onlar da seni över, yumuşak davranırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Arzu ettiler ki müdahene etsen, o vakıt müdahene edeceklerdi
Süleyman Ateş
İstediler ki, sen yağcılık yapasın da onlar da yağcılık yapsınlar (sana yumuşak davransınlar).
10Ayet
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَهِينٍ
Ve la tutı' kulle hallafin mehin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve tanıma şunların hiç birini: çok yemin edici, değersiz
Süleyman Ateş
Şunların hiçbirine ita'at etme: Yemin edip duran aşağılık,
11Ayet
هَمَّازٍ مَشَّاءٍ بِنَمِيمٍ
Hemmazin meşşain bi nemim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gammaz, koğuculukla gezer
Süleyman Ateş
Kötüleyip duran, söz götürüp getiren,
12Ayet
مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ
Mennaın lil hayri mu'tedin esim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır engeli, mütecaviz, vebal yüklü
Süleyman Ateş
Hayra engel olan, saldırgan, günahkar,
13Ayet
عُتُلٍّ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ
Utullin ba'de zalike zenim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
zobu, sonra da dakma (zenim)
Süleyman Ateş
Kaba, sonra da kötülükle damgalı,
14Ayet
أَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ
En kane za malin ve benin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Diliyle iğneleyen, kovuculuk eden, iyiliği daima önleyen, aşırı giden, suç işleyen, çok yemin eden alçak zorbaya, bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye, mal ve oğulları vardır diye aldırış etmeyesin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Mal sahibi olmuş ve oğulları var diye
Süleyman Ateş
Mal ve oğullar sahibi olmuş diye (yolunu şaşırmış).
İnna belevnahum ke ma belevna ashabel cenneh, iz aksemule yasri munneha musbihin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Haberiniz olsun ki biz onlara bela vermişizdir. O bağ sahiblerini belalandırdığımız gibi; o sıra ki yemin etmişlerdi; sabah olunca onu mutlaka divşireceklerdi.
Süleyman Ateş
Biz bunlara da bela verdik, şu bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi: Hani onlar, sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi.
18Ayet
وَلَا يَسْتَثْنُونَ
Ve la yestesnun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Biz bunları, vaktiyle bahçe sahiplerini denediğimiz gibi denedik. Sahipleri daha sabah olmadan, bahçeyi devşireceklerine bir istisna payı bırakmaksızın yemin etmişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir istisna da yapmıyorlardı
Süleyman Ateş
İstisna da etmiyorlar(Allah dilerse biçeriz demiyorlar)dı.
Asa rabbuna en yubdilena hayren minha inna ila rabbina ragıbun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Belki Rabbimiz bize bundan daha iyisini verir; doğrusu artık, Rabbimizden dilemekteyiz."
Elmalılı Hamdi Yazır
Ola ki rabbımız bize onun yerine daha hayırlısını vere, her halde biz bütün rağbetimizi rabbımıza çeviriyoruz
Süleyman Ateş
Belki Rabbimiz, bize onun yerine ondan daha iyisini verir. Biz Rabbimize yönelir, O'ndan umarız. It may be that our Lord will give us better than this in place thereof. Lo! we beseech our Lord.
Yevme yukşefu an sakın ve yud'avne iles sucudi fe la yestetiun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki saktan bir keşf olunur ve secdeye da'vet edilirler o vakıt güçleri yetmez.
Süleyman Ateş
Bacaktan açılacağı (paçanın sıvanacağı, işlerin güçleşeceği) ve secdeye da'vet edilecekleri gün (secde) edemezler.
Haşiaten ebsaruhum terhekuhum zilleh, ve kad kanu yud'avne iles sucudi ve hum salimun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O gün işin dehşetinden baldırlar açılır; gözleri dönmüş olarak yüzlerini zillet bürür; secdeye çağırılırlar ama buna güçleri yetmez. Oysa, kendileri sapasağlam oldukları zaman secdeye çağırılmışlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ salim iken da'vet olunuyorlardı.
Süleyman Ateş
Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di.