بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 44 Ayet 📍 Mekki 🔢 Sıra: 70
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ سَأَلَ سَائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ

Se ele sailun bi azabin vakı'n.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

İstedi bir sail bir azabı ki olacak

Süleyman Ateş

Bir soran, inecek azabı sordu:

2 Ayet

لِلْكَافِرِينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌ

Lil kafirine leyse lehu dafi'.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kafirler için yok onu defi' edecek

Süleyman Ateş

Kafirler için, ki onu savacak yoktur,

3 Ayet

مِنَ اللَّهِ ذِي الْمَعَارِجِ

Minallahi zil mearic.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

O, mi'racların sahibi Allahdan

Süleyman Ateş

Yükselme derecelerinin sahibi Allah'tan.

4 Ayet

تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ

Ta'rucul melaiketu ver ruhu ileyhi fi yevmin kane mikdaruhu hamsine elfe seneh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki ona Melaike ve Ruh uruc eder, bir günde ki mikdarı elli bin sene tutar

Süleyman Ateş

Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar.

5 Ayet

فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا

Fasbir sabren cemila.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Güzel güzel sabret;

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde sabret biraz bir sabri cemil ile

Süleyman Ateş

Şimdi sen güzelce sabret.

6 Ayet

إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَعِيدًا

İnnehum yerevnehu baida.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü onlar onu uzak görürler

Süleyman Ateş

Onlar onu uzak görüyor(lar).

7 Ayet

وَنَرَاهُ قَرِيبًا

Ve nerahu kariba.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama biz onu yakın görmekteyiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz se onu yakın görürüz

Süleyman Ateş

Biz ise onu yakın görüyoruz.

8 Ayet

يَوْمَ تَكُونُ السَّمَاءُ كَالْمُهْلِ

Yevme tekunus semau kel muhl.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki olur sema' erimiş bir maden gibi

Süleyman Ateş

O gün gök, erimiş maden gibi olur.

9 Ayet

وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ

Ve tekunul cibalu kel ıhn.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Dağlar da atılmış pamuğa döner.

Elmalılı Hamdi Yazır

Dağlar da atılmış elvan yun gibi

Süleyman Ateş

Dağlar, renkli yün gibi olur.

10 Ayet

وَلَا يَسْأَلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا

Ve la yes'elu hamimun hamima.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir hısım bir hısıma halini sormaz

Süleyman Ateş

Dost dostun halini sormaz.

11 Ayet

يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ

Yubassarunehum yeveddul mucrimu lev yeftedi min azabi yevmi izin bi benih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Elmalılı Hamdi Yazır

Birbirlerine gösterilirlerken, mücrim ister ki fidye verse o günün azabından oğullarını

Süleyman Ateş

Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,

12 Ayet

وَصَاحِبَتِهِ وَأَخِيهِ

Ve sahıbetihi ve ahih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve refikasını ve biraderini

Süleyman Ateş

Eşini ve kardeşini,

13 Ayet

وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُؤْوِيهِ

Ve fasiletihilleti tu'vih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve kendini barındıran fasilesini

Süleyman Ateş

Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,

14 Ayet

وَمَنْ فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنْجِيهِ

Ve men fil ardı cemi'an summe yuncih.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve Arzda bulunanların hepsini de sonra kendini kurtarsa

Süleyman Ateş

Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın.

15 Ayet

كَلَّا ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ

Kella, inneha leza.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır, çünkü o salgın bir leza,

Süleyman Ateş

Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir.

16 Ayet

نَزَّاعَةً لِلشَّوَىٰ

Nezzaaten liş şeva.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

etrafı soyan nari ceza'

Süleyman Ateş

Derileri kavurur, soyar.

17 Ayet

تَدْعُو مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ

Ted'u men edbera ve tevella.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çağırır arkasını dönüp tersine gideni

Süleyman Ateş

(Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni,

18 Ayet

وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰ

Ve cemea fe ev'a.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve toplayıp toplayıp kasaya yığanı

Süleyman Ateş

(Mal) Toplayıp kasada yığanı!

19 Ayet

۞ إِنَّ الْإِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعًا

İnnel insane hulika helua.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakikat o insan helu' yaradılmıştır

Süleyman Ateş

Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır.

20 Ayet

إِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًا

İza messehuş şerru cezua.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Başına bir fenalık gelince feryat eder,

Elmalılı Hamdi Yazır

Şer dokundumu mızıkcı

Süleyman Ateş

Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır,

21 Ayet

وَإِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعًا

Ve iza messehul hayru menua.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;

Elmalılı Hamdi Yazır

Hayır dokundumu kıskanç

Süleyman Ateş

Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar).

22 Ayet

إِلَّا الْمُصَلِّينَ

İllel musallin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Müstesna ancak o musalliler

Süleyman Ateş

Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.

23 Ayet

الَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ

Ellezine hum ala salatihim daimun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar ki namazlarına müdavimdirler

Süleyman Ateş

Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar).

24 Ayet

وَالَّذِينَ فِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌ

Vellezine fi emvalihim hakkun ma'lum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki mallarında vardır bir hakkı ma'lum

Süleyman Ateş

Onların mallarında belli bir hisse vardır:

25 Ayet

لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ

Lis saili vel mahrum.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hem sail için hem mahrum

Süleyman Ateş

Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).

26 Ayet

وَالَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ

Vellezine yusaddikune bi yevmid din.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki din gününü (ceza gününü) tasdik ederler

Süleyman Ateş

Ceza gününü tasdik ederler,

27 Ayet

وَالَّذِينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَ

Vellezine hum min azabi rabbihim muşfikun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki Rablarının azabından korkarlar

Süleyman Ateş

Rablerinin azabından korkarlar.

28 Ayet

إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ

İnne azabe rabbihim gayru me'mun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Çünkü rablarının azabından emin olunmaz

Süleyman Ateş

Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz.

29 Ayet

وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ

Vellezine hum li furucihim hafizun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki apışlarını korurlar

Süleyman Ateş

Irzlarını korurlar.

30 Ayet

إِلَّا عَلَىٰ أَزْوَاجِهِمْ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَانُهُمْ فَإِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ

İlla ala ezvacihim ev ma meleket eymanuhum fe innehum gayru melumin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak zevcelerine veya milki yeminlerine başka. Çünkü bunda levm olunmazlar

Süleyman Ateş

Yalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar.

31 Ayet

فَمَنِ ابْتَغَىٰ وَرَاءَ ذَٰلِكَ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الْعَادُونَ

Fe menibtega verae zalike fe ulaike humul adun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat ondan ötesini arayanlar, işte onlar haddi aşan haşarılardır

Süleyman Ateş

Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır.

32 Ayet

وَالَّذِينَ هُمْ لِأَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ

Vellezine hum li emanatihim ve ahdihim raun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki emanetlerine ve ahdlerine riayet ederler

Süleyman Ateş

Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler.

33 Ayet

وَالَّذِينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَائِمُونَ

Vellezine hum bi şehadatihim kaimun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Şahidliklerini gereği gibi yapanlar,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki şahidliklerinde dürüstürler

Süleyman Ateş

Şahidliklerini yaparlar.

34 Ayet

وَالَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ

Vellezine hum ala salatihim yuhafizun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Namazlarına riayet edenler,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve onlar ki namazları üzerine muhafızlık ederler

Süleyman Ateş

Namazlarını korurlar.

35 Ayet

أُولَٰئِكَ فِي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَ

Ulaike fi cennatin mukremun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

İşte onlar Cennetlerde ikram olunanlardır

Süleyman Ateş

İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar.

36 Ayet

فَمَالِ الَّذِينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ

Fe ma lillezine keferu kıbeleke muhtıin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi ne var o küfredenlere ki sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar?

Süleyman Ateş

Nankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar?

37 Ayet

عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ عِزِينَ

Anil yemini ve aniş şimali ızin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?

Elmalılı Hamdi Yazır

Sağdan ve soldan fırka fırka

Süleyman Ateş

Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)?

38 Ayet

أَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ أَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ

E yatmeu kullumriin minhum en yudhale cennete naim.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan her kişi na'im Cennetine sokulacağını ümid mi ediyor?

Süleyman Ateş

Onlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor?

39 Ayet

كَلَّا ۖ إِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ

Kella, inna halaknahum mimma ya'lemun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yağma yok, biz onları o bildikleri nesneden yarattık

Süleyman Ateş

Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık.

40 Ayet

فَلَا أُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ إِنَّا لَقَادِرُونَ

Fe la uksimu bi rabbil meşarikı vel megaribi inna le kadirun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Artık o maşrıklerin, mağriblerin Rabbı için yemine ne hacet, şübhesiz ki biz elbette kadiriz

Süleyman Ateş

Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter:

41 Ayet

عَلَىٰ أَنْ نُبَدِّلَ خَيْرًا مِنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Ala en nubeddile hayren minhum ve ma nahnu bi mesbukin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onları kendilerinden hayırlısına tedbil edebiliriz ve bizim önümüze geçilmez

Süleyman Ateş

Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz).

42 Ayet

فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتَّىٰ يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي يُوعَدُونَ

Fe zerhum yehudu ve yel'abu hatta yulaku yevme humullezi yuadun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde bırak onları dalsınlar ve oynıya dursunlar ta o va'd olundukları güne çatacakları deme kadar

Süleyman Ateş

Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.

43 Ayet

يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَىٰ نُصُبٍ يُوفِضُونَ

Yevme yahrucune minel ecdasi siraan ke ennehum ila nusubin yufidun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki çantalariyle dikmelere (putlara) gidiyorlarmış gibi fırlıyacaklar

Süleyman Ateş

O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar).

44 Ayet

خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۚ ذَٰلِكَ الْيَوْمُ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ

Haşi'aten ebsaruhum terhekuhum zilleh, zalikel yevmullezi kanu yuadun.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözleri düşgün, kendilerini bir zillet saracak da saracak, o işte onların va'dolunup durdukları gün

Süleyman Ateş

Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür.