بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 22 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 85
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالسَّمَاءِ ذَاتِ الْبُرُوجِ

Ves semai zatil buruc.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İçinde burçları bulunan göğe and olsun;

Elmalılı Hamdi Yazır

O Semai zatilbüruca

Süleyman Ateş

Burçlar sahibi göğe andolsun,

2 Ayet

وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِ

Vel yevmil mev'ud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Söz verilen kıyamet gününe and olsun;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o yevmi mev'uda

Süleyman Ateş

Va'dedilen güne andolsun,

3 Ayet

وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ

Ve şahidin ve meşhud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şahide ve meşhuda kasem olsun

Süleyman Ateş

(O gün) Şahide ve şahidlik edilene andolsun,

4 Ayet

قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ

Kutile ashabul uhdud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Elmalılı Hamdi Yazır

Tel'ıyn edildi sahibleri o uhdudun

Süleyman Ateş

Ki kahroldu o hendeğin adamları

5 Ayet

النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ

Ennari zatil vekud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Elmalılı Hamdi Yazır

O çıralı ateşin

Süleyman Ateş

O yakıt doldurulup tutuşturulmuş ateş (hendeğinin adamları)!

6 Ayet

إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ

İzhum aleyha kuud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Elmalılı Hamdi Yazır

O vakıt ki üzerine oturmuştular

Süleyman Ateş

Onlar, o(ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.

7 Ayet

وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِالْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ

Ve hum ala ma yef'alune bil mu'minine şuhud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

Elmalılı Hamdi Yazır

Mü'minlere yaptıklarına karşı şahid de oluyorlardı

Süleyman Ateş

Ve onlar, mü'minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

8 Ayet

وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ إِلَّا أَنْ يُؤْمِنُوا بِاللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ

Ve ma nekamu minhum illa en yu'minu billahil azizil hamid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan kızdıkları da yalnız aziz, hamid olan Allaha iyman etmeleri idi

Süleyman Ateş

Mü'minler sırf aziz, övgüye layık Allah'a inandıkları için o (zalim)ler onlardan öc aldılar.

9 Ayet

الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ شَهِيدٌ

Ellezi lehu mulkus semavati vel ard, vallahu ala kulli şey'in şehid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki bütün Semavat ve Arz mülkü onundur ve Allah, her şey'e şahiddir

Süleyman Ateş

O (Allah) ki göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Allah, her şeye tanıktır.

10 Ayet

إِنَّ الَّذِينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَرِيقِ

İnnellezine fetenul mu'minine vel mu'minati summe lem yetubu fe lehum azabu cehenneme ve lehum azabul harik.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kimseler ki mü'minin ve mü'minata fitne yapmışlar, sonra da tevbe etmemişlerdir muhakkak artık onlara Cehennem azabı var ve onlara yangın azabı vardır

Süleyman Ateş

İnanmış erkek ve kadınlara işkence edip sonra (yaptıklarına) tevbe etmeyenler (yok mu), onlar için cehennem azabı vardır ve onlar için yangın azabı vardır.

11 Ayet

إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْكَبِيرُ

İnnellezine amenu ve amilus salihati lehum cennatun tecri min tahtihel enhar, zalikel fevzul kebir.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.

Elmalılı Hamdi Yazır

O kimseler ki iyman etmişler ve salih ameller işlemişlerdir, muhakkak onlara altından ırmaklar akar Cennetler var, işte o büyük kurtuluşdur

Süleyman Ateş

İnanan ve iyi işler yapan kimseler için de altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük başarı budur.

12 Ayet

إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ

İnne batşe rabbike le şedid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakikat rabbının tutuşu şediddir

Süleyman Ateş

Şüphesiz Rabbinin tutuşu şiddetlidir.

13 Ayet

إِنَّهُ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ

İnnehu huve yubdiu ve yuid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü o hem mübdi hem muiddir

Süleyman Ateş

İlkin var eden, sonra geri çevirip yeniden yaratan O'dur.

14 Ayet

وَهُوَ الْغَفُورُ الْوَدُودُ

Ve huvel gafurul vedud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onunla beraber gafurdur, çok sevgili (vedud)dur

Süleyman Ateş

O bağışlayandır, sevendir.

15 Ayet

ذُو الْعَرْشِ الْمَجِيدُ

Zul arşil mecid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Arşın sahibi, şanlı (mecid)dir

Süleyman Ateş

Arş'ın sahibidir, yücedir.

16 Ayet

فَعَّالٌ لِمَا يُرِيدُ

Fa'alun lima yurid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Her dilediğini mutlaka yapandır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dilediğini yapar (fa'alün lima yürid)dir

Süleyman Ateş

İstediğini yapandır.

17 Ayet

هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْجُنُودِ

Hel etake hadisul cunud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

geldi ya, sana kıssası o orduların (o cünudun)

Süleyman Ateş

O orduların haberi sana geldi mi?

18 Ayet

فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ

Fir'avne ve semud.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Fir'avnin ve Semudün

Süleyman Ateş

(Yani) Fir'avn ve Semud(kavimlerin)in?

19 Ayet

بَلِ الَّذِينَ كَفَرُوا فِي تَكْذِيبٍ

Belillezine keferu fi tekzib.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat o küfredenler hala bir tekzibde

Süleyman Ateş

Doğrusu, nankörler bir yalanlama içindedirler.

20 Ayet

وَاللَّهُ مِنْ وَرَائِهِمْ مُحِيطٌ

Vallahu min veraihim muhit.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Halbuki Allah arkalarından kuşatmış

Süleyman Ateş

Allah ise onları arkalarından kuşatmıştır.

21 Ayet

بَلْ هُوَ قُرْآنٌ مَجِيدٌ

Bel huve kur'anun mecid.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat o şanlı bir Kur'andır

Süleyman Ateş

Hayır, (Kur'an, onların dedikleri gibi bir söz değil), o şerefli bir Kur'an'dır.

22 Ayet

فِي لَوْحٍ مَحْفُوظٍ

Fi levhın mahfuz.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir Levh-ı Mahfuz'da.

Süleyman Ateş

Korunan bir levhada(yazılı)dır.