بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 45 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 50
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ ق ۚ وَالْقُرْآنِ الْمَجِيدِ

Kaf vel kur'anil mecid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kaf. Şanlı Kuran'a and olsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kaf ve Kur'an-i mecid hakkı için

Süleyman Ateş

Kaf. Zikir'li (uyarıcı, şerefli) Kur'an'a andolsun,

2 Ayet

بَلْ عَجِبُوا أَنْ جَاءَهُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هَٰذَا شَيْءٌ عَجِيبٌ

Bel acibu en caehum munzirun minhum fe kalel kafirune haza şey'un acibun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: "Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu şaştılar da kendilerine içlerinden korkutucu bir Peygamber geldiğine dediler ki kafirler bu acib bir şey

Süleyman Ateş

İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu tuhaf bir şeydir" dediler.

3 Ayet

أَإِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا ۖ ذَٰلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ

E iza mitna ve kunna turaba, zalike rec'un baidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kafirler, Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da: "Bu şaşılacak bir şey; öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman dirilecek miyiz? Bu, ihtimali olmayan bir dönüştür" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Öldüğümüz ve bir toprak olduğumuz vakıt ha? Bu baıyd bir irca'

Süleyman Ateş

Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (tekrar bedene döneceğiz)? Bu, uzak bir dönüştür.

4 Ayet

قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ الْأَرْضُ مِنْهُمْ ۖ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفِيظٌ

Kad alimna ma tenkusul ardu minhum, ve indena kitabun hafizun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan kimlerin ölüp toprağa karıştığını biliyoruz. Katımızda her şeyi unutulmaktan koruyan bir kitap vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

fakat Arz onlardan neyi eksiltir bize ma'lumdur ve nezdimizde hıfzedici bir kitab vardır

Süleyman Ateş

Biz yerin, onlar(ın cesetlerin)den ne eksilttiğini bilmişizdir. Yanımızda (her şeyi) zapteden bir Kitap vardır.

5 Ayet

بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَاءَهُمْ فَهُمْ فِي أَمْرٍ مَرِيجٍ

Bel kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrin mericin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; onlar, gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar; kararsızlık içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu hak kendilerine geldiği zaman tekzib ettiler de şimdi karma karışık bir ıztırab içindeler

Süleyman Ateş

Doğrusu onlar, hak kendilerine gelince onu yalanladılar. Şimdi onlar çalkantılı bir durumun içindedirler.

6 Ayet

أَفَلَمْ يَنْظُرُوا إِلَى السَّمَاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ

E fe lem yanzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min furucin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar, üstlerindeki göğü nasıl yapmışız, süslemişizdir bir bakmazlar mı? Onda hiçbir çatlak da yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık üstlerindeki Semaya bir baksalar a, biz onu nasıl bina etmişiz ve ziynetlemişiz hiçbir gediği yok.

Süleyman Ateş

Üstlerindeki göğe bakmadılar mı, onu nasıl yaptık, süsledik, hiçbir çatlağı yoktur?

7 Ayet

وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ

Vel arda medednaha ve elkayna fiha revasiye ve enbetna fiha min kulli zevcin behicin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arza da: bir imtidad vermişiz ve ağır baskılar oturtmuşuz ve her çeşidden çiftler bitirmişiz ki temaşasına doyulmaz

Süleyman Ateş

Arzı nasıl yaydık, ona sağlam dağlar attık, onda her güzel çifti bitirdik!

8 Ayet

تَبْصِرَةً وَذِكْرَىٰ لِكُلِّ عَبْدٍ مُنِيبٍ

Tebsıraten ve zikra li kulli abdin munibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözler gönüller açar, yaradanın kudretini ıhtar eder, dersler verir birer nişane-i basiret ve nümune-i ıbret olmak üzere, hakka yüz tutan her kul için

Süleyman Ateş

(Bütün bunları) Allah'a yönelen her kulun, gönül gözünü açmak için ve (ona) ibret vermek için (yaptık).

9 Ayet

وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَاءِ مَاءً مُبَارَكًا فَأَنْبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ

Ve nezzelna mines semai maen mubareken fe enbetna bihi cennatin ve habbel hasidi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de Semadan mübarek bir su indirip de onunla bağlar bağçeler bitirmekteyiz ve biçilecek taneler

Süleyman Ateş

Gökten bereketli bir su indirdik, onunla bahçeler ve biçilecek dane(li ekin)ler bitirdik.

10 Ayet

وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ

Ven nahle basikatin leha tal'un nadidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Semaya ser çeken hurma ağaçları ki sıvama dizilmiş bir tal'ı vardır

Süleyman Ateş

Birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları yetiştirdik;

11 Ayet

رِزْقًا لِلْعِبَادِ ۖ وَأَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا ۚ كَذَٰلِكَ الْخُرُوجُ

Rızkan lil ibadi ve ahyeyna bihi beldeten meyta, kezalikel hurucu.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kullara rızk için ve onunla ölü bir beldeye hayat vermekteyiz, işte o huruc da böyledir.

Süleyman Ateş

Kullara rızık olması için. Ve o su ile, ölü bir ülkeye can verdik. İşte çıkış da öyledir.

12 Ayet

كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَأَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُ

Kezzebet kablehum kavmu nuhın ve ashabur ressi ve semudu.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tekzib etti onlardan evvel Nuhun kavmı ve Ashabı Ress ve Semud

Süleyman Ateş

Onlardan önce Nuh kavmi, Resliler ve Semud (kavmi) de yalanlamıştı.

13 Ayet

وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَإِخْوَانُ لُوطٍ

Ve adun ve fir'avnu ve ihvanu lutın.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Ad ve Firavn ve ıhvanı Lut ve ashabı

Süleyman Ateş

Ad, Fir'avn ve Lut'un kardeşleri (durumundaki kavmi),

14 Ayet

وَأَصْحَابُ الْأَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍ ۚ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ

Ve ashabul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaidi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan önce Nuh milleti, Ressliler, Semud, Ad, Firavun milletleri, Lut'un kardeşleri, Eykeliler, Tubba milleti de yalanlamışlardı; evet bunların hepsi peygamberleri yalanlamışlardı da tehdidim gerçekleşmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Eyke ve tübbe'in kavmı, her biri gönderilen Peygamberleri tekzib etti de hakk oldu veid

Süleyman Ateş

Eyke halkı ve Tubba' kavmi. Bunların hepsi elçileri yalanlayıp, uyardığım(azab)ı hak ettiler.

15 Ayet

أَفَعَيِينَا بِالْخَلْقِ الْأَوَّلِ ۚ بَلْ هُمْ فِي لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ

E fe ayina bil halkıl evvel, bel hum fi lebsin min halkın cedid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz ilk yaratışta yorulduk mu? Hayır; onlar yeniden yaratılmaktan şüphe etmektedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya artık birinci yaradış ile yoruluverdik mi? Doğrusu onlar, yeni bir yaradılıştan iltibastalar

Süleyman Ateş

İlk yaratmadan aciz mi kaldık ki (yeniden yaratamayalım)? Doğrusu onlar yeni bir yaratmadan kuşku içindedirler:

16 Ayet

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ ۖ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

Ve lekad halaknel insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh, ve nahnu akrebu ileyhi min hablil veridi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki insanı Biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz; Biz ona şah damarından daha yakınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem şanıma kasem ederim ki hakıkat insanı biz yarattık ve biliriz; nefsi onu ne ile vesveselendirir ve biz ona "habl-i verid"den daha yakınızdır.

Süleyman Ateş

Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz, çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.

17 Ayet

إِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ

İz yetelakkal mutelakkiyani anil yemini ve aniş şimali kaidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

İki zabıt memuru zabıt tutarlarken, biri sağdan oturmuş biri soldan.

Süleyman Ateş

Onun sağında ve solunda oturan iki alıcı (melek, onun sözlerini ve işlerini) kaydetmektedir.

18 Ayet

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ إِلَّا لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ

Ma yelfızu min kavlin illa ledeyhi rakibun atidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zaptederler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her ne söz atarsa mutlak yanında hazır bir gözcü vardır

Süleyman Ateş

(İnsan,) Hiçbir söz söylemez ki yanında kendisini gözetleyen, dediklerini zapteden (bir melek) hazır bulunmasın.

19 Ayet

وَجَاءَتْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ۖ ذَٰلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحِيدُ

Ve caet sekretul mevti bil hakk, zalike ma kunte minhu tehidu.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir, ey insan, işte bu senin öteden beri korkup kaçtığın şeydir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve ölüm sekeratı hakk ile geldikte işte diye: o senin kaçıp durduğun

Süleyman Ateş

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldi. İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir.

20 Ayet

وَنُفِخَ فِي الصُّورِ ۚ ذَٰلِكَ يَوْمُ الْوَعِيدِ

Ve nufiha fis sur, zalike yevmul vaidi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sura üfürülür. İşte bu geleceği söz verilen gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Sur üfürüldükte: ki işte o veid günüdür

Süleyman Ateş

Sur'a üflendi. İşte bu, kendisine karşı uyarılan gündür.

21 Ayet

وَجَاءَتْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَائِقٌ وَشَهِيدٌ

Ve caet kullu nefsin meaha saikun ve şehidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Her can, kendisiyle beraber bir sürücü ve şahit bulunduğu halde gelir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve her nefis gelmiştir, beraberinde bir sevk me'muru ve bir şahid vardır

Süleyman Ateş

Her can, yanında bir sürücü ve şahidle geldi.

22 Ayet

لَقَدْ كُنْتَ فِي غَفْلَةٍ مِنْ هَٰذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ

Lekad kunte fi gafletin min haza fe keşefna anke gıtaeke fe besarukel yevme hadidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ona: "And olsun ki, sen, bundan gafildin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık, bugün artık görüşün keskindir" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için (denir) sen bundan bir gaflette idin. Şimdi senden perdeni açtık, artık bu gün gözün keskindir,

Süleyman Ateş

(Allah ona): "Andolsun, sen bundan gaflet içinde idin. Biz sen(in gözün)den perdeni açtık; bugün artık gözün keskindir" (dedi).

23 Ayet

وَقَالَ قَرِينُهُ هَٰذَا مَا لَدَيَّ عَتِيدٌ

Ve kale karinuhu haza ma ledeyye atid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yanındaki melek: "İşte bu yanımdaki hazırdır" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve karini demiştir: İşte bu yanımdaki hazır.

Süleyman Ateş

Yanındaki arkadaşı: "İşte yanımdaki hazır" dedi.

24 Ayet

أَلْقِيَا فِي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ

Elkıya fi cehenneme kulle keffarin anidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.

Elmalılı Hamdi Yazır

(Buyurulur:) Atın atın Cehenneme her nankör anud,

Süleyman Ateş

(Allah sürücü ve şahide buyurdu ki): "Haydi ikiniz, atın cehenneme her inatçı nankörü!"

25 Ayet

مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُرِيبٍ

Mennaın lil hayri mu'tedin muribin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.

Elmalılı Hamdi Yazır

hayra engel, haşarı işkilci kafiri

Süleyman Ateş

Hayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi.

26 Ayet

الَّذِي جَعَلَ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ فَأَلْقِيَاهُ فِي الْعَذَابِ الشَّدِيدِ

Ellezi ceale meallahi ilahen ahara fe elkıyahu fil azabiş şedidi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Ey sürücü ve şahit! Her inatçı inkarcıyı, iyiliklere boyuna engel olan, mütecaviz, şüpheye düşüren, Allah'ın yanında başka tanrı benimseyen kişiyi cehenneme atın, onu çetin bir azaba sokun" buyurur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki Allahın yanında başka ilah tutmuştur, haydin ikiniz bir atın onu o şiddetli azab içine

Süleyman Ateş

O ki Allah ile beraber başka tanrılar edindi, bundan dolayı onu çetin bir azaba atın.

27 Ayet

۞ قَالَ قَرِينُهُ رَبَّنَا مَا أَطْغَيْتُهُ وَلَٰكِنْ كَانَ فِي ضَلَالٍ بَعِيدٍ

Kale karinuhu rabbena ma etgaytuhu ve lakin kane fi dalalin baidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yanındaki şeytan: "Rabbimiz! Ben onu azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arkadaşı der: Ya rabbena onu ben azdırmadım velakin kendisi uzak bir dalal içinde idi.

Süleyman Ateş

Yanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

28 Ayet

قَالَ لَا تَخْتَصِمُوا لَدَيَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ إِلَيْكُمْ بِالْوَعِيدِ

Kale la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaidi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Benim katımda çekişmeyin; size bunu önceden bildirmiştim. Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buyurur ki: Huzurumda çekişmeyin, ben size önceden veid göndermiş iken

Süleyman Ateş

(Allah) Buyurdu ki: "Huzurumda çekişmeyin. Ben size daha önce uyarı göndermiştim."

29 Ayet

مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَيَّ وَمَا أَنَا بِظَلَّامٍ لِلْعَبِيدِ

Ma yubeddelul kavlu ledeyye ve ma ene bi zallamin lil abid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah: "Benim katımda çekişmeyin; size bunu önceden bildirmiştim. Benim katımda söz değişmez; Ben kullara asla zulmetmem" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Benim ındimde söz değiştirilmez ve ben kullara zulümkar değilim

Süleyman Ateş

Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim.

30 Ayet

يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلَأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ

Yevme nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel min mezidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz, o: "Daha var mı?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki Cehenneme doldun mu? diyeceğiz. O, daha ziyade var mı? diyecek.

Süleyman Ateş

O gün cehenneme: "Doldun mu?" deriz. "Daha yok mu" der.

31 Ayet

وَأُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ

Ve uzlifetil cennetu lil muttekine gayre baidin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır, zaten uzakta değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Cennet de müttekılere uzak olmıyarak yaklaştırılmış bulunacak

Süleyman Ateş

Cennet de korunanlara yaklaştırılmıştır, uzak değildir.

32 Ayet

هَٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ أَوَّابٍ حَفِيظٍ

Haza ma tuadune li kulli evvabin hafiz.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bu, diye: o sizin va'd olunduğunuz. Her bir tevbekar, vazifesine riayetkar olan.

Süleyman Ateş

İşte size va'dedilen budur. Daima Allah'a yüz tutan (O'nun buyruklarını) koruyan, (And it is said): That is that which ye were promised. (It is) for every penitent and heedful one,

33 Ayet

مَنْ خَشِيَ الرَّحْمَٰنَ بِالْغَيْبِ وَجَاءَ بِقَلْبٍ مُنِيبٍ

Men haşiyer rahmane bil gaybi ve cae bi kalbin munibin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gaybde rahmana haşyet duyan ve inabeli bir kalb ile gelen kimselere

Süleyman Ateş

Görmeden Rahman'a saygı gösteren ve (Hakka) dönük bir yürek getiren herkesin (mükafatı budur)!"

34 Ayet

ادْخُلُوهَا بِسَلَامٍ ۖ ذَٰلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ

Udhuluha bi selam, zalike yevmul hulud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlara: "İşte bu cennet, Allah'a yönelen, O'nun buyruklarına riayet eden; görmediği Rahman'dan korkan, Allah'a yönelmiş bir kalble gelen sizlere, hepinize söz verilen yerdir. Oraya esenlikle girin; işte sonsuzluk günü budur" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Girin ona bir selam ile, bu işte o hulud günü

Süleyman Ateş

Ona selam (esenlik) ile girin. Bu, süreklilik günüdür!

35 Ayet

لَهُمْ مَا يَشَاءُونَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ

Lehum ma yeşaune fiha ve ledeyna mezidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada dilediklerini bulurlar. Katımızda fazlası da vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada onlara ne dilerlerse var, bizim nezdimizde ise ziyade var

Süleyman Ateş

Orada onlara istedikleri herşey vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.

36 Ayet

وَكَمْ أَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ أَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشًا فَنَقَّبُوا فِي الْبِلَادِ هَلْ مِنْ مَحِيصٍ

Ve kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabu fil bilad, hel min mahisin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu inkarcılardan önce, kendilerinden daha kuvvetli olan, diyar diyar dolaşan nice nesilleri yok etmişizdir. Kurtuluşu var mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem önlerinde nice karn helak ettik, onlar tutumca onlardan daha çetin idiler, beldelerde delik aradılar. Var mı bir kaçamak?

Süleyman Ateş

Bunlardan önce nice kuşakları helak etmiştik ki onların tutuşu, bunlardan daha kuvvetli idi, yakalaması daha güçlü idi. Ülkelerde gezip dolaşmışlardı, ama bir kurtuluş buldular mı?

37 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَذِكْرَىٰ لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ أَوْ أَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ

İnne fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve şehidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bunda, kalbi olana veya hazır bulunup kulak verene ders vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki bu söylenende kalbi olan yahud şuhud halinde kulak tutan kimse için uyandıracak bir ıhtar vardır

Süleyman Ateş

Muhakkak ki bunda, kalbi olan, yahut şahid olarak (zihnini toplayarak dikkatle) kulak veren kimse için bir öğüt vardır.

38 Ayet

وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ

Ve lekad halaknes semavati vel arda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamin ve ma messena min lugub.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki, gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şanım hakkı için biz o Gökleri ve Yeri ve aralarındakileri altı günde halk ettik, bize bir yorgunluk da dokunmadı.

Süleyman Ateş

Andolsun, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.

39 Ayet

فَاصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ

Fasbir ala ma yekulune ve sebbih bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel gurub.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söylediklerine sabret; Rabbini, güneşin doğmasından önce ve batışından önce överek tesbih et.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde onların laflarına karşı sabret de rabbına hamd ile tesbih eyle güneş doğmadan evvel ve batmadan evvel

Süleyman Ateş

Onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan önce, batmadan önce,

40 Ayet

وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَارَ السُّجُودِ

Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbares sucudi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Geceleyin ve secdelerin ardından O'nu tesbih et.

Elmalılı Hamdi Yazır

Geceden de tesbih et ona hem de secde arkalarında

Süleyman Ateş

Gecenin bir kısmında ve secde arkalarında O'nu tesbih et.

41 Ayet

وَاسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِ مِنْ مَكَانٍ قَرِيبٍ

Vestemi' yevme yunadil munadi min mekanin karib.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bir çağırıcının yakın bir yerden çağıracağı güne kulak ver.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dinle o münadinin bağıracağı günü yakın bir yerden

Süleyman Ateş

Dinle, o gün o ünleyici, yakın bir yerden çağırır.

42 Ayet

يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّ ۚ ذَٰلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ

Yevme yesmeunes sayhate bil hakk, zalike yevmul huruci.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün çığlığı gerçekten duyarlar; işte o, kabirden çıkış günüdür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakka çağıran o sayhayı işidecekleri gün, işte o, huruc günüdür

Süleyman Ateş

O gün o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu, (dirilip) çıkış günüdür.

43 Ayet

إِنَّا نَحْنُ نُحْيِي وَنُمِيتُ وَإِلَيْنَا الْمَصِيرُ

İnna nahnu nuhyi ve numitu ve ileynel masiru.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Biz diriltiriz, Biz öldürürüz, dönüş Bize'dir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki biz biziz, hem diriltiriz, hem öldürürüz ve dönüş bizedir.

Süleyman Ateş

Yaşatan ve öldüren ancak biziz, biz. Dönüş de bizedir.

44 Ayet

يَوْمَ تَشَقَّقُ الْأَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ۚ ذَٰلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ

Yevme teşakkakul ardu anhum siraa, zalike haşrun aleyna yesirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, yer yarılır, onlar çabucak ayrılır; bu, Bize göre kolay bir toplamadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki Arz onlardan ayrılır sür'atle koşarlar, o, bir haşirdir ki ancak bize kolaydır

Süleyman Ateş

O gün yer onlar(ın üstün)den yarıl(ıp açıl)ır, (çağırana doğru) sür'atle koşarlar. İşte bu, toplamadır; bize göre kolaydır.

45 Ayet

نَحْنُ أَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ ۖ وَمَا أَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ ۖ فَذَكِّرْ بِالْقُرْآنِ مَنْ يَخَافُ وَعِيدِ

Nahnu a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani men yehafu vaidi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onların dediklerini Biz biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; söz verdiğim günden korkanlara Kuran'la öğüt ver.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz pek a'la biliyoruz ki ne diyorlar, maamafih sen onlara karşı bir cebbar değilsin, şimdi sen benim veidlerimden korkacaklara bu Kur'an ile öğüd ver

Süleyman Ateş

Biz onların ne dediklerini biliyoruz. Sen onların üstünde bir zorlayıcı değilsin, sadece tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver.