بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 31 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 76
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ هَلْ أَتَىٰ عَلَى الْإِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْئًا مَذْكُورًا

Hel eta alel insani hinun mined dehri lem yekun şey'en mezkura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?

Elmalılı Hamdi Yazır

Fil'hakika geldi insan üzerine dehirden bir müddet o anılır bir şey olmadı

Süleyman Ateş

İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?

2 Ayet

إِنَّا خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ أَمْشَاجٍ نَبْتَلِيهِ فَجَعَلْنَاهُ سَمِيعًا بَصِيرًا

İnna halaknel insane min nutfetin emşacin nebtelihi fe cealnahu semian basira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz yarattık o insanı bir takım katgılarla mezcedilmiş (emşac) bir nutfeden, evire çevire mübtela kılmak üzerede onu bir semi' basir yaptık

Süleyman Ateş

Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden yarattık da onu işitici, görücü yaptık.

3 Ayet

إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا

İnna hedeynahus sebile imma şakiren ve imma kefura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her halde biz ona yolu gösterdik, ister şakir olsun ister nankör kafir

Süleyman Ateş

Biz ona yolu gösterdik: Ya şükredici veya nankör olur.

4 Ayet

إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلْكَافِرِينَ سَلَاسِلَ وَأَغْلَالًا وَسَعِيرًا

İnna a'tedna lil kafirine selasile ve ağlalen ve seira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz, kafirler için, zincirler, tomruklar, bir de Seıyr hazırladık

Süleyman Ateş

Biz, kafirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.

5 Ayet

إِنَّ الْأَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

İnnel ebrara yeşrebune min ke'sin kane mizacuha kafura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haberiniz olsun ebrar (hayır sahibi iyi insanlar) öyle dolgun bir kadehten içeceklerdir ki mizacı olmuştur kafur

Süleyman Ateş

İyiler de, karışımı kafur olan bir kadehten içerler.

6 Ayet

عَيْنًا يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْجِيرًا

Aynen yeşrebu biha ibadullahi yufecciruneha tefcira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çeşme, ondan Allahın kulları içer, güzel, yollar açarak akıtırlar onu akıtırlar

Süleyman Ateş

Bir kaynak ki Allah'ın kulları ondan içerler, (istedikleri yere de) fışkırtarak akıtırlar.

7 Ayet

يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْمًا كَانَ شَرُّهُ مُسْتَطِيرًا

Yufune bin nezri ve yehafune yevmen kane şerruhu mustetira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar

Süleyman Ateş

Adaklarını yerine getirirler ve şerri salgın olan bir günden korkarlar.

8 Ayet

وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِ مِسْكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا

Ve yut'imunet taame ala hubbihi miskinen ve yetimen ve esira

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Miskine, yetime, esire seve seve yemek yedirirler

Süleyman Ateş

Yosula, yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler:

9 Ayet

إِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنْكُمْ جَزَاءً وَلَا شُكُورًا

İnnema nut'imukum li vechillahi la nuridu minkum cezaen ve la şukura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Size ancak "livechillah" it'am ediyoruz, sizden ne bir karşılık isteriz ne de bir teşekkür

Süleyman Ateş

Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.

10 Ayet

إِنَّا نَخَافُ مِنْ رَبِّنَا يَوْمًا عَبُوسًا قَمْطَرِيرًا

İnna nehafu min rabbina yevmen abusen kamtarira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü biz rabbımızdan korkarız, bir suratsız kara günden (derler)

Süleyman Ateş

Çünkü biz suratsız, çok katı bir gün(ün azabın)dan ötürü Rabbimizden korkarız. (derler).

11 Ayet

فَوَقَاهُمُ اللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ الْيَوْمِ وَلَقَّاهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا

Fe vekahumullahu şerra zalikel yevmi ve lakkahum nadreten ve surura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah da onları o günün şerrinden korur ve kendilerini bir parlaklıkla bir sürure indirir

Süleyman Ateş

Allah da onları, o günün şerrinden korumuş, onlar(ın yüzlerin)e parlaklık ve (gönüllerine) sevinç vermiştir.

12 Ayet

وَجَزَاهُمْ بِمَا صَبَرُوا جَنَّةً وَحَرِيرًا

Ve cezahum bima saberu cenneten ve harira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve sabırlarına mukabil onlara bir Cennet ve bir harir verir

Süleyman Ateş

Sabrettiklerinden dolayı onları cennet ve ipekle ödüllendirmiştir!

13 Ayet

مُتَّكِئِينَ فِيهَا عَلَى الْأَرَائِكِ ۖ لَا يَرَوْنَ فِيهَا شَمْسًا وَلَا زَمْهَرِيرًا

Muttekiine fiha alel eraik, la yeravne fiha şemsen ve la zemherira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Orada erikeler üzerine dayanmışlardır ne Güneş görürler onlarda ne de zemherir

Süleyman Ateş

Orada divanlar üzerinde yastıklara dayanırlar. Orada ne (yakıcı) güneş görürler, ne de dondurucu soğuk.

14 Ayet

وَدَانِيَةً عَلَيْهِمْ ظِلَالُهَا وَذُلِّلَتْ قُطُوفُهَا تَذْلِيلًا

Ve daniyeten aleyhim zılaluha ve zullilet kutufuha tezlila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Üzerlerine o Cennet gölgeleri sarkmış ve devşirimleri mebzul mebzul önlerine konmuştur

Süleyman Ateş

Cennetin gölgeleri, üzerlerine yaklaşmış, meyvaları da aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir.

15 Ayet

وَيُطَافُ عَلَيْهِمْ بِآنِيَةٍ مِنْ فِضَّةٍ وَأَكْوَابٍ كَانَتْ قَوَارِيرَا

Ve yutafu aleyhim bi aniyetin min fıddatin ve ekvabin kanet kavarira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem dolaşılır üzerlerine gümüşten kaplar ve küplerle ki billurlar

Süleyman Ateş

Yanlarında gümüş kablar, billur kupalar dolaştırılır.

16 Ayet

قَوَارِيرَ مِنْ فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقْدِيرًا

Kavarira min fıddatin kadderuha takdira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gümüşten billurlar, onları türlü türlü biçime koymuşlardır

Süleyman Ateş

Öyle gümüş kadehler ki onları istedikleri ölçüde takdir etmişlerdir (istedikleri kadar içki alırlar).

17 Ayet

وَيُسْقَوْنَ فِيهَا كَأْسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنْجَبِيلًا

Ve yuskavne fiha ke'sen kane mizacuha zencebila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve orada bir kadeh sunulur ki katgısı olmuştur zencefil

Süleyman Ateş

Onlara orada, karışımı zencefil olan kadehten içirilir.

18 Ayet

عَيْنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلْسَبِيلًا

Aynen fiha tusemma selsebila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O pınara "Selsebil" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir çeşme ki denir selsebil

Süleyman Ateş

Bir çeşme ki adına Selsebil denir.

19 Ayet

۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤًا مَنْثُورًا

Ve yetufu aleyhim vildanun muhalledun, iza reeytehum hasibtehum lu'luen mensura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dolanır etraflarına muhalled evladlar, görünce onları sanırsın saçılmış inciler

Süleyman Ateş

Çevrelerinde de (öyle) ölümsüz gençler dolaşır ki, onları görsen, kendilerini saçılmış inci sanırsın.

20 Ayet

وَإِذَا رَأَيْتَ ثَمَّ رَأَيْتَ نَعِيمًا وَمُلْكًا كَبِيرًا

Ve iza reeyte semme reeyte naimen ve mulken kebira.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve gördüğün zaman orada bir na'im ve pek büyük bir mülk görürsün

Süleyman Ateş

Orada nereye baksan, bir ni'met ve büyük bir mülk görürsün.

21 Ayet

عَالِيَهُمْ ثِيَابُ سُنْدُسٍ خُضْرٌ وَإِسْتَبْرَقٌ ۖ وَحُلُّوا أَسَاوِرَ مِنْ فِضَّةٍ وَسَقَاهُمْ رَبُّهُمْ شَرَابًا طَهُورًا

Aliyehum siyabu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullu esavira min fıddah, ve sekahum rabbuhum şaraben tahura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Üstlerinde bir sündüs esvab yemyeşil ve kalın istebrak, gümüşten bileziklerle süslenmişler, rabları onlara bir şarab-ı tahur sunmaktadır.

Süleyman Ateş

(Cennet ehlinin) Üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüş bilezikler takınmışlardır. Rableri onlara tertemiz bir içki içirmiş(ve şöyle demiş)tir:

22 Ayet

إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمْ جَزَاءً وَكَانَ سَعْيُكُمْ مَشْكُورًا

İnne haza kane lekum cezaen ve kane sa'yukum meşkura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şöyle diye ki işte bu sizin bir mükafatınızdı, sa'yiniz meşkur oldu

Süleyman Ateş

Bu, sizin ödülünüzdür. Çalışmanızın karşılığı verilmiştir!

23 Ayet

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا عَلَيْكَ الْقُرْآنَ تَنْزِيلًا

İnna nahnu nezzelna aleykel kur'ane tenzila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Filhakika biz indirdik biz sana Kur'anı ceste ceste

Süleyman Ateş

Muhakkak Biziz, Biz ki sana Kur'an'ı parça parça indirdik.

24 Ayet

فَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعْ مِنْهُمْ آثِمًا أَوْ كَفُورًا

Fasbir li hukmi rabbike ve la tutı'minhum asimen ev kefura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde sabret rabbının hukmünü vermesi için de itaat etme onlardan bir asime veya nanköre

Süleyman Ateş

O halde Rabbinin hükmüne sabret ve onlardan hiçbir günahkara, yahut nanköre ita'at etme.

25 Ayet

وَاذْكُرِ اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

Vezkurisme rabbike bukreten ve asila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Rabbinin adını sabah akşam an.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve rabbının ismini an hem irken hem ikindileyin

Süleyman Ateş

Sabah akşam Rabbinin adını an.

26 Ayet

وَمِنَ اللَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلًا طَوِيلًا

Ve minel leyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.

Elmalılı Hamdi Yazır

giceden de ona secde et ve tesbih et ona uzun gece

Süleyman Ateş

Gecenin bir bölümünde O'na secde et ve geceleyin uzun zaman O'nu tesbih eyle (şanının yüceliğini an)!

27 Ayet

إِنَّ هَٰؤُلَاءِ يُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَاءَهُمْ يَوْمًا ثَقِيلًا

İnne haulai yuhıbbunel acilete ve yezerune veraehum yevmen sekila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü onlar pişini severler ve önlerindeki ağır bir günü bırakırlar

Süleyman Ateş

Bunlar, şu çabuk(geçen dünyay)ı seviyorlar da ötelerindeki ağır bir günü bırakıyorlar.

28 Ayet

نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَا أَسْرَهُمْ ۖ وَإِذَا شِئْنَا بَدَّلْنَا أَمْثَالَهُمْ تَبْدِيلًا

Nahnu halaknahum ve şededna esrehum, ve iza şi'na beddelna emsalehum tebdila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz yarattık onları ve kundaklarını biz bağladık, dilediğimiz vakıt de kılıklarını tebdil ederiz.

Süleyman Ateş

Biz onları yarattık, yapılarını sıkıca bağladık. Dilediğimiz zaman onları benzerleriyle değiştiririz.

29 Ayet

إِنَّ هَٰذِهِ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَنْ شَاءَ اتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِ سَبِيلًا

İnne hazihi tezkireh, fe men şaettehaze ila rabbihi sebila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte bu bir tezkiredir, dileyen rabbına bir yol tutar

Süleyman Ateş

Bu bir öğüttür. Dileyen, Rabbine varan yolu tutar.

30 Ayet

وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

Ve ma teşaune illa en yeşaallah, innallahe kane alimen hakima.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih Allah dilemeyince dilemezsiniz, çünkü yegane alim, hakim Allahdır

Süleyman Ateş

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Şüphesiz Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

31 Ayet

يُدْخِلُ مَنْ يَشَاءُ فِي رَحْمَتِهِ ۚ وَالظَّالِمِينَ أَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا

Yudhilu men yeşau fi rahmetih, vez zalimine eadde lehum azaben elima.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O dilediğini rahmeti içine kor, zalimlere ise elim bir azab hazırlamıştır

Süleyman Ateş

Dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere gelince, onlar için acı bir azab hazırlamıştır.