بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 40 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 78
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ عَمَّ يَتَسَاءَلُونَ

Amme yetesaelun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Neyi soruşturuyorlar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Birbirlerine neyi soruyorlar?

Süleyman Ateş

Birbirlerine hangi şeyden soruyorlar?

2 Ayet

عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ

Anin nebeil azim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

O büyük haberden (kıyametten) mi?

Süleyman Ateş

O büyük haberden mi?

3 Ayet

الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ

Ellezi hum fihi muhtelifun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onlar onda ıhtilafa düşüyorlar

Süleyman Ateş

Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.

4 Ayet

كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Kella se ya'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır ileride bilecekler

Süleyman Ateş

Hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.

5 Ayet

ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ

Summe kella se ya'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, hayır ileride bilecekler

Süleyman Ateş

Sonra hayır (dedikleri gibi değil), yakında bilecekler.

6 Ayet

أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ مِهَادًا

E lem nec'alil arda mihada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Değil mi ki biz arzı bir döşek yaptık

Süleyman Ateş

Yapmadık mı biz, Arzı bir beşik,

7 Ayet

وَالْجِبَالَ أَوْتَادًا

Vel cibale evtada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dağları birer kazık

Süleyman Ateş

Dağları birer kazık?

8 Ayet

وَخَلَقْنَاكُمْ أَزْوَاجًا

Ve halaknakum ezvaca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi çift çift yarattık;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sizleri çift çift yarattık

Süleyman Ateş

Ve sizi çift çift yarattık.

9 Ayet

وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا

Ve cealna nevmekum subata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve uykunuzu bir sübat yaptık

Süleyman Ateş

Uykunuzu dinlenme yaptık.

10 Ayet

وَجَعَلْنَا اللَّيْلَ لِبَاسًا

Ve cealnel leyle libasa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Geceyi bir örtü yaptık;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve geceyi bir libas yaptık

Süleyman Ateş

Geceyi (sizi sarıp örten) bir giysi yaptık.

11 Ayet

وَجَعَلْنَا النَّهَارَ مَعَاشًا

Ve cealnen nehare meaşa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve gündüzü bir meaş yaptık

Süleyman Ateş

Gündüzü de geçim zamanı yaptık.

12 Ayet

وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا

Ve beneyna fevkakum seb'an şidada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve üstünüze yedi sağlam bina çattık

Süleyman Ateş

Üstünüzde yedi sağlam (gök) bina ettik.

13 Ayet

وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا

Ve cealna siracen vehhaca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Parlak ışık veren güneşi varettik;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve içlerine şa'şaalı parıl parıl bir kandil astık

Süleyman Ateş

Ve (orada) parıl parıl parlayan bir lamba yarattık.

14 Ayet

وَأَنْزَلْنَا مِنَ الْمُعْصِرَاتِ مَاءً ثَجَّاجًا

Ve enzelna minel mu'sırati maen seccaca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o mu'sıralardan şarıl şarıl bir su indirdik

Süleyman Ateş

Sıkışan(bulut)lardan şarıl şarıl su indirdik,

15 Ayet

لِنُخْرِجَ بِهِ حَبًّا وَنَبَاتًا

Li nuhrice bihi habben ve nebata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çıkaralım diye onunla taneler ve otlar

Süleyman Ateş

Ki onunla çıkaralım: Dane(ler), bitki(ler),

16 Ayet

وَجَنَّاتٍ أَلْفَافًا

Ve cennatin elfafa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sarmaş dolaş bağlar bağçeler

Süleyman Ateş

Ve (ağaçları) birbirine sarmaş dolaş bahçeler.

17 Ayet

إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا

İnne yevmel faslı kane mikata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki o fasıl günü bir miykat olmuştur

Süleyman Ateş

Muhakkak ki (haklının, haksızın ayırdedileceği) hüküm günü, belirlenmiş bir vakittir.

18 Ayet

يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا

Yevme yunfehu fis suri fe te'tune efvaca.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki sur üfürülür derken gelirsiniz fevca fevc

Süleyman Ateş

O gün Sur'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.

19 Ayet

وَفُتِحَتِ السَّمَاءُ فَكَانَتْ أَبْوَابًا

Ve futihatis semau fe kanet ebvaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gökler kapı kapı açılacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sema da açılmış olmuştur ebvab

Süleyman Ateş

Gök açılmış, kapı kapı olmuştur.

20 Ayet

وَسُيِّرَتِ الْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا

Ve suyyiretil cibalu fe kanet seraba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dağlar yürütülüp serap olacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dağlar yütürülmüş olmuştur serab

Süleyman Ateş

Dağlar yürütülmüş, bir serab olmuştur.

21 Ayet

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا

İnne cehenneme kanet mirsada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki Cehennem olmuştur mırsad

Süleyman Ateş

Cehennem de gözetleme yeri olmuş(suçluları gözetleyip durmakta)dır.

22 Ayet

لِلطَّاغِينَ مَآبًا

Lit tagine meaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Azgınlar için bir meab

Süleyman Ateş

Azgınların varacağı yerdir.

23 Ayet

لَابِثِينَ فِيهَا أَحْقَابًا

Labisine fiha ahkaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Devirlerce içinde kalacaklar

Süleyman Ateş

Orada çağlar boyu kalacalardır.

24 Ayet

لَا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا

La yezukune fiha berden ve la şeraba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne bir serinlik tatacaklar ne de bir şarab

Süleyman Ateş

Orada ne bir serinlik, ne de içilecek bir şey tadarlar,

25 Ayet

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا

İlla hamimen ve gassaka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak bir hamim ve bir gassak

Süleyman Ateş

Yalnız kaynar su ve irin (içerler);

26 Ayet

جَزَاءً وِفَاقًا

Cezaen vifaka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir ceza ki bervechi vifak

Süleyman Ateş

Yaptıklarına uygun bir ceza olarak.

27 Ayet

إِنَّهُمْ كَانُوا لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

İnnehum kanu la yercune hısaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

çünkü ummazlardı onlar hiç bir hisab

Süleyman Ateş

Çünkü onlar bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı.

28 Ayet

وَكَذَّبُوا بِآيَاتِنَا كِذَّابًا

Ve kezzebu bi ayatina kizzaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimizi tekzib ede ede kesilmişlerdi kezzab

Süleyman Ateş

Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı.

29 Ayet

وَكُلَّ شَيْءٍ أَحْصَيْنَاهُ كِتَابًا

Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her şey'i ise biz ıhsa etmiş bir kitaba geçirmişiz

Süleyman Ateş

Biz de her şeyi sayıp yazmıştık.

30 Ayet

فَذُوقُوا فَلَنْ نَزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا

Fe zuku felen nezidekum illa azaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık tadınız, artık size azab artırmaktan başka bir şey yapacak değiliz

Süleyman Ateş

Şimdi tadın (yaptıklarınızın tadını), artık size azabdan başka bir şey artırmayacağız! So taste (of that which ye have earned). No increase do We give you save of torment.

31 Ayet

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا

İnne lil muttekine mefaza.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki korunanlara halas ve kam var

Süleyman Ateş

Korunanlar için de başarı ödülü vardır.

32 Ayet

حَدَائِقَ وَأَعْنَابًا

Hadaika ve a'naba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hadikalar var, üzümler var

Süleyman Ateş

Bahçeler, bağlar,

33 Ayet

وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا

Ve kevaıbe etraba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve turunç sineli yaşıtlar var

Süleyman Ateş

Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.

34 Ayet

وَكَأْسًا دِهَاقًا

Ve ke'sen dihaka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir dolgun peymane var

Süleyman Ateş

Ve dolu kadeh(ler).

35 Ayet

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّابًا

La yes'meune fiha lagven ve la kizzaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada boş ve yalan söz işitmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada ne boş bir laf işitirler ne de bir tekzib

Süleyman Ateş

Orada ne boş söz ne de yalan işitirler;

36 Ayet

جَزَاءً مِنْ رَبِّكَ عَطَاءً حِسَابًا

Cezaen min rabbike ataen hısaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir karşılık ki rabbından ata, yeter mi yeter

Süleyman Ateş

Rabbinden bir karşılık, yeterli bir bağış olarak.

37 Ayet

رَبِّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا الرَّحْمَٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا

Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbı, Rahman, bir hıtaba malik olamazlar ondan

Süleyman Ateş

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, çok merhametli (Rab). O'nun (izni olmadan) huzurunda konuşamazlar.

38 Ayet

يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا ۖ لَا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَٰنُ وَقَالَ صَوَابًا

Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki Kıyama duracak Ruh ve Melaike saf saf. Bir kelime söyliyemezler, o kimseden başka ki o Rahman ona izin vermiş o da savabı söylemiştir

Süleyman Ateş

O gün Ruh ve melekler, sıra sıra dururlar. Ancak Rahman'ın izin verdiği konuşabilir, o da doğruyu söyler.

39 Ayet

ذَٰلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ ۖ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِ مَآبًا

Zalikel yevmul hakk, femen şaettehaze ila rabbihi meaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki haktır, o halde dileyen Rabbına varacak bir yüz edinsin

Süleyman Ateş

İşte bu, hak günüdür. Artık dileyen, Rabbine varan bir yol tutar.

40 Ayet

إِنَّا أَنْذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنْتُ تُرَابًا

İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz size yakın bir azabı ıhtar ettik, o gün ki kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve diyecek ki kafir: ah nolaydı ben bir türab olaydım

Süleyman Ateş

Biz sizi yakın bir azab ile uyardık. O gün kişi, ellerinin (yapıp) öne sürdüğü işlere bakar ve kafir: "Keşke ben, toprak olsaydım!" der.