بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 28 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 72
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ قُلْ أُوحِيَ إِلَيَّ أَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُوا إِنَّا سَمِعْنَا قُرْآنًا عَجَبًا

Kul uhıye ileyye ennehustemea neferun minel cinni fe kalu inna semi'na kur'anen aceba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Vahy olundu bana hakıkat bir takım cinnin dinleyip de şöyle dedikleri: inan olsun biz acaib bir Kur'an dinledik.

Süleyman Ateş

De ki: Cinlerden bir topluluğun Kur'an dinleyip şöyle dedikleri bana vahyolundu: "Biz harikulade güzel bir Kur'an dinledik.

2 Ayet

يَهْدِي إِلَى الرُّشْدِ فَآمَنَّا بِهِ ۖ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَا أَحَدًا

Yehdi iler ruşdi fe amenna bih, ve len nuşrike bi rabbina ehada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

Elmalılı Hamdi Yazır

Rüşde irdiriyor, biz de ona iyman eyledik, rabbımıza hiç kimseyi şerik koşmıyacağız

Süleyman Ateş

Doğru yola iletiyor, ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.

3 Ayet

وَأَنَّهُ تَعَالَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَدًا

Ve ennehu teala ceddu rabbina mettehaze sahıbeten ve la veleda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu o rabbımızın şanı çok yüksek, ne bir arkadaş edinmiş ne de bir veled

Süleyman Ateş

Doğrusu Rabbimizin şanı yücedir. O, eş ve çocuk edinmemiştir.

4 Ayet

وَأَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى اللَّهِ شَطَطًا

Ve ennehu kane yekulu sefihuna alallahi şetata.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu bizim sefiyh, Allaha karşı saçma söylüyormuş

Süleyman Ateş

Meğer bizim beyinsiz (İblis veya cinlerin kafirleri) Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.

5 Ayet

وَأَنَّا ظَنَنَّا أَنْ لَنْ تَقُولَ الْإِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا

Ve enna zanenna en len tekulel insu vel cinnu alallahi keziba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz, İns ü Cinn Allaha karşı asla yalan söylemez sanmışız

Süleyman Ateş

Biz insanların ve cinlerin, Allah'a karşı yalan söylemeyeceklerini sanmıştık (onun için o beyinsizin sözüne uymuştuk),

6 Ayet

وَأَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْإِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا

Ve ennehu kane ricalun minel insi yeuzune bi ricalin minel cinni fe zaduhum reheka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu İnsten bazı rical, Cinden bazı ricale sığınıyorlardı da onların istiylalarını artırıyorlardı.

Süleyman Ateş

Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklığını artırırlardı.

7 Ayet

وَأَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ أَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللَّهُ أَحَدًا

Ve ennehum zannu kema zanentum en len yeb'asallahu ehada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu onlar sizin zann ettiğiniz gibi zann etmişlerdi ki: Allah ebeda hiçbir kimseyi ba's etmiyecek.

Süleyman Ateş

Onlar da sizin sandığınız gibi Allah'ın hiç kimseyi diriltmeyeceğini sanmışlardı.

8 Ayet

وَأَنَّا لَمَسْنَا السَّمَاءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا

Ve enna le mesnes semae fe vecednaha muliet haresen şediden ve şuhuba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz o Semayı yokladık da onu öyle bulduk ki şiddetli muhafızlar ve şihablarla doldurulmuş

Süleyman Ateş

Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçilerle ve ışınlarla doldurulmuş bulduk.

9 Ayet

وَأَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ ۖ فَمَنْ يَسْتَمِعِ الْآنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا

Ve enna kunna nak'udu minha mekaıde lis sem'i fe men yestemiıl ane yecid lehu şihaben rasada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz ondan dinlemek için bazı mevkı'lere otururduk fakat şimdi her kim dinliyecek olursa onun için gözeten bir şihab buluyor.

Süleyman Ateş

Ve biz onun dinlemeğe mahsus olan oturma yerlerinde oturur(gayb haberlerini dinlemeğe çalışır)dık. Artık şimdi kim dinlemek istese, kendisini gözetleyen bir ışın bulur.

10 Ayet

وَأَنَّا لَا نَدْرِي أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَنْ فِي الْأَرْضِ أَمْ أَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا

Ve enna la nedri eşerrun uride bi men fil ardı em erade bi him rabbuhum reşeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz bilmeyiz o Arzdaki kimselere bir şer mi irade edilmiştir, yoksa rabları onlara bir hayır mı murad etmiştir

Süleyman Ateş

Bilmiyoruz bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rabbleri onları doğruya mı iletmek diledi.

11 Ayet

وَأَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ كُنَّا طَرَائِقَ قِدَدًا

Ve enna minnes salihune ve minna dune zalik, kunna taraika kıdeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu bizler: bizlerden salih olanlar da var, olmıyanlar da var dilim dilim tarikatler olmuşuz

Süleyman Ateş

Bize gelince, bizden iyiler de var ve bizden başka türlü olan da var. Biz çeşitli yollara ayrıldık.

12 Ayet

وَأَنَّا ظَنَنَّا أَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللَّهَ فِي الْأَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًا

Ve enna zanenna en len nu'cizallahe fil ardı ve len nu'cizehu hereba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz anladık ki Allahı Arzda acze düşürmemize ihtimal yok, kaçmakla da onu asla aciz bırakamayız

Süleyman Ateş

Biz yeryüzünde Allah'ı aciz bırakamayacağımızı (yerden) kaçmakla da O'nu aciz bırak(ıp O'ndan kurtul)amayacağımızı anladık.

13 Ayet

وَأَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدَىٰ آمَنَّا بِهِ ۖ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهِ فَلَا يَخَافُ بَخْسًا وَلَا رَهَقًا

Ve enna lemma semi'nel huda amenna bih, fe men yu'min bi rabbihi fe la yehafu bahsen ve la reheka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iyman ettik, her kim o rabbına iyman ederse artık ne hakkı yenmek ne de istiyla olunmak korkusu kalmaz

Süleyman Ateş

Biz, yol gösteren (Kur'an)ı işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa (ne hakkının) eksik verilmesinden, ne de kendisine kötülük edilmesinden korkar.

14 Ayet

وَأَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَ ۖ فَمَنْ أَسْلَمَ فَأُولَٰئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا

Ve enna minnel muslimune ve minnel kasitun, fe men esleme fe ulaike teharrev reşeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"İçimizde, kendini Allah'a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve doğrusu bizler: bizlerden müslimler de var, haksızlar da var, müslim olanlar, işte onlar rüşd-ü savabı arıyanlardır

Süleyman Ateş

Ve biz, bizden müslümanlar da var ve bizden doğru yoldan sapanlar da var. Kimler müslüman olursa işte onlar doğru yolu aramışlardır.

15 Ayet

وَأَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًا

Ve emmel kasitune fe kanu li cehenneme hataba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular."

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma haksızlar Cehenneme odun olmuşlardır

Süleyman Ateş

Hak yoldan sapanlar ise cehenneme odun olmuşlardır."

16 Ayet

وَأَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَاهُمْ مَاءً غَدَقًا

Ve en levistekamu alet tarikati le eskaynahum maen gadeka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hakıkat o tarikat üzere istikametle gitselerdi elbette kendilerini bol bir su ile suvarırdık

Süleyman Ateş

Şayet yolda doğru gitselerdi onlara bol su verirdik (rızıklarını bollaştırırdık).

17 Ayet

لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ ۚ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا

Li neftinehum fih, ve men yu'rıd an zikri rabbihi yeslukhu azaben saada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onları onun içinde imtihan edelim, her kim de rabbının zikrinden yüz çevirirse o onu gittikçe yükselen bir azaba sokar

Süleyman Ateş

Ki onları, onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse (Rabbi) onu, alt eden bir azaba sokar.

18 Ayet

وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَدًا

Ve ennel mesacide lillahi fe la ted'u maallahi ehada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hakıkat mescidler hep Allah içindir, o halde Allahın yanında başka birine dua etmeyin

Süleyman Ateş

Mescidler, Allah'a mahsustur. Allah ile beraber hiç kimseye yalvarmayın.

19 Ayet

وَأَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللَّهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا

Ve ennehu lemma kame abdullahi yeduhu kadu yekunune aleyhi libeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak için kalkınca, nerdeyse, çevresinde keçeleşirler, birbirlerine girerlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve filhakıka o Allahın kulu kalkmış ona dua ederken üzerine keçeleneyazdılar

Süleyman Ateş

Allah'ın kulu kalkıp O'na yalvarınca (hayretten, hepsi) onun üzerine üşüşüp nerdeyse keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.

20 Ayet

قُلْ إِنَّمَا أَدْعُو رَبِّي وَلَا أُشْرِكُ بِهِ أَحَدًا

Kul innema ed'u rabbi ve la uşriku bihi ehada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki ben ancak rabbıma dua ederim ve ona hiçbir şerik koşmam

Süleyman Ateş

De ki: "Ben ancak Rabbime yalvarırım ve hiç kimseyi O'na ortak koşmam."

21 Ayet

قُلْ إِنِّي لَا أَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا

Kul inni la emliku lekum darren ve la reşeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki haberiniz olsun ben size kendiliğimden ne bir zarar, ne de bir irşad yapamam

Süleyman Ateş

De ki: "Ben size ne zarar, ne de akıl verme gücüne sahip değilim."

22 Ayet

قُلْ إِنِّي لَنْ يُجِيرَنِي مِنَ اللَّهِ أَحَدٌ وَلَنْ أَجِدَ مِنْ دُونِهِ مُلْتَحَدًا

Kul inni len yucireni minallahi ehadun ve len ecide min dunihi multehada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki Allahdan beni kimse kurtaramaz ve ben ondan başka bir sığınacak bulamam

Süleyman Ateş

De ki: "Beni Allah'(ın azabın)dan hiç kimse kurtaramaz ve ondan başka sığınacak kimse bulamam."

23 Ayet

إِلَّا بَلَاغًا مِنَ اللَّهِ وَرِسَالَاتِهِ ۚ وَمَنْ يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَإِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا

İlla belagan minallahi ve risalatih, ve men ya'sıllahe ve resulehu fe inne lehu nare cehenneme halidine fiha ebeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak Allahdan ve risalatından bir tebliğ yapabilirim, her kim de Allaha ve Resulüne ısyan ederse muhakak ki ona Cehennem ateşi var, içinde ebeda kalmak üzere onlar

Süleyman Ateş

Benim yapabileceğim sadece Allah'tan (bana vahyedilenleri) size duyurmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir. Artık kim Allah'a ve Elçisine baş kaldırırsa, ona içinde sürekli kalacağı cehennem ateşi vardır.

24 Ayet

حَتَّىٰ إِذَا رَأَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ أَضْعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا

Hatta iza reev ma yuadune fe se ya'lemune men ad'afu nasıren ve ekallu adeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet o va'dolundukları şey'i gördükleri vakıt artık bileceklerdir ki yardımcısı en zaıyf ve sayıca en az olan kimmiş?

Süleyman Ateş

Kendilerine va'dedilen şeyi (ya azabı veya kıyamet sa'atini) gördükleri zaman, kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bileceklerdir.

25 Ayet

قُلْ إِنْ أَدْرِي أَقَرِيبٌ مَا تُوعَدُونَ أَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبِّي أَمَدًا

Kul in edri e karibun ma tuadune em yec'alu lehu rabbi emeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem."

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: Dirayet ile bilmem, yakın mı o size va'dolunan? Yoksa Rabbım onun için bir uzun gaye mi yapar?

Süleyman Ateş

De ki: "Size söylenen şey yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır, bilmem."

26 Ayet

عَالِمُ الْغَيْبِ فَلَا يُظْهِرُ عَلَىٰ غَيْبِهِ أَحَدًا

Alimul gaybi fe la yuzhiru ala gaybihi ehada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O bütün gaybi bilir, fakat gaybına kimseyi apaçık agah etmez.

Süleyman Ateş

Gaybı bilen O'dur. Gizli bilgisini kimseye göstermez.

27 Ayet

إِلَّا مَنِ ارْتَضَىٰ مِنْ رَسُولٍ فَإِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ رَصَدًا

İlla menirteda min resulin fe innehu yesluku min beyni yedeyhi ve min halfihi rasada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

Elmalılı Hamdi Yazır

İhtiyar buyurduğu bir Resulden başka, çünkü onun önünden ve ardından rasıdler dizer

Süleyman Ateş

Ancak razı olduğu elçiye gösterir. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler (koruyucular) koyar.

28 Ayet

لِيَعْلَمَ أَنْ قَدْ أَبْلَغُوا رِسَالَاتِ رَبِّهِمْ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَأَحْصَىٰ كُلَّ شَيْءٍ عَدَدًا

Li ya'leme en kad eblegu rısalati rabbihim ve ehata bima ledeyhim ve ahsa kulle şey'in adeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bilsin diye, ki onlar rablarının risaletlerini hakkıyle iriştirmişlerdir ve o onların nezdindekini ihata etmiş ve her şeyi sayısiyle ihsa buyurmuştur.

Süleyman Ateş

(Böyle yapar) Ki onların, Rablerinin kendilerine verdiği mesajları duyurduklarını bilsin. Allah, onlarda bulunan herşeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır ve herşeyi bir bir saymış(hesabetmiş)tir.