بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 62 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 53
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ

Ven necmi iza heva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Batmakta olan yıldıza and olsun ki,

Elmalılı Hamdi Yazır

O necme kasem ederim indiği dem ki

Süleyman Ateş

Aşağı kayan yıldıza andolsun ki:

2 Ayet

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ

Ma dalle sahıbukum ve ma gava.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şaşırmadı sahibiniz azıtmadı da

Süleyman Ateş

Arkadaşınız sapmadı, azmadı.

3 Ayet

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَىٰ

Ve ma yentıku anil heva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, kendiliğinden konuşmamaktadır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hevadan söylemiyor

Süleyman Ateş

O heva'dan konuşmaz.

4 Ayet

إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَىٰ

İn huve illa vahyun yuha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.

Elmalılı Hamdi Yazır

O sade bir vahiydir ancak vahyolunur

Süleyman Ateş

O(nun okuduğu Kur'an) kendisine vahyedilen vahiyden başka bir şey değildir.

5 Ayet

عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَىٰ

Allemehu şedidul kuva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ta'lim etti ona kuvveleri şiddetli

Süleyman Ateş

Onu, mühtiş kuvvetleri olan biri öğretti;

6 Ayet

ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَىٰ

Zu mirreh, festeva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir kuvvet sahibi, hemen duruklandı

Süleyman Ateş

Üstün akıl sahibi (melek). Doğruldu;

7 Ayet

وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَىٰ

Ve huve bil ufukil a'la.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve o en yüksek ufukta idi

Süleyman Ateş

Kendisi yüksek ufukta iken.

8 Ayet

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ

Summe dena fe tedella.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra yaklaşmış ve inmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra yaklaştı da tedelli etti

Süleyman Ateş

Sonra yaklaştı, (yere doğru) sarktı.

9 Ayet

فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ

Fe kane kabe kavseyni ev edna.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.

Elmalılı Hamdi Yazır

"kabe kavseyni ev edna" oldu da

Süleyman Ateş

(Muhammed ile arasındaki mesafe) İki yay uzunluğu kadar, yahut daha az kaldı.

10 Ayet

فَأَوْحَىٰ إِلَىٰ عَبْدِهِ مَا أَوْحَىٰ

Fe evha ila abdihi ma evha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Verdi kuluna verdiği vahyi

Süleyman Ateş

Kuluna, vahyettiğini vahyetti.

11 Ayet

مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَىٰ

Ma kezebel fuadu ma rea.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözün gördüğünü kalb tekzib etmedi

Süleyman Ateş

Gönül gördüğünde yanılmadı (yalan söylemedi, gerçeği gördü).

12 Ayet

أَفَتُمَارُونَهُ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ

E fe tumar runehu ala ma yera.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi siz ona o görüşüne karşı mücadele mi ediyorsunuz?

Süleyman Ateş

Onun gördüğünden kuşku mu duyuyorsunuz?

13 Ayet

وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ

Ve lekad reahu nezleten uhra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kasem olsun ki o onu bir daha da inişinde gördü

Süleyman Ateş

Andolsun, onu bir inişinde daha görmüştü;

14 Ayet

عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَىٰ

İnde sidretil munteha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sidre-i münteha'nın yanında

Süleyman Ateş

Sidretü'l-Münteha(uzak ağaç)ın yanında,

15 Ayet

عِنْدَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَىٰ

İndeha cennetul me'va.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Orada Me'va cenneti vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki Cennetü'l-me'va onun yanında

Süleyman Ateş

Ki onun yanında oturulacak bahçe vardır.

16 Ayet

إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ

İz yagşes sidrete ma yagşa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sidre'yi bürüyen bürüyordu.

Elmalılı Hamdi Yazır

O dem ki o Sidreyi bürüyen bürüyordu

Süleyman Ateş

Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.

17 Ayet

مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ

Ma zagal basaru ve ma tega.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Göz, ne şaştı ne aştı

Süleyman Ateş

(Muhammed'in) Göz(ü) şaşmadı ve azmadı.

18 Ayet

لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَىٰ

Lekad rea min ayati rabbihil kubra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vallahi gördü rabbının ayatından en büyüğünü gördü

Süleyman Ateş

Andolsun, Rabbinin büyük ayetlerinden bazılarını gördü.

19 Ayet

أَفَرَأَيْتُمُ اللَّاتَ وَالْعُزَّىٰ

E fe reeytumul late vel uzza.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz de gördünüz değil mi Lat-ü Uzza'yı?

Süleyman Ateş

Gördünüz mü o Lat ve 'Uzza'yı?

20 Ayet

وَمَنَاةَ الثَّالِثَةَ الْأُخْرَىٰ

Ve menates salisetel uhra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Üçüncü olarak da menat-ı uhra'yı?

Süleyman Ateş

Ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menat'ı?

21 Ayet

أَلَكُمُ الذَّكَرُ وَلَهُ الْأُنْثَىٰ

E lekumuz zekeru ve lehul unsa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?

Elmalılı Hamdi Yazır

Size erkek ona dişi öyle mi?

Süleyman Ateş

Demek erkek size, kadın Allah'a mı?

22 Ayet

تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰ

Tilke izen kısmetun diza.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Öyleyse bu haksız bir paylaşma;

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu öyle ise çok hayflı bir taksim

Süleyman Ateş

O halde bu insafsızca bir taksim!

23 Ayet

إِنْ هِيَ إِلَّا أَسْمَاءٌ سَمَّيْتُمُوهَا أَنْتُمْ وَآبَاؤُكُمْ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ بِهَا مِنْ سُلْطَانٍ ۚ إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَمَا تَهْوَى الْأَنْفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَاءَهُمْ مِنْ رَبِّهِمُ الْهُدَىٰ

İn hiye illa esmaun semmeytumuha entum ve abaukum ma enzelallahu biha min sultan, in yettebiune illez zanne ve ma tehvel enfus, ve lekad caehum min rabbihimul huda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar hiçbir şey değil sırf sizin ve babalarınızın taktığınız kuru isimler, Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi, yalnız zanna ve nefislerin sevdasına tabi oluyorlar, halbuki rablarından kendilerine doğru yolu gösteren, geldi.

Süleyman Ateş

Onlar, sizin ve babalarınızın, (tanrı) diye isimlendirdiğiniz (boş, kavramsız) isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlara hiçbir güç (tanrı oldukları hakkında hiçbir delil) indirmemiştir. O(putlara tapa)nlar zanna ve nefislerin hevesine uyuyorlar. Oysa kendilerine, Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

24 Ayet

أَمْ لِلْإِنْسَانِ مَا تَمَنَّىٰ

Em lil insani ma temenna.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?

Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa varmı insana her kurduğu hulya

Süleyman Ateş

Yoksa insan, her arzu ettiğine sahip mi olacaktır?

25 Ayet

فَلِلَّهِ الْآخِرَةُ وَالْأُولَىٰ

Fe lillahil ahiretu vel ula.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat Allahındır Ahıret ve ula.

Süleyman Ateş

Son da ilk de (ahiret de, dünya da) Allah'ındır.

26 Ayet

۞ وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمَاوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلَّا مِنْ بَعْدِ أَنْ يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَرْضَىٰ

Ve kem min melekin fis semavati la tugni şefaatuhum şey'en illa min ba'di en ye'zenallahu limen yeşau ve yerda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Göklerde nice Melaike vardır da Allah dileyip razıy olduğuna izin vermezden evvel şefaatleri hiçbir şey'e yaramaz.

Süleyman Ateş

Göklerde nice melek var ki onların şefa'ati hiçbir işe yaramaz. Meğer Allah'ın dilediği ve razı olduğu kimseye izin verdikten sonra olsun (ancak o zaman şefa'atin faydası olur).

27 Ayet

إِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلَائِكَةَ تَسْمِيَةَ الْأُنْثَىٰ

İnnellezine la yu'minune bil ahireti le yusemmunel melaikete tesmiyetel unsa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Evet Ahırete iymanı olmıyanlar Melaikeye dişi adı takıp duruyorlar

Süleyman Ateş

Ahirete inanmayanlar, meleklere dişilerin adlarını takıyorlar.

28 Ayet

وَمَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِنْ يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ ۖ وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا

Ve ma lehum bihi min ilm, in yettebiune illez zann, ve innez zanne la yugni minel hakkı şey'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih ona dair bir bilgileri olduğundan değil sırf zanne tabi' oluyorlar, halbuki zann haktan hiçbir şey'i muğni olmaz.

Süleyman Ateş

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.)

29 Ayet

فَأَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلَّىٰ عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا الْحَيَاةَ الدُّنْيَا

Fe a'rıd an men tevella an zikrina ve lem yurid illel hayated dunya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde bakma sen o bizim zikrimizden yüz çevirip te Dünya hayattan ötesini istemiyen kimselere

Süleyman Ateş

Bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir.

30 Ayet

ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدَىٰ

Zalike mebleguhum minel ilm, inne rabbeke huve a'lemu bi men dalle an sebilihi ve huve a'lemu bi menihteda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte odur onların ılimden irebildikleri gaye, şübhesiz ki rabbın, odur en bilen yolundan sapanı, hem de odur en bilen hidayeti tutanı

Süleyman Ateş

İşte onların erişebilecekleri bilgi (sınırı) budur. (Bundan ötesine akılları ermez). Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir ve O, yola geleni de iyi bilir.

31 Ayet

وَلِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ أَسَاءُوا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذِينَ أَحْسَنُوا بِالْحُسْنَى

Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ardı li yecziyellezine esau bima amilu ve yecziyellezine ahsenu bil husna.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem bütün Göklerdeki ve Yerdeki hep Allahındır akıbet kötülük yapanları yaptıklarıyle cezalandıracak, güzellik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandıracak

Süleyman Ateş

Göklerde ve yerde bulunan herşey Allah'ındır. (Bunları yaratmıştır) Ki kötülük edenleri, yaptıklarıyle cezalandırsın, güzel davrananları da güzellikle mükafatlandırsın.

32 Ayet

الَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْإِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ إِلَّا اللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنْشَأَكُمْ مِنَ الْأَرْضِ وَإِذْ أَنْتُمْ أَجِنَّةٌ فِي بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوا أَنْفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقَىٰ

Ellezine yectenibune kebairel ismi vel fevahışe illâ-llemem, inne rabbeke vasiul magfireh, huve a'lemu bikum iz enşeekum minel ardı ve iz entum e cinnetun fi butuni ummehatikum, fe la tuzekku enfusekum, huve a'lemu bi menitteka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki günahın büyüklerinden; vebalden, fuhşiyyattan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusur başka, şübhesiz ki rabbın geniş mağfiretlidir. Hem sizin her hallerinize a'lemdir, sizi Arzdan inşa ettiği sıra ve sizler analarınızın karınlarında ceninler iken, şimdi nefislerinizi tezkiyeye kalkışmayın, O'dur en bilen müttakı olanı.

Süleyman Ateş

Onlar, günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük hatalar işleyebilirler. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir (O kendisine yönelen kulunu affeder). O sizi daha iyi bilir: Gerek sizi topraktan inşa ettiği, gerek annelerinizin karınlarında bulunduğunuz zaman biçim verdiği sırada (sizin her halinizi bilmiştir), artık kendinizi övüp yüceltmeyin, çünkü O, korunanı daha iyi bilir.

33 Ayet

أَفَرَأَيْتَ الَّذِي تَوَلَّىٰ

E fe re'eytellezi tevella.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi gördün a? O çevrileni

Süleyman Ateş

Gördün mü şu adamı ki arkasını döndü?

34 Ayet

وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰ

Ve a'ta kalilen ve ekda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biraz verip de dayatıvereni

Süleyman Ateş

Azıcık verdi, gerisini elinde sıkı sıkı tuttu?

35 Ayet

أَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰ

E indehu ilmul gaybi fe huve yera.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?

Elmalılı Hamdi Yazır

Gayb ılmi yanında da artık görüyor mu?

Süleyman Ateş

Gayb'ın bilgisi kendi yanında da o mu (alemin esrarını) görüyor?

36 Ayet

أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ

Em lem yunebbe' bima fi suhufi musa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

Elmalılı Hamdi Yazır

Yoksa haber mi verilmedi Musanın suhufundaki

Süleyman Ateş

Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Musa'nın sahifelerinde bulunan,

37 Ayet

وَإِبْرَاهِيمَ الَّذِي وَفَّىٰ

Ve ibrahimellezi veffa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve çok vefakar olan İbrahim'inkindeki

Süleyman Ateş

Ve çok vefalı İbrahim'in (sahifelerinde bulunan şu gerçekler):

38 Ayet

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ

Ella teziru vaziretun vizre uhra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki doğrusu bir vizir çeken başkasının vizrini çekecek değil

Süleyman Ateş

Ki hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.

39 Ayet

وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ

Ve en leyse lil insani illa ma sea.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsan ancak çalıştığına erişir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu insanın sa'yinden başkası kendinin değil

Süleyman Ateş

İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.

40 Ayet

وَأَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرَىٰ

Ve enne sa'yehu sevfe yura.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onun çalışması şüphesiz görülecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve elbette sa'yi yarın görülecek

Süleyman Ateş

Ve çalışması da yakında görülecektir.

41 Ayet

ثُمَّ يُجْزَاهُ الْجَزَاءَ الْأَوْفَىٰ

Summe yuczahul cezael evfa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra ona en değerli mükafat verilecek

Süleyman Ateş

Sonra ona tastamam karşılığı verilecektir.

42 Ayet

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ الْمُنْتَهَىٰ

Ve enne ila rabbikel munteha.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu son varış Rabbinedir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve elbette nihayet rabbına gidilecek

Süleyman Ateş

Ve sonunda senin Rabbine varılacaktır.

43 Ayet

وَأَنَّهُ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ

Ve ennehu huve adhake ve ebka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkat odur güldüren ağlatan

Süleyman Ateş

Güldüren de O'dur, ağlatan da O'dur.

44 Ayet

وَأَنَّهُ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا

Ve ennehu huve emate ve ahya.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkat odur öldüren, dirilten

Süleyman Ateş

Öldüren de O'dur, yaşatan da O'dur.

45 Ayet

وَأَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْأُنْثَىٰ

Ve ennehu halakaz zevceyniz zekere vel unsa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkat odur erkeği dişiyi iki eş yaratan

Süleyman Ateş

O yarattı iki çifti: erkeği ve dişiyi,

46 Ayet

مِنْ نُطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ

Min nutfetin iza tumna.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu, atıldığında meniden erkek ve dişiyi, iki çifti yaratan O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir nutfeden ekildiği zaman

Süleyman Ateş

Atıldığı zaman nutfe(sperm)den.

47 Ayet

وَأَنَّ عَلَيْهِ النَّشْأَةَ الْأُخْرَىٰ

Ve enne aleyhin neş'etel uhra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu ölümden sonra tekrar dirilten de O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şübhesiz ona aiddir neş'eti uhra da

Süleyman Ateş

Şüphesiz tekrar yaratmak da O'nun işidir.

48 Ayet

وَأَنَّهُ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ

Ve ennehu huve agna ve akna.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu zengin eden de varlıklı kılan da O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakıkat zengin eden, sermaye veren o

Süleyman Ateş

Zengin eden O'dur, bol verip memnun eden O.

49 Ayet

وَأَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرَىٰ

Ve ennehu huve rabbuş şı'ra.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Şira yıldızının Rabbi O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve hakıkat Şi'ranın rabbı o

Süleyman Ateş

(Taptıkları) Şi'ra(yıldızı)nın Rabbi O'dur.

50 Ayet

وَأَنَّهُ أَهْلَكَ عَادًا الْأُولَىٰ

Ve ennehu ehleke adenil ula.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve fil'vakı' o helak etti evvelki Ad'ı

Süleyman Ateş

O helak etti, önce gelen 'Ad'ı,

51 Ayet

وَثَمُودَ فَمَا أَبْقَىٰ

Ve semude fema ebka.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İlk Ad milletini, Semud milletini yok edip geri bırakmayan O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Semud'u da hiç bırakmadı

Süleyman Ateş

Semud'u, komadı (onları).

52 Ayet

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ

Ve kavme nuhın min kabl, innehum kanu hum azleme ve atga.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Daha önce de Nuh milletini yok eden O'dur; çünkü onlar çok zalim ve pek taşkın kimselerdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Daha evvel de Nuhun kavmını, çünkü bunlar pek zalim, pek azgındılar

Süleyman Ateş

Önceden de Nuh kavmini (helak etmişti). Çünkü onlar daha zalim ve azgın idiler.

53 Ayet

وَالْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ

Vel mu'tefikete ehva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Mü'tefikeyi de Haviyeye attı

Süleyman Ateş

Altı üstüne getirilen kentleri (Lut kavminin oturduğu bölgeleri) devirip yıktı.

54 Ayet

فَغَشَّاهَا مَا غَشَّىٰ

Fe gaşşaha ma gaşşa.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Lut milletinin kasabalarını yere batıran, onları gömdükçe gömen O'dur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sardırttı da onlara o sardırdığını

Süleyman Ateş

Onların üstüne neler çöktü, neler!

55 Ayet

فَبِأَيِّ آلَاءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ

Fe bi eyyi alai rabbike tetemara.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ey kişi! Rabbinin hangi nimetinden şüpheye düşersin?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi rabbının hangi eltafına şekkedersin?

Süleyman Ateş

O halde Rabbinin hangi ni'metinden kuşku duyuyorsun?

56 Ayet

هَٰذَا نَذِيرٌ مِنَ النُّذُرِ الْأُولَىٰ

Haza nezirun minen nuzuril ula.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bu işte o evvelki inzarlardan bir inzar

Süleyman Ateş

Bu (Kur'an veya peygamber) de ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

57 Ayet

أَزِفَتِ الْآزِفَةُ

Ezifetil azifeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yaklaştı yaklaşıcı

Süleyman Ateş

O yaklaşıcı, yaklaştı.

58 Ayet

لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللَّهِ كَاشِفَةٌ

Leyse leha min dunillahi kaşifeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yoktur ona Allahdan başka açıcı

Süleyman Ateş

Onu Allah'tan başka açacak (geldiği zaman kaldıracak, vaktini erteleyecek veya onun ne zaman geleceğini belirleyecek) kimse yoktur.

59 Ayet

أَفَمِنْ هَٰذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ

E fe min hazel hadisi ta'cebun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu söze mi şaşıyorsunuz?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi siz bu kelama mı teaccüb ediyorsunuz

Süleyman Ateş

Şimdi siz bu söze mi hayret ediyorsunuz?

60 Ayet

وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ

Ve tedhakune ve la tebkun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gülüyorsunuz... Ağlamıyorsunuz.

Elmalılı Hamdi Yazır

ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

Süleyman Ateş

Ve gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

61 Ayet

وَأَنْتُمْ سَامِدُونَ

Ve entum samidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Habersiz oyalanmaktasınız.

Elmalılı Hamdi Yazır

Siz mi kafa tutuyorsunuz hey gafiller?

Süleyman Ateş

Ve siz baş kaldırıyorsunuz?

62 Ayet

فَاسْجُدُوا لِلَّهِ وَاعْبُدُوا ۩

Fescudu lillahi va'budu.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Artık secdeye varın, Allah'a kulluk edin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Haydi secdeye kapanın ve kulluk edin

Süleyman Ateş

Haydi Allah'a secde edin ve kulluk edin!