بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 40 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 75
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ لَا أُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيَامَةِ

La uksimu bi yevmil kıyameh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kıyamet gününe yemin ederim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yo... Kasem ederim o kalkım gününe (yevm-i kıyame'ye)

Süleyman Ateş

Yoo, kıyamet gününe and içerim,

2 Ayet

وَلَا أُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ

Ve la uksimu bin nefsil levvameh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yine yo... Kasem ederim o pişman cana (nefs-i levvame'ye)

Süleyman Ateş

Yoo, daima, kendini kınayan nefse and içerim.

3 Ayet

أَيَحْسَبُ الْإِنْسَانُ أَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُ

E yahsebul insanu ellen necmea ıza meh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?

Elmalılı Hamdi Yazır

İnsan sanır mı ki derleyemeyiz kemiklerini?

Süleyman Ateş

İnsan kendisinin kemiklerini bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor?

4 Ayet

بَلَىٰ قَادِرِينَ عَلَىٰ أَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَهُ

Bela kadirine ala en nusevviye bena neh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet derleriz kadir olarak tesviyeye bile parmaklarını

Süleyman Ateş

Evet, toplarız, onun parmak uçlarnı düzenlemeğe gücümüz yeter.

5 Ayet

بَلْ يُرِيدُ الْإِنْسَانُ لِيَفْجُرَ أَمَامَهُ

Bel yuridul insanu li yefcure emameh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat insan ister önünde fücur etmesini

Süleyman Ateş

Fakat insan, devamlı suç işleyerek ilerisini berbadetmek ister.

6 Ayet

يَسْأَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ

Yes'elu eyyane yevmul kıyameh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sorar: ne zaman diye o Kıyamet günü

Süleyman Ateş

Kıyamet günü nerede? diye sorup durur.

7 Ayet

فَإِذَا بَرِقَ الْبَصَرُ

Fe iza berikal basar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne vakıt ki o göz şimşek çakar

Süleyman Ateş

Ama göz (güneş gibi ortaya çıkan gerçeğin karşısında) kamaştığı,

8 Ayet

وَخَسَفَ الْقَمَرُ

Ve hasefel kamer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Ay tutulur

Süleyman Ateş

Ay tutulduğu,

9 Ayet

وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ

Ve cumiaş şemsu vel kamer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Güneş ve Ay toplanır

Süleyman Ateş

Güneş ve Ay bir araya toplandığı zaman!

10 Ayet

يَقُولُ الْإِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ أَيْنَ الْمَفَرُّ

Yekulul insanu yevme izin eynel meferr.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

Elmalılı Hamdi Yazır

Der o insan o gün: nereye kaçmalı? (eynel'mefer)

Süleyman Ateş

(Evet) O gün insan: "Kaçacak yer neresi?" der.

11 Ayet

كَلَّا لَا وَزَرَ

Kella la vezer.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır, yok bir siper

Süleyman Ateş

Hayır, sığınacak yer yoktur.

12 Ayet

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمُسْتَقَرُّ

İla rabbike yevme izinil mustekar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbınadır ancak o gün karar

Süleyman Ateş

O gün varıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur (ey insan).

13 Ayet

يُنَبَّأُ الْإِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ

Yunebbeul insanu yevme izin bima kaddeme ve ahhar.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayıtılır insan o gün, yaptıklarile mukaddem, müahhar

Süleyman Ateş

(O zaman) İnsanın yapıp öne sürdüğü, (yapmayıp) geri bıraktığı herşey kendisine haber verilir.

14 Ayet

بَلِ الْإِنْسَانُ عَلَىٰ نَفْسِهِ بَصِيرَةٌ

Belil insanu ala nefsihi basireth.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu insan kendine karşı bir basirettir

Süleyman Ateş

Doğrusu insan kendi nefsini görür,

15 Ayet

وَلَوْ أَلْقَىٰ مَعَاذِيرَهُ

Ve lev elka meazireh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dökse de ortaya ma'ziretlerini

Süleyman Ateş

Birtakım özürler ortaya atsa da.

16 Ayet

لَا تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ

La tuharrik bihi lisaneke li ta'cele bihi.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.

Elmalılı Hamdi Yazır

Depretme ona dilini ivedinden onu

Süleyman Ateş

(Ey Muhammed,) Onu hemen okumak için diline depretme.

17 Ayet

إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآنَهُ

İnne aleyna cem'ahu ve kur'anehu.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü bize aiddir onun cem'i ve Kur'anı

Süleyman Ateş

Onu (senin kalbinde) toplamak ve (sana) okumak bize düşer.

18 Ayet

فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآنَهُ

Fe iza kara'nahu fettebi'kur'anehu.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz okuduk mu o vakıt ta'kıyb et o Kur'anı

Süleyman Ateş

O halde sana Kur'an'ı okuduğumuz zaman onun okunuşunu izle.

19 Ayet

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ

Summe inne aleyna beyanehu.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bize aiddir yine onun beyanı

Süleyman Ateş

Sonra onu açıklamak da bize düşer.

20 Ayet

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ

Kella bel tuhıbbunel acileh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır siz pişini seviyorsunuz

Süleyman Ateş

Hayır, siz çabuk(geçen şu dünyay)ı seviyorsunuz da,

21 Ayet

وَتَذَرُونَ الْآخِرَةَ

Ve tezerunel ahıreh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ahireti bırakırsınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Ahıreti bırakıyorsunuz

Süleyman Ateş

Ahireti bırakıyorsunuz.

22 Ayet

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌ

Vucuhun yevme izin nadıreh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nice yüzler o gün ışılar parlar

Süleyman Ateş

Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar,

23 Ayet

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ

İla rabbiha nazıreh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbına nazır

Süleyman Ateş

Rabbine bakar.

24 Ayet

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌ

Ve vucuhun yevme izin basireth.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler de asıktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nice yüzler de o gün ekşir pusarır

Süleyman Ateş

Yüzler de var ki o gün asıktır.

25 Ayet

تَظُنُّ أَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ

Tezunnu en yuf'ale biha fakıreh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Anlar ki kendilerine bel kıran yapılır

Süleyman Ateş

Kendisine bel kemiklerini kıran(bela)nın yapılacağını anlar.

26 Ayet

كَلَّا إِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَ

Kella iza belegatit terakıy.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır ne zaman ki o can köprücüklere dayanır

Süleyman Ateş

Hayır, ne zaman ki can, köprücük kemiklerine dayanır,

27 Ayet

وَقِيلَ مَنْ ۜ رَاقٍ

Ve kile men rak.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve denilir: kim var bir okuyacak?

Süleyman Ateş

Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,

28 Ayet

وَظَنَّ أَنَّهُ الْفِرَاقُ

Ve zanne ennehul firak.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sezer o dem temamelfirak

Süleyman Ateş

Ve kendisi artık bunun, ayrılık zamanı olduğunu anlar,

29 Ayet

وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِ

Velteffetis saku bis sak.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bacaklar birbirine dolaşır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dolaşır el ayak, bacağa bacak

Süleyman Ateş

Ve bacak bacağa dolaşır.

30 Ayet

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ الْمَسَاقُ

İla rabbike yevme izinil mesak.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün sevk Rabbin huzurunadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbınadır o gün yalnız mesak

Süleyman Ateş

İşte o gün, sevk Rabbinedir (can, Allah'ın huzuruna sevk edilir).

31 Ayet

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ

Fe la saddeka ve la salla.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat o ne sadaka verdi ne namaz kıldı

Süleyman Ateş

Ne sadaka verdi, ne de namaz kıldı.

32 Ayet

وَلَٰكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ

Ve lakin kezzebe ve tevella.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve lakin yalan dedi ve döndü

Süleyman Ateş

Fakat yalanladı, döndü.

33 Ayet

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰ أَهْلِهِ يَتَمَطَّىٰ

Summe zehebe ila ehlihi yetemetta.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra da gerneşe gerneşe ehline gitti

Süleyman Ateş

Sonra çalım satarak ailesine gitti.

34 Ayet

أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ

Evla leke fe evla.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sana yazıklar olsun, yazıklar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Gerektir sana o bela gerek

Süleyman Ateş

Yazık sana yazık!

35 Ayet

ثُمَّ أَوْلَىٰ لَكَ فَأَوْلَىٰ

Summe evla leke fe evla.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet, gerektir sana o bela gerek

Süleyman Ateş

Yine yazık sana yazık!

36 Ayet

أَيَحْسَبُ الْإِنْسَانُ أَنْ يُتْرَكَ سُدًى

E yahsebul'insanu en yutreke suda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?

Elmalılı Hamdi Yazır

Sanır mı insan muhmel bırakıla

Süleyman Ateş

İnsan, başı boş bırakılacağını mı sanır?

37 Ayet

أَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنَىٰ

E lem yeku nutfeten min meni yin yumna.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, katılan bir meni damlası değil miydi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Değil miydi bir nutfe dökülen meniden?

Süleyman Ateş

Kendisi dökülen meniden bir nutfe (sperm) değil miydi?

38 Ayet

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ

Summe kane alakaten fe halaka fe sevva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra bir aleka, oldu derken biçimine koydu, derken tesviye etti de

Süleyman Ateş

Sonra alaka (rahme asılan embriyo) oldu da (Rabbi onu) yarattı, düzenledi.

39 Ayet

فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْثَىٰ

Fe ceale minhuz zevceyniz zekere vel unsa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yapdı ondan da iki eşi: erkek ve dişi

Süleyman Ateş

O(meni)den iki çifti: Erkeği ve dişiyi var etti.

40 Ayet

أَلَيْسَ ذَٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلَىٰ أَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتَىٰ

E leyse zalike bi kadirin ala en yuhyiyel mevta.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.

Elmalılı Hamdi Yazır

O, ölüleri diriltmeye kadir değil mi?

Süleyman Ateş

Şimdi bun(ları yapan Allah)ın ölüleri diriltmeğe gücü yetmez mi?