Yubassarunehum yeveddul mucrimu lev yeftedi min azabi yevmi izin bi benih.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
Elmalılı Hamdi Yazır
Birbirlerine gösterilirlerken, mücrim ister ki fidye verse o günün azabından oğullarını
Süleyman Ateş
Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,
12Ayet
وَصَاحِبَتِهِ وَأَخِيهِ
Ve sahıbetihi ve ahih.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve refikasını ve biraderini
Süleyman Ateş
Eşini ve kardeşini,
13Ayet
وَفَصِيلَتِهِ الَّتِي تُؤْوِيهِ
Ve fasiletihilleti tu'vih.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve kendini barındıran fasilesini
Süleyman Ateş
Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,
14Ayet
وَمَنْ فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنْجِيهِ
Ve men fil ardı cemi'an summe yuncih.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve Arzda bulunanların hepsini de sonra kendini kurtarsa
Süleyman Ateş
Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın.
15Ayet
كَلَّا ۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
Kella, inneha leza.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır, çünkü o salgın bir leza,
Süleyman Ateş
Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir.
16Ayet
نَزَّاعَةً لِلشَّوَىٰ
Nezzaaten liş şeva.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
etrafı soyan nari ceza'
Süleyman Ateş
Derileri kavurur, soyar.
17Ayet
تَدْعُو مَنْ أَدْبَرَ وَتَوَلَّىٰ
Ted'u men edbera ve tevella.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Çağırır arkasını dönüp tersine gideni
Süleyman Ateş
(Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni,
18Ayet
وَجَمَعَ فَأَوْعَىٰ
Ve cemea fe ev'a.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve toplayıp toplayıp kasaya yığanı
Süleyman Ateş
(Mal) Toplayıp kasada yığanı!
19Ayet
۞ إِنَّ الْإِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعًا
İnnel insane hulika helua.
Diyanet İşleri Başkanlığı
İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:
Elmalılı Hamdi Yazır
Hakikat o insan helu' yaradılmıştır
Süleyman Ateş
Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır.
20Ayet
إِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًا
İza messehuş şerru cezua.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Başına bir fenalık gelince feryat eder,
Elmalılı Hamdi Yazır
Şer dokundumu mızıkcı
Süleyman Ateş
Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır,
21Ayet
وَإِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعًا
Ve iza messehul hayru menua.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;
Elmalılı Hamdi Yazır
Hayır dokundumu kıskanç
Süleyman Ateş
Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar).
22Ayet
إِلَّا الْمُصَلِّينَ
İllel musallin.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Müstesna ancak o musalliler
Süleyman Ateş
Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
23Ayet
الَّذِينَ هُمْ عَلَىٰ صَلَاتِهِمْ دَائِمُونَ
Ellezine hum ala salatihim daimun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Onlar ki namazlarına müdavimdirler
Süleyman Ateş
Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar).
24Ayet
وَالَّذِينَ فِي أَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌ
Vellezine fi emvalihim hakkun ma'lum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlar ki mallarında vardır bir hakkı ma'lum
Süleyman Ateş
Onların mallarında belli bir hisse vardır:
25Ayet
لِلسَّائِلِ وَالْمَحْرُومِ
Lis saili vel mahrum.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Hem sail için hem mahrum
Süleyman Ateş
Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).
26Ayet
وَالَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ
Vellezine yusaddikune bi yevmid din.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Ve onlar ki din gününü (ceza gününü) tasdik ederler
Yevme yahrucune minel ecdasi siraan ke ennehum ila nusubin yufidun.
Diyanet İşleri Başkanlığı
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır
O gün ki kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki çantalariyle dikmelere (putlara) gidiyorlarmış gibi fırlıyacaklar
Süleyman Ateş
O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar).
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Gözleri düşgün, kendilerini bir zillet saracak da saracak, o işte onların va'dolunup durdukları gün
Süleyman Ateş
Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür.