بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 46 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 79
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالنَّازِعَاتِ غَرْقًا

Ven naziati garka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,

Elmalılı Hamdi Yazır

O daldırıp nez' edenlere

Süleyman Ateş

Andolsun söküp çıkaranlara,

2 Ayet

وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطًا

Ven naşitati neşta.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Canları kolaylıkla alanlara and olsun,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve usulcacık çekenlere

Süleyman Ateş

Hemen çekip alanlara,

3 Ayet

وَالسَّابِحَاتِ سَبْحًا

Ves sabihati sebha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve yüzüp yüzüp gidenlere

Süleyman Ateş

Yüzüp gidenlere,

4 Ayet

فَالسَّابِقَاتِ سَبْقًا

Fes sabikati sebka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken yarışıp geçenlere

Süleyman Ateş

Yarışıp, geçenlere,

5 Ayet

فَالْمُدَبِّرَاتِ أَمْرًا

Fel mudebbirati emra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken bir emir çevirenlere kasem olsun ki (Kıyamet var)

Süleyman Ateş

Derken işi düzenleyenlere!

6 Ayet

يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ

Yevme tercufur racifeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir sarsıntı sarsar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki sarsar racife

Süleyman Ateş

O gün o gürültü sarsar.

7 Ayet

تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُ

Tetbeuher radifeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Peşinden bir diğeri gelir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu velyeder o radife

Süleyman Ateş

Ardından başka bir gürültü gelir.

8 Ayet

قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌ

Kulubun yevmeizin vacifeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün kalbler titrer.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yürekler o gün oynar kaygıdan

Süleyman Ateş

O gün bazı yürekler çarpar.

9 Ayet

أَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌ

Ebsaruha haşiah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanların gözleri yere döner.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözleri kalkmaz saygıdan

Süleyman Ateş

Gözleri (korkudan) aşağı kayar.

10 Ayet

يَقُولُونَ أَإِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِ

Yekulune e inna le merdudune fil hafireh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Diyorlar ki: biz, gerçek döndürülecek miyiz o hufrede

Süleyman Ateş

Diyorlar ki: "Biz yine eski halimize döndürülecek miyiz?"

11 Ayet

أَإِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةً

E iza kunna izamen nahıreh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya ufalanmış kemikler olduğumuz vaktı ha?

Süleyman Ateş

Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha?

12 Ayet

قَالُوا تِلْكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ

Kalu tilke izen kerretun hasireh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."

Elmalılı Hamdi Yazır

O dediler: o halde husranlı bir dönüş

Süleyman Ateş

Öyle ise bu, ziyanlı bir dönüştür! dediler.

13 Ayet

فَإِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌ

Fe innema hiye zecretun vahıdeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat o zorlu bir kumandadır

Süleyman Ateş

O (olay zor değil) bir tek haykırış(a bakmakta)dır.

14 Ayet

فَإِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِ

Fe iza hum bis sahireh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bakarsın uyanmışlar hepsi meydandadır

Süleyman Ateş

Hemen onlar uyanıklık alanındadırlar.

15 Ayet

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ مُوسَىٰ

Hel etake hadisu musa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Geldi ya sana Musanın kıssası?

Süleyman Ateş

Musa'nın haberi sana geldi mi?

16 Ayet

إِذْ نَادَاهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًى

İz nadahu rabbuhu bil vadil mukaddesi tuva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki ona rabbı nida etmişti o mukaddes vadide: Tuva'da

Süleyman Ateş

Hani Rabbi ona Kutsal Vadi'de, "Tuva"'da ünlemişti:

17 Ayet

اذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَىٰ

İzheb ila fir'avne innehu taga.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi demişti git Firavne de, çünkü o pek azdı

Süleyman Ateş

Fir'avn'a git, çünkü o azdı.

18 Ayet

فَقُلْ هَلْ لَكَ إِلَىٰ أَنْ تَزَكَّىٰ

Fe kul hel leke ila en tezekka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"

Elmalılı Hamdi Yazır

De ki: ister misin temizlenesin?

Süleyman Ateş

De ki: Arınmağa gönlün var mı?

19 Ayet

وَأَهْدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخْشَىٰ

Ve ehdiyeke ila rabbike fe tahşa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve rabbına irşad edeyim de seni saygılanasın?

Süleyman Ateş

Seni Rabbin(in yolun)a ileteyim de O'ndan korkasın.

20 Ayet

فَأَرَاهُ الْآيَةَ الْكُبْرَىٰ

Fe erahul ayetel kubra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vardı ona o büyük mu'cizeyi de gösterdi.

Süleyman Ateş

Ona büyük mu'cizeyi gösterdi.

21 Ayet

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ

Fe kezzebe ve asa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat o tekzib etti, ısyan etti

Süleyman Ateş

Fakat o yalanladı, karşı geldi.

22 Ayet

ثُمَّ أَدْبَرَ يَسْعَىٰ

Summe edbere yes'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Geri dönüp yürüdü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra koşarak idbara gitti

Süleyman Ateş

Sonra sırtını döndü; (Musa'nın getirdiklerini iptal etmek için) çalışmağa koyuldu.

23 Ayet

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ

Fehaşere fe nada.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Adamlarını toplayıp seslendi:

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken mahşerini topladı da bağırdı:

Süleyman Ateş

(Adamlarını) Topladı, (onlara) bağırdı:

24 Ayet

فَقَالَ أَنَا رَبُّكُمُ الْأَعْلَىٰ

Fe kale ene rabbukumul a'la.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Benim en yüksek rabbınız, dedi

Süleyman Ateş

Ben sizin en yüce Rabbinizim! dedi.

25 Ayet

فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ الْآخِرَةِ وَالْأُولَىٰ

Fe ehazehullahu nekalel ahıreti vel ula.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Allah da onu tuttu sonuna önüne nekal olmak üzere tenkil ediverdi

Süleyman Ateş

Allah da onu, sonun ve ilkin (ahiretin ve dünyanın) azabıyle cezalandırdı.

26 Ayet

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِمَنْ يَخْشَىٰ

İnne fi zalike le ıbreten li men yahşa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ki bunda bir ıbret var, saygı duyacaklar için

Süleyman Ateş

Şüphesiz bunda (Allah'tan) korkacak kimse için ibret vardır.

27 Ayet

أَأَنْتُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَمِ السَّمَاءُ ۚ بَنَاهَا

E entum eşeddu halkan emis sema', benaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz mi daha çetinsiniz yaratılışça yoksa Sema mı? O "Allah" onu bina etti

Süleyman Ateş

Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? (Allah) onu yaptı.

28 Ayet

رَفَعَ سَمْكَهَا فَسَوَّاهَا

Refea semkeha fe sevvaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Boyuna irtifa' verdi. Nizamına koydu

Süleyman Ateş

Kalınlığını (tavanını) yükseltti, onu düzenledi.

29 Ayet

وَأَغْطَشَ لَيْلَهَا وَأَخْرَجَ ضُحَاهَا

Ve agtaşe leyleha ve ahrece duhaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı

Süleyman Ateş

Gecesini örtüp kararttı, kuşluğunu (güneşinin ışığını) açığa çıkardı.

30 Ayet

وَالْأَرْضَ بَعْدَ ذَٰلِكَ دَحَاهَا

Vel arda ba'de zalike dehaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ardından yeri düzenlemiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ondan sonra da arzı döşedi

Süleyman Ateş

Bundan sonra da yeri yayıp yuvarlattı.

31 Ayet

أَخْرَجَ مِنْهَا مَاءَهَا وَمَرْعَاهَا

Ahrece minha maeha ve mer'aha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ondan suyunu ve mer'asını çıkardı

Süleyman Ateş

Ondan suyunu ve otlağını çıkardı,

32 Ayet

وَالْجِبَالَ أَرْسَاهَا

Vel cibale ersaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dağları yerleştirmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve dağlarını oturttu

Süleyman Ateş

Dağları oturttu,

33 Ayet

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ

Metaan lekum ve li en amikum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sizin ve davarlarınızın intifa'ı için

Süleyman Ateş

Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.

34 Ayet

فَإِذَا جَاءَتِ الطَّامَّةُ الْكُبْرَىٰ

Fe iza caetit tammetul kubra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat geldiği vakıt o "tamme-i kübra"

Süleyman Ateş

Herşeyi bastıran o büyük felaket geldiği zaman,

35 Ayet

يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْإِنْسَانُ مَا سَعَىٰ

Yevme yetezekkerul insanu ma sea.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O insanın neye koştuğunu anlıyacağı gün

Süleyman Ateş

O gün insan, neyin peşinde koşmuş olduğunu hatırlar.

36 Ayet

وَبُرِّزَتِ الْجَحِيمُ لِمَنْ يَرَىٰ

Ve burrizetil cahimu li men yera.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Cahim hortlatıldığı vakıt, görür kimseler için

Süleyman Ateş

Gören kimseler için cehennem ortaya çıkarılmıştır.

37 Ayet

فَأَمَّا مَنْ طَغَىٰ

Fe emma men taga.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık her kim azgınlık etmiş,

Süleyman Ateş

Artık kim azmışsa,

38 Ayet

وَآثَرَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا

Ve aserel hayated dunya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dünya hayatı tercih eylemiş ise

Süleyman Ateş

Ve şu yakın hayatı yeğlemişse,

39 Ayet

فَإِنَّ الْجَحِيمَ هِيَ الْمَأْوَىٰ

Fe innel cahime hiyel me'va.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

muhakkak Cahimdir onun varacağı

Süleyman Ateş

Onun barınağı cehennemdir.

40 Ayet

وَأَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوَىٰ

Ve emma men hafe makame rabbihi ve nehennefse anil heva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Her kim de rabbının makamından korkmuş ve nefsi hevadan nehy eylemiş ise

Süleyman Ateş

Ama kim Rabbinin divanında dur(up hesap ver)mekten korkmuş ve nefsi(ni) kötü heves(ler) den men'etmişse

41 Ayet

فَإِنَّ الْجَنَّةَ هِيَ الْمَأْوَىٰ

Fe innel cennete hiyel me'va.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

Elmalılı Hamdi Yazır

muhakak Cennettir onun varacağı

Süleyman Ateş

Onun barınağı da cennettir.

42 Ayet

يَسْأَلُونَكَ عَنِ السَّاعَةِ أَيَّانَ مُرْسَاهَا

Yes'eluneke anis saati eyyane mursaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sana o saattan soruyorlar: ne zaman demir atması?

Süleyman Ateş

Sana sa'atden soruyorlar: Demir atması (gelip çatması) ne zaman diye.

43 Ayet

فِيمَ أَنْتَ مِنْ ذِكْرَاهَا

Fime ente min zikraha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Nerde senden onu anlatması?

Elmalılı Hamdi Yazır

Nerde senden onu anlatması?

Süleyman Ateş

Sen nerede, onun vaktini söylemek nerede?!

44 Ayet

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنْتَهَاهَا

İla rabbike muntehaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onun bilgisi Rabbine aittir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Rabbınadır onun müntehası

Süleyman Ateş

Onun bilgisi Rabbine aittir.

45 Ayet

إِنَّمَا أَنْتَ مُنْذِرُ مَنْ يَخْشَاهَا

İnnema ente munziru men yahşaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen ancak bir münzirisin ondan haşyet duyacakların

Süleyman Ateş

Sen ancak, ondan korkacak olanları uyarıcısın.

46 Ayet

كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا

Ke ennehum yevme yerevneha lem yelbesu illa aşiyyeten ev duhaha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu görecekleri gün onlar, sanki bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler

Süleyman Ateş

Onlar onu gördükleri zaman sanki (dünyada) bir akşam veya onun kuşluk vaktinden fazla kalmamış gibi olurlar.