بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 42 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 80
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰ

Abese ve tevella.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ekşidi ve döndü

Süleyman Ateş

Surat astı ve döndü;

2 Ayet

أَنْ جَاءَهُ الْأَعْمَىٰ

En caehul a'ma.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü ona a'ma geldi

Süleyman Ateş

Kör geldi diye.

3 Ayet

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّىٰ

Ve ma yudrike leallehu yezzekka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ne bilirsin, belki de o arınacak;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ne bilirsin o belki temizlenecek

Süleyman Ateş

Ne bilirsin belki o arınacak?

4 Ayet

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنْفَعَهُ الذِّكْرَىٰ

Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Veya öğüt belliyecek de o öğüt kendine faide verecek

Süleyman Ateş

Yahut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak.

5 Ayet

أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَىٰ

Emma menistagna.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma istiğna edene gelince

Süleyman Ateş

Kendisini zengin görüp tenezzül etmeyene gelince;

6 Ayet

فَأَنْتَ لَهُ تَصَدَّىٰ

Fe ente lehu tesadda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen onun sadasına özeniyorsun

Süleyman Ateş

Sen ona yöneliyorsun.

7 Ayet

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Ve ma aleyke ella yezzekka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Arınmak istememesinden sana ne?

Elmalılı Hamdi Yazır

Onun temizlenmemesinden sana ne?

Süleyman Ateş

Onun arınmamasından sana ne?

8 Ayet

وَأَمَّا مَنْ جَاءَكَ يَسْعَىٰ

Ve emma men caeke yes'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve amma sana can atarak gelen

Süleyman Ateş

Fakat koşarak sana gelen,

9 Ayet

وَهُوَ يَخْشَىٰ

Ve huve yahşa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haşyet duyarak gelmişken

Süleyman Ateş

Saygılı olarak gelmişken,

10 Ayet

فَأَنْتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

Fe ente anhu telehha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen ondan tegafül ediyorsun

Süleyman Ateş

Sen onunla ilgilenmiyorsun.

11 Ayet

كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ

Kella inneha tezkirah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır zinhar, çünkü o bir tezkiredir

Süleyman Ateş

Hayır (olmaz böyle şey); o (ayetler), bir hatırlatmadır.

12 Ayet

فَمَنْ شَاءَ ذَكَرَهُ

Fe men şae zekerah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dileyen onu öğüt kabul eder.

Elmalılı Hamdi Yazır

İmdi onu dileyen tezekkür etsin

Süleyman Ateş

Dileyen onu düşünüp öğüt alır.

13 Ayet

فِي صُحُفٍ مُكَرَّمَةٍ

Fi suhufin mukerrameh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Tekrim edilir

Süleyman Ateş

(O öğüt) Sahifeler içindedir: Değer verilen,

14 Ayet

مَرْفُوعَةٍ مُطَهَّرَةٍ

Merfuatin mutahherah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yüksek tutulur mutahher sahifelerde

Süleyman Ateş

Saygı ile yükseltilen, tertemiz (sayfalar)

15 Ayet

بِأَيْدِي سَفَرَةٍ

Bi eydi seferah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sefere ellerinde

Süleyman Ateş

Yazıcıların ellerinde:

16 Ayet

كِرَامٍ بَرَرَةٍ

Kiramin berarah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kiramı berare

Süleyman Ateş

Değerli, iyi (yazıcıların).

17 Ayet

قُتِلَ الْإِنْسَانُ مَا أَكْفَرَهُ

Kutilel insanu ma ekferah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!

Elmalılı Hamdi Yazır

O kahrolası insan ne nankör şey

Süleyman Ateş

Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!

18 Ayet

مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ

Min eyyi şey'in halakah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah onu hangi şeyden yaratmış?

Elmalılı Hamdi Yazır

O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

Süleyman Ateş

(Allah) Onu hangi şeyden yarattı?

19 Ayet

مِنْ نُطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ

Min nutfeh, halakahu fe kadderah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir nutfeden, yarattı da onu biçimine koydu

Süleyman Ateş

Nutfe (sperm)den. Onu yarattı, ona biçim verdi.

20 Ayet

ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ

Summes sebile yesserah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra ona yolunu kolaylattı

Süleyman Ateş

Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

21 Ayet

ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ

Summe ematehu fe akberah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra onu öldürür ve kabre koyar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra onu öldürdü de kabre gömdürdü

Süleyman Ateş

Sonra onu öldürdü, kabre koydurdu.

22 Ayet

ثُمَّ إِذَا شَاءَ أَنْشَرَهُ

Summe iza şae enşerah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra dilediği vakıt ona nüşur verecek

Süleyman Ateş

Sonra dilediği zaman onu diriltip kaldırdı.

23 Ayet

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ

Kella lemma yakdı ma emerah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır hayır, doğrusu o hiç onun emrini tam eda etmedi

Süleyman Ateş

Hayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı.

24 Ayet

فَلْيَنْظُرِ الْإِنْسَانُ إِلَىٰ طَعَامِهِ

Felyanzuril insanu ila taamih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsan, yiyeceğine bir baksın;

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de insan taamına baksın

Süleyman Ateş

İnsan şu yiyeceğine baksın.

25 Ayet

أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا

Enna sabebnel mae sabba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz o suyu bir döküş dökmekteyiz

Süleyman Ateş

Biz suyu iyice döktük.

26 Ayet

ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا

Summe şekaknel arda şakka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra o Arzı bir yarış yarmaktayız

Süleyman Ateş

Sonra toprağı güzelce yardık da,

27 Ayet

فَأَنْبَتْنَا فِيهَا حَبًّا

Fe enbetna fiha habba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu suretle onda daneler

Süleyman Ateş

Orada bitirdik: Dane,

28 Ayet

وَعِنَبًا وَقَضْبًا

Ve ineben ve kadba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Üzümler, yoncalar

Süleyman Ateş

Üzüm, yonca,

29 Ayet

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا

Ve zeytunen ve nahla.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Zeytinlikler hurmalıklar

Süleyman Ateş

Zeytin, hurma,

30 Ayet

وَحَدَائِقَ غُلْبًا

Ve hadaika gulba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Afaka ser çekmiş dilber bağçeler

Süleyman Ateş

İri ve gür bahçeler,

31 Ayet

وَفَاكِهَةً وَأَبًّا

Ve fakiheten ve ebba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Meyveler, çayırlar neler yetiştirmekteyiz

Süleyman Ateş

Meyva ve çayır;

32 Ayet

مَتَاعًا لَكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ

Metaan lekum ve li en'amikum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sizin ve davarlarınızın intifaı için

Süleyman Ateş

Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.

33 Ayet

فَإِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ

Fe iza caetis sahhah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;

Elmalılı Hamdi Yazır

Amma geldiği vakıt o Sahha (o sayhasını dinletecek bela)

Süleyman Ateş

Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman,

34 Ayet

يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

Yevme yefirrul mer'u min ehih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kaçacağı gün kişinin kardeşinden

Süleyman Ateş

İşte o gün kişi kaçar: kardeşinden,

35 Ayet

وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ

Ve ummihi ve ebih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve anasından babasından

Süleyman Ateş

Anasından, babasından,

36 Ayet

وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ

Ve sahıbetihi ve benih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve refikasından ve oğullarından

Süleyman Ateş

Eşinden ve oğullarından.

37 Ayet

لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

Li kullimriin minhum yevmeizin şe'nun yugnih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan her kişinin bir şe'ni vardır o gün başından aşar

Süleyman Ateş

O gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır.

38 Ayet

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌ

Vucuhun yevmeizin musfirah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yüzler vardır o gün ışılar

Süleyman Ateş

Yüzler var ki o gün parıl parıl,

39 Ayet

ضَاحِكَةٌ مُسْتَبْشِرَةٌ

Dahıketun mustebşirah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Güler sevinir

Süleyman Ateş

Güleç, sevinçli.

40 Ayet

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ

Ve vucuhun yevmeizin aleyha gaberah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yüzler de vardır o gün üzerinde tor toz

Süleyman Ateş

Yüzler de var ki o gün tozlanmış.

41 Ayet

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

Terhekuha katerah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sarar onu bir kara

Süleyman Ateş

Onları karanlık bürümüş (öylesine üzgün, öylesine dertli).

42 Ayet

أُولَٰئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ

Ulaike humul keferetul fecerah.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onlar o kefere-i fecere

Süleyman Ateş

İşte onlar kafirler, Hak'tan sapanlardır.