بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 56 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 74
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ

Ya eyyuhel muddessir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey örtüye bürünen!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey bürünen (Müddessir)!

Süleyman Ateş

Ey örtüsüne bürünen,

2 Ayet

قُمْ فَأَنْذِرْ

Kum fe enzir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kalk da uyar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kalk artık inzar et

Süleyman Ateş

Kalk, uyar.

3 Ayet

وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ

Ve rabbeke fe kebbir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbini yücelt.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve rabbını artık büyükle

Süleyman Ateş

Rabbini tekbir et (O'nun büyüklüğünü an),

4 Ayet

وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ

Ve siyabeke fe tahhir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Giydiklerini temiz tut.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve elbiseni artık temizle

Süleyman Ateş

Elbiseni temizle,

5 Ayet

وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ

Verrucze fehcur.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kötü şeyleri terke devam et.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o pislikleri artık def' eyle

Süleyman Ateş

Pislikten kaçın.

6 Ayet

وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُ

Ve la temnun testeksir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem çoksunarak menn etme

Süleyman Ateş

Verdiğini çok bularak başa kakma.

7 Ayet

وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ

Ve li rabbike fasbir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbin için sabret.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve rabbın için sabr eyle

Süleyman Ateş

Rabbin için sabret.

8 Ayet

فَإِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِ

Fe iza nukıre fin naku.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü o boru öttürüldü mü bir

Süleyman Ateş

Sur'a üflendiği zaman

9 Ayet

فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ

Fe zalike yevme izin yevmun asi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

O işte o gün pek zorlu gündür

Süleyman Ateş

İşte o gün, çetin bir gündür!

10 Ayet

عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ

Alel kafirine gayru yesir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kafirlere hiç kolay değildir

Süleyman Ateş

Kafirler için kolay değildir.

11 Ayet

ذَرْنِي وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا

Zerni ve men halaktu vahida.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bırak bana o herifi ki yarattım da temtek

Süleyman Ateş

Benimle şu adamı yalnız bırak ki ben onu tek olarak yarattım.

12 Ayet

وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَمْدُودًا

Ve ce'altu lehu malen memduda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem uzun boylu mal verdim

Süleyman Ateş

Ona uzun boylu mal verdim.

13 Ayet

وَبَنِينَ شُهُودًا

Ve benine şuhuda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem göz önünde oğullar

Süleyman Ateş

Göz önünde oğullar (verdim).

14 Ayet

وَمَهَّدْتُ لَهُ تَمْهِيدًا

Ve mehhedtu lehu temhida.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem kendisine bir döşeyip döşedim

Süleyman Ateş

Kendisine bir döşeyiş döşedim.

15 Ayet

ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ

Summe yatmau en ezid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da tama' eder ki daha artırayım

Süleyman Ateş

Hala daha da artırmama göz dikiyor.

16 Ayet

كَلَّا ۖ إِنَّهُ كَانَ لِآيَاتِنَا عَنِيدًا

Kella, innehu kane li ayatina anida.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize bir anud kesildi

Süleyman Ateş

Hayır, çünkü o bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.

17 Ayet

سَأُرْهِقُهُ صَعُودًا

Se urhikuhu sauda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ben onu dimdik sarpa sardıracağım

Süleyman Ateş

Onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.

18 Ayet

إِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَ

İnnehu fekkere ve kadder.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü o bir düşündü, ölçtü biçti

Süleyman Ateş

Zira o düşündü, ölçtü, biçti.

19 Ayet

فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Fe kutile keyfe kadder.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!

Elmalılı Hamdi Yazır

Kahrolası nasıl biçti

Süleyman Ateş

Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

20 Ayet

ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ

Summe kutile keyfe kadder.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra kahr olası nasıl biçti

Süleyman Ateş

Yine kahrolası nasıl ölçtü, biçti.

21 Ayet

ثُمَّ نَظَرَ

Summe nazar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra baktı;

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra baktı

Süleyman Ateş

Sonra baktı,

22 Ayet

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ

Summe abese ve beser.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra kaşını çattı ve ekşiyerek surat astı

Süleyman Ateş

Sonra surat astı, kaşlarını çattı,

23 Ayet

ثُمَّ أَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَ

Summe edbere vestekber.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra ardına döndü ve büyüklük tasladı da

Süleyman Ateş

Sonra arkasını döndü, böbürlendi:

24 Ayet

فَقَالَ إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ

Fe kale in haza illa sihrun yu'ser.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu, dedi "başka değil, bir sihri müser

Süleyman Ateş

Bu dedi, rivayet edilip öğretilen bir büyüden başka bir şey değildir.

25 Ayet

إِنْ هَٰذَا إِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِ

İn haza illa kavlul beşer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Başka değil kavl-i beşer"

Süleyman Ateş

Bu, sadece, bir insan sözüdür.

26 Ayet

سَأُصْلِيهِ سَقَرَ

Se uslihi sekar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaslıyacağım onu Sekare

Süleyman Ateş

Onu Sekar'a sokacağım.

27 Ayet

وَمَا أَدْرَاكَ مَا سَقَرُ

Ve ma edrake ma sekar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?

Elmalılı Hamdi Yazır

Bilir misin hem ne sekar

Süleyman Ateş

Sekar'ın ne olduğunu sen nereden bileceksin?

28 Ayet

لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ

La tubki ve la tezer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne bakıyye kor ne bırakır

Süleyman Ateş

(Geride bir şey) Komaz, bırakmaz (her şeyi yakıp yok eder).

29 Ayet

لَوَّاحَةٌ لِلْبَشَرِ

Levvahatun lil beşer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanın derisini kavurur;

Elmalılı Hamdi Yazır

Beşere susamış bir susuz

Süleyman Ateş

Durmadan deriler kavurur.

30 Ayet

عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ

Aleyha tis'ate aşer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada ondokuz bekçi vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Üzerinde on dokuz

Süleyman Ateş

Üzerinde ondokuz (muhafız) vardır.

31 Ayet

وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِمْ مَرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ

Ve ma cealna ashaben nari illa melaiketen ve ma cealna ıddetehum illa fitneten lillezine keferu li yesteykınellezine utul kitabe ve yezdadellezine amenu imanen ve la yertabellezine utul kitabe vel mu'minune, ve li yekulellezine fi kulubihim maradun vel kafirune maza eradallahu bi haza mesela, kezalike yudıllullahu men yeşau ve yehdi men yeşa, ve ma ya'lemu cunude rabbike illa hu, ve ma hiye illa zikra lil beşer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem biz o ateşin muhafızlarını hep Melaike yaptık, sayılarını da ancak küfr edenler için bir fitne kıldık ki kitab verilmiş olanlar yakin edinsin ve iyman edenlere iyman artırsın, kitab verilenler ve mü'minler şübhelenmesin, kalblerinde bir maraz bulunanlarla kafirler de desin: Allah bununla mesela ne murad etmiş? İşte böyle Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir ve rabbının ordularını ancak kendisi bilir ve o ancak bir öğüttür düşünmek için beşer

Süleyman Ateş

Biz cehennemin muhafızlarını hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir sınav yaptık ki, kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın, inananların da imanı artsın. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar kuşkulanmasınlar. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Böylece Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğni doğru yola iletir. Rabbinin ordularını ancak kendisi bilir. Bu, insanlara bir uyarıdır.

32 Ayet

كَلَّا وَالْقَمَرِ

Kella vel kamer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır o Kamere

Süleyman Ateş

Hayır, andolsun Aya,

33 Ayet

وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ

Vel leyli iz edber.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve döndüğü dem o geceye

Süleyman Ateş

Dönüp gitmekte olan geceye,

34 Ayet

وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ

Ves subhı iza esfer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve açtığı sıra o sabaha kasem olsun ki

Süleyman Ateş

Ağaran sabaha,

35 Ayet

إِنَّهَا لَإِحْدَى الْكُبَرِ

İnneha le ıhdel kuber.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

her halde büyüklerin biridir o Sekar

Süleyman Ateş

Ki o (Sekar), büyük(bela)lardan biridir.

36 Ayet

نَذِيرًا لِلْبَشَرِ

Neziren lil beşer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kocundurmak için beşeri

Süleyman Ateş

İnsanlar için uyarıcıdır;

37 Ayet

لِمَنْ شَاءَ مِنْكُمْ أَنْ يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ

Li men şae minkum en yetekaddeme ev yeteahhar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak istiyen kimseleri

Süleyman Ateş

Sizden (iman yolunda) ileri gitmek veya geri kalmak dileyen kimseler için (uyarıcıdır).

38 Ayet

كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ

Kullu nefsin bima kesebet rehineh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Herkes kazancına bağlı bir rehindir;

Elmalılı Hamdi Yazır

Her nefis kazancına bağlıdır

Süleyman Ateş

Her can, kazandığıyle (Allah katında) rehin alınmıştır.

39 Ayet

إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ

İlla ashabel yemin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak ashab-ı yemin

Süleyman Ateş

Yalnız sağın adamları (Kitapları sağdan verilenler) hariç.

40 Ayet

فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءَلُونَ

Fi cennat, yetesaelun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cennetlerdedir, soruşdururlar

Süleyman Ateş

Onlar cennetler içinde soruyorlar;

41 Ayet

عَنِ الْمُجْرِمِينَ

Anil mucrimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mücrimlerden

Süleyman Ateş

Suçluların durumunu:

42 Ayet

مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ

Ma selekekum fi sekar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nedir, diye: sizi sekare sokan?

Süleyman Ateş

Sizi şu yakıcı ateşe ne sürükledi?

43 Ayet

قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ

Kalu lem neku minel musallin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."

Elmalılı Hamdi Yazır

Derler: biz namaz kılanlardan değildik

Süleyman Ateş

(Onlar da) Dediler ki: "Biz namaz kılanlardan olmadık."

44 Ayet

وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ

Ve lem neku nut'ımul miskin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve fukaraya yemek yedirmezdik

Süleyman Ateş

Yoksula da yedirmezdik.

45 Ayet

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ

Ve kunna nehudu maal haidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Batıla dalanlarla biz de dalardık."

Elmalılı Hamdi Yazır

Batakçılarla dalar giderdik

Süleyman Ateş

Boş şeylere dalanlarla birlikte dalardık."

46 Ayet

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ

Ve kunna nukezzibu bi yevmid din.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ceza gününü yalanlardık."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ceza gününe yalan derdik

Süleyman Ateş

Ceza gününü yalanlardık.

47 Ayet

حَتَّىٰ أَتَانَا الْيَقِينُ

Hatta etanel yakin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ölüm bize o haldeyken geldi."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta gelinciye kadar bize o yakin

Süleyman Ateş

İşte böyle iken ölüm bize gelip çattı.

48 Ayet

فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ

Fe ma tenfeuhum şefaatuş şafiin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat faide vermez o vakıt şefaati şefaatçilerin

Süleyman Ateş

Artık onlara şefa'atçilerin şefa'ati fayda vermez.

49 Ayet

فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ

Fe ma lehum anit tezkireti mu'rıdin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya şimdi ne ma'ziretleri var o öğüdden yüz çevirirlerken

Süleyman Ateş

Böyle iken onlara ne oluyur ki öğütten yüz çeviriyorlar?

50 Ayet

كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُسْتَنْفِرَةٌ

Ke ennehum humurun mustenfireth.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sanki ürkmüş yaban eşekleri

Süleyman Ateş

Yaban eşekleri gibi;

51 Ayet

فَرَّتْ مِنْ قَسْوَرَةٍ

Ferret min kasvereh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arslandan kaçmaktalar

Süleyman Ateş

Aslandan ürkmüş.

52 Ayet

بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُنَشَّرَةً

Bel yuridu kullumriin minhum en yu'ta suhufen muneşşereh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yok onlardan her kişi kendisine ayrı sahifelerle tezkireler dağıtılmasını istiyor

Süleyman Ateş

Hayır, onlardan her kişi kendisine açılan sahifeler verilmesini istiyor.

53 Ayet

كَلَّا ۖ بَلْ لَا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ

Kella, bel la yuhafunel ahıreh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, doğrusu Ahıretten korkmıyorlar

Süleyman Ateş

Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

54 Ayet

كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ

Kella innehu tezkireh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.

Elmalılı Hamdi Yazır

hayır hayır o muhakkak bir tezkire

Süleyman Ateş

Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır.

55 Ayet

فَمَنْ شَاءَ ذَكَرَهُ

Fe men şae zekereh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dileyen kimse öğüt alır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dileyen onu tezekkür ede

Süleyman Ateş

Dileyen onu düşünür, öğüt alır.

56 Ayet

وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَىٰ وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ

Ve ma yezkurune illa en yeşaallah, huve ehlut takva ve ehlul magfireh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih Allah dilemeyince düşünmezler, koruyacak da odur, mağfiret edecek de

Süleyman Ateş

Allah dilemedikçe onlar öğüt almazlar. Takva ve mağfiret ehli O'dur (kendisinden korunmağa, cezasından kaçınmağa layık olan ve günahları bağışlayan yalnız O'dur).