بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيم

📖 20 Ayet 📍 Medeni 🔢 Sıra: 90
1 Ayet

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ لَا أُقْسِمُ بِهَٰذَا الْبَلَدِ

La uksimu bi hazel beled.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yo... Kasem ederim bu beldeye

Süleyman Ateş

Yoo, and içerim bu kente,

2 Ayet

وَأَنْتَ حِلٌّ بِهَٰذَا الْبَلَدِ

Ve ente hıllun bi hazel beled.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Bu şehre (Mekke'ye) yemin ederim; ki sen bu şehirde oturmuşsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen hıll iken bu beldede

Süleyman Ateş

Ki sen bu şehire girmekte(burada yaşamakta)sın.

3 Ayet

وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَ

Ve validin ve ma veled.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Doğurana ve doğurduğuna and olsun ki;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir validle veledine ki

Süleyman Ateş

Ve (and içerim) doğurucuya ve doğurduğuna ki,

4 Ayet

لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ فِي كَبَدٍ

Lekad halaknel insane fi kebed.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlunu, zorluklara katlanacak şekilde yarattık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hakikaten biz insanı bir meşakkat içinde yarattık

Süleyman Ateş

Biz insanı zorluk arasında yarattık.

5 Ayet

أَيَحْسَبُ أَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ أَحَدٌ

E yahsebu en len yakdira aleyhi ehad.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İnsanoğlu, kendisine kimsenin güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

Elmalılı Hamdi Yazır

O kendisine karşı kimse güç yetiremez mi sanıyor?

Süleyman Ateş

İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

6 Ayet

يَقُولُ أَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًا

Yekulu ehlektu malen lubeda.

Diyanet İşleri Başkanlığı

"Yığın yığın mal tüketmişimdir" diyor.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ben yığın yığın mal telef ettim diyor

Süleyman Ateş

(Gösteriş ve övünme için) "Ben birçok mal telef ettim" diyor.

7 Ayet

أَيَحْسَبُ أَنْ لَمْ يَرَهُ أَحَدٌ

E yahsebu en lem yerahu ehad.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O, kimsenin kendisini görmediğini mi zannediyor?

Elmalılı Hamdi Yazır

Onu bir gören olmadı mı zann ediyor?

Süleyman Ateş

Kimsenin kendisini görmediğini mi sanıyor?

8 Ayet

أَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِ

E lem nec'al lehu ayneyn.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Vermedik mi biz ona iki göz

Süleyman Ateş

Biz ona vermedik mi: İki göz

9 Ayet

وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِ

Ve lisanen ve şefeteyn.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir dil ve iki dudak;

Süleyman Ateş

Bir dil, iki dudak?

10 Ayet

وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ

Ve hedeynahun necdeyn.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi?

Elmalılı Hamdi Yazır

İki de tepe gösterdik

Süleyman Ateş

Ona iki tepeyi (anasının iki memesini emmenin veya hayır ve şerrin yolunu) gösterdik.

11 Ayet

فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَ

Fe laktehamel akabete.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat o göğüs veremedi o (akabeye) sarp yokuşa

Süleyman Ateş

Fakat o, sarp yokuşa atılamadı.

12 Ayet

وَمَا أَدْرَاكَ مَا الْعَقَبَةُ

Ve ma edrake mel akabeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin?

Elmalılı Hamdi Yazır

Bildin mi o sarp yokuş ne?

Süleyman Ateş

Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin?

13 Ayet

فَكُّ رَقَبَةٍ

Fekku rekabetin.

Diyanet İşleri Başkanlığı

O geçit, bir köle ve esir azadetmek,

Elmalılı Hamdi Yazır

(Fekki rakabe) esir bir boyun kurtarmak

Süleyman Ateş

Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek,

14 Ayet

أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ

Ev ıt'amun fi yevmin zi mesgabeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Veya salgın bir açlık gününde yemek yedirmek

Süleyman Ateş

Yahut açlık gününde doyurmaktır:

15 Ayet

يَتِيمًا ذَا مَقْرَبَةٍ

Yetimen za makrabeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yakınlığı olan bir yetime

Süleyman Ateş

Akraba olan yetimi,

16 Ayet

أَوْ مِسْكِينًا ذَا مَتْرَبَةٍ

Ev miskinen za metrabeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Yahut, açlık gününde, yakını olan bir öksüzü, yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Veya toprak döşenen bir miskine

Süleyman Ateş

Yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu.

17 Ayet

ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذِينَ آمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِ

Summe kane minellezine amenu ve tevasav bis sabri ve tevasav bil merhame.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Sonra, inanıp birbirlerine sabır tavsiye edenlerden, merhametlilerden olmayı tavsiye edenlerden olmaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sonra olmadı o iyman edip de sabra vasıyyetleşen ve merhamete vasıyyetleşenlerden

Süleyman Ateş

Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.

18 Ayet

أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ

Ulaike ashabul meymeneh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

İşte bunlar amel defterleri sağdan verilenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki onlardır işte meymenet sahibleri (Ashab-ı Meymene)

Süleyman Ateş

İşte onlar sağın adamlarıdır (Kitabı sağından verilen uğurlu kişilerdir).

19 Ayet

وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِآيَاتِنَا هُمْ أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ

Vellezine keferu bi ayatina hum ashabul meş'emeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Ayetlerimizi inkar edenler, işte onlar amel defterleri sollarından verilenlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ayetlerimize küfr edenler ise onlardır işte: Şeamet sahibleri (Ashab-ı Meş'eme)

Süleyman Ateş

Ayetlerimizi tanımayanlar ise solun adamlarıdır (Kitabı solundan verilen uğursuz kişilerdir).

20 Ayet

عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ

Aleyhim narun mu'sadeh.

Diyanet İşleri Başkanlığı

Onlar her yönden ateşle kapatılacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacak

Süleyman Ateş

Onlara (kapıları) üzerlerine kilitlenecek bir ateş vardır!