بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم
📖 60 Ayet
📍 Mekki
🔢 Sıra: 51
1
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا
Vez zariyati zerven.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O tozdurup savuranlara
Süleyman Ateş
Savurup kaldıranlara,
2
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
Fel hamilati vıkren.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken bir ağırlık taşıyanlara
Süleyman Ateş
(Yağmur) Yüklü (bulut)lara,
3
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
Fel cariyati yusren.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken bir kolaylıkla akanlara
Süleyman Ateş
Kolayca akıp gidenlere,
4
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَالْمُقَسِّمَاتِ أَمْرًا
Fel mukassimati, emren.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken bir emir taksim edenlere kasem olsun
Süleyman Ateş
İş(ler)i taksim edenlere (rızıkları, yağmurları dağıtan güçlere) andolsun ki,
5
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌ
İnnema tuadune le sadikun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki muhakkak o size va'd olunan her halde doğrudur
Süleyman Ateş
Size va'dedilen, mutlaka doğrudur.
6
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَإِنَّ الدِّينَ لَوَاقِعٌ
Ve inned dine le vakıu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve muhakkak ki ceza şübhesiz vakı'dir
Süleyman Ateş
Ceza muhakkak olacaktır.
7
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْحُبُكِ
Ves semai zatil hubuki.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
O düzgün hareli Semaya kasem ederim
Süleyman Ateş
(Çeşitli) yolları (yörüngeleri) bulunan göğe andolsun ki,
8
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
إِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍ
İnnekum le fi kavlin muhtelifin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ki siz pek muhtelif bir kavl içinde bulunuyorsunuz
Süleyman Ateş
Siz, çeşitli söz(ler) içindesiniz.
9
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ أُفِكَ
Yu'feku anhu men ufik.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ondan çevirilen çevrilir
Süleyman Ateş
Çevrilen, ondan çevriliyor.
10
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
Kutilel harrasune.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
Elmalılı Hamdi Yazır
O kahrolası yalancılar
Süleyman Ateş
O (çeşitli sözleri) atan yalancılar kahrolsun!
11
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
الَّذِينَ هُمْ فِي غَمْرَةٍ سَاهُونَ
Ellezine hum fi gamretin sahune.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
Elmalılı Hamdi Yazır
O serhoşluk içinde yaptığını bilmezler
Süleyman Ateş
Onlar aptallık içinde yanılıp durmaktadırlar.
12
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
يَسْأَلُونَ أَيَّانَ يَوْمُ الدِّينِ
Yes'elune eyyane yevmud din.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Soruyorlar: ne zaman o ceza günü? (yevm-i din)
Süleyman Ateş
Ceza günü ne zaman? diye sorarlar.
13
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
يَوْمَ هُمْ عَلَى النَّارِ يُفْتَنُونَ
Yevme hum alen nari yuftenune.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ateş üzerinde kıvranacakları gün
Süleyman Ateş
O gün onlar ateş üzerinde yakılacaklardır.
14
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
ذُوقُوا فِتْنَتَكُمْ هَٰذَا الَّذِي كُنْتُمْ بِهِ تَسْتَعْجِلُونَ
Zuku fitnetekum, hazellezi kuntum bihi testa'cilun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dadın diye fitnenizi: bu, işte o sizin acele istediğiniz
Süleyman Ateş
(Kendilerine): "Fitnenizi (fesadınızın cezasını) tadın! Acele isteyip durduğunuz şey budur işte!" (denilecek).
15
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ
İnnel muttekine fi cennatin ve uyunin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz ki müttekiler Cennetlerde pınar başlarındadır
Süleyman Ateş
Korunanlar, cennetlerde, çeşme başlarındadırlar;
16
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَٰلِكَ مُحْسِنِينَ
Ahizine ma atahum rabbuhum, innehum kanu kable zalike muhsinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Alarak rablarının kendilerine verdiğini, çünkü onlar bundan evvel güzellik yapmayı adet edinmişlerdi
Süleyman Ateş
Rablerinin, kendilerine verdiğini alırlar. Çünkü onlar bundan önce güzel davranırlardı:
17
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
كَانُوا قَلِيلًا مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ
Kanu kalilen minel leyli ma yehceun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Geceden pek az uyuyorlardı
Süleyman Ateş
Geceleri pek az uyurlardı,
18
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ
Ve bil esharihum yestağfirune.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve seher vakıtları hep istiğfar ederlerdi
Süleyman Ateş
Seherlerde onlar istiğfar ederlerdi,
19
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَفِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
Ve fi emvalihim hakkun lis saili vel mahrumi.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve mallarında sail ve mahrum için bir hak vardı
Süleyman Ateş
Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı.
20
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَفِي الْأَرْضِ آيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ
Ve fil ardı ayatun lil mukınine.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Arzda da ayetler var iykan ehli için
Süleyman Ateş
Kesin inanacaklar için yerde nice ibretler vardır.
21
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَفِي أَنْفُسِكُمْ ۚ أَفَلَا تُبْصِرُونَ
Ve fi enfusikum, e fe la tubsirun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Nefislerinizde de, hala görmiyecekmisiniz
Süleyman Ateş
Kendi canlarınızda da öyle. Görmüyor musunuz?
22
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَفِي السَّمَاءِ رِزْقُكُمْ وَمَا تُوعَدُونَ
Ve fis semai rızkukum ve ma tuadun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Semada da rızkınız ve o va'dolunduğunuz
Süleyman Ateş
Gökte rızkınız da var, uyarıldığınız (azab)da var!
23
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَوَرَبِّ السَّمَاءِ وَالْأَرْضِ إِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَا أَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ
Fe ve rabbis semai vel ardı innehu le hakkun misle ma ennekum tentıkun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
İşte o Göğün ve Yerin rabbına kasem ederim ki o şübhesiz haktır sizin natık olmanız gibi
Süleyman Ateş
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki o, sizin konuştuğunuz gibi gerçektir.
24
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ ضَيْفِ إِبْرَاهِيمَ الْمُكْرَمِينَ
Hel etake hadisu dayfi ibrahimel mukremin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?
Elmalılı Hamdi Yazır
Geldi mi sana İbrahimin ikram edilen müsafirlerinin kıssası?
Süleyman Ateş
İbrahim'in ağırlanan konuklarının haberi sana geldi mi?
25
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
إِذْ دَخَلُوا عَلَيْهِ فَقَالُوا سَلَامًا ۖ قَالَ سَلَامٌ قَوْمٌ مُنْكَرُونَ
İz dehalu aleyhi fe kalu selama, kale selam, kavmun munkerun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt ki üzerine girdiler de "selam" dediler. "Selam, görülmedik bir kavım" dedi
Süleyman Ateş
Bir zaman onun yanına girmişler: "Selam" demişlerdi. "Selam, dedi, (siz) tanınmamış bir topluluk(sunuz)."
26
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَرَاغَ إِلَىٰ أَهْلِهِ فَجَاءَ بِعِجْلٍ سَمِينٍ
Fe raga ila ehlihi fe cae bi iclin seminin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hemen bir bahane ile ehline gitti, bir semiz daha getirdi de
Süleyman Ateş
(Konuklarına yemek hazırlamak için) gizlice ailesinin yanına gitti, semiz bir buzağı getirdi.
27
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَقَرَّبَهُ إِلَيْهِمْ قَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ
Fe karrebehu ileyhim kale e la te'kulun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onu yakınlarına koydu, yemeğe buyurmaz mısınız? dedi.
Süleyman Ateş
Onu, önlerine yaklaştırdı, "Yemez misiniz?" dedi.
28
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً ۖ قَالُوا لَا تَخَفْ ۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَامٍ عَلِيمٍ
Fe evcese minhum hifeh, kalu la tehaf, ve beşşeruhu bi gulamin alim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt onlardan içine bir korku düştü. Korkma dediler ve kendisine alim bir oğlan tebşir ettiler.
Süleyman Ateş
(Yemediklerini görünce) Onlardan içine bir korku düşürdü. "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.
29
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَأَقْبَلَتِ امْرَأَتُهُ فِي صَرَّةٍ فَصَكَّتْ وَجْهَهَا وَقَالَتْ عَجُوزٌ عَقِيمٌ
Fe akbeletimreetuhu fi sarretin fe sakket vecheha ve kalet acuzun akimun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bunun üzerine hatunu bir çığlık içinde döndü de elini yüzüne çarptı ve akim bir kocakarı, dedi
Süleyman Ateş
Karısı (Sare) çığlık içinde geldi (hayretten elini) yüzüne vurarak: "(Ben) Kısır bir koca karı(yım, benden nasıl çocuk olur)?" dedi.
30
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
قَالُوا كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ ۖ إِنَّهُ هُوَ الْحَكِيمُ الْعَلِيمُ
Kalu kezaliki kale rabbuk, innehu huvel hakimul alimu.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dediler: öyle Rabbın buyurdu, şübhesiz alim o, hakim o
Süleyman Ateş
Dediler ki: "Rabbin böyle dedi. O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir."
31
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
۞ قَالَ فَمَا خَطْبُكُمْ أَيُّهَا الْمُرْسَلُونَ
Kale fe ma hatbukum eyyuhel murselun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
İbrahim, o halde asıl me'muriyyetiniz nedir? ey mürselun, dedi
Süleyman Ateş
(İbrahim): "O halde göreviniz nedir ey elçiler?" dedi.
32
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
قَالُوا إِنَّا أُرْسِلْنَا إِلَىٰ قَوْمٍ مُجْرِمِينَ
Kalu inna ursilna ila kavmin mucrimine.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz, dediler: Mücrim bir kavme gönderildik
Süleyman Ateş
Dediler: "Biz suçlu bir kavme gönderildik."
33
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
لِنُرْسِلَ عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِنْ طِينٍ
Li nursile aleyhim hıcareten min tinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Üzerlerine çamurdan taşlar salmak için
Süleyman Ateş
Ki onların üzerine çamurdan taş(lar) salalım.
34
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
مُسَوَّمَةً عِنْدَ رَبِّكَ لِلْمُسْرِفِينَ
Musevvemeten inde rabbike lil musrifin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rabbının nezdinde damgalanmışlar müsrifler için
Süleyman Ateş
Rabbinin katında, haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlar).
35
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَأَخْرَجْنَا مَنْ كَانَ فِيهَا مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Fe ahrecna men kane fiha minel mu'minin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Binnetice orada bulunan mü'minleri çıkardık
Süleyman Ateş
Orada bulunan mü'minleri çıkardık.
36
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَمَا وَجَدْنَا فِيهَا غَيْرَ بَيْتٍ مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Fe ma vecedna fiha gayre beytin minel muslimin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat bir haneden başka orada Müsliman da bulmadık
Süleyman Ateş
Zaten orada bir ev(halkın)dan başka müslüman da bulmadık.
37
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَتَرَكْنَا فِيهَا آيَةً لِلَّذِينَ يَخَافُونَ الْعَذَابَ الْأَلِيمَ
Ve terekna fiha ayeten lillezine yahafunel azabel elim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve öyle elim azabdan korkacaklar için orada bir ayet bıraktık
Süleyman Ateş
Acı azabdan korkanlar için orada bir ibret bıraktık.
38
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَفِي مُوسَىٰ إِذْ أَرْسَلْنَاهُ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ
Ve fi musa iz erselnahu ila fir'avne bi sultanin mubinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de Musa da: ki onu bir sultan-ı mübin ile Fir'avne gönderdik de
Süleyman Ateş
Musa'da da (ibret alınacak şeyler vardır). Onu açık bir delil ile Fir'avn'e göndermiştik.
39
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَتَوَلَّىٰ بِرُكْنِهِ وَقَالَ سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Fe tevella bi ruknihi ve kale sahırun ev mecnunun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
O bütün kuvvetiyle tersine gitti: sahir veya mecnun, dedi
Süleyman Ateş
(Fir'avn ona) Yanını çevirdi ve: "Bu, ya büyücü veya cinlidir" dedi.
40
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَأَخَذْنَاهُ وَجُنُودَهُ فَنَبَذْنَاهُمْ فِي الْيَمِّ وَهُوَ مُلِيمٌ
Fe ehaznahu ve cunudehu fe nebeznahum fil yemmi ve huve mulim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun üzerine biz de tuttuk kendisini ve ordularını deryaya fırlatıverdik, namerdlik ederken o leim.
Süleyman Ateş
Biz de onu ve askerlerini yakaladık, onları denize attık. (O boğulurken pişmanlıkla) Kendi kendini kınıyordu.
41
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَفِي عَادٍ إِذْ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمُ الرِّيحَ الْعَقِيمَ
Ve fi adin iz erselna aleyhimur rihal akim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de Ad de, ki üzerlerine o köklerini kesen rüzgarı salıvermiştik.
Süleyman Ateş
Ad(kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara, köklerini kesen bir rüzgar gönderdik.
42
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
مَا تَذَرُ مِنْ شَيْءٍ أَتَتْ عَلَيْهِ إِلَّا جَعَلَتْهُ كَالرَّمِيمِ
Ma tezeru min şey'in etet aleyhi illa cealethu ker remim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Uğradığı bir şey'i bırakmıyor, mutlak onu çürütüp kül gibi ediyordu
Süleyman Ateş
Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmıyor, onu kül gibi ediyordu.
43
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَفِي ثَمُودَ إِذْ قِيلَ لَهُمْ تَمَتَّعُوا حَتَّىٰ حِينٍ
Ve fi semude iz kile lehum temetteu hatta hinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de Semud'da, ki onlara bir zamana kadar istifade edin denilmişti de
Süleyman Ateş
Semud(kavmin)de de (ibret alınacak şeyler vardır). Onlara: "Bir süreye kadar sefa sürün" denmişti.
44
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَعَتَوْا عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ فَأَخَذَتْهُمُ الصَّاعِقَةُ وَهُمْ يَنْظُرُونَ
Fe atev an emri rabbihim fe ehazethumus saikatu ve hum yanzurun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Rablarının emrinden azgınlık ettiler, bu yüzden o saika kendilerini yakalayıverdi, bakınıp duruyorlardı
Süleyman Ateş
Rablerinin buyruğuna başkaldırdılar, bu yüzden onlar bakıp dururlarken, onları yıldırım yakaladı.
45
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَمَا اسْتَطَاعُوا مِنْ قِيَامٍ وَمَا كَانُوا مُنْتَصِرِينَ
Fe mestetau min kıyamin ve ma kanu muntesirine.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vaktı bir kalkınmaya da güç yetiremediler, bir yardım da görmediler
Süleyman Ateş
(Yurtlarında çöküverdiler) Ne kalkabildiler, ne de (bu duruma) engel olabildiler.
46
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا قَوْمًا فَاسِقِينَ
Ve kavme nuhın min kabl, inne hum kanu kavmen fasıkin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Daha evvel de Nuh kavmini, çünkü hep onlar yoldan çıkmış fasık birer kavm idiler
Süleyman Ateş
Daha önce de Nuh kavmini helak etmiştik. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir toplum idiler.
47
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَالسَّمَاءَ بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ
Ves semae beneynaha bi eydin ve inna le musiun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de Semaya bakın biz onu kuvvetle bina ettik ve şübhe yok ki biz çok vüs'a malikiz
Süleyman Ateş
Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz).
48
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَالْأَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ
Vel arda fereşnaha fe ni'mel mahidun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!
Elmalılı Hamdi Yazır
Arzı da döşedik, bakınız biz ne güzel döşeriz
Süleyman Ateş
Yeri biz döşedik, (biz) ne güzel döşeyiciyiz.
49
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَمِنْ كُلِّ شَيْءٍ خَلَقْنَا زَوْجَيْنِ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ
Ve min kulli şey'in halakna zevceyni leallekum tezekkerun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem her şeyden iki çift yarattık ki düşünesiniz
Süleyman Ateş
Her şeyden iki çift (erkek-dişi) yarattık ki düşünüp öğüt alasınız.
50
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ
Fe firru ilallah, inni lekum minhu nezirun mubin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
Elmalılı Hamdi Yazır
O halde hemen Allaha kaçın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezirim
Süleyman Ateş
O halde Allah'a kaçın, ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
51
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۖ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ
Ve la tec'alu meallahi ilahen ahar, inni lekum minhu nezirun mubin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Allahla beraber başka bir Tanrı uydurmayın, haberiniz olsun ki ben size ondan bir açık nezirim
Süleyman Ateş
Allah ile beraber başka tanrılar uydurmayın. Ben size O'nun tarafından görevlendirilmiş apaçık bir uyarıcıyım.
52
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
كَذَٰلِكَ مَا أَتَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنْ رَسُولٍ إِلَّا قَالُوا سَاحِرٌ أَوْ مَجْنُونٌ
Kezalike ma etellezine min kablihim min resulin illa kalu sahırun ev mecnun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Böyle, bunlardan evvelkiler bir Resul gelince behemehal ya sahir dediler ya mecnun
Süleyman Ateş
İşte böyle, onlardan önce de ne kadar elçi geldiyse mutlaka: "Büyücü veya cinlenmiş" dediler.
53
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
أَتَوَاصَوْا بِهِ ۚ بَلْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ
E tevasav bih, bel hum kavmun tagun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hep buna vasıyyetleştiler mi? Hayır hep onlar azgın kavımlar
Süleyman Ateş
Bunu birbirlerine tavsiye mi ettiler (ki hep aynı şeyi söylüyorlar)? Doğrusu, onlar azgın bir topluluktur.
54
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ فَمَا أَنْتَ بِمَلُومٍ
Fe tevelle anhum fe ma ente bi melum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için onlardan yüz çevir, artık sen levm olunacak değilsin
Süleyman Ateş
Onlardan yüz çevir, sen kınanacak değilsin.
55
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَذَكِّرْ فَإِنَّ الذِّكْرَىٰ تَنْفَعُ الْمُؤْمِنِينَ
Ve zekkir fe innez zikra tenfeul mu'minin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onunla beraber va'z-u nasıhate devam et, çünkü va'z, mü'minlere fayda verir
Süleyman Ateş
Ama yine de hatırlat, çünkü hatırlatmak inananlara yararlıdır.
56
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
Ve ma halaktul cinne vel inse illa li ya'budun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve ben, Cinn-ü İns'i ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
Süleyman Ateş
Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
57
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
مَا أُرِيدُ مِنْهُمْ مِنْ رِزْقٍ وَمَا أُرِيدُ أَنْ يُطْعِمُونِ
Ma uridu minhum min rızkın ve ma uridu en yut'imuni.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ben onlardan bir rızk istemiyorum, bana yemek yedirmelerini de istemiyorum
Süleyman Ateş
Ben onlardan rızık istemiyorum, beni beslemelerini de istemiyorum.
58
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
إِنَّ اللَّهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينُ
İnnallahe huver rezzaku zul kuvvetil metin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhe yok ki Allah, rezzak, kuvvet sahibi metin o
Süleyman Ateş
Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.
59
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا ذَنُوبًا مِثْلَ ذَنُوبِ أَصْحَابِهِمْ فَلَا يَسْتَعْجِلُونِ
Fe inne lillezine zalemu zenuben misle zenubi ashabihim fe la yesta'ciluni.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onun için muhakkak ki o zulm edenlere arkadaşlarının payı gibi dolgun bir pay vardır, şimdi onu acele etmesinler
Süleyman Ateş
Muhakkak ki, bu zulmedenlerin de (geçmiş) arkadaşlarının payı gibi bir azab payı vardır, (ötekilerin başına gelen azab gibi bir azab bunların da başına gelecektir), acele etmesinler.
60
Ayet
📋
⭐
🎙️ Arapça
📖 Meal
فَوَيْلٌ لِلَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ يَوْمِهِمُ الَّذِي يُوعَدُونَ
Fe veylun lillezine keferu min yevmihimullezi yuadun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!
Elmalılı Hamdi Yazır
artık o va'dolundukları günlerinden vay o küfredenlere!...
Süleyman Ateş
Uyarıldıkları günlerinden dolayı vay o kafirlerin haline!
← Önceki Sure
Ana Sayfa
Sonraki Sure →