بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 50 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 77
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا

Vel murselati urfa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun o urf için gönderilenlere

Süleyman Ateş

Andolsun; birbiri ardınca gönderilenlere,

2 Ayet

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا

Fel asıfati asfa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken büküp devirenlere

Süleyman Ateş

Esip savuranlara,

3 Ayet

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا

Vennaşirati neşren.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve neşrederek yayanlara

Süleyman Ateş

Yaydıkça yayanlara,

4 Ayet

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا

Fel farikati ferka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken seçip ayıranlara

Süleyman Ateş

Ayırdıkça ayıranlara,

5 Ayet

فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا

Fel mulkıyati zikra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bir ögüt bırakanlara

Süleyman Ateş

Öğüt bırakanlara:

6 Ayet

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا

Uzren ev nuzra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gerek özr için olsun gerek inzar

Süleyman Ateş

Özür yahut uyarmak için.

7 Ayet

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ

İnnema tuadune levakı'.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Herhalde size va'dolunan muhakkak olacaktır

Süleyman Ateş

(Bunlara andolsun) Ki size va'dedilen, mutlaka olacaktır.

8 Ayet

فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ

Fe izen nucumu tumiset.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yıldızların ışığı giderildiği zaman,

Elmalılı Hamdi Yazır

Hani o yıldızlar silindiği vakıt

Süleyman Ateş

Yıldızlar(ın ışığı) silindiği zaman,

9 Ayet

وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ

Ve izes semau furicet.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gök yarıldığı zaman,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o Sema açıldığı vakıt

Süleyman Ateş

Gök yarıldığı zaman,

10 Ayet

وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ

Ve izel cibalu nusifet.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o dağlar savurulduğu vakıt

Süleyman Ateş

Dağlar ufalanıp savrulduğu zaman,

11 Ayet

وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ

Ve izer rusulu ukkıtet.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o elçiler miykatlarına irdirildiği vakıt

Süleyman Ateş

Elçilere vakit belirlendiği zaman:

12 Ayet

لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ

Li eyyi yevmin uccilet.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu, hangi güne bırakılmıştı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar hangi güne te'cil edildi?

Süleyman Ateş

Ertelenmiş oldukları gün için,

13 Ayet

لِيَوْمِ الْفَصْلِ

Li yevmil fasl.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hüküm gününe bırakılmıştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fasıl gününe

Süleyman Ateş

Yani hüküm günü için.

14 Ayet

وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ

Ve ma edrake ma yevmul fasl.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?

Elmalılı Hamdi Yazır

bildin mi nedir fasıl günü?

Süleyman Ateş

Hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?

15 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

16 Ayet

أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ

E lem nuhlikil evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Helak etmedik mi evvelkileri?

Süleyman Ateş

Öncekileri helak etmedik mi?

17 Ayet

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ

Summe nutbiuhumul ahırin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra arkalarına takacağız geridekileri

Süleyman Ateş

Sonra geridekileri de onların ardına takarız.

18 Ayet

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ

Kezalike nef'alu bil mucrimin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Suçlulara böyle yaparız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz öyle yaparız mücrimleri

Süleyman Ateş

Suçlulara böyle yaparız.

19 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, yalanlamış olanların vay haline!.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

(Hakkı) yalanlayanların vay haline o gün!

20 Ayet

أَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَاءٍ مَهِينٍ

E lem nahlukkum min main mehin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaratmadık mı sizi bir hakir sudan?

Süleyman Ateş

Sizi adi bir sudan yaratmadık mı?

21 Ayet

فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَكِينٍ

Fe cealnahu fi kararin mekin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Kılıp da onu bir makarda temkin

Süleyman Ateş

Onu sağlam bir karar yerine koyduk.

22 Ayet

إِلَىٰ قَدَرٍ مَعْلُومٍ

İla kaderin ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ma'lum bir kadere değin

Süleyman Ateş

Belli bir süreye kadar.

23 Ayet

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ

Fe kaderna fe ni'mel kadirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Demek ki ölçmüşüz, demek ki biz ne güzel kadiriz

Süleyman Ateş

Biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz.

24 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

25 Ayet

أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا

E lem nec'alil arda kifata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve kılmadık mı Arzı bir tokat

Süleyman Ateş

Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı?;

26 Ayet

أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا

Ahyaen ve emvata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Gerekse diriler için gerekse emvat

Süleyman Ateş

Diriler ve ölüler için.

27 Ayet

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَأَسْقَيْنَاكُمْ مَاءً فُرَاتًا

Ve cealna fiha revasiye şamihatin ve eskaynakum maen furata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve oturdup da onda yumru yumru oturaklı dağlar, sunmadık mı size bir su (tatlı) bir furat

Süleyman Ateş

Orada yüksek yüksek dağlar meydana getirmedik mi? Ve size tatlı su(lar) içirmedik mi?

28 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların vay o gün haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

29 Ayet

انْطَلِقُوا إِلَىٰ مَا كُنْتُمْ بِهِ تُكَذِّبُونَ

İntaliku ila ma kuntum bihi tukezzibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi boşanın o yalan dediğinize

Süleyman Ateş

Haydi yalanladığınız(azab)a gidin!

30 Ayet

انْطَلِقُوا إِلَىٰ ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ

İntaliku ila zıllin zi selasi şuab.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi boşanın bir üç çatallı gölgeye

Süleyman Ateş

Üç dallı bir gölgeye gidin."

31 Ayet

لَا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ

La zalilin ve la yugni minel leheb.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne gölgelendirir ne alevden korur

Süleyman Ateş

Ki ne gölgelendirir, ne de alevden korur.

32 Ayet

إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ

İnneha termi bi şerarin kel kasr.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

Elmalılı Hamdi Yazır

çünkü o, öyle şerareler atacaktır ki her biri bir saray gibi

Süleyman Ateş

O, kütük gibi kıvılcım(lar) saçar.

33 Ayet

كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ

Ke ennehu cimaletun sufr.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sanki sarı sarı hopalar gibi

Süleyman Ateş

(Saçtığı) kıvılcım, sanki sarı bir halattır.

34 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların o gün vay haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

35 Ayet

هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَ

Haza yevmu la yentıkun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu, onların konuşamayacakları gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bugün nutukları tutulacağı gündür

Süleyman Ateş

Bu, konuşamayacakları gündür.

36 Ayet

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ

Ve la yu'zenu lehum fe ya'tezirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.

Elmalılı Hamdi Yazır

İzin de verilmez ki i'tizar ederler

Süleyman Ateş

Kendilerine izin de verilmez ki özür dilesinler.

37 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların o gün vay haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

38 Ayet

هَٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ

Haza yevmul fasl, cema'nakum vel evvelin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu işte o fasıl günü topladık sizi ve evvelkileri

Süleyman Ateş

İşte bu, hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.

39 Ayet

فَإِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ

Fe in kane lekum keydun fe kidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."

Elmalılı Hamdi Yazır

Varsa bir fenniniz atlatın beni

Süleyman Ateş

Eğer (kurtulmak için yapacağınız) bir hileniz varsa bana hile yapın (da beni atlatın).

40 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yalanlamış olanların o gün vay haline!.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün! *

41 Ayet

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ

İnnel muttekine fi zılalin ve uyun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki (korunan) müttakiler gölgelerde, kaynaklarda

Süleyman Ateş

Korunanlar ise gölgeler altında, çeşme başındadırlar.

42 Ayet

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ

Ve fevakihe mimma yeştehun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve canlarının istediğinden meyveler içindedirler

Süleyman Ateş

Gönüllerinin çektiği meyvalar içindedirler.

43 Ayet

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Kulu veşrebu henien bima kuntum ta'melun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeyin, için afiyet olsun işlediğiniz amellere mukabil

Süleyman Ateş

Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yeyin, için!

44 Ayet

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ

İnna kezalike neczil muhsinin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte biz muhsinleri böyle karşılarız

Süleyman Ateş

Biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.

45 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

46 Ayet

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ

Kulu ve temetteu kalilen innekum mucrimun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeyin, zevk edin biraz, çünkü mücrimlersiniz

Süleyman Ateş

Yeyin, azıcık sefa sürün, siz suçlularsınız!

47 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

48 Ayet

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

Ve iza kile lehumurkeu la yerkeun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yerler, içerler de rüku' edin denildiği zaman onlara, rüku' etmezler

Süleyman Ateş

Onlara: "Rüku' edin" dendiği zaman rüku' etmezler.

49 Ayet

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّبِينَ

Veylun yevmeizin lil mukezzibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün yalanlamış olanların vay haline!

Elmalılı Hamdi Yazır

Vay haline o gün yalan diyenlerin

Süleyman Ateş

Yalanlayanların vay haline o gün!

50 Ayet

فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ

Fe bi eyyi hadisin ba'dehu yu'minun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar?

Süleyman Ateş

Onlar bun(a inanmadık)dan sonra hangi hadise (söze) inanacaklar?