Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kasem olsun ol kuvvetlere, o saf dizip de duranlara
Süleyman Ateş
Andolsun o sıra sıra dizilenlere,
2Ayet
فَالزَّاجِرَاتِ زَجْرًا
Fez zacirati zecra.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
O haykırıp da sürenlere
Süleyman Ateş
Bağırıp sürenlere,
3Ayet
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًا
Fet taliyati zikra.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve o yolda zikr okuyanlara
Süleyman Ateş
Zikir okuyanlara,
4Ayet
إِنَّ إِلَٰهَكُمْ لَوَاحِدٌ
İnne ilahekum le vahıd.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma ve rabbul meşarık.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hep o Göklerin Yerin ve aralarındakilerin rabbı ve bütün meşrıkların rabbı
Süleyman Ateş
Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.
Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halakna, inna halaknahum min tinin lazib.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şimdi sor onlara yaradılışça kendileri mi daha çetin yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini bir cıvık çamurdan yarattık.
Süleyman Ateş
Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
12Ayet
بَلْ عَجِبْتَ وَيَسْخَرُونَ
Bel acibte ve yesharun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat sen taaccüb ettin onlar eğleniyorlar
Süleyman Ateş
Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.
13Ayet
وَإِذَا ذُكِّرُوا لَا يَذْكُرُونَ
Ve iza zukkiru la yezkurun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
İhtar edildiklerinde de düşünmüyorlar
Süleyman Ateş
Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.
14Ayet
وَإِذَا رَأَوْا آيَةً يَسْتَسْخِرُونَ
Ve iza raev ayeten yesteshırun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir mu'cize gördükleri vakıt da eğlence yerine tutuyorlar
Süleyman Ateş
Bir mu'cize görseler, alay ediyorlar.
15Ayet
وَقَالُوا إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ مُبِينٌ
Ve kalu in haza illa sihrun mubin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve, bu, diyorlar başka bir şey değil, apaçık bir sihir
Süleyman Ateş
Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar.
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
Elmalılı Hamdi Yazır
İçlerinden bir söyliyen benim der: bir karinim vardı
Süleyman Ateş
Onlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı."
52Ayet
يَقُولُ أَإِنَّكَ لَمِنَ الْمُصَدِّقِينَ
Yekulu e inneke le minel musaddikin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le medinun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
Elmalılı Hamdi Yazır
Öldüğümüz de bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz vakıt hakıkaten biz cezalanacak mıyız?"
Süleyman Ateş
Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?' "
54Ayet
قَالَ هَلْ أَنْتُمْ مُطَّلِعُونَ
Kale hel entum muttaliun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.
Elmalılı Hamdi Yazır
Nasıl der: bir bakıştırır mısınız?
Süleyman Ateş
(Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi.
55Ayet
فَاطَّلَعَ فَرَآهُ فِي سَوَاءِ الْجَحِيمِ
Fettalea fe reahu fi sevail cahim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken bakmış onu ta Cehennemin ortasında görmüştür
Süleyman Ateş
Baktı onu cehennemin ortasında gördü.
56Ayet
قَالَ تَاللَّهِ إِنْ كِدْتَ لَتُرْدِينِ
Kale tallahi in kidte le turdin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."
Elmalılı Hamdi Yazır
Tallahi, der: doğrusu sen az daha beni helak edecektin
Fe lemma belega meahus sa'ye kale ya buneyye inni era fil menami enni ezbehuke fanzur maza tera, kale ya ebetif'al ma tu'meru seteciduni inşaallahu mines sabirin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vakta ki yanında koşmak çağına erdi, ey yavrum! dedi ben menamda görüyorum ki ben seni boğazlıyorum, artık bak ne görüyorsun! ey babacığım dedi: ne emrolunuyorsan yap! beni inşaallah sabirinden bulacaksın
Süleyman Ateş
(Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.
103Ayet
فَلَمَّا أَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبِينِ
Fe lemma eslema ve tellehu lil cebin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Vakta ki bu suretle ikisi de teslim oldular ve onu tuttu şakağına yıktı
Süleyman Ateş
İkisi de böylece (Allah'ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,
104Ayet
وَنَادَيْنَاهُ أَنْ يَا إِبْرَاهِيمُ
Ve nadeynahu en ya ibrahim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
Kad saddakter ru'ya, inna kezalike neczil muhsinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ru'yayı gerçek tasdık eyledin, biz böyle mükafat ederiz işte muhsinlere
Süleyman Ateş
Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!
106Ayet
إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ الْبَلَاءُ الْمُبِينُ
İnne haza le huvel belaul mubin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz ki bu açık bir ibtila, kat'i bir imtihan
Süleyman Ateş
Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.
107Ayet
وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ
Ve fedeynahu bi zibhın azim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Dedik ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik
Süleyman Ateş
Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.
108Ayet
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ
Ve terekna aleyhi fil ahirin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Namını da bıraktık sonrakiler içinde
Süleyman Ateş
Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık.
109Ayet
سَلَامٌ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ
Selamun ala ibrahim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Selam İbrahime
Süleyman Ateş
(İleride gelecek nesiller): "İbrahim'e selam olsun!" (diyeceklerdi.)
110Ayet
كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
Kezalike neczil muhsinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Böyle mükafat ederiz işte muhsinlere
Süleyman Ateş
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem kendilerini ve kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Süleyman Ateş
Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.
116Ayet
وَنَصَرْنَاهُمْ فَكَانُوا هُمُ الْغَالِبِينَ
Ve nasarnahum fe kanu humul galibin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem yardım ettik onlara da galibler onlar oldular
Süleyman Ateş
Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular.
117Ayet
وَآتَيْنَاهُمَا الْكِتَابَ الْمُسْتَبِينَ
Ve ateyna humel kitabel mustebin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem kendilerine o belli kitabı verdik
Süleyman Ateş
Onlara açık ifadeli Kitabı verdik.
118Ayet
وَهَدَيْنَاهُمَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
Ve hedeyna humes sıratal mustekim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve kendilerini doğru yola çıkardık
Süleyman Ateş
Ve onları doğru yola ilettik.
119Ayet
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِي الْآخِرِينَ
Ve terekna aleyhima fil ahirin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonrakiler içinde de namlarına şunu bıraktık
Süleyman Ateş
Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.
120Ayet
سَلَامٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَارُونَ
Selamun ala musa ve harun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Selam Musa ile Haruna
Süleyman Ateş
(Hep): "Musa'ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi).
121Ayet
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
İnna kezalike neczil muhsinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz böyle mükafat ederiz işte muhsinine
Süleyman Ateş
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
122Ayet
إِنَّهُمَا مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
İnne huma min ibadinel mu'minin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü ikisi de bizim mü'min kullarımızdan
Süleyman Ateş
Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.
123Ayet
وَإِنَّ إِلْيَاسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Ve inne ilyase le minel murselin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz İlyas da mürselinden
Süleyman Ateş
İlyas da elçilerdendi.
124Ayet
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِ أَلَا تَتَّقُونَ
İz kale li kavmihi e la tettekun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Zira kavmine demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir ba'le mi yalvarıyorsunuz bırakıb da o ahsenülhalikini
Süleyman Ateş
Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?"
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
O rabbınız ve evvelki atalarınızın da rabbı olan Allahı?
Süleyman Ateş
Sizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı?
127Ayet
فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ
Fe kezzebuhu fe inne hum le muhdarun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
O vakıt onu tekzib ettiler, şübhesiz ki onlar da ıhzar edildiler
Süleyman Ateş
Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir.
128Ayet
إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
İlla ibadallahil muhlasin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Müstesna Allahın ıhlaslı kulları
Süleyman Ateş
Yalnız Allah'ın halis kulları azab dışındadırlar.
129Ayet
وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِي الْآخِرِينَ
Ve terekna aleyhi fil ahirin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ona da sonrakilerde şunu bıraktık
Süleyman Ateş
Biz, sonra gelenler arasında ona (İlyas'a da iyi bir ün) bıraktık:
130Ayet
سَلَامٌ عَلَىٰ إِلْ يَاسِينَ
Selamun ala ilyasin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Selam, ilyasine
Süleyman Ateş
İlyas'a selam olsun.
131Ayet
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
İnna kezalike neczil muhsinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.
Elmalılı Hamdi Yazır
Biz böyle mükafat ederiz işte muhsinine
Süleyman Ateş
İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.
132Ayet
إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُؤْمِنِينَ
İnnehu min ibadinel mu'minin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
O, inanmış kullarımızdandı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdan
Süleyman Ateş
Çünkü o bizim mü'min kullarımızdandı.
133Ayet
وَإِنَّ لُوطًا لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Ve inne lutan le minel murselin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz Lut da mürselinden
Süleyman Ateş
Lut da gönderilen elçilerdendi.
134Ayet
إِذْ نَجَّيْنَاهُ وَأَهْلَهُ أَجْمَعِينَ
İz necceynahu ve ehlehu ecmain.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Zira kurtardık onu ve bütün ehlini
Süleyman Ateş
Onu ve ailesini kurtardık.
135Ayet
إِلَّا عَجُوزًا فِي الْغَابِرِينَ
İlla acuzen fil gabirin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
Elmalılı Hamdi Yazır
kalan bir karıdan başka batanlar içinde
Süleyman Ateş
Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç.
136Ayet
ثُمَّ دَمَّرْنَا الْآخَرِينَ
Summe demmernel aharin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sonra diğerlerini yok etmiştik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Sonra diğerlerini tedmir eyledik
Süleyman Ateş
Sonra ötekileri kırdık (geçirdik).
137Ayet
وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِمْ مُصْبِحِينَ
Ve innekum le temurrune aleyhim musbihin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve siz elbette onlara uğrar ve üzerinden geçerseniz, sabahleyin
Süleyman Ateş
Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin,
138Ayet
وَبِاللَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ
Ve bil leyl, e fe la ta'kılun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve geceleyin, ya akıl edip de düşünmez misiniz
Süleyman Ateş
Ve geceleyin. Düşünmüyor musunuz?
139Ayet
وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ الْمُرْسَلِينَ
Ve inne yunuse le minel murselin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Şübhesiz Yunüs de o mürselinden
Süleyman Ateş
Yunus da gönderilen elçilerdendi.
140Ayet
إِذْ أَبَقَ إِلَى الْفُلْكِ الْمَشْحُونِ
İz ebeka ilel fulkil meşhun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hani bir vakıt dolu gemiye kaçmıştı,
Süleyman Ateş
Dolu gemiye kaçmıştı.
141Ayet
فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ الْمُدْحَضِينَ
Fe saheme fe kane minel mudhadin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.
Elmalılı Hamdi Yazır
kur'a çekmişti de kaydırılanlardan olmuştu
Süleyman Ateş
(Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur'a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti).
142Ayet
فَالْتَقَمَهُ الْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ
Feltekamehul hutu ve huve mulim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
Elmalılı Hamdi Yazır
Derken kendisi balık yuttu melamette idi
Süleyman Ateş
(Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.
143Ayet
فَلَوْلَا أَنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُسَبِّحِينَ
Fe lev la ennehu kane minel musebbihin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Eğer çok tesbih edenlerden olmasa idi
Süleyman Ateş
Eğer tesbih edenlerden olmasaydı,
144Ayet
لَلَبِثَ فِي بَطْنِهِ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Le lebise fi batnihi ila yevmi yub'asun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her halde ba'solunacakları güne kadar onun karnında kalırdı
Süleyman Ateş
(İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.
145Ayet
۞ فَنَبَذْنَاهُ بِالْعَرَاءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
Fe nebeznahu bil arai ve huve sakim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hemen biz onu alana attık hasta idi
Süleyman Ateş
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
146Ayet
وَأَنْبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِنْ يَقْطِينٍ
Ve enbetna aleyhi şecereten min yaktin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve üzerine kabak cinsinden bir ağaç bitirdik
Süleyman Ateş
Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.
Ve cealu beynehu ve beynel cinneti neseba, ve lekad alimetil cinnetu innehum le muhdarun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Bir de onunla Cinler beyninde bir neseb uydururlar. Celalim hakkı için Cinler bilirler ki onlar ihzar olunacaklardır
Süleyman Ateş
Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir.
159Ayet
سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ
Subhanallahi amma yasifun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Münezzeh sübhan o Allah onların isnad ettikleri vasıflardan
Süleyman Ateş
Haşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir.
160Ayet
إِلَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
İlla ibadallahil muhlasin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Lakin Allahın ıhlas ile seçilen kulları başka
Süleyman Ateş
Fakat Allah'ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır).
161Ayet
فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ
Fe innekum ve ma ta'budun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çünkü siz ve taptıklarınız
Süleyman Ateş
(Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,
162Ayet
مَا أَنْتُمْ عَلَيْهِ بِفَاتِنِينَ
Ma entum aleyhi bi fatinin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ona karşı kimseyi meftun edemezsiniz
Süleyman Ateş
Kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız;
163Ayet
إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَحِيمِ
İlla men huve salil cahim.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
Elmalılı Hamdi Yazır
Meğer ki Cahime saldıran olsun
Süleyman Ateş
Cehenneme girecek olandan başkasını.
164Ayet
وَمَا مِنَّا إِلَّا لَهُ مَقَامٌ مَعْلُومٌ
Ve ma minna illa lehu makamun ma'lum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
Elmalılı Hamdi Yazır
Bizden ise her birimiz için bir makamı ma'lum vardır
Süleyman Ateş
Bizden herkesin belli bir makamı vardır.
165Ayet
وَإِنَّا لَنَحْنُ الصَّافُّونَ
Ve inna le nahnus saffun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve biz elbette biz o saf dizenleriz
Süleyman Ateş
Biziz, o saf saf dizilenler, biz.
166Ayet
وَإِنَّا لَنَحْنُ الْمُسَبِّحُونَ
Ve inna le nahnul musebbihun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve biz elbette biz o tesbih edenleriz
Süleyman Ateş
Biziz, o tesbih edenler, biz.
167Ayet
وَإِنْ كَانُوا لَيَقُولُونَ
Ve in kanu le yekulun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve gerçek, evvel şöyle diyorlardır:
Süleyman Ateş
Gerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı:
168Ayet
لَوْ أَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْأَوَّلِينَ
Lev enne indena zikren minel evvelin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
eğer yanımızda evvelkilerinkinden bir zikr olsa idi
Süleyman Ateş
Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap'lar)dan bir uyarı olsaydı.
169Ayet
لَكُنَّا عِبَادَ اللَّهِ الْمُخْلَصِينَ
Le kunna ibadallahil muhlasin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Her halde Allahın ıhlas ile seçilmiş kullarından olurduk
Süleyman Ateş
Elbette biz, Allah'ın halis kulları olurduk!
170Ayet
فَكَفَرُوا بِهِ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Fe keferu bih, fe sevfe ya'lemun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Fakat şimdi ona küfrettiler, artık ileride bilecekler
Süleyman Ateş
Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.